görgü ile cümle
görgü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Yurt dışında eğitim görerek, öğrenciler diğer görgü ve gelenekler ile temas kurabilirler.By studying overseas, students can come into contact with other manners and customs.
Bir görgü tanığı, on tane kulak misafirinden daha iyidir.One eyewitness is better than ten earwitnesses.
Selamlar, görgü kurallarının temelidir.Greetings are the basis of good manners.
Tom'un hiç görgüsü yok.Tom has no manners.
Bu bir görgü kuralıdır.It's a matter of etiquette.
Bu kitap Amerika'nın görgü ve gelenekleri üzerinedir.This book is on the manners and customs of America.
Görgü kuralları insan yapar.Manners make the man.
Bugün görgülü davrandın mı?Did you behave today?
Cezaya başvurmadan çocuklara görgü öğretebilirsiniz.You can teach good manners to children without resorting to punishment.
Masa görgüsünü onlara kim öğretti?Who taught them table manners?
O görgülü biridir.She has fine manners.
Her şey için görgü kuralı vardır, hatta bir seks partisinin bile.There's proper etiquette for everything, even an orgy.
Sana bazı görgü kurallarını öğretmek zorunda kalacağım!I'm going to have to teach you all some manners!
Sen görgü kurallarına uymuyorsun.You're out of line.
Görgümü unuttum.I forgot my manners.
Tom bir görgü tanığı.Tom is an eyewitness.
Bir görgü tanığı vardı.There was a witness.
Bir görgü tanığımız var.We have a witness.
Görgü tanığıydım.I was a witness.
Tom bir görgü tanığı mı?Is Tom an eyewitness?
Görgü kurallarınızın son yirmi yılda pek gelişmediğini görüyorum.I see that your manners haven't exactly improved in the last twenty years.
Tom masum bir görgü tanığı.Tom was an innocent bystander.
Onun görgü yokluğu yüzünden dehşete düştüm.I was appalled by her lack of good manners.
Senin Tom'u vurduğunuzu söyleyen bir görgü tanığı bulduk.We've found an eyewitness that says you shot Tom.
Kim böyle görgüsüz bir makale yazmış?Who wrote such an unrefined article?
Ona bazı görgüler öğreteceğim.I'll teach him some manners.
Tanzanya'da yiyecek koklamak, kibar olmayan hatta çok görgüsüzce bir davranıştır.It is impolite, or even gross, to smell food in Tanzania.
Görgü tanıkları yoktu.There were no eyewitnesses.
Tom'un görgü kuralları kusursuz.Tom's manners are impeccable.
Eğer görgülü davranırsan onu sana vereceğim.I'll give that to you if you behave.
Leyla tek görgü tanığıydı.Layla was the only eyewitness.
Tom tek görgü tanığıydı.Tom was the only eyewitness.
Tek görgü tanığı Tom değildi.Tom wasn't the only eyewitness.
Çok görgüsüz.He has no manners.
Görgü tanıklarından polisi aramaları istendi.Witnesses are asked to call the police.
"Edis Görgülü'den single ve albüm müjdesi"."Edis Görgülü'den single ve albüm müjdesi".
Görgü tanıkları bazı saldırganların Mısır Ordusu Üniforması giydiğini belirttiler .Eyewitnesses suggested that some of the attackers may have been wearing Egyptian Army uniforms.
Elizabeth Loftus görgü tanıklığı alanında öncü psikologlardan biridir.Elizabeth Loftus is one of the leading psychologists in the field of eyewitness testimony.
Görgü tanıklarının birçoğu 182 ve 257 arasında Texianın hayatını kaybettiğini bildirdi.Most eyewitnesses counted between 182–257 Texians killed.
Bir görgü tanığı, infazların dehşetliğini, haçlılar dönemindeki dehşet verici sahnelere benzetti.One witness compared the gruesomeness of the murder to grisly scenes from the time of the Crusades.
Aynı zamanda ona verdiği edebi hediyelerle ona görgü kazandırdı.She takes a closer look at the presents he gave her.
Görgü tanıkları ayrıca ateş topunun sıcaklığını hissetti.Some eyewitnesses also felt intense heat from the fireball.
Edis Görgülü, 28 Kasım 1990'da Londra, İngiltere'de doğdu.Edis Görgülü was born on 28 November 1990 in London, England.
Silah odaklanması suç olaylarında görgü tanıklığının güvenilirliğini etkileyecek bir faktördür.Weapon focus is a factor affecting the reliability of eyewitness testimony.
Görgü tanıkları bir suça tanıklık ettikten sonra olay sonrası bilgileriyle karşılaşabilirler.Eyewitnesses can encounter post-event information after witnessing a crime.
Bu çalışma, Adana'da yaşananların bir görgü tanığının ifadesiydi.This was an eyewitness account of the situation in Adana.
İkincisi, olaylar görgü tanıklarına başkası tarafından yeniden anlatıldığında gerçekleşir.The second type occurs when the eyewitness is retold the events that they witnessed.
Toplumdaki sınıflar arası ayrılıklar bu görgü kuralları ile daha da pekişmişti.Class divisions had become more apparent with this architectural separation.
Ayrıca Burcu Görgün Toptaş ve Pelin Taran Cura ekipte yardımcı senarist olarak görev aldılar.Burcu Görgün Toptaş and Pelin Taran Cura also joined the crew as assistant writers.
Bir görgü tanığına göre öldürülenler her gece camiye gelip namaz kılıyorlardı.It was believed that the souls of the dead would come and serve themselves at night.
El Cezire'den bir görgü tanığı,tüm yaştan erkek,kadın ve çocukların orada olduğunu aktardı.An eyewitness told Al Jazeera that people of all ages and both genders were present.
Çalışmalarının çoğunda doğa felsefesi, cinsiyet, güç ve görgü konuları ele alınır.Many of her works addressed such issues as natural philosophy, gender, power and manners.
Dürüst, samimi ama görgüsüz bir kişi.An old and incapable but honest man.
Görgü tanıkları Bayramoğlu'na saldıranların AKP'li olduğunu öne sürdü.Eleven witnesses said they had seen members of the SPG hit Peach.
Bir diplomat nasıl görgü kurallarını bilmez?How does a minister not have any etiquette?
Bir konferans, ve gürültülü görgü tanığı inanılmaz bir kanıt yoktu.There was a conference, and the incredible evidence of a vociferous eye-witness.
Tavýr, görgü, zarafet, incelik...Good luck
Ama bütün bunları eski moda görgü kuralların ve cazibenin arkasına gizliyorsun.But you hide it all behind your old-world manners and charm.
Bir görgü tanığı olma isteğiyle çılgına dönmüştüm.I was consumed with the desire to be an eyewitness.
O sadece en garip outlandishness göstermek için yeterli uygar oldu olası görgü.He was just enough civilized to show off his outlandishness in the strangest possible manners.