görmemiş ile cümle

görmemiş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
O, daha önce birbirlerini hiç görmemişti sanki onun için konuşmak değil, sanki o gayet iyi biliyordu.הוא לא דיבר אליה כאילו הם מעולם לא ראו אחד את השני לפני אבל כאילו הוא הכיר אותה היטב.
O, daha önce birbirlerini hiç görmemişti sanki onun için konuşmak değil, sanki o gayet iyi biliyordu.انه لم يتحدث معها كما لو أنهم لم يروا بعضهم البعض من قبل ولكن كما لو كان يعرفونها جيدا.
O, daha önce birbirlerini hiç görmemişti sanki onun için konuşmak değil, sanki o gayet iyi biliyordu.非常によく彼女を知っていた。 メアリーは男の子について何も知りませんでしたし、彼女が感じたので、彼女は彼に少し堅くスポーク
O icat etmiş. Böyle bir şey hiç görmemiştim. Siz gördünüz mü?Il l'a inventé. je n'ai jamais vu une telle chose, et vous?
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.Dar nimeni nu mai văzuse asta în natură.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.Doch niemand hatte es je zuvor in der Natur gesehen.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.Het punt is, dat niemand dit ooit had gezien in de natuur.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.Jenže do té doby to nikdo v přírodě ještě neviděl.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.사람들은 자연에서 이런 조직을 이전에는 본적이 없었던거죠.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.Le fait est que personne n'avait rencontré cela dans la nature auparavant.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.Masalahnya adalah tidak ada yang pernah melihat ini sebelumnya di alam.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.Nessuno aveva mai visto una cosa simile in natura.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.O facto é que até ali, nunca ninguém tinha visto algo assim na natureza.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.Tyle że nikt dotąd nic takiego nie widział.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.Vấn đề là, chưa một ai nhìn thấy chúng trước đây trong tự nhiên.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti. Ve ben şimdi onlardan birine bakıyordum.El caso es que nadie había detectado algo así jamás en la naturaleza y ahora lo estaba mirando.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.Όμως ποτέ δεν είχαμε δει παράδειγμα αυτής της παράταξης στη φύση.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.Но загвоздка в том, что никто до сего момента в природе этого не наблюдал.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.Обаче, никой не бе го виждал в природата.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.העניין הוא, אף אחד לא ראה את זה קודם לכן בטבע.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.وفي الواقع لم يشاهدها احد من قبل على الطبيعة.
Olay şu; bunu kimse daha önce doğada görmemişti.私はちょうどそれを 眺めていたのです
Önemli olmasının nedeni dünyanın neredeyse hiç deprem görmemiş yerinde meydana gelmiş olması.하지만 이 지진을 눈여겨봐야할 이유는 이것이 지진이 자주 발생하지 않는 장소에서 일어났기 때문입니다
Önemli olmasının nedeni dünyanın neredeyse hiç deprem görmemiş yerinde meydana gelmiş olması.Se tapahtui sellaisessa osassa maapalloa, jossa ei ole maanjäristyksiä kovin usein.
Önemli olmasının nedeni dünyanın neredeyse hiç deprem görmemiş yerinde meydana gelmiş olması.لكن سبب انه يمكننا ان نشعر بها هو لأنها حدثت في جزء من العالم لا يحدث فيه الكثير من الزلازل
Onu görmek istiyorum, birkaç zamandır ortalıkta görünmüyor. üç veya dört gündür kimse görmemiş.Chcem ju vidieť. 'Už sme ju chvíľu nikde nevideli. Už tri alebo štyri dni ju nikto nevidel.'
Onu görmek istiyorum, birkaç zamandır ortalıkta görünmüyor. üç veya dört gündür kimse görmemiş."Neviděli jsme ji nějakou dobu. Bylo to asi tři nebo čtyři dny, nikdo ji neviděl."
Onu görmemiş olma şansın yok.Du kan ikke have set den.
Onu görmemiş olma şansın yok.Du måste ha sett det.
Onu görmemiş olma şansın yok.È impossibile che tu non l'abbia vista.
Onu görmemiş olma şansın yok.É impossível não teres visto.
Onu görmemiş olma şansın yok.Es imposible que no hayas visto nada.
Onu görmemiş olma şansın yok.Musiałeś widzieć.
Onu görmemiş olma şansın yok.Näit sen varmasti.
Onu görmemiş olma şansın yok.Αποκλείεται να μην την είδες.
Onu görmemiş olma şansın yok.Ты не мог не видеть его.
Onu hiç bu kadar mutlu görmemiştim.Ce fut le plus heureux moment que j'ai vue.
Onu hiç bu kadar mutlu görmemiştim.Itu adalah wajah ibu paling bahagia yang pernah aku lihat.
O zamanlar liseye başlıyordum. Daha önce hiç görmemiş olsam da,저는 그때 고등학교 신입생이었죠. 아마 그녀는 3학년 정도였던 것 같습니다.
O zamanlar liseye başlıyordum. Daha önce hiç görmemiş olsam da, Lise 3'te olduğunu söyleyebilirdim.Byłem w pierwszej klasie liceum, ona chyba też, ale nie chodziła do mojej szkoły.
O zamanlar liseye başlıyordum. Daha önce hiç görmemiş olsam da,אני התחלתי ללמוד אז בתיכון. הייתי אומר שהיא היתה בי"א,
O zamanlar liseye başlıyordum. Daha önce hiç görmemiş olsam da,كنت قد بدأت المرحلة الثانوية وأستطيع القول أنها كانت أصغر
O zamanlar liseye başlıyordum. Daha önce hiç görmemiş olsam da,ただ見たことはなく 学校が違ったようです
O zaman mektubumu görmemiştir.Ó... Akkor gondolom, egyik levelemet sem kapta meg.
O zaman mektubumu görmemiştir.Oh ! Alors, il n'a pas vu mon e-mail.
O zaman mektubumu görmemiştir.Τότε υποθέτω δεν έλαβε κανένα από τα γράμματα που του έστειλα μέσω μέιλ;
O zaman mektubumu görmemiştir.لذا اظن انه لم يتلقى اي من رسائلي؟
Paul fosillerle çalışıyor. Daha önce fosilin böyle tepki verdiğini hiç görmemişti.Paul ei ole koskaan nähnyt fossiilin käyttäytyvän näin.
Paul fosillerle çalışıyor. Daha önce fosilin böyle tepki verdiğini hiç görmemişti.Paul hat noch nie ein Fossil so reagieren sehen.
Paul fosillerle çalışıyor. Daha önce fosilin böyle tepki verdiğini hiç görmemişti.Paul heeft nog nooit een fossiel dat zien doen.
Paul fosillerle çalışıyor. Daha önce fosilin böyle tepki verdiğini hiç görmemişti.Paul은 한번도 이러한 화석을 본 적이 없습니다.
Paul fosillerle çalışıyor. Daha önce fosilin böyle tepki verdiğini hiç görmemişti.Paul n-a văzut nicio fosilă făcând așa.
Paul fosillerle çalışıyor. Daha önce fosilin böyle tepki verdiğini hiç görmemişti.Paul non lo ha mai visto fare ad un fossile.
Paul fosillerle çalışıyor. Daha önce fosilin böyle tepki verdiğini hiç görmemişti.Skamieliny nigdy tak nie robiły.
Paul fosillerle çalışıyor. Daha önce fosilin böyle tepki verdiğini hiç görmemişti.Пол никога не е виждал фосил да прави така.
Paul fosillerle çalışıyor. Daha önce fosilin böyle tepki verdiğini hiç görmemişti.Пол никогда не видел, чтобы ископаемое сделало так.
Pek çok kazada, "Geldiğini görmemiştim" der sürücü.Dans de nombreux accidents, le conducteur déclare : " Je ne l'avais pas vu venir. "
Pek çok kazada, "Geldiğini görmemiştim" der sürücü.In moltissimi incidenti, il guidatore dice: "non l'ho visto arrivare."
Persephone kuyruklu yıldızından beri İngiltere gökyüzünü böyle görmemiştim...Các sao chổi Persephone đã không được nhìn thấy trên bầu trời Anh kể từ khi...
Persephone kuyruklu yıldızından beri İngiltere gökyüzünü böyle görmemiştim...Cometa Persefona n-a mai fost văzută pe cerurile englezeşti de când...

İlgili Sayfalar