gördüler ile cümle

gördüler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Bir sürü ölüm gördüler.Elles ont vu beaucoup de morts.
Bir sürü ölüm gördüler.Hanno visto molti morire.
Bir sürü ölüm gördüler.Sie haben viele Menschen sterben sehen.
Bir sürü ölüm gördüler.Sok halálesetet láttak.
Bir sürü ölüm gördüler.Widziały sporo zgonów.
Bir sürü ölüm gördüler.Ze hebben veel sterfgevallen gezien.
Bir sürü ölüm gördüler.どのようにインドの女性は答えたでしょうか?
Böylece sosyal medyanın da müşteri... ...kazanımında önem taşıdığını gördüler.또한 SNS가 고객 유치에 있어 매우 중요하다는 것 역시 알게 됐어요
Böylece sosyal medyanın da müşteri... ...kazanımında önem taşıdığını gördüler.Zrozumieli także, że media społecznościowe mogą być ważną częścią w pozyskiwania klientów.
Böylece sosyal medyanın da müşteri... ...kazanımında önem taşıdığını gördüler.І вони також зрозуміли, що соціальні медіа - це великий елемент у процесі залучення клієнтів.
Böylece sosyal medyanın da müşteri... ...kazanımında önem taşıdığını gördüler.أدركوا أن وسائل الإعلام الاجتماعي ستكون عنصر مهم لاستقطاب العملاء.
Böylece sosyal medyanın da müşteri... ...kazanımında önem taşıdığını gördüler.翌日はさらに進歩し
Bu kanallarla konuşarak, Forma Meydanı'nı rakip olarak gördüklerini gördüler.직접 얘기를 해본 결과, 그들은 저지스케어를
Bu kanallarla konuşarak, Forma Meydanı'nı rakip olarak gördüklerini gördüler.بعد الحديث مع هاتين القناتين، اكتشفوا أنهم ينظرون لجيرزي سكوير
Bu kanallarla konuşarak, Forma Meydanı'nı rakip olarak gördüklerini gördüler.このチャネルへの販売サイクルは 計画よりずっと長くなるだろうと
Bu Müslüman düşünürler, aydınlar ve devlet adamları, 19. yüzyılda Avrupa'ya baktılar ve bunları gördüler.이러한 19세기의 유럽을 목격한 이슬람교도 사상가와 지식인, 정치가들이 이런 것들에 주목했습니다.
Bu Müslüman düşünürler, aydınlar ve devlet adamları, 19. yüzyılda Avrupa'ya baktılar ve bunları gördüler.Dessa muslimska intellektuella, tänkare och statsmän tittade på 1800-talets Europa och såg dessa saker.
Bu Müslüman düşünürler, aydınlar ve devlet adamları, 19. yüzyılda Avrupa'ya baktılar ve bunları gördüler.Estos pensadores, intelectuales y estadistas musulmanes del siglo XIX miraban a Europa y veían estas cosas.
Bu Müslüman düşünürler, aydınlar ve devlet adamları, 19. yüzyılda Avrupa'ya baktılar ve bunları gördüler.Ezek a 19. századi muszlim gondolkodók és államférfiak Európát figyelték, látták ezeket a dolgokat.
Bu Müslüman düşünürler, aydınlar ve devlet adamları, 19. yüzyılda Avrupa'ya baktılar ve bunları gördüler.Những nhà tri thức, chính khách Hồi giáo của thế kỉ 19 đã nhìn thấy những điều đó ở Châu Âu.
Bu Müslüman düşünürler, aydınlar ve devlet adamları, 19. yüzyılda Avrupa'ya baktılar ve bunları gördüler.Para cendekiawan, intelektual, dan negarawan Muslim abad ke-19 melihat Eropa, dan mendambakan hal-hal itu.
Bu Müslüman düşünürler, aydınlar ve devlet adamları, 19. yüzyılda Avrupa'ya baktılar ve bunları gördüler.Questi pensatori, intellettuali e uomini di Stato Musulmani del 19° secolo guardavano all'Europa.
Bu Müslüman düşünürler, aydınlar ve devlet adamları, 19. yüzyılda Avrupa'ya baktılar ve bunları gördüler.Títo moslimskí myslitelia, intelektuáli a štátnici 19.storočia pozorovali Európu a videli tieto skutočnosti.
Bu Müslüman düşünürler, aydınlar ve devlet adamları, 19. yüzyılda Avrupa'ya baktılar ve bunları gördüler.Ці мусульманські мислителі, інтелектуали, державні діячі 19-го століття дивились на Європу, і бачили ці речі.
Bu Müslüman düşünürler, aydınlar ve devlet adamları, 19. yüzyılda Avrupa'ya baktılar ve bunları gördüler.Эти мусульманские мыслители и интеллигенция 19-го века смотрели на Европу и замечали эти факты.
Bu Müslüman düşünürler, aydınlar ve devlet adamları, 19. yüzyılda Avrupa'ya baktılar ve bunları gördüler.הפילוסופים, האינטלקטואלים ואנשי המדינה המוסלמים של המאה ה-19 הסתכלו אל אירופה, ראו את הדברים האלה,
Bu Müslüman düşünürler, aydınlar ve devlet adamları, 19. yüzyılda Avrupa'ya baktılar ve bunları gördüler.ان هؤلاء المفكرون الاسلاميون .. او رجال السلطة .. الذين نظروا الى اوروبا ورأوا هذه الأشياء ..
Bu Müslüman düşünürler, aydınlar ve devlet adamları, 19. yüzyılda Avrupa'ya baktılar ve bunları gördüler.ヨーロッパを観察し、そういったこと物事を学びました。 彼らは "なぜ私達はそのような物事を持っていないのだろうか?" と考えました。
Çevre ile gerçekten ilgili olduğumu gördüler, ve bu yol boyunca bana gerçekten yardım etmek istediler.Au văzut că eram cu adevărat interesat de mediu, și chiar au vrut să mă ajute până la capăt.
Çevre ile gerçekten ilgili olduğumu gördüler, ve bu yol boyunca bana gerçekten yardım etmek istediler.Avevano capito quanto fossi interessato all'ambiente e volevano darmi una mano ad andare avanti.
Çevre ile gerçekten ilgili olduğumu gördüler, ve bu yol boyunca bana gerçekten yardım etmek istediler.De såg att jag verkligen var intresserad av miljön, och de ville verkligen hjälpa mig på vägen.
Çevre ile gerçekten ilgili olduğumu gördüler, ve bu yol boyunca bana gerçekten yardım etmek istediler.Ils ont vu que j'étais vraiment intéressé par l'environnement, et ils voulaient vraiment m'aider dans ma voie.
Çevre ile gerçekten ilgili olduğumu gördüler, ve bu yol boyunca bana gerçekten yardım etmek istediler.그들은 제가 환경에 진정으로 관심이 있다고 보았고, 제가 하는 일을 진심으로 도와주고 싶어했습니다.
Çevre ile gerçekten ilgili olduğumu gördüler, ve bu yol boyunca bana gerçekten yardım etmek istediler.Látták, hogy nagyon érdekel a környezet, és komolyan segíteni akartak nekem.
Çevre ile gerçekten ilgili olduğumu gördüler, ve bu yol boyunca bana gerçekten yardım etmek istediler.Man sah, dass ich wirkliches Interesse an der Umwelt hatte und man wollte mir wirklich auf den Weg helfen.
Çevre ile gerçekten ilgili olduğumu gördüler, ve bu yol boyunca bana gerçekten yardım etmek istediler.Viděli, že mě životní prostředí vážně zajímá a skutečně mi na té cestě chtěli pomoci.
Çevre ile gerçekten ilgili olduğumu gördüler, ve bu yol boyunca bana gerçekten yardım etmek istediler.Videli, že sa naozaj zaujímam o životné prostredie a naozaj mi chceli pomôcť nájsť spôsob.
Çevre ile gerçekten ilgili olduğumu gördüler, ve bu yol boyunca bana gerçekten yardım etmek istediler.Viram que eu estava mesmo interessado no ambiente, e quiseram realmente ajudar-me.
Çevre ile gerçekten ilgili olduğumu gördüler, ve bu yol boyunca bana gerçekten yardım etmek istediler.Ze zagen dat het milieu me echt interesseerde en ze wilden me daarin graag op weg helpen.
Çevre ile gerçekten ilgili olduğumu gördüler, ve bu yol boyunca bana gerçekten yardım etmek istediler.Zobaczyli, że naprawdę interesuję się środowiskiem i naprawdę chcieli mi przy tym pomóc.
Çevre ile gerçekten ilgili olduğumu gördüler, ve bu yol boyunca bana gerçekten yardım etmek istediler.Видяха, че наистина се интересувам от околната среда и искаха да ми помогнат с това.
Çevre ile gerçekten ilgili olduğumu gördüler, ve bu yol boyunca bana gerçekten yardım etmek istediler.Они видели, что мне действительно интересна окружающая среда и на самом деле хотели помочь мне на моем пути.
Çevre ile gerçekten ilgili olduğumu gördüler, ve bu yol boyunca bana gerçekten yardım etmek istediler.הם ראו שממש התעניינתי בסביבה, והם ממש רצו לעזור לי בדרך שלי.
Çevre ile gerçekten ilgili olduğumu gördüler, ve bu yol boyunca bana gerçekten yardım etmek istediler.لقد لاحظوا شدة اهتمامي بالبيئة، وكانوا يريدون مساعدتي في هذا الطريق.
Çevre ile gerçekten ilgili olduğumu gördüler, ve bu yol boyunca bana gerçekten yardım etmek istediler.そして私の手助けをしようとしてくれたのです その頃、私は話すことなしにクラスで教えていました
Çoktan gördüler sınavı.Chúng tôi đã nhìn thấy các kỳ thi.
Çoktan gördüler sınavı.Deja au văzut subiectele
Çoktan gördüler sınavı.Už vidìli testy.
Çoktan gördüler sınavı.Ya vieron el examen.
Çoktan gördüler sınavı.Zij hebben reeds het examen gezien.
Çoktan gördüler sınavı.Έχουν δει ήδη το γραπτό.
Çok uzun zaman insanlar fen bilimini ve beşeri bilimleri birbirinden ayrı gördüler. C.P.Durante mucho tiempo la gente ha considerado la ciencia y las humanidades como cosas distintas.
Çok uzun zaman insanlar fen bilimini ve beşeri bilimleri birbirinden ayrı gördüler.De foarte mult timp oamenii au privit stiintele reale si cele umane in mod distinct.
Çok uzun zaman insanlar fen bilimini ve beşeri bilimleri birbirinden ayrı gördüler.Depuis toujours, les hommes ont considéré la science et les humanités comme distinctes.
Çok uzun zaman insanlar fen bilimini ve beşeri bilimleri birbirinden ayrı gördüler.Dolgo časa so ljudje obravnavali znanost in humanistiko izrazito ločeno.
Çok uzun zaman insanlar fen bilimini ve beşeri bilimleri birbirinden ayrı gördüler.Durante imenso tempo as pessoas consideraram a ciência e as humanidades como sendo distintas.
Çok uzun zaman insanlar fen bilimini ve beşeri bilimleri birbirinden ayrı gördüler.Het grootste deel van de tijd heeft men wetenschap en menswetenschappen als iets verschillends beschouwd.
Çok uzun zaman insanlar fen bilimini ve beşeri bilimleri birbirinden ayrı gördüler.아주 오랜 시간동안 사람들은 과학과 인간성을 매우 구별되는 것으로 생각해왔습니다.
Çok uzun zaman insanlar fen bilimini ve beşeri bilimleri birbirinden ayrı gördüler.Lâu lắm rồi người ta vẫn coi khoa học và xã hội là các môn riêng biệt.
Çok uzun zaman insanlar fen bilimini ve beşeri bilimleri birbirinden ayrı gördüler.Nagyon hosszú ideig az emberek úgy tekintettek a természet és a humán tudományokra, mint két külön világra.

İlgili Sayfalar