görmüyorum ile cümle
görmüyorum kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Şimdi, müziğimi insanların kalplerine erişmek için kullanıyorum ve bunda bir sınır görmüyorum.Acum, folosesc muzica pentru a ajunge la inimile oamenilor şi am descoperit că nu există bariere.
Şimdi, müziğimi insanların kalplerine erişmek için kullanıyorum ve bunda bir sınır görmüyorum.Agora, uso a minha música para tocar o coração das pessoas e tenho descoberto que não existem limites.
Şimdi, müziğimi insanların kalplerine erişmek için kullanıyorum ve bunda bir sınır görmüyorum.Ahora, uso mi música para llegar al corazón de las personas y descubrí que no hay fronteras.
Şimdi, müziğimi insanların kalplerine erişmek için kullanıyorum ve bunda bir sınır görmüyorum.Hiện tại, tôi dùng âm nhạc để đi đến trái tim mọi người và đã thấy không hề có ranh giới.
Şimdi, müziğimi insanların kalplerine erişmek için kullanıyorum ve bunda bir sınır görmüyorum.Ik gebruik mijn muziek nu om de harten van de mensen te raken en vond geen grenzen.
Şimdi, müziğimi insanların kalplerine erişmek için kullanıyorum ve bunda bir sınır görmüyorum.Jetzt erreiche ich mit meiner Musik die Herzen der Menschen und da gibt es keine Grenzen mehr.
Şimdi, müziğimi insanların kalplerine erişmek için kullanıyorum ve bunda bir sınır görmüyorum.이제 저는 제 음악을 사람들의 마음을 움직이기 위해 사용하고 전혀 한계가 없다는 사실을 발견했습니다.
Şimdi, müziğimi insanların kalplerine erişmek için kullanıyorum ve bunda bir sınır görmüyorum.Most már a zenémet arra használom, hogy megérintsem az emberek szívét és felfedeztem, hogy nincsenek határok.
Şimdi, müziğimi insanların kalplerine erişmek için kullanıyorum ve bunda bir sınır görmüyorum.Nu bruger jeg min musik til at nå folks hjerter, og har fundet ud af at er der ikke er nogle grænser.
Şimdi, müziğimi insanların kalplerine erişmek için kullanıyorum ve bunda bir sınır görmüyorum.Nyní užívám své hudby, abych dosáhla k lidským srdcím a zjistila jsem, že zde nejsou hranice.
Şimdi, müziğimi insanların kalplerine erişmek için kullanıyorum ve bunda bir sınır görmüyorum.Ora, io uso la musica per arrivare al cuore delle persone e ho scoperto che non ci sono limiti.
Şimdi, müziğimi insanların kalplerine erişmek için kullanıyorum ve bunda bir sınır görmüyorum.Teraz używam muzyki, by otwierać ludziom serca i odkryłam, że nie ma żadnych ograniczeń.
Şimdi, müziğimi insanların kalplerine erişmek için kullanıyorum ve bunda bir sınır görmüyorum.Τώρα, χρησιμοποιώ την μουσική για να αγγίζω τις καρδιές των ανθρώπων και ανακάλυψα ότι δεν υπάρχουν όρια.
Şimdi, müziğimi insanların kalplerine erişmek için kullanıyorum ve bunda bir sınır görmüyorum.Зараз я використовую музику, аби достукатись до людських сердець, і я зрозуміла, що не існує границь.
Şimdi, müziğimi insanların kalplerine erişmek için kullanıyorum ve bunda bir sınır görmüyorum.Сега, използвам музика си, за да достигна до сърцата на хората и установих, че не съществуват никакви граници.
Şimdi, müziğimi insanların kalplerine erişmek için kullanıyorum ve bunda bir sınır görmüyorum.Сейчас своей музыкой я стараюсь затронуть сердца людей. Я поняла, что человеческое сердце не имеет границ.
Şimdi, müziğimi insanların kalplerine erişmek için kullanıyorum ve bunda bir sınır görmüyorum.היום אני משתמשת במוסיקה שלי כדי להגיע לליבות האנשים ומצאתי שאין בכלל גבולות.
Şimdi, müziğimi insanların kalplerine erişmek için kullanıyorum ve bunda bir sınır görmüyorum.そこに壁がないことを発見したのです ここで聴いてくれる誰もが 私の観客です
"Siz de fark ettik?" Corky söyledi. "Ben bir fark nasıl yardımcı olabilir görmüyorum.""당신도 그렇게 생각해 본 적은있어?"코키 고 말했다. "나는 사람이 눈치 채지 수있는 방법을 표시되지 않습니다."
"Siz de fark ettik?" Corky söyledi. "Ben bir fark nasıl yardımcı olabilir görmüyorum.""لقد لاحظت ذلك أيضا؟" وقال فليني. "أنا لا أرى كيف يمكن للمرء أن يلاحظ مساعدة".
"Siz de fark ettik?" Corky söyledi. "Ben bir fark nasıl yardımcı olabilir görmüyorum.""私がしようとしたのは、少し強引に陽気な顔を提供することでした。
Sonra sen de, "Ya ben seni o gözle görmüyorum ama arkadaş olabiliriz." diyorsun.E' la stessa cosa se un ragazzo dice che si è preso una cotta per me.
Sonra sen de, "Ya ben seni o gözle görmüyorum ama arkadaş olabiliriz." diyorsun.Es lo mismo si un chico me dice que está enamorado de mi
Sonra sen de, "Ya ben seni o gözle görmüyorum ama arkadaş olabiliriz." diyorsun.Mais, tu peux répondre à la situation comme si un garçon m'aimait.
Sonra sen de, "Ya ben seni o gözle görmüyorum ama arkadaş olabiliriz." diyorsun.Nie ma różnicy, jeśli chłopak ci powie, że mu się podobasz.
Sözleşmeyi yerine getirir, bavulumu toplar ve giderdim, çünkü daha fazla gelecek görmüyorum.Bi pobral svoje kovčke in šel. Ker ne vidim več prihodnosti.
Sözleşmeyi yerine getirir, bavulumu toplar ve giderdim, çünkü daha fazla gelecek görmüyorum.Saya akan selesaikan kontraknya berkemas dan pergi... ...karena saya tak lihat lagi masa depan
Sözleşmeyi yerine getirir, bavulumu toplar ve giderdim, çünkü daha fazla gelecek görmüyorum.Wypełniłbym mój kontrakt, spakował bagaże i wyjechał, bo nie widzę przed tym krajem przyszłości,
Sözleşmeyi yerine getirir, bavulumu toplar ve giderdim, çünkü daha fazla gelecek görmüyorum.,הייתי משלים את החוזה .אורז את המזוודות ועוזב .מפני שאני לא רואה עוד עתיד
Sözleşmeyi yerine getirir, bavulumu toplar ve giderdim, çünkü daha fazla gelecek görmüyorum.未来をこれ以上 感じることができないからです チャベスの批判者は ここにキューバをつくり
"Yalan söylüyorsun. Ben bir Tanrı filan görmüyorum'"Ty lžeš, já žádného Boha nevidím!"
Yani bana göre bu bir ayrıcalık ve aynaya baktığım zaman, gerçekten kendimi görmüyorum.Así que para mí, es un privilegio, y cuando me miro en el espejo, realmente no me veo a mí mismo.
Yani bana göre bu bir ayrıcalık ve aynaya baktığım zaman, gerçekten kendimi görmüyorum.Deci, pentru mine e un mare privilegiu, când mă uit în oglindă nu mă văd pe mine.
Yani bana göre bu bir ayrıcalık ve aynaya baktığım zaman, gerçekten kendimi görmüyorum.Für mich ist es ein Privileg und wenn ich in den Spiegel schaue, sehe ich mich gar nicht.
Yani bana göre bu bir ayrıcalık ve aynaya baktığım zaman, gerçekten kendimi görmüyorum.그래서 저에겐 이것이 영광입니다. 거울을 볼 때면 거울안의 저 자신을 보는 것이 아니라
Yani bana göre bu bir ayrıcalık ve aynaya baktığım zaman, gerçekten kendimi görmüyorum.Portanto, para mim isso é um privilégio, e quando olho para o espelho o facto é que não me vejo a mim próprio.
Yani bana göre bu bir ayrıcalık ve aynaya baktığım zaman, gerçekten kendimi görmüyorum.Pre mňa to znamená privilégium, a keď sa pozriem do zrkadla, v skutočnosti nevidím seba.
Yani bana göre bu bir ayrıcalık ve aynaya baktığım zaman, gerçekten kendimi görmüyorum.Szóval számomra ez kiváltság, és amikor belenézek a tükörbe, igazából nem magamat látom.
Yani bana göre bu bir ayrıcalık ve aynaya baktığım zaman, gerçekten kendimi görmüyorum.Vậy nên với tôi, nó là một đặc ân, và khi tôi nhìn vào gương thực tế là tôi không thực sự nhìn bản thân mình,
Yani bana göre bu bir ayrıcalık ve aynaya baktığım zaman, gerçekten kendimi görmüyorum.Voor mij is het een privilege. En als ik in de spiegel kijk, zie ik eigenlijk niet mijzelf.
Yani bana göre bu bir ayrıcalık ve aynaya baktığım zaman, gerçekten kendimi görmüyorum.Zatem dla mnie to przywilej i kiedy patrzę w lustro prawda jest taka, że nie widzę siebie.
Yani bana göre bu bir ayrıcalık ve aynaya baktığım zaman, gerçekten kendimi görmüyorum.Для меня это большая честь. Когда я смотрюсь в зеркало, я не вижу себя.
Yani bana göre bu bir ayrıcalık ve aynaya baktığım zaman, gerçekten kendimi görmüyorum.Така че за мен е привилегия, и когато се погледна в огледалото, истината е, че не виждам себе си.
Yani bana göre bu bir ayrıcalık ve aynaya baktığım zaman, gerçekten kendimi görmüyorum.אז בשבילי זו זכות, וכשאני מביט במראה, העובדה היא שאני בעצם לא רואה את עצמי.
Yani bana göre bu bir ayrıcalık ve aynaya baktığım zaman, gerçekten kendimi görmüyorum.لذا إنه عمل مميز, وعندما أنظر لنفسي بالمرآة, إنني حقاً لا أرى نفسي.
Yani bana göre bu bir ayrıcalık ve aynaya baktığım zaman, gerçekten kendimi görmüyorum.自分のことは見えません 見えるのは次の世代です
Yani benim babalığı çok sık görmüyorum.Alors je ne vois pas mon père très souvent.
Yani benim babalığı çok sık görmüyorum.Daher sehe ich meinen Vater nur selten.
Yani benim babalığı çok sık görmüyorum.Dus ik zie m'n vader niet zo vaak.
Yani benim babalığı çok sık görmüyorum.En siis näe isääni kovin usein.
Yani benim babalığı çok sık görmüyorum.그래서 아버지를 뵐 기회가 많지 않죠.
Yani benim babalığı çok sık görmüyorum.Quindi non riesco a vedere molto il mio vecchio.
Yani benim babalığı çok sık görmüyorum.Så jag träffar inte min gamle far så mycket.
Yani benim babalığı çok sık görmüyorum.Så jeg ser ikke rigtig min far så meget.
Yani benim babalığı çok sık görmüyorum.Takže starouše moc často nevídám.
Yani benim babalığı çok sık görmüyorum.Úgyhogy azután sem fogom túl sokat látni az apámat.
Yani benim babalığı çok sık görmüyorum.Vì vậy, tôi không thực sự có thể nhìn thấy cũ của tôi người đàn ông mà nhiều.
Yani benim babalığı çok sık görmüyorum.Więc naprawdę nieczęsto widuję staruszka.
Yani benim babalığı çok sık görmüyorum.Κι έτσι δεν βλέπω πολύ συχνά τον πατέρα μου.
Yani benim babalığı çok sık görmüyorum.Так что теперь я редко вижу своего отца.