görmez ile cümle

görmez kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
‹‹Size doğrusunu söyleyeyim›› diye devam etti İsa, ‹‹Hiçbir peygamber kendi memleketinde kabul görmez.또 가라사대 내가 진실로 너희에게 이르노니 선지자가 고향에서 환영을 받는 자가 없느니라
‹‹Size doğrusunu söyleyeyim›› diye devam etti İsa, ‹‹Hiçbir peygamber kendi memleketinde kabul görmez.Mais, ajouta-t-il, je vous le dis en vérité, aucun prophète n`est bien reçu dans sa patrie.
‹‹Size doğrusunu söyleyeyim›› diye devam etti İsa, ‹‹Hiçbir peygamber kendi memleketinde kabul görmez.Men han sagde: "Sandelig, siger jeg eder, at ingen Profet er anerkendt i sit Fædreland.
‹‹Size doğrusunu söyleyeyim›› diye devam etti İsa, ‹‹Hiçbir peygamber kendi memleketinde kabul görmez.Men han sa: Sannelig sier jeg eder: Ingen profet blir vel mottatt på sitt hjemsted.
‹‹Size doğrusunu söyleyeyim›› diye devam etti İsa, ‹‹Hiçbir peygamber kendi memleketinde kabul görmez.Monda pedig: Bizony mondom néktek: Egy próféta sem kedves az õ hazájában.
‹‹Size doğrusunu söyleyeyim›› diye devam etti İsa, ‹‹Hiçbir peygamber kendi memleketinde kabul görmez.Och han tillade: »Sannerligen säger jag eder: Ingen profet bliver i sitt fädernesland väl mottagen.
‹‹Size doğrusunu söyleyeyim›› diye devam etti İsa, ‹‹Hiçbir peygamber kendi memleketinde kabul görmez.Poi aggiunse: «Nessun profeta è bene accetto in patria
‹‹Size doğrusunu söyleyeyim›› diye devam etti İsa, ‹‹Hiçbir peygamber kendi memleketinde kabul görmez.Reče pa: Resnično vam pravim, da noben prorok ni prijeten v domovini svoji.
‹‹Size doğrusunu söyleyeyim›› diye devam etti İsa, ‹‹Hiçbir peygamber kendi memleketinde kabul görmez.--Y añadió--: De cierto os digo, que ningún profeta es aceptado en su tierra
‹‹Size doğrusunu söyleyeyim›› diye devam etti İsa, ‹‹Hiçbir peygamber kendi memleketinde kabul görmez.Yesus menambahkan, "Ingatlah, tidak ada nabi yang dihormati di kampung halamannya sendiri
‹‹Size doğrusunu söyleyeyim›› diye devam etti İsa, ‹‹Hiçbir peygamber kendi memleketinde kabul görmez.Ειπε δε Αληθως σας λεγω οτι ουδεις προφητης ειναι δεκτος εν τη πατριδι αυτου.
‹‹Size doğrusunu söyleyeyim›› diye devam etti İsa, ‹‹Hiçbir peygamber kendi memleketinde kabul görmez.И пак рече: Истина ви казвам, че никой пророк не е приет в родината си.
‹‹Size doğrusunu söyleyeyim›› diye devam etti İsa, ‹‹Hiçbir peygamber kendi memleketinde kabul görmez.И сказал: истинно говорю вам: никакой пророк непринимается в своем отечестве.
‹‹Size doğrusunu söyleyeyim›› diye devam etti İsa, ‹‹Hiçbir peygamber kendi memleketinde kabul görmez.Рече ж: Істино глаголю вам: Що нї один пророк не єсть приятен в отчинї своїй.
‹‹Size doğrusunu söyleyeyim›› diye devam etti İsa, ‹‹Hiçbir peygamber kendi memleketinde kabul görmez.ויאמר אמן אמר אני לכם כי אין נביא רצוי בארץ מולדתו׃
‹‹Size doğrusunu söyleyeyim›› diye devam etti İsa, ‹‹Hiçbir peygamber kendi memleketinde kabul görmez.وقال الحق اقول لكم انه ليس نبي مقبولا في وطنه.
‹‹Size doğrusunu söyleyeyim›› diye devam etti İsa, ‹‹Hiçbir peygamber kendi memleketinde kabul görmez.又 說 、 我 實 在 告 訴 你 們 、 沒 有 先 知 在 自 己 家 鄉 被 人 悅 納 的
‹‹Size doğrusunu söyleyeyim›› diye devam etti İsa, ‹‹Hiçbir peygamber kendi memleketinde kabul görmez.又 說 、 我實在 告訴 你 們 、 沒 有 先知 在 自己 家鄉 被 人 悅納的
- Soruya cevap vermiyor... ...görmezden geliyor.- Ne csak ne válaszoljon a kérdésre, hanem hagyja is figyelmen kívül.
- Soruya cevap vermiyor... ...görmezden geliyor.Αυτό...
- Soruya cevap vermiyor... ...görmezden geliyor...هذا
Tamam, Afrika'yı enformel ve geleneksel sektörleri... ...görmezden gelerek kalkındıramazsınız.Also, man kann Afrika nicht entwickeln wenn man den informellen und den traditionellen Sektor ignoriert.
Tamam, Afrika'yı enformel ve geleneksel sektörleri... ...görmezden gelerek kalkındıramazsınız.Am stabilit că nu putem dezvolta Africa ignorând sectorul neoficial și pe cel tradițional.
Tamam, Afrika'yı enformel ve geleneksel sektörleri... ...görmezden gelerek kalkındıramazsınız.Donc, vous ne pouvez pas développer l'Afrique en ignorant les secteurs informel et traditionnel.
Tamam, Afrika'yı enformel ve geleneksel sektörleri... ...görmezden gelerek kalkındıramazsınız.Je kan Afrika niet ontwikkelen door de informele en traditionele sectoren te negeren.
Tamam, Afrika'yı enformel ve geleneksel sektörleri... ...görmezden gelerek kalkındıramazsınız.네, 일상 부문과 전통 분야를 무시한다면 아프리카를 발전시킬 수 없습니다.
Tamam, Afrika'yı enformel ve geleneksel sektörleri... ...görmezden gelerek kalkındıramazsınız.Muy bien, no puedes ayudar a desarrollar África ignorando los sectores informal y tradicional.
Tamam, Afrika'yı enformel ve geleneksel sektörleri... ...görmezden gelerek kalkındıramazsınız.Non puoi sviluppare l'Africa ignorando i settori informale e tradizionale.
Tamam, Afrika'yı enformel ve geleneksel sektörleri... ...görmezden gelerek kalkındıramazsınız.OK, nie można rozwijać Afryki ignorując sektory nieformalny i tradycyjny.
Tamam, Afrika'yı enformel ve geleneksel sektörleri... ...görmezden gelerek kalkındıramazsınız.Tehát nem lehet Afrikát úgy fejleszteni, hogy elhanyagoljuk az informális és a hagyományos szektort.
Tamam, Afrika'yı enformel ve geleneksel sektörleri... ...görmezden gelerek kalkındıramazsınız.Δεν μπορεί να υπάρξει ανάπτυξη στην Αφρική χωρίς τον ανεπίσημο και τον παραδοσιακό τομέα.
Tamam, Afrika'yı enformel ve geleneksel sektörleri... ...görmezden gelerek kalkındıramazsınız.Добре, не можете да развиете Африка като игнорирате неформалния и традиционния сектор.
Tamam, Afrika'yı enformel ve geleneksel sektörleri... ...görmezden gelerek kalkındıramazsınız.Нельзя развивать Африку, игнорируя неформальный и традиционный сектор.
Tamam, Afrika'yı enformel ve geleneksel sektörleri... ...görmezden gelerek kalkındıramazsınız.טוב, אי אפשר לפתח את אפריקה על ידי התעלמות מהמגזר הבלתי פורמלי והמסורתי.
Tamam, Afrika'yı enformel ve geleneksel sektörleri... ...görmezden gelerek kalkındıramazsınız.حسنا ، لا يمكننا النهوض بإفريقيا إذا تجاهلنا القطاعات غير الرسمية والتقليدية.
Tamam, Afrika'yı enformel ve geleneksel sektörleri... ...görmezden gelerek kalkındıramazsınız.非公式部門や伝統部門を 無視しては不可能です そして 非公式部門や伝統部門の 発展のためには
Tamamen görmezden gelebileceğiniz şeyler.Amivel nem kell foglalkozni.
Tamamen görmezden gelebileceğiniz şeyler.Ceva ce puteţi ignora complet.
Tamamen görmezden gelebileceğiniz şeyler.Coś, co można zignorować.
Tamamen görmezden gelebileceğiniz şeyler.Etwas, das man völlig ignorieren kann.
Tamamen görmezden gelebileceğiniz şeyler.Iets wat je geheel kunt negeren.
Tamamen görmezden gelebileceğiniz şeyler.무시할 수 있는 물건들 인지 아닌지. 이해 하시겠죠?
Tamamen görmezden gelebileceğiniz şeyler.Něco, co můžete naprosto ignorovat.
Tamamen görmezden gelebileceğiniz şeyler.Niečo, čo môžete úplne ignorovať.
Tamamen görmezden gelebileceğiniz şeyler.Qualcosa che potete ignorare completamente.
Tamamen görmezden gelebileceğiniz şeyler.Que pueden ignorar por completo.
Tamamen görmezden gelebileceğiniz şeyler.Que vous pouvez ignorer complètement.
Tamamen görmezden gelebileceğiniz şeyler.Vilket man helt kan ignorera.
Tamamen görmezden gelebileceğiniz şeyler.Το οποίο μπορείς να αγνοήσεις εντελώς.
Tamamen görmezden gelebileceğiniz şeyler.Нечто, что можно вообще игнорировать.
Tamamen görmezden gelebileceğiniz şeyler.Нещо, което можем напълно да пренебрегнем.
Tamamen görmezden gelebileceğiniz şeyler.Щось, що можна повністю проігнорувати.
Tamamen görmezden gelebileceğiniz şeyler.משהו שאפשר לחלוטין להתעלם ממנו.
Tamamen görmezden gelebileceğiniz şeyler.وتستطيع أن تتجاهله تماما.
Tamamen görmezden gelebileceğiniz şeyler.もし へんとう体が興奮すれば それは何か重要なものとされ
Tamamen görmezden gelindiğim için şanslıydım... ...asıl söylemek istediğim, bu inanılmaz bir şey.Am avut norocul să fiu ignorată complet -- ceea ce e un lucru minunat, ascultați la mine.
Tamamen görmezden gelindiğim için şanslıydım... ...asıl söylemek istediğim, bu inanılmaz bir şey.Así que tuve la suerte de que me ignoraran por completo-- lo cual es fabuloso, déjenme decirles.
Tamamen görmezden gelindiğim için şanslıydım... ...asıl söylemek istediğim, bu inanılmaz bir şey.Ik had het geluk om volstrekt te worden genegeerd, wat iets fantastisch is, wil ik je verzekeren.
Tamamen görmezden gelindiğim için şanslıydım... ...asıl söylemek istediğim, bu inanılmaz bir şey.Io ho avuto la fortuna di essere completamente ignorata - una cosa fantastica, in effetti, lasciatemelo dire.
Tamamen görmezden gelindiğim için şanslıydım... ...asıl söylemek istediğim, bu inanılmaz bir şey.J'ai eu la chance d'être complètement ignorée -- chose fabuleuse réellement, je dois vous le dire.

İlgili Sayfalar