gören ile cümle

gören kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Ne? Scar'ı gören dördüncü kişi?Czwarta osoba widzi Scara?
Ne? Scar'ı gören dördüncü kişi?En fjerde person ser Scar!
Ne? Scar'ı gören dördüncü kişi?Τι; Και τέταρτος είδε τον Σκαρ;
Ne var ki, RAB bugüne dek size kavrayan yürek, gören göz, duyan kulak vermedi.A však nedal vám Hospodin srdce k srozumění, a očí k vidění, a uší k slyšení až do tohoto dne.
Ne var ki, RAB bugüne dek size kavrayan yürek, gören göz, duyan kulak vermedi.Dar Domnul nu v'a dat minte să pricepeţi, nici ochi să vedeţi, nici urechi să auziţi, pînă în ziua de azi.
Ne var ki, RAB bugüne dek size kavrayan yürek, gören göz, duyan kulak vermedi.I uczyni im Pan, jako uczynił Sehonowi, i Ogowi, królom Amorejskim, i ziemi ich, które wygładził.
Ne var ki, RAB bugüne dek size kavrayan yürek, gören göz, duyan kulak vermedi.그러나 깨닫는 마음과 보는 눈과 듣는 귀는 오늘날까지 여호와께서 너희에게 주지 아니하셨느니라
Ne var ki, RAB bugüne dek size kavrayan yürek, gören göz, duyan kulak vermedi.Maar de HERE heeft u tot op vandaag geen begrijpende harten, horende oren of ziende ogen gegeven!
Ne var ki, RAB bugüne dek size kavrayan yürek, gören göz, duyan kulak vermedi.Mas até hoje o Senhor não vos tem dado um coração para entender, nem olhos para ver, nem ouvidos para ouvir.
Ne var ki, RAB bugüne dek size kavrayan yürek, gören göz, duyan kulak vermedi.Pero hasta el día de hoy Jehovah no os ha dado corazón para entender, ni ojos para ver, ni oídos para oír
Ne var ki, RAB bugüne dek size kavrayan yürek, gören göz, duyan kulak vermedi.Tetapi sampai hari ini Ia belum memungkinkan kamu mengerti semua yang kamu alami itu
Ne var ki, RAB bugüne dek size kavrayan yürek, gören göz, duyan kulak vermedi.Toda GOSPOD vam ni dal srca, da bi umeli, in oči, da bi videli, in ušes, da bi slišali, do tega dne.
Ne var ki, RAB bugüne dek size kavrayan yürek, gören göz, duyan kulak vermedi.но до сего дня не дал вам Господь сердца, чтобы разуметь, очей,чтобы видеть, и ушей, чтобы слышать.
Ne var ki, RAB bugüne dek size kavrayan yürek, gören göz, duyan kulak vermedi.но до тоя ден Господ не ви даде сърце за да разбирате, очи за да виждате и уши за да слушате.
Ne var ki, RAB bugüne dek size kavrayan yürek, gören göz, duyan kulak vermedi.ולא נתן יהוה לכם לב לדעת ועינים לראות ואזנים לשמע עד היום הזה׃
Ne var ki, RAB bugüne dek size kavrayan yürek, gören göz, duyan kulak vermedi.ولكن لم يعطكم الرب قلبا لتفهموا واعينا لتبصروا وآذانا لتسمعوا الى هذا اليوم.
Ne var ki, RAB bugüne dek size kavrayan yürek, gören göz, duyan kulak vermedi.但 耶 和 華 到 今 日 沒 有 使 你 們 心 能 明 白 、 眼 能 看 見 、 耳 能 聽 見
Ne var ki, RAB bugüne dek size kavrayan yürek, gören göz, duyan kulak vermedi.但 耶和華 到 今日 沒 有 使 你 們心 能 明白 、 眼 能 看 見 、 耳 能 聽見
Öğrenci danışmanları, öğrencilere farklı okuma göreneklerinden ve devam eğitimden söz ediyor.Opinto-ohjaajat kertovat erilaisista opiskelutavoista ja jatkokoulutuksesta.
Öğrenci danışmanları, öğrencilere farklı okuma göreneklerinden ve devam eğitimden söz ediyor.Studiehandledarna berättar om olika studiemetoder och om fortsatta studier.
Öğrenci danışmanları, öğrencilere farklı okuma göreneklerinden ve devam eğitimden söz ediyor.Классные руководители рассказывают о различных методах обучения и о дальнейшем обучении.
Öğrenci danışmanları, öğrencilere farklı okuma göreneklerinden ve devam eğitimden söz ediyor.المرشدون التعليميون يقومون بشرح طرق التعليم المختلفة والتعليم التكميلي.
Olanları gören vali, Rable ilgili öğretiyi hayranlıkla karşıladı ve iman etti.Akkor a tiszttartó, mikor látta a történt dolgot, hûn, elálmélkodván az Úrnak tudományán.
Olanları gören vali, Rable ilgili öğretiyi hayranlıkla karşıladı ve iman etti.Alors le proconsul, voyant ce qui était arrivé, crut, étant frappé de la doctrine du Seigneur.
Olanları gören vali, Rable ilgili öğretiyi hayranlıkla karşıladı ve iman etti.Als der Landvogt die Geschichte sah, glaubte er und verwunderte sich der Lehre des HERRN.
Olanları gören vali, Rable ilgili öğretiyi hayranlıkla karşıladı ve iman etti.Atunci dregătorul, cînd a văzut ce se întîmplase, a crezut, şi a rămas uimit de învăţătura Domnului.
Olanları gören vali, Rable ilgili öğretiyi hayranlıkla karşıladı ve iman etti.Da kom landshøvdingen til troen, da han så det som var skjedd, og han undret sig storlig over Herrens lære.
Olanları gören vali, Rable ilgili öğretiyi hayranlıkla karşıladı ve iman etti.Da Statholderen så det, som var sket, troede han, slagen af Forundring over Herrens Lære.
Olanları gören vali, Rable ilgili öğretiyi hayranlıkla karşıladı ve iman etti.Então o procônsul, vendo o que havia acontecido, creu, maravilhando-se da doutrina do Senhor.
Olanları gören vali, Rable ilgili öğretiyi hayranlıkla karşıladı ve iman etti.Entonces, al ver lo que había sucedido, el procónsul creyó, maravillado de la doctrina del Señor
Olanları gören vali, Rable ilgili öğretiyi hayranlıkla karşıladı ve iman etti.이에 총독이 그렇게 된 것을 보고 믿으며 주의 가르치심을 기이히 여기니라
Olanları gören vali, Rable ilgili öğretiyi hayranlıkla karşıladı ve iman etti.Kun nyt käskynhaltija näki, mitä oli tapahtunut, niin hän uskoi, ihmetellen Herran oppia.
Olanları gören vali, Rable ilgili öğretiyi hayranlıkla karşıladı ve iman etti.När då landshövdingen såg vad som hade skett, häpnade han över Herrens lära och kom till tro.
Olanları gören vali, Rable ilgili öğretiyi hayranlıkla karşıladı ve iman etti.Quando vide l'accaduto, il proconsole credette, colpito dalla dottrina del Signore
Olanları gören vali, Rable ilgili öğretiyi hayranlıkla karşıladı ve iman etti.Quan trấn thủ thấy sự đã xảy đến, bèn tin, lấy làm lạ về đạo Chúa.
Olanları gören vali, Rable ilgili öğretiyi hayranlıkla karşıladı ve iman etti.Quan trấn_thủ thấy sự đã xảy đến , bèn tin , lấy_làm lạ về đạo Chúa .
Olanları gören vali, Rable ilgili öğretiyi hayranlıkla karşıladı ve iman etti.Tedaj je namestnik, videč, kaj se je zgodilo, sprejel vero in se je čudil nauku Gospodovemu.
Olanları gören vali, Rable ilgili öğretiyi hayranlıkla karşıladı ve iman etti.Tedy widząc starosta, co się stało, uwierzył, zdumiewając się nad nauką Pańską.
Olanları gören vali, Rable ilgili öğretiyi hayranlıkla karşıladı ve iman etti.Tehdy vladař uzřev, co se stalo, uvěřil, divě se učení Páně.
Olanları gören vali, Rable ilgili öğretiyi hayranlıkla karşıladı ve iman etti.Vtedy, keď videl prokonzul, čo sa stalo, uveril a žasol nad učením Pánovým.
Olanları gören vali, Rable ilgili öğretiyi hayranlıkla karşıladı ve iman etti.Τοτε ιδων ο ανθυπατος το γεγονος επιστευσεν, εκπληττομενος εις την διδαχην του Κυριου.
Olanları gören vali, Rable ilgili öğretiyi hayranlıkla karşıladı ve iman etti.Тогава управителят, като видя станалото, повярва, смаян от Господнето учение.
Olanları gören vali, Rable ilgili öğretiyi hayranlıkla karşıladı ve iman etti.Тогда проконсул, увидев происшедшее, уверовал, дивясь учению Господню.
Olanları gören vali, Rable ilgili öğretiyi hayranlıkla karşıladı ve iman etti.Тодї видївши староста, що сталось, увірував, дивуючись наукою Господньою.
Olanları gören vali, Rable ilgili öğretiyi hayranlıkla karşıladı ve iman etti.והשר כאשר ראה את המעשה האמין וישתומם על תורת האדון׃
Olanları gören vali, Rable ilgili öğretiyi hayranlıkla karşıladı ve iman etti.‎فالوالي حينئذ لما رأى ما جرى آمن مندهشا من تعليم الرب
Olanları gören vali, Rable ilgili öğretiyi hayranlıkla karşıladı ve iman etti.方 伯 看 見 所 作 的 事 、 很 希 奇 主 的 道 、 就 信 了
Olanları gören vali, Rable ilgili öğretiyi hayranlıkla karşıladı ve iman etti.方伯 看 見 所 作 的 事 、 很 希奇 主 的 道 、 就 信 了
Olanları gören yüzbaşı, ‹‹Bu adam gerçekten doğru biriydi›› diyerek Tanrıyı yüceltmeye başladı.A keď videl stotník, čo sa stalo, oslavoval Boha a povedal: Tento človek bol skutočne spravedlivý.
Olanları gören yüzbaşı, ‹‹Bu adam gerçekten doğru biriydi›› diyerek Tanrıyı yüceltmeye başladı.A vida centurio, co se stalo, velebil Boha, řka: Jistě člověk tento spravedlivý byl.
Olanları gören yüzbaşı, ‹‹Bu adam gerçekten doğru biriydi›› diyerek Tanrıyı yüceltmeye başladı.A widząc setnik, co się działo, chwalił Boga, mówiąc: Zaprawdę człowiek to był sprawiedliwy.
Olanları gören yüzbaşı, ‹‹Bu adam gerçekten doğru biriydi›› diyerek Tanrıyı yüceltmeye başladı.백부장이 그 된 일을 보고 하나님께 영광을 돌려 가로되 이 사람은 정녕 의인이었도다 하고
Olanları gören yüzbaşı, ‹‹Bu adam gerçekten doğru biriydi›› diyerek Tanrıyı yüceltmeye başladı.Látván pedig a százados, a mi történt, dicsõíté az Istent, mondván: Bizony ez ember igaz vala.
Olanları gören yüzbaşı, ‹‹Bu adam gerçekten doğru biriydi›› diyerek Tanrıyı yüceltmeye başladı.Le centenier, voyant ce qui était arrivé, glorifia Dieu, et dit: Certainement, cet homme était juste.
Olanları gören yüzbaşı, ‹‹Bu adam gerçekten doğru biriydi›› diyerek Tanrıyı yüceltmeye başladı.Men da Høvedsmanden så det, som skete, gav han Gud Æren og sagde: "I Sandhed, dette Menneske var retfærdigt."
Olanları gören yüzbaşı, ‹‹Bu adam gerçekten doğru biriydi›› diyerek Tanrıyı yüceltmeye başladı.Men da høvedsmannen så det som skjedde, gav han Gud æren og sa: Sannelig, denne mann var rettferdig!
Olanları gören yüzbaşı, ‹‹Bu adam gerçekten doğru biriydi›› diyerek Tanrıyı yüceltmeye başladı.Quando o centurião viu o que acontecera, deu glória a Deus, dizendo: Na verdade, este homem era justo.
Olanları gören yüzbaşı, ‹‹Bu adam gerçekten doğru biriydi›› diyerek Tanrıyı yüceltmeye başladı.Stotnik pa, ko je videl, kar se je zgodilo, je hvalil Boga in rekel: Zares, ta človek je bil pravičen.
Olanları gören yüzbaşı, ‹‹Bu adam gerçekten doğru biriydi›› diyerek Tanrıyı yüceltmeye başladı.Thầy đội thấy sự đã xảy ra, ngợi khen Ðức Chúa Trời rằng: Thật người nầy là người công bình.
Olanları gören yüzbaşı, ‹‹Bu adam gerçekten doğru biriydi›› diyerek Tanrıyı yüceltmeye başladı.Thầy đội thấy sự đã xảy_ra , ngợi_khen Ðức_Chúa_Trời rằng : Thật người nầy là người công_bình .
İlgili Sayfalar