görmemişti ile cümle
görmemişti kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
O bir görmemişti.Elle n'avait jamais vu un seul.
O bir görmemişti.Hän ei ollut koskaan nähnyt.
O bir görmemişti.Hon hade aldrig sett en.
O bir görmemişti.Hun havde aldrig set en.
O bir görmemişti.Imela je nikoli ni videl.
O bir görmemişti.Nikdy neviděl.
O bir görmemişti.Nikdy nevidel.
O bir görmemişti.Non aveva mai visto uno.
O bir görmemişti.Ő még soha nem láttam.
O bir görmemişti.Ona nigdy nie widział.
O bir görmemişti.Sie hatte noch nie einen gesehen.
O bir görmemişti.Ze had nog nooit een gezien.
O bir görmemişti.Вона ніколи не бачив.
O bir görmemişti.Она никогда не видел.
O bir görmemişti.Тя никога не беше виждал.
O, daha önce birbirlerini hiç görmemişti sanki onun için konuşmak değil, sanki o gayet iyi biliyordu.Ele não falou com ela como se nunca tivessem visto um ao outro antes, mas como se ele conhecia muito bem.
O, daha önce birbirlerini hiç görmemişti sanki onun için konuşmak değil, sanki o gayet iyi biliyordu.Han talte ikke til hende, som om de aldrig havde set hinanden før, men som om han kendte hende ganske godt.
O, daha önce birbirlerini hiç görmemişti sanki onun için konuşmak değil, sanki o gayet iyi biliyordu.Hij wilde niet met haar spreken alsof ze nog nooit gezien elkaar voor, maar als hij kende haar heel goed.
O, daha önce birbirlerini hiç görmemişti sanki onun için konuşmak değil, sanki o gayet iyi biliyordu.Il ne parlait pas d'elle comme si elles n'avaient jamais vus avant, mais comme s'il elle savait très bien.
O, daha önce birbirlerini hiç görmemişti sanki onun için konuşmak değil, sanki o gayet iyi biliyordu.그 사람이 전에 서로를 본 적이있다면 그녀와 이야기하지만,하지 않은 경우로서 그 꽤 잘 그녀를 알았어요.
O, daha önce birbirlerini hiç görmemişti sanki onun için konuşmak değil, sanki o gayet iyi biliyordu.Nehovoril s ňou, ako by nikdy nevideli, ale ako keby vedel, že ju celkom dobre.
O, daha önce birbirlerini hiç görmemişti sanki onun için konuşmak değil, sanki o gayet iyi biliyordu.Nemluvil s ní, jako by nikdy neviděli, ale jako kdyby věděl, že ji docela dobře.
O, daha önce birbirlerini hiç görmemişti sanki onun için konuşmak değil, sanki o gayet iyi biliyordu.No hablar con ella como si nunca se habían visto antes, pero como si sabía que su bien.
O, daha önce birbirlerini hiç görmemişti sanki onun için konuşmak değil, sanki o gayet iyi biliyordu.Non parlava a lei come se non fossero mai visti prima, ma come se lui conosceva il suo bene.
O, daha önce birbirlerini hiç görmemişti sanki onun için konuşmak değil, sanki o gayet iyi biliyordu.Ő nem beszélt vele, mintha soha nem látták egymást korábban, hanem mintha tudta ő nagyon jól.
O, daha önce birbirlerini hiç görmemişti sanki onun için konuşmak değil, sanki o gayet iyi biliyordu.On ni govoril z njo, kot če bi nikoli videla, ampak prej kot da bi jo precej dobro poznal.
O, daha önce birbirlerini hiç görmemişti sanki onun için konuşmak değil, sanki o gayet iyi biliyordu.Δεν μιλούν σε την ως εάν δεν είχαν δει ποτέ ο ένας τον άλλον στο παρελθόν, αλλά σαν να γνώριζε την πολύ καλά.
O, daha önce birbirlerini hiç görmemişti sanki onun için konuşmak değil, sanki o gayet iyi biliyordu.Він не розмовляв з нею, як ніби вони ніколи не бачили один одного раніше, але ніби він знав її досить добре.
O, daha önce birbirlerini hiç görmemişti sanki onun için konuşmak değil, sanki o gayet iyi biliyordu.Той не говори с нея, ако те никога не са се виждали и преди, но, ако той я познаваше доста добре.
O, daha önce birbirlerini hiç görmemişti sanki onun için konuşmak değil, sanki o gayet iyi biliyordu.הוא לא דיבר אליה כאילו הם מעולם לא ראו אחד את השני לפני אבל כאילו הוא הכיר אותה היטב.
O, daha önce birbirlerini hiç görmemişti sanki onun için konuşmak değil, sanki o gayet iyi biliyordu.انه لم يتحدث معها كما لو أنهم لم يروا بعضهم البعض من قبل ولكن كما لو كان يعرفونها جيدا.
O, daha önce birbirlerini hiç görmemişti sanki onun için konuşmak değil, sanki o gayet iyi biliyordu.非常によく彼女を知っていた。 メアリーは男の子について何も知りませんでしたし、彼女が感じたので、彼女は彼に少し堅くスポーク
O icat etmiş. Böyle bir şey hiç görmemiştim. Siz gördünüz mü?Il l'a inventé. je n'ai jamais vu une telle chose, et vous?
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.Dar nimeni nu mai văzuse asta în natură.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.Doch niemand hatte es je zuvor in der Natur gesehen.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.Het punt is, dat niemand dit ooit had gezien in de natuur.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.Jenže do té doby to nikdo v přírodě ještě neviděl.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.사람들은 자연에서 이런 조직을 이전에는 본적이 없었던거죠.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.Le fait est que personne n'avait rencontré cela dans la nature auparavant.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.Masalahnya adalah tidak ada yang pernah melihat ini sebelumnya di alam.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.Nessuno aveva mai visto una cosa simile in natura.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.O facto é que até ali, nunca ninguém tinha visto algo assim na natureza.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.Tyle że nikt dotąd nic takiego nie widział.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.Vấn đề là, chưa một ai nhìn thấy chúng trước đây trong tự nhiên.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti. Ve ben şimdi onlardan birine bakıyordum.El caso es que nadie había detectado algo así jamás en la naturaleza y ahora lo estaba mirando.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.Όμως ποτέ δεν είχαμε δει παράδειγμα αυτής της παράταξης στη φύση.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.Но загвоздка в том, что никто до сего момента в природе этого не наблюдал.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.Обаче, никой не бе го виждал в природата.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.העניין הוא, אף אחד לא ראה את זה קודם לכן בטבע.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.وفي الواقع لم يشاهدها احد من قبل على الطبيعة.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.私はちょうどそれを 眺めていたのです
Onu hiç bu kadar mutlu görmemiştim.Ce fut le plus heureux moment que j'ai vue.
Onu hiç bu kadar mutlu görmemiştim.Itu adalah wajah ibu paling bahagia yang pernah aku lihat.
O zaman mektubumu görmemiştir.Ó... Akkor gondolom, egyik levelemet sem kapta meg.
O zaman mektubumu görmemiştir.Oh ! Alors, il n'a pas vu mon e-mail.
O zaman mektubumu görmemiştir.Τότε υποθέτω δεν έλαβε κανένα από τα γράμματα που του έστειλα μέσω μέιλ;
O zaman mektubumu görmemiştir.لذا اظن انه لم يتلقى اي من رسائلي؟
Paul fosillerle çalışıyor. Daha önce fosilin böyle tepki verdiğini hiç görmemişti.Paul ei ole koskaan nähnyt fossiilin käyttäytyvän näin.
Paul fosillerle çalışıyor. Daha önce fosilin böyle tepki verdiğini hiç görmemişti.Paul hat noch nie ein Fossil so reagieren sehen.
Paul fosillerle çalışıyor. Daha önce fosilin böyle tepki verdiğini hiç görmemişti.Paul heeft nog nooit een fossiel dat zien doen.