gösterdiler ile cümle
gösterdiler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.55
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Nörologlar insanların iyimser olma yönünde eğilimli olduklarını gösterdiler.فعلماء الأعصاب أظهروا أن البشر متفائلون فطريًّا
Nörologlar insanların iyimser olma yönünde eğilimli olduklarını gösterdiler.楽観的にできていることを 明らかにしています 私達が恐怖を 危険なものと考えるのは
Onlar gösterdiler RABbin belirtilerini, Ham ülkesinde şaşılası işlerini.(104:27) Они показали между ними слова знамений Его и чудеса Его в земле Хамовой.
Onlar gösterdiler RABbin belirtilerini, Ham ülkesinde şaşılası işlerini.Compì per mezzo loro i segni promessi e nel paese di Cam i suoi prodigi
Onlar gösterdiler RABbin belirtilerini, Ham ülkesinde şaşılası işlerini.De gjorde hans tecken ibland dem och under i Hams land.
Onlar gösterdiler RABbin belirtilerini, Ham ülkesinde şaşılası işlerini.De gjorde hans tegn iblandt dem og undere i Kams land.
Onlar gösterdiler RABbin belirtilerini, Ham ülkesinde şaşılası işlerini.Delala sta pred njimi besede znamenj njegovih in čudeže v deželi Hamovi.
Onlar gösterdiler RABbin belirtilerini, Ham ülkesinde şaşılası işlerini.Dieselben taten seine Zeichen unter ihnen und seine Wunder im Lande Hams.
Onlar gösterdiler RABbin belirtilerini, Ham ülkesinde şaşılası işlerini.Di Mesir mereka melakukan keajaiban-keajaiban, perbuatan-perbuatan besar dari TUHAN
Onlar gösterdiler RABbin belirtilerini, Ham ülkesinde şaşılası işlerini.Elvégezék azok között az õ jeleit, és a csodákat a Khám földén.
Onlar gösterdiler RABbin belirtilerini, Ham ülkesinde şaşılası işlerini.han gjorde sine Tegn i Ægypten og Undere i Kamiternes Land;
Onlar gösterdiler RABbin belirtilerini, Ham ülkesinde şaşılası işlerini.Ils accomplirent par son pouvoir des prodiges au milieu d`eux, Ils firent des miracles dans le pays de Cham.
Onlar gösterdiler RABbin belirtilerini, Ham ülkesinde şaşılası işlerini.저희가 그 백성 중에 여호와의 표징을 보이고 함 땅에서 기사를 행하였도다
Onlar gösterdiler RABbin belirtilerini, Ham ülkesinde şaşılası işlerini.Kteříž předložili jim slova znamení jeho a zázraků v zemi Chamově.
Onlar gösterdiler RABbin belirtilerini, Ham ülkesinde şaşılası işlerini.Którzy im przedłożyli słowa znaków jego, i cuda w ziemi Chamowej.
Onlar gösterdiler RABbin belirtilerini, Ham ülkesinde şaşılası işlerini.Nämä tekivät hänen tunnustekonsa heidän keskellään, tekivät ihmeitä Haamin maassa.
Onlar gösterdiler RABbin belirtilerini, Ham ülkesinde şaşılası işlerini.os quais executaram entre eles os seus sinais e prodígios na terra de Cão.
Onlar gösterdiler RABbin belirtilerini, Ham ülkesinde şaşılası işlerini.Predložil im slová jeho znamení a zázrakov v zemi Chámovej.
Onlar gösterdiler RABbin belirtilerini, Ham ülkesinde şaşılası işlerini.Prin puterea Lui, ei au făcut semne minunate în mijlocul lor, au făcut minuni în ţara lui Ham.
Onlar gösterdiler RABbin belirtilerini, Ham ülkesinde şaşılası işlerini.Puso en ellos las palabras de sus señales, y sus prodigios en la tierra de Cam
Onlar gösterdiler RABbin belirtilerini, Ham ülkesinde şaşılası işlerini.Trong xứ Cham , tại giữa Ê - díp-tô , Hai người_làm các dấu kỳ và phép lạ của Ngài .
Onlar gösterdiler RABbin belirtilerini, Ham ülkesinde şaşılası işlerini.Trong xứ Cham, tại giữa Ê-díp-tô, Hai người làm các dấu kỳ và phép lạ của Ngài.
Onlar gösterdiler RABbin belirtilerini, Ham ülkesinde şaşılası işlerini.Zij deden voor de ogen van het volk Egypte de wonderen die Hij hun had voorzegd.
Onlar gösterdiler RABbin belirtilerini, Ham ülkesinde şaşılası işlerini.Εξετελεσαν εν μεσω αυτων τους λογους των σημειων αυτου και τα θαυμασια αυτου εν γη Χαμ.
Onlar gösterdiler RABbin belirtilerini, Ham ülkesinde şaşılası işlerini.Които извършиха всред тях знаменията Му И чудесата Му в Хамовата земя.
Onlar gösterdiler RABbin belirtilerini, Ham ülkesinde şaşılası işlerini.שמו בם דברי אתותיו ומפתים בארץ חם׃
Onlar gösterdiler RABbin belirtilerini, Ham ülkesinde şaşılası işlerini.اقاما بينهم كلام آياته وعجائب في ارض حام.
Onlar gösterdiler RABbin belirtilerini, Ham ülkesinde şaşılası işlerini.在 敵 人 中 間 顯 他 的 神 蹟 在 含 地 顯 他 的 奇 事
Onlar gösterdiler RABbin belirtilerini, Ham ülkesinde şaşılası işlerini.在 敵人 中 間顯 他 的 神蹟 在 含 地顯 他 的 奇事
Tekne turuna çıkardılar ... güzel yerleri gösterdiler.E aí levaram-nos num barco e mostraram-nos as vistas no cais.
Tekne turuna çıkardılar ... güzel yerleri gösterdiler.Et puis il nous ont mis dans un bateau sur l'eau et ils nous ont montré tous ces sites dans le port.
Tekne turuna çıkardılar ... güzel yerleri gösterdiler. Hepsi birbirinden güzel.Poi ci portarono in barca e ci mostrarono tutte queste viste sul porto, una più bella dell'altra.
Tekne turuna çıkardılar ... güzel yerleri gösterdiler.Họ đưa chúng tôi lên thuyền ra khơi và cho chúng tôi ngắm mọi cảnh đẹp của bến cảng.
Tekne turuna çıkardılar ... güzel yerleri gösterdiler.저희를 태우고 바다로 나가서 항구의 구석구석 경치를 보여줬어요.
Tekne turuna çıkardılar ... güzel yerleri gösterdiler.Lalu mereka mengajak kami naik kapal ke perairan dan menunjukkan pemandangan di seputar pelabuhan.
Tekne turuna çıkardılar ... güzel yerleri gösterdiler.Później popłynęliśmy łódką, żeby zobaczyć widoki na zatokę.
Tekne turuna çıkardılar ... güzel yerleri gösterdiler.Şi ne-au scos cu o barcă în larg şi ne-au arătat toate acele atracţii ale portului.
Tekne turuna çıkardılar ... güzel yerleri gösterdiler.Y nos llevaron en un bote al mar y nos mostraron todas esas vistas del puerto.
Tekne turuna çıkardılar ... güzel yerleri gösterdiler.А после ни возиха с лодка по водата и ни показваха куп гледки в пристанището.
Tekne turuna çıkardılar ... güzel yerleri gösterdiler.ואז הם לקחו אותנו בסירה אל המים הפתוחים והראו לנו את כל המראות של הנמל.
Tekne turuna çıkardılar ... güzel yerleri gösterdiler.عندها أخذونا إلى المياه في قارب وأرونا كل تلك المناظر في الميناء
Tekne turuna çıkardılar ... güzel yerleri gösterdiler.港のあらゆる景色を見せてくれた どれもが美しさを競うような景色だった
Ve anladık ki, bu insanlar cidden bana yerel insanlarla kaynaşmak için bir-iki yol gösterdiler.A jak se ukázalo, tihle lidé mě opravdu naučili něco o zapadnutí mezi místní.
Ve anladık ki, bu insanlar cidden bana yerel insanlarla kaynaşmak için bir-iki yol gösterdiler.A jak się okazało ci ludzie naprawdę nauczyli mnie paru rzeczy o wtapianiu się w środowisko tubylców.
Ve anladık ki, bu insanlar cidden bana yerel insanlarla kaynaşmak için bir-iki yol gösterdiler.Este é John Doolikahn, que é o xamã dos kalash.
Ve anladık ki, bu insanlar cidden bana yerel insanlarla kaynaşmak için bir-iki yol gösterdiler.그런데 오히려 보시는 것처럼 이 사람들은 저에게 부족민과 어울리는 법을
Ve anladık ki, bu insanlar cidden bana yerel insanlarla kaynaşmak için bir-iki yol gösterdiler.Und tatsächlich habe ich von diesen Leuten noch ein oder zwei Dinge über Integration lernen können.
Ve anladık ki, bu insanlar cidden bana yerel insanlarla kaynaşmak için bir-iki yol gösterdiler.Và hoá ra những người này đã dạy tôi vài điều về cách hoà nhập cùng người bản xứ.
Ve anladık ki, bu insanlar cidden bana yerel insanlarla kaynaşmak için bir-iki yol gösterdiler.Y resultó que esos chicos me enseñaron bien un par de cosas sobre cómo mezclarte con los lugareños.
Ve anladık ki, bu insanlar cidden bana yerel insanlarla kaynaşmak için bir-iki yol gösterdiler.І, як виявилося, ці хлопці навчили мене, справді навчили, як потоваришувати із місцевими.
Ve anladık ki, bu insanlar cidden bana yerel insanlarla kaynaşmak için bir-iki yol gösterdiler.Но так получилось, что эти ребята преподали мне хороший урок того, как нужно вливаться в местные общины.
Ve anladık ki, bu insanlar cidden bana yerel insanlarla kaynaşmak için bir-iki yol gösterdiler.ומה שיצא, היה שהחברה האלה באמת לימדו אותי דבר או שניים על השתלבות
Ve anladık ki, bu insanlar cidden bana yerel insanlarla kaynaşmak için bir-iki yol gösterdiler.و .. كما تبين لاحقاً , فقد علمني هؤلاء الرجال .. امراً أو إثنين عن كيفية الاندماج فعلاً
Ve anladık ki, bu insanlar cidden bana yerel insanlarla kaynaşmak için bir-iki yol gösterdiler.実際にやってみると この人たちは 地元住民に溶け込むのに どうしたらいいか 教えてくれました
Ve ne oldu? Yaptılar. Bu mesajı alan insanlar,enerji tüketimlerinde belirgin bir azalma gösterdiler.Domy ludzi, którzy otrzymali tą wiadomość, wykazały znaczny spadek zużycia energii.
İlgili Sayfalar