görmem ile cümle

görmem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Oyuncak bir ayıya sıkıca sarılmış olduğunuzu görmemle, vesaire vesaire.أرى أنكم تمسكون بدمية دب، وهلم جرا وهلم جرا.
Oyuncak bir ayıya sıkıca sarılmış olduğunuzu görmemle, vesaire vesaire.どんな人かという基本的なことを知るんです
O yüzden hiçbir yerde 2-Propilheptan diye bir şey görmemeniz lazım. .Então, nunca verás nada chamado 2-propil-heptano
O yüzden hiçbir yerde 2-Propilheptan diye bir şey görmemeniz lazım. .Nikdy byste neměli narazit na něco s pojmenováním 2-propylheptan.
O yüzden hiçbir yerde 2-Propilheptan diye bir şey görmemeniz lazım. .Итак, на самом деле вы никогда не увидите то, что называется 2-пропилгептаном
O zamanlar liseye başlıyordum. Daha önce hiç görmemiş olsam da,저는 그때 고등학교 신입생이었죠. 아마 그녀는 3학년 정도였던 것 같습니다.
O zamanlar liseye başlıyordum. Daha önce hiç görmemiş olsam da, Lise 3'te olduğunu söyleyebilirdim.Byłem w pierwszej klasie liceum, ona chyba też, ale nie chodziła do mojej szkoły.
O zamanlar liseye başlıyordum. Daha önce hiç görmemiş olsam da,אני התחלתי ללמוד אז בתיכון. הייתי אומר שהיא היתה בי"א,
O zamanlar liseye başlıyordum. Daha önce hiç görmemiş olsam da,كنت قد بدأت المرحلة الثانوية وأستطيع القول أنها كانت أصغر
O zamanlar liseye başlıyordum. Daha önce hiç görmemiş olsam da,ただ見たことはなく 学校が違ったようです
O zaman mektubumu görmemiştir.Ó... Akkor gondolom, egyik levelemet sem kapta meg.
O zaman mektubumu görmemiştir.Oh ! Alors, il n'a pas vu mon e-mail.
O zaman mektubumu görmemiştir.Τότε υποθέτω δεν έλαβε κανένα από τα γράμματα που του έστειλα μέσω μέιλ;
O zaman mektubumu görmemiştir.لذا اظن انه لم يتلقى اي من رسائلي؟
Park Hae Young seni hemen görmem gerektiğini söyledi.Park tanár kérte, hogy most jöjjek el hozzád.
Park Hae Young seni hemen görmem gerektiğini söyledi.Ο Παρκ Χε Γιουνγκ μου είπε ότι θα πρέπει να σε φροντίσω τώρα.
Park Hae Young seni hemen görmem gerektiğini söyledi.الدبلوماسي بارك قال انه على ان اعتني بك الان
Patronum benim müşterileri görmeme izin vermezdi.A fönököm nem engedte, hogy találkozzak ügyfelekkel.
Patronum benim müşterileri görmeme izin vermezdi.Ik mocht van mijn baas geen klanten bezoeken.
Patronum benim müşterileri görmeme izin vermezdi.Il mio capo non mi lasciava incontrare i clienti.
Patronum benim müşterileri görmeme izin vermezdi.제 상관은 제가 고객을 상대하지도 못하게 했고,
Patronum benim müşterileri görmeme izin vermezdi.Mein Boss hat mir nicht erlaubt Kunden zu besuchen.
Patronum benim müşterileri görmeme izin vermezdi.Mi jefe no me dejaba ir a ver clientes.
Patronum benim müşterileri görmeme izin vermezdi.Môj šéf mi dokonca zakázal stretávať sa s klientami.
Patronum benim müşterileri görmeme izin vermezdi.(Râsete) Șeful meu nu-mi dădea voie să văd clienţii.
Patronum benim müşterileri görmeme izin vermezdi.(Risos)
Patronum benim müşterileri görmeme izin vermezdi.Šéf mi nechtěl dovolit navštěvovat klienty.
Patronum benim müşterileri görmeme izin vermezdi.Το αφεντικό μου δεν μου επέτρεπε να πάω σε πελάτες.
Patronum benim müşterileri görmeme izin vermezdi.Мой начальник не допускал меня к клиентам.
Patronum benim müşterileri görmeme izin vermezdi.Наприклад, мій бос не дозволяв мені зустрічатися з клієнтами.
Paul fosillerle çalışıyor. Daha önce fosilin böyle tepki verdiğini hiç görmemişti.Paul ei ole koskaan nähnyt fossiilin käyttäytyvän näin.
Paul fosillerle çalışıyor. Daha önce fosilin böyle tepki verdiğini hiç görmemişti.Paul hat noch nie ein Fossil so reagieren sehen.
Paul fosillerle çalışıyor. Daha önce fosilin böyle tepki verdiğini hiç görmemişti.Paul heeft nog nooit een fossiel dat zien doen.
Paul fosillerle çalışıyor. Daha önce fosilin böyle tepki verdiğini hiç görmemişti.Paul은 한번도 이러한 화석을 본 적이 없습니다.
Paul fosillerle çalışıyor. Daha önce fosilin böyle tepki verdiğini hiç görmemişti.Paul n-a văzut nicio fosilă făcând așa.
Paul fosillerle çalışıyor. Daha önce fosilin böyle tepki verdiğini hiç görmemişti.Paul non lo ha mai visto fare ad un fossile.
Paul fosillerle çalışıyor. Daha önce fosilin böyle tepki verdiğini hiç görmemişti.Skamieliny nigdy tak nie robiły.
Paul fosillerle çalışıyor. Daha önce fosilin böyle tepki verdiğini hiç görmemişti.Пол никога не е виждал фосил да прави така.
Paul fosillerle çalışıyor. Daha önce fosilin böyle tepki verdiğini hiç görmemişti.Пол никогда не видел, чтобы ископаемое сделало так.
Pek çok kazada, "Geldiğini görmemiştim" der sürücü.Dans de nombreux accidents, le conducteur déclare : " Je ne l'avais pas vu venir. "
Pek çok kazada, "Geldiğini görmemiştim" der sürücü.In moltissimi incidenti, il guidatore dice: "non l'ho visto arrivare."
Persephone kuyruklu yıldızından beri İngiltere gökyüzünü böyle görmemiştim...Các sao chổi Persephone đã không được nhìn thấy trên bầu trời Anh kể từ khi...
Persephone kuyruklu yıldızından beri İngiltere gökyüzünü böyle görmemiştim...Cometa Persefona n-a mai fost văzută pe cerurile englezeşti de când...
Persephone kuyruklu yıldızından beri İngiltere gökyüzünü böyle görmemiştim...De Persephone komeet is in de Engelse hemelen niet gezien sinds...
Persephone kuyruklu yıldızından beri İngiltere gökyüzünü böyle görmemiştim...El cometa Perséfone no se ha visto en cielo inglés desde...
Persephone kuyruklu yıldızından beri İngiltere gökyüzünü böyle görmemiştim...Kometa Persephone nebyla vidìna na anglické obloze od té doby, ...
Persephone kuyruklu yıldızından beri İngiltere gökyüzünü böyle görmemiştim...Persephone komet je bil nazadnje viden v Angliji odkar...
Persephone kuyruklu yıldızından beri İngiltere gökyüzünü böyle görmemiştim...Η Περσεφόνη έχει να εμφανιστεί στους αγγλικούς ουρανούς από τότε...
Pete, görmem gerek.Aquí, Pete, tengo que ver.
Pete, görmem gerek.Aquí, Pete, tengo que ver.
Pete, görmem gerek.Hier, Pete, ik moet kunnen zien.
Pete, görmem gerek.Nee. Hier, Pete, Ich muss das sehen.
Pete, görmem gerek.- Ne. Sem, Pete, musím se na to podívat.
Pete, görmem gerek.Pete, látnom kell.
Pete, görmem gerek.Εδώ, Pete, πρέπει να το δω.
Pete, görmem gerek.Пит, морам да видим.
Ramone'u partide kimse görmemiş.実際に毒をもることはできないはず
- Sadece birkaç çekim-- - İzninizi görmem gerek.Alleen maar een paar dingen filmen. - Ik moet een vergunning zien.
- Sadece birkaç çekim-- - İzninizi görmem gerek.- Csak kamerázunk picit... - Látom kell az engedélyeket.
- Sadece birkaç çekim-- - İzninizi görmem gerek.- É só fazer umas filmagens... - Preciso de ver a autorização.
İlgili Sayfalar