gören ile cümle

gören kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
13
ORT. KELİME
Bu sadece sert dini fetvalarla kabul edilmiş ve kadınlara empoze edilmiş bir gelenek ve görenekti.Bol to len zvyk a tradícia, ktorá bola zakotvená v rigidných náboženských fatvách a uvalená na ženy.
Bu sadece sert dini fetvalarla kabul edilmiş ve kadınlara empoze edilmiş bir gelenek ve görenekti.Byl to jen zvyk a tradice, které jsou zakotveny v rigidních náboženských fatvách a vynucovány na ženách.
Bu sadece sert dini fetvalarla kabul edilmiş ve kadınlara empoze edilmiş bir gelenek ve görenekti.Det var bara en fråga om seder och bruk som bevaras i strikta religiösa fatwor och påtvingas kvinnorna.
Bu sadece sert dini fetvalarla kabul edilmiş ve kadınlara empoze edilmiş bir gelenek ve görenekti.Đó chỉ là phong tục tập quán được lưu truyền trong sắc lệnh Hồi giáo cứng nhắc và áp đặt lên phụ nữ.
Bu sadece sert dini fetvalarla kabul edilmiş ve kadınlara empoze edilmiş bir gelenek ve görenekti.E doar o tradiție, păstrată cu sfințenie în decretele islamice rigide și impuse femeilor.
Bu sadece sert dini fetvalarla kabul edilmiş ve kadınlara empoze edilmiş bir gelenek ve görenekti.Era apenas um costume e tradições que estão consagrados em fatwas religiosos rígidos impostos às mulheres.
Bu sadece sert dini fetvalarla kabul edilmiş ve kadınlara empoze edilmiş bir gelenek ve görenekti.Era solo una consuetudine e una tradizione inscritta nelle rigide fatwa religiose e imposta alle donne.
Bu sadece sert dini fetvalarla kabul edilmiş ve kadınlara empoze edilmiş bir gelenek ve görenekti.Het was een gewoonte, tradities vastgelegd in strikte religieuze fatwa's opgelegd aan vrouwen.
Bu sadece sert dini fetvalarla kabul edilmiş ve kadınlara empoze edilmiş bir gelenek ve görenekti.Ini hanya masalah adat dan tradisi yang diabadikan fatwa keras terhadap wanita.
Bu sadece sert dini fetvalarla kabul edilmiş ve kadınlara empoze edilmiş bir gelenek ve görenekti.그저 엄격한 종교적인 파트와(이슬람 법률)로써 남아있으며 여성에게 강요되는 관습과 전통이었습니다.
Bu sadece sert dini fetvalarla kabul edilmiş ve kadınlara empoze edilmiş bir gelenek ve görenekti.To tylko zwyczaje i tradycje zapisane w sztywnych religijnych fatwach i narzucane kobietom.
Bu sadece sert dini fetvalarla kabul edilmiş ve kadınlara empoze edilmiş bir gelenek ve görenekti.Беше просто въпрос на обичай и традиции, дълбоко заложени в твърде религиозните фетви и налагани над жените.
Bu sadece sert dini fetvalarla kabul edilmiş ve kadınlara empoze edilmiş bir gelenek ve görenekti.Это были просто обычаи и традиции, закрепленные в строгих религиозных фетвах и распространяющиеся на женщин.
Bu sadece sert dini fetvalarla kabul edilmiş ve kadınlara empoze edilmiş bir gelenek ve görenekti.זה היה רק מנהג ומסורת שמעוגנים בפסקי הלכה דתית נוקשים ונכפו על נשים.
Bu sadece sert dini fetvalarla kabul edilmiş ve kadınlara empoze edilmiş bir gelenek ve görenekti.لقد كان ذلك فقط جزءا من العادات والتقاليد والتي تكرسّت بالفتاوى الدينية الصارمة وطُبقّت على النساء.
Bu sadece sert dini fetvalarla kabul edilmiş ve kadınlara empoze edilmiş bir gelenek ve görenekti.厳格な宗教令ファトワに規定され 女性に課せられているのです それを知ったことで 6月17日の行動を思いついたのです
Bu takımlar, genelde, bilimi, hedefi olan bir macera olarak gören insanlardan oluşuyor.Beh, sono composte da persone che intendono la scienza come un'avventura con uno scopo.
Bu takımlar, genelde, bilimi, hedefi olan bir macera olarak gören insanlardan oluşuyor.Bueno; están compuestos de gente que comprende la ciencia como un aventura con un propósito.
Bu takımlar, genelde, bilimi, hedefi olan bir macera olarak gören insanlardan oluşuyor.Eh bien, elles sont constituées de gens qui considèrent la science comme de l'aventure avec un but.
Bu takımlar, genelde, bilimi, hedefi olan bir macera olarak gören insanlardan oluşuyor.Jamen, de er sammensat af mennesker der forstår videnskab som et eventyr med et formål.
Bu takımlar, genelde, bilimi, hedefi olan bir macera olarak gören insanlardan oluşuyor.그들은 이러한 과학적 모험의 목적을 잘 이해하는 사람들로 구성되어 있습니다.
Bu takımlar, genelde, bilimi, hedefi olan bir macera olarak gören insanlardan oluşuyor.No, he koostuvat ihmisistä, jotka ymmärtävät tieteen olevan seikkailu, jolla on tarkoitus.
Bu takımlar, genelde, bilimi, hedefi olan bir macera olarak gören insanlardan oluşuyor.Nun, sie bestehen aus Menschen, die Wissenschaft als nützliches Abenteuer verstehen.
Bu takımlar, genelde, bilimi, hedefi olan bir macera olarak gören insanlardan oluşuyor.Sunt alcătuite din oameni care percep ştiinţa ca pe o aventură cu un scop.
Bu takımlar, genelde, bilimi, hedefi olan bir macera olarak gören insanlardan oluşuyor.To są zespoły pełne ludzi, którzy widzą naukę jako przygodę z jasnym celem.
Bu takımlar, genelde, bilimi, hedefi olan bir macera olarak gören insanlardan oluşuyor.Ze zijn samengesteld uit mensen die wetenschap zien als avontuur met een doel.
Bu takımlar, genelde, bilimi, hedefi olan bir macera olarak gören insanlardan oluşuyor.Ами, те са съставени от хора, които разбират науката като приключение с цел.
Bu takımlar, genelde, bilimi, hedefi olan bir macera olarak gören insanlardan oluşuyor.Они состоят из людей, воспринимающих науку как приключение с целью.
Bu takımlar, genelde, bilimi, hedefi olan bir macera olarak gören insanlardan oluşuyor.וסוגי הצוותים שנכנסים? אז, הם מורכבים
Bu takımlar, genelde, bilimi, hedefi olan bir macera olarak gören insanlardan oluşuyor.حسنا, هم عادة يتشكلون من أشخاص ينظرون إلى العلم كمغامرة ذات هدف
Bu takımlar, genelde, bilimi, hedefi olan bir macera olarak gören insanlardan oluşuyor.チームのメンバーは 科学が目的を掲げた冒険だと捉えます たいていの学生は砂漠を見たこともありません
Bu tam da kısa süre içinde revaç gören programlardan kastettiğimiz şey.Asta înţelegem prin emisiune de senzaţie.
Bu tam da kısa süre içinde revaç gören programlardan kastettiğimiz şey.C'est ce qu'on entend par une émission innovante.
Bu tam da kısa süre içinde revaç gören programlardan kastettiğimiz şey.Chúng tôi gọi đó là một chương trình bùng nổ.
Bu tam da kısa süre içinde revaç gören programlardan kastettiğimiz şey.Das nennen wir eine Durchbruchsendung.
Bu tam da kısa süre içinde revaç gören programlardan kastettiğimiz şey.Dat is wat we bedoelen met een doorbraak-show.
Bu tam da kısa süre içinde revaç gören programlardan kastettiğimiz şey.Ecco cosa intendiamo per programma di rottura.
Bu tam da kısa süre içinde revaç gören programlardan kastettiğimiz şey.É isso que definimos como um programa de grande êxito.
Bu tam da kısa süre içinde revaç gören programlardan kastettiğimiz şey.Eso es lo que queremos decir con un programa sin precedentes.
Bu tam da kısa süre içinde revaç gören programlardan kastettiğimiz şey.Itulah arti acara yang sukses besar.
Bu tam da kısa süre içinde revaç gören programlardan kastettiğimiz şey.이 대히트 쇼로부터 우리가 얻어낼 수 있는 것은 이것입니다.
Bu tam da kısa süre içinde revaç gören programlardan kastettiğimiz şey.To mamy na myśli mówiąc przełomowy sukces.
Bu tam da kısa süre içinde revaç gören programlardan kastettiğimiz şey.Αυτό εννούμε όταν λέμε πρωτοποριακή εκπομπή
Bu tam da kısa süre içinde revaç gören programlardan kastettiğimiz şey.Вот, что подразумевается под хит-прорывом.
Bu tam da kısa süre içinde revaç gören programlardan kastettiğimiz şey.Това е което имаме впредвид когато казваме "неочакван хит" предаване.
Bu tam da kısa süre içinde revaç gören programlardan kastettiğimiz şey.Це те, що ми назвали проривом.
Bu tam da kısa süre içinde revaç gören programlardan kastettiğimiz şey.זו הסיבה לכך שזה להיט פורץ.
Bu tam da kısa süre içinde revaç gören programlardan kastettiğimiz şey.هذا ما نعنيه العرض الذي يفوق التوقعات ويحتل القمة من العدم
Bu tam da kısa süre içinde revaç gören programlardan kastettiğimiz şey.では、先ほどのチャートのように何があったか見ましょう
Bu, tedavi gören hastaların sayısına dair rapor edilen eğilimlere uygundur (bkz. Bölüm 2).Aceasta corespunde tendin†elor raportate privind num≤rul de pacien†i sub tratament (vezi Capitolul 2).
Bu, tedavi gören hastaların sayısına dair rapor edilen eğilimlere uygundur (bkz. Bölüm 2).Dane te są zgodne z tendencjami dotyczącymi liczby pacjentów poddawanych leczeniu (patrz rozdział 2).
Bu, tedavi gören hastaların sayısına dair rapor edilen eğilimlere uygundur (bkz. Bölüm 2).Detta motsvarar rapporterade trender för antalet klienter i behandling (se kapitel 2).
Bu, tedavi gören hastaların sayısına dair rapor edilen eğilimlere uygundur (bkz. Bölüm 2).Dette er i tråd med de indberettede tendenser med hensyn til antallet af klienter i behandling (se kapitel 2).
Bu, tedavi gören hastaların sayısına dair rapor edilen eğilimlere uygundur (bkz. Bölüm 2).I quantitativi consumati si sono stabilizzati in entrambe le regioni tra il 1997 e il 2000, ma da
Bu, tedavi gören hastaların sayısına dair rapor edilen eğilimlere uygundur (bkz. Bölüm 2).Tämä vastaa hoidossa olevien asiakkaiden määrissä havaittuja suuntauksia (katso luku 2).
Bu, tedavi gören hastaların sayısına dair rapor edilen eğilimlere uygundur (bkz. Bölüm 2).To odpovídá hlášeným trendům v počtu klientů podstupujících tuto léčbu (viz kapitola 2).
Bu, tedavi gören hastaların sayısına dair rapor edilen eğilimlere uygundur (bkz. Bölüm 2).Toto sa zhoduje s trendmi uvádzanými v počtoch liečených pacientov (pozri kapitolu 2).
Bu, tedavi gören hastaların sayısına dair rapor edilen eğilimlere uygundur (bkz. Bölüm 2).To ustreza zabeleženim trendom glede števila oseb na zdravljenju (glej poglavje 2).
Bu, tedavi gören hastaların sayısına dair rapor edilen eğilimlere uygundur (bkz. Bölüm 2).Αυτό συνάδει µε τις αναφερόµενες τάσεις όσον αφορά τον αριθµό των ατόµων υpiό θεραpiεία (βλέpiε κεφάλαιο 2).
Bu, tedavi gören hastaların sayısına dair rapor edilen eğilimlere uygundur (bkz.Това съответства на отчетените тенденции за броя на пациентите, подложени на лечение (вж. Глава 2).
İlgili Sayfalar