Onun tekrar olmasını görmekten nefret ederdim.I'd hate to see that happen again.
Tom'un ne yapabileceğini görmek istiyorum.I'd like to see what Tom can do.
Kimsenin öldüğünü görmek istemiyorum.I don't want to see anyone die.
Evi görmek istiyor musun?Do you want to see the house?
Tom'un neyi olduğunu görmek istiyorum.I'd like to see what Tom has.
Ben sık sık evimi görmek için can atıyorum.I often yearn for home.
O bana beni görmek isteyen biri olduğunu söyledi.He told me that there was someone who wanted to see me.
Tom'un golf oynadığını görmek istiyorum.I want to see Tom play golf.
Onun yüzündeki ifadeyi görmek için bekleyemedi.He couldn't wait to see the look on her face.
Onun yüzündeki ifadeyi görmek için sabırsızlanıyordu.She couldn't wait to see the look on his face.
Birinin onu yaptığını görmek istiyorum.I'd love to see somebody do that.
Tom daha fazla görmek istediğini söyledi.Tom said he'd like to see more.
Ben gerçekten Tom'u görmek istedim.I really wanted to see Tom.
Gerçekten Tom'u ağlarken görmek istiyor musunuz?Do you really want to see Tom cry?
Tom bana Mary'nin beni görmek istediğini söyledi.Tom told me Mary wanted to see me.
Eski arkadaşımı görmek beni çok mutlu etti.I was very happy to see my old friend.
Boston'da ne görmek istiyorsun?What do you want to see in Boston?
Hepinizi Boston'da görmek için sabırsızlanıyorum.I can't wait to see you all in Boston.
Eğlenen çok sayıda insanı görmek harika.It's great to see so many people enjoying themselves.
Benim resimlerden bazılarını görmek ister misin?Do you want to see some of my paintings?
Biz Tom'un onu yaptığını görmek istiyoruz.We want to see Tom do that.
Güneşin doğuşunu görmek için ne sıklıkla yeterince erken kalkarsın?How often do you get up early enough to see the sunrise?
Tom bana beni görmek isteyen birisi olduğunu söyledi.Tom told me there was someone who wanted to see me.
O, gerçeği görmek istemiyor.He doesn't want to see the truth.
Tom muhtemelen kızının evlendiğini görmek için yeterince uzun yaşamayacak.Tom probably won't live long enough to see his daughter get married.
Onu görmek onu şaşırttı.He was surprised to see her.
Tom bizi görmek için uğradı.Tom dropped in to see us.
O filmi tekrar görmek istiyorum.I want to see that movie again.
Biz beklemek ve görmek zorundayız.We have to wait and see.
Herkes Tom'un ne yapacağını görmek için bekliyor.Everyone's waiting to see what Tom will do.
Gerçekten Tom'u görmek istiyorum.I really want to see Tom.
Seni de görmek iyidir.It's good to see you, too.
Benim teknemi görmek ister misin?Do you want to see my boat?
Tom beni görmek için buraya geldi.Tom came here to see me.
Tom seni görmek için geldi.Tom has come to see you.
Dünyada görmek istediğin değişim ol.Be the change you want to see in the world.
Sen dünyada görmek istediğin değişim olmalısın.You must be the change you wish to see in the world.
"Seni görmek güzel." "Seni de görmek güzel.""It's good to see you." "It's good to see you, too."
Tom Mary'ye artık onu görmek istemediğini söyledi.Tom told Mary he didn't want to see her anymore.
Tom ne olduğunu görmek için gitti.Tom went to see what was going on.
Biz sadece beklemek ve görmek zorundayız.We just have to wait and see.
Tom adaletin gerçekleştiğini görmek istedi.Tom wanted to see justice done.
Tom çocuklarını görmek istedi.Tom wanted to see his children.
Tom aslında Mary'yi görmek istedi.Tom really wanted to see Mary.
Hepimiz beklemek ve görmek zorunda kalacağız.We'll all have to wait and see.
O, ailesini görmek için can atıyor.She yearns for her family.
Biz sadece beklemek ve görmek zorunda olacağız.We'll have to just wait and see.
Halkalı bir ay tutulması görmek zor olabilir.A penumbral lunar eclipse can be hard to see.
Görmek zorunda olduğun bir şeyim var.I've got something you've got to see.
Hepimiz sadece beklemek ve görmek zorunda olacağız.We'll all have to just wait and see.
Gündelik şeylerde güzelliği görmek için bir sanatçı olmak zorunda değilsiniz.You do not have to be an artist in order to see the beauty in everyday things.
Neyin işe yarayacağını ve neyin yaramayacağını görmek zorundayız.We have to see what works and what doesn't.
Beklemek ve görmek zorunda kalacağım.I'll have to wait and see.
Bütçeyi görmek istiyorum.I'd like to see the budget.
Sadece ne olduğunu görmek istiyorum.I just want to see what happens.
O, onu görmekten mutlu görünmüyordu.He didn't look happy to see her.
Tom Mary'yi görmekten mutlu görünmüyordu.Tom didn't look happy to see Mary.
Tom'un ne yaptığını görmek beni heyecanlandırdı.I'm excited to see what Tom does.
Neler olduğunu görmek istiyorum.I'd like to see what's going on.
Ne olduğunu görmek için endişeliyim.I'm anxious to see what happens.