görmemişti ile cümle
görmemişti kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
İsveç'i hiç görmemişti.Chưa bao giờ thấy Thụy Điển.
İsveç'i hiç görmemişti.Ei ikinä nähnyt Ruotsia.
İsveç'i hiç görmemişti.Elle n'avait jamais vu la Suède.
İsveç'i hiç görmemişti.스웨덴은 물론 본 적도 없고요
İsveç'i hiç görmemişti.Niciodată nu a văzut Suedia.
İsveç'i hiç görmemişti.Nigdy nie widziała Szwecji.
İsveç'i hiç görmemişti.Nikdy neviděla Švédsko.
İsveç'i hiç görmemişti.Non aveva mai visto la Svezia.
İsveç'i hiç görmemişti.Nunca había visitado Suecia antes.
İsveç'i hiç görmemişti.Nunca tinha visto a Suécia.
İsveç'i hiç görmemişti.Schweden hatte sie noch nie gesehen.
İsveç'i hiç görmemişti.Soha nem látta Svédországot.
İsveç'i hiç görmemişti.Walaupun belum pernah ke Swedia,
İsveç'i hiç görmemişti.Ze was nooit in Zweden geweest.
İsveç'i hiç görmemişti.Δεν είχε δει ποτέ τη Σουηδία.
İsveç'i hiç görmemişti.Никога не беше виждала Швеция.
İsveç'i hiç görmemişti.Никогда не видела Швецию.
İsveç'i hiç görmemişti.Ніколи до того не бачивши Швеції.
İsveç'i hiç görmemişti.מעולם לא ראתה את שוודיה.
İsveç'i hiç görmemişti.لم ترى السويد قط
İsveç'i hiç görmemişti.でも体験したことに全く動じませんでした
İsveç'i hiç görmemişti.佢從未去過瑞典
İyi gidecek gibi. Bunun gibi bir şey hiç görmemiştim.Há aqui materiais que nunca vi antes.
İyi gidecek gibi. Bunun gibi bir şey hiç görmemiştim.Ở đây có nhiều thứ, tôi chưa bao giờ thấy.
İyi gidecek gibi. Bunun gibi bir şey hiç görmemiştim.ככה שבעוד 12דקות נאבד את היכולת
Klasik bir gama retrovirüs, ama tamamen yeni; kimse daha önce görmemişti.C'est un rétrovirus gamma classique, mais il est totalement nouveau; on ne l'avait jamais vu avant.
Klasik bir gama retrovirüs, ama tamamen yeni; kimse daha önce görmemişti.Es ist ein klassisches Retrovirus, aber es ist völlig neu. Niemand hat es je zuvor gesehen.
Klasik bir gama retrovirüs, ama tamamen yeni; kimse daha önce görmemişti.Es un genoma clásico de un retrovirus, pero es completamente nuevo: nunca nadie lo ha visto antes.
Klasik bir gama retrovirüs, ama tamamen yeni; kimse daha önce görmemişti.E un retrovirus clasic de tipul gama, dar e complet nou; nimeni nu l-a mai întâlnit.
Klasik bir gama retrovirüs, ama tamamen yeni; kimse daha önce görmemişti.Het is een klassiek gammaretrovirus, maar het is wel helemaal nieuw. Nooit eerder gezien.
Klasik bir gama retrovirüs, ama tamamen yeni; kimse daha önce görmemişti.To klasyczny retrowirus typu gamma, ale całkowicie nowy. Nikt go wcześniej nie widział.
Klasik bir gama retrovirüs, ama tamamen yeni; kimse daha önce görmemişti.이건 전형적인 γ-RNA종양바이러스이지만,전에 아무도 못봤을 만큼 전적으로 새로운 것입니다.
Klasik bir gama retrovirüs, ama tamamen yeni; kimse daha önce görmemişti.Това е класически гама ретровирус, но е напълно нов; никой не го е виждал преди.
Klasik bir gama retrovirüs, ama tamamen yeni; kimse daha önce görmemişti.Это классический гамма ретровирус, но он абсолютно новый; никто раньше его не видел.
Klasik bir gama retrovirüs, ama tamamen yeni; kimse daha önce görmemişti.זהו רטרו-וירוס קלסי, אבל הוא חדש לגמרי; איש לא ראה אותו עד כה.
Klasik bir gama retrovirüs, ama tamamen yeni; kimse daha önce görmemişti.انه نوع كلاسيكي من فيروس الغاما و ذلك جديد للغاية لم يره أحد من قبل قط
Klasik bir gama retrovirüs, ama tamamen yeni; kimse daha önce görmemişti.誰も見たことのないものです 一番似ているのはマウスのウイルスです
Leopar foklarıyla birçok tecrübesi olmus. Bense bir tane bile görmemiştim.Dia memiliki banyak pengalaman dengan anjing laut tutul yang belum pernah saya lihat.
Leopar foklarıyla birçok tecrübesi olmus. Bense bir tane bile görmemiştim.그리고 그는 레오파드 바다표범과 많은 경험이 있습니다. 저는 한번도 못봤고요.
Leopar foklarıyla birçok tecrübesi olmus. Bense bir tane bile görmemiştim.Ma doświadczenie z lampartami morskimi.
Leopar foklarıyla birçok tecrübesi olmus. Bense bir tane bile görmemiştim.Má spoustu zkušeností s tuleni leopardími, já jsem nikdy žádného neviděl.
Leopar foklarıyla birçok tecrübesi olmus. Bense bir tane bile görmemiştim.ויש לו ניסיון רב עם הידרורגות נמריות. אני מעולם לא ראיתי אחת.
Leopar foklarıyla birçok tecrübesi olmus. Bense bir tane bile görmemiştim.ولديه خبرة واسعة فيما يخص فهود البحر .. ولم اكن من قبل قد شهدت واحداً منها
Leopar foklarıyla birçok tecrübesi olmus. Bense bir tane bile görmemiştim.小さなゴムボートで入り江に入っていくと
Mistress Mary, bir çocuk yüzü gibi yuvarlak ve gibi mavi gözleri görmemişti.아씨 메리는 어떤 남자의 얼굴 이러한 원형 및 파란 눈을 본 적이 없었다.
Mistress Mary, bir çocuk yüzü gibi yuvarlak ve gibi mavi gözleri görmemişti.Maestra Maria non aveva mai visto così e così rotondo occhi azzurri in faccia ogni ragazzo.
Mistress Mary, bir çocuk yüzü gibi yuvarlak ve gibi mavi gözleri görmemişti.Nunca había visto a la señorita Mary ronda tal y ojos azules en la cara de cualquier niño.
Mistress Mary, bir çocuk yüzü gibi yuvarlak ve gibi mavi gözleri görmemişti.Nyonya Maria tidak pernah melihat dan bulat seperti mata biru seperti di wajah setiap anak laki-laki.
Mistress Mary, bir çocuk yüzü gibi yuvarlak ve gibi mavi gözleri görmemişti.Pani Maria nigdy nie widziałem tak okrągłe i takie niebieskie oczy w każdej twarzy chłopca.
Mistress Mary, bir çocuk yüzü gibi yuvarlak ve gibi mavi gözleri görmemişti.Pani Marie nikdy nevidel tak guľaté a modré oči, ako v každom chlapcovi do tváre.
Mistress Mary, bir çocuk yüzü gibi yuvarlak ve gibi mavi gözleri görmemişti.Paní Marie nikdy neviděl tak kulaté a modré oči, jako v každém chlapci do tváře.
Mistress Mary, bir çocuk yüzü gibi yuvarlak ve gibi mavi gözleri görmemişti.Ποτέ δεν είχε Mistress Mary δει τέτοια γύρο και τέτοια μπλε μάτια στο πρόσωπο κάθε αγοριού.
Mistress Mary, bir çocuk yüzü gibi yuvarlak ve gibi mavi gözleri görmemişti.מעולם לא ראיתי העלמה מרי עגול כזה ועיניים כחולות כאלה פנים של כל ילד.
Mistress Mary, bir çocuk yüzü gibi yuvarlak ve gibi mavi gözleri görmemişti.لم يكن ينظر إلى ماري العشيقة هذه الجولة والعيون الزرقاء من هذا القبيل في مواجهة أي الصبي.
Mistress Mary, bir çocuk yüzü gibi yuvarlak ve gibi mavi gözleri görmemişti.と彼は反対偏って木の幹に、茶色のリスがしがみついていたと
O bir görmemişti.Cô chưa bao giờ nhìn thấy một.
O bir görmemişti.Dia belum pernah melihat satu.
O bir görmemişti.Ea nu mai văzuse niciodată o.
O bir görmemişti.Ela nunca tinha visto um.
O bir görmemişti.Ella nunca había visto uno.