Görevliler tek karılı, çocuklarını ve evlerini iyi yöneten kişiler olsun.Dyjakonowie niech będą mężami jednej żony, którzy by dziatki dobrze rządzili i własne domy.
Görevliler tek karılı, çocuklarını ve evlerini iyi yöneten kişiler olsun.Een helper mag maar één vrouw hebben en moet zijn gezin goed kunnen besturen.
Görevliler tek karılı, çocuklarını ve evlerini iyi yöneten kişiler olsun.En Menighedstjener skal være een Kvindes Mand og forestå sine Børn og sit eget Hus vel.
Görevliler tek karılı, çocuklarını ve evlerini iyi yöneten kişiler olsun.I diaconi non siano sposati che una sola volta, sappiano dirigere bene i propri figli e le proprie famiglie
Görevliler tek karılı, çocuklarını ve evlerini iyi yöneten kişiler olsun.Jáhnové buďtež jedné manželky muži, kteříž by své dítky dobře spravovali i své domy.
Görevliler tek karılı, çocuklarını ve evlerini iyi yöneten kişiler olsun.집사들은 한 아내의 남편이 되어 자녀와 자기 집을 잘 다스리는 자일지니
Görevliler tek karılı, çocuklarını ve evlerini iyi yöneten kişiler olsun.Les diacres doivent être maris d`une seule femme, et diriger bien leurs enfants et leurs propres maisons;
Görevliler tek karılı, çocuklarını ve evlerini iyi yöneten kişiler olsun.Los diáconos sean maridos de una sola mujer; que gobiernen bien a sus hijos y sus propias casas
Görevliler tek karılı, çocuklarını ve evlerini iyi yöneten kişiler olsun.Menighets-tjenerne skal være hver én kvinnes mann og styre vel sine barn og sine egne hus.
Görevliler tek karılı, çocuklarını ve evlerini iyi yöneten kişiler olsun.Os diáconos sejam maridos de uma só mulher, e governem bem a seus filhos e suas próprias casas.
Görevliler tek karılı, çocuklarını ve evlerini iyi yöneten kişiler olsun.Seurakuntapalvelija olkoon yhden vaimon mies, lapsensa ja kotinsa hyvin hallitseva.
Görevliler tek karılı, çocuklarını ve evlerini iyi yöneten kişiler olsun.Οι διακονοι ας ηναι μιας γυναικος ανδρες, κυβερνωντες καλως τα τεκνα αυτων και τους οικους αυτων.
Görevliler tek karılı, çocuklarını ve evlerini iyi yöneten kişiler olsun.Диакон должен быть муж одной жены, хорошо управляющий детьми и домом своим.
Görevliler tek karılı, çocuklarını ve evlerini iyi yöneten kişiler olsun.Диякони що б бували однієї жінки чоловіками, дїтьми добре правлячи і своїми домами.
Görevliler tek karılı, çocuklarını ve evlerini iyi yöneten kişiler olsun.Понеже се освещава чрез Божието слово и молитва.
Görevliler tek karılı, çocuklarını ve evlerini iyi yöneten kişiler olsun.השמשים יהיו כל אחד בעל אשה אחת ומנהלים בטוב את בניהם ואת בתיהם׃
Görevliler tek karılı, çocuklarını ve evlerini iyi yöneten kişiler olsun.ليكن الشمامسة كل بعل امرأة واحدة مدبرين اولادهم وبيوتهم حسنا.
Görevliler tek karılı, çocuklarını ve evlerini iyi yöneten kişiler olsun.執 事 只 要 作 一 個 婦 人 的 丈 夫 、 好 好 管 理 兒 女 和 自 己 的 家
Görevliler tek karılı, çocuklarını ve evlerini iyi yöneten kişiler olsun.執事 只要 作 一個婦 人 的 丈夫 、 好好 管理 兒女 和 自己 的 家
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.A gdy był dzień, posłali hetmani sługi miejskie, mówiąc: Wypuść one ludzie.
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.A když bylo ve dne, poslali úředníci služebníky, řkouce: Vypusť ty lidi.
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.A keď bol deň, poslali velitelia hajdúchov s odkazom: Prepusti tých ľudí!
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.Cuando se hizo de día, los magistrados enviaron a los oficiales a decirle: --Suelta a esos hombres
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.Da det nu var blitt dag, sendte styresmennene bud med sine tjenere: Gi disse mennesker fri!
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.Ðến sáng , thượng_quan sai lính nói cùng người đề_lao rằng : Hãy thả các người ấy đi .
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.Ðến sáng, thượng quan sai lính nói cùng người đề lao rằng: Hãy thả các người ấy đi.
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.Fattosi giorno, i magistrati inviarono le guardie a dire: «Libera quegli uomini!»
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.날이 새매 상관들이 아전을 보내어 이 사람들을 놓으라 하니
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.Ko se je pa zdanilo, pošljejo uradniki biriče, naj reko: Izpusti tista moža:
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.Men da det var blevet Dag, sendte Høvedsmændene Bysvendene hen og sagde: "Løslad de Mænd!"
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.Men när det hade blivit dag, sände domarna åstad rättstjänarna och läto säga: »Släpp ut männen.»
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.Mikor pedig megvirradt, a bírák elküldék a poroszlókat, mondván: Bocsásd el azokat az embereket.
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.Päivän tultua päälliköt lähettivät oikeudenpalvelijat sanomaan: "Päästä irti ne miehet".
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.Quand il fit jour, les préteurs envoyèrent les licteurs pour dire au geôlier: Relâche ces hommes.
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.Quando amanheceu, os magistrados mandaram quadrilheiros a dizer: Soltai aqueles homens.
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.'s Morgens vroeg stuurden de rechters hun dienaars met een boodschap naar de cipier.
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.Und da es Tag ward, sandten die Hauptleute Stadtdiener und sprachen: Laß die Menschen gehen!
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.Αφου δε εγεινεν ημερα, εστειλαν οι στρατηγοι τους ραβδουχους, λεγοντες Απολυσον τους ανθρωπους εκεινους.
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.Когда же настал день, воеводы послали городских служителей сказать: отпусти тех людей.
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.Як же настав день, прислали воїводи наличників, кажучи: Відпусти людей сих.
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.ובחית הבקר שלחו השרים את השוטרים לאמר שלח את האנשים ההם׃
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.ولما صار النهار ارسل الولاة الجلادين قائلين اطلق ذينك الرجلين.
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.到 了 天 亮 、 官 長 打 發 差 役 來 說 、 釋 放 那 兩 個 人 罷
Gün doğunca yargıçlar görevlileri göndererek, ‹‹O adamları serbest bırak›› dediler.到了 天亮 、 官長打發 差役 來說 、 釋放 那 兩 個人罷
- Güvenlik görevlilerini saymıyorum bile.Sem contar os seguranças.
- Güvenlik görevlilerini saymıyorum bile. - Yukarıda başka kimse var mı? Hayır.Za kogo oni się mają?
- Güvenlik görevlilerini saymıyorum bile.Няма да споменавам охраната.
Güvenlik görevlisine kızımızın kayıp olduğunu söyledik; kayıp olmadığı halde.Abbiamo detto ad una guardia che era scomparsa; perà lei non era scomparsa.
Güvenlik görevlisine kızımızın kayıp olduğunu söyledik; kayıp olmadığı halde.Am spus unui paznic că ea a dispărut; deși nu dispăruse.
Güvenlik görevlisine kızımızın kayıp olduğunu söyledik; kayıp olmadığı halde.Chúng tôi nói với người trực ca là con bé mất tích dù con bé không mất tích thật.
Güvenlik görevlisine kızımızın kayıp olduğunu söyledik; kayıp olmadığı halde.Idziemy do centrum handlowego i mówimy ochroniarzowi, że zginęła. mimo że nie zaginęła.
Güvenlik görevlisine kızımızın kayıp olduğunu söyledik; kayıp olmadığı halde.우리는 그녀가 실종됐다고 보안관에게 말했어요; 비록 그녀는 실종된게 아니였지만요.
Güvenlik görevlisine kızımızın kayıp olduğunu söyledik; kayıp olmadığı halde.Le dijimos a un guardia de seguridad que ella había desaparecido; aunque sabíamos que ese no era el caso
Güvenlik görevlisine kızımızın kayıp olduğunu söyledik; kayıp olmadığı halde.Nous avons dit à un vigile qu'elle avait disparu alors que c'était faux
Güvenlik görevlisine kızımızın kayıp olduğunu söyledik; kayıp olmadığı halde.We zeiden tegen een bewaker dat ze vermist was; maar ze werd niet vermist.
Güvenlik görevlisine kızımızın kayıp olduğunu söyledik; kayıp olmadığı halde.Казахме на един охранител, че е изчезнала; макар че не беше изчезнала.
Güvenlik görevlisine kızımızın kayıp olduğunu söyledik; kayıp olmadığı halde.Мы сказали охраннику, что она исчезла, хотя она не исчезла.
Güvenlik görevlisine kızımızın kayıp olduğunu söyledik; kayıp olmadığı halde.אמרנו למאבטח שהיא נעדרת, למרות שהיא לא היתה נעדרת.
Güvenlik görevlisine kızımızın kayıp olduğunu söyledik; kayıp olmadığı halde.اخبرنا حارس الأمن انها كانت مفقودة بالرغم من انها لم تكن مفقودة
Güvenlik görevlisine kızımızın kayıp olduğunu söyledik; kayıp olmadığı halde.嘘をついたの 何を着ているかとかも伝えた