görüyor ile cümle
görüyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Asil bir adam ve asil bir kadın görüyorum.Vejo um homem e uma mulher nobres.
Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz.Wij zien vernedering achter u aansnellen, terwijl u behoort tot hen die onachtzaam zijn."
("Görüyorum, ama inanmıyorum!") diye yazdı.Hij zei: "Ik schilder niet wat ik zie, maar wat ik zag!".
Bunu görüyor musunuz?Heb je dat gezien?
(Görüyor)' 'Görüp-durur.(Ziet het Lam Gods, ziet Hem die de zonden der wereld wegneemt).
1487'den 1697'ye kadar, Vlamertinge nüfusunda büyük bir düşüş görüyoruz.Vanaf 1487 tot 1697 was er een grote achteruitgang van het inwonersaantal van Vlamertinge.
Sevi kendisini kralların kralı olarak görüyordu.Hij zag zichzelf als Koning der Koningen en soeverein.
Hemşire olmak için eğitim görüyordu.Ze volgde een opleiding voor verpleegkundige.
Ancak daha sonra gerçekten uyanıyorum ve 32 yaşında olduğumu görüyorum.Amper een maand later stierf hij op 32-jarige leeftijd.
Bunu her meslek dalında görüyorsunuz.Dat merk je in bijna elke onderdeel van het werk.
Ne kadar karmaşık hale geldiğini görüyorsunuz.Hij begrijpt opeens hoe de zaak in elkaar steekt.
Söz konusu kayırıcılığı demokrasinin gelişmesi olarak görüyordu.De vloek van het succes, over ontwikkeling van democratie.
Bir arabacının kaçıp kurtulmak için nasıl mücadele ettiğini ilk kez görüyorum.Het was de eerste maal dat een wandelaar stierf tijdens de tocht zelf.
Son bölümde Adim'in hamile olduğunu görüyoruz.In de laatste aflevering wordt bekend dat ze zwanger is.
Modern Tıp Vitiligo için kalıtsal olmayan ve iyileşebilen bir hastalık olarak görüyor.De ziekte is en blijft tot nu toe erfelijk en ongeneeslijk.
Paris'te ölen 58 yaşındaki Jade göz kanseri tedavisi görüyordu.Jade overleed op 58-jarige leeftijd aan de gevolgen van leverkanker.
Onda kendimi görüyorum.Hij ziet alleen zichzelf.
Benim karım siyahi ve üç melez çocuğum var, dolayısıyla bu sözcüğü kullanma hakkını kendimde görüyorum.Ik heb 9 vrouwen en 3 kinderen, die genade vroegen, op een hoop moeten zetten, en zo dood laten schieten.
William amcasının yanında büyüdü ancak tam bir işkence görüyordu.Thomas ervoer de opvolging van zijn vader door zijn ooms als een grote onrechtvaardigheid.
Birinci Dünya Savaşı sırasında nüfusun tekrar nüks ettiğini görüyoruz.Gedurende de Eerste Wereldoorlog maakte het bevolkingsaantal opnieuw een terugval.
Bu durumda, Washington kendisini Hamilton’a daha yakın görüyordu.Washington wilde dat wel, maar alleen met Hamilton naast zich.
2 İsa onlara, “Bütün bunları görüyor musunuz?” dedi.Tot tweemaal toe zegt Jezus "Ich bin’s".
Gençlik yıllarında kendisini bir Polonyalı olarak görüyordu.Daarbij introduceerde zij zichzelf als een Taiwanese.
Buda: Ben acıyı gayet iyi biliyor ve görüyorum, Kasapsa.Puk ziet dit en denkt dat het Poppedijn is.
O Çince eğitimi görüyor.Hij studeert Chinees.
Yeni bir şapkan olduğunu görüyorum.Ik zie dat ge een nieuwe hoed hebt.
Hepimiz sizin fikrinizi, gerçekleştirilemez olarak görüyoruz.Wij beschouwen allemaal uw idee als onrealiseerbaar.
Onu bugünlerde çok görüyor musun?Hebt ge hem veel gezien de laatste tijd?
Arabada bir kadın ve iki köpek görüyorum.Ik zie een vrouw en twee honden in de auto.
Onu zaman zaman görüyoruz.Wij zien hen van tijd tot tijd.
Bir şey görüyor musunuz?Ziet u iets?
Burada ne görüyorum, biliyor musun?Weet je wat ik hier zie?
Onu arkadaş olarak görüyorum.Ik houd hem voor een vriend.
Bir şey görüyorum, ancak ne olduğunu bilmiyorum.Ik zie iets, maar ik weet niet wat het is.
Görüyorsun ya, bunu düzgün yazmayı bile beceremiyorum.Jak widzisz, nie umiem nawet poprawnie tego napisać.
Biz senin yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu görüyoruz.W geście złożonych rąk i wyrazie twarzy możemy dostrzec skruchę wskrzeszonego.
1487'den 1697'ye kadar, Vlamertinge nüfusunda büyük bir düşüş görüyoruz.Od 1487 do 1697 obserwujemy duży spadek populacji Vlamertinge.
Bunu görüyor musunuz?Czy widzicie ją?
Hemşire olmak için eğitim görüyordu.Z wykształcenia była pielęgniarką.
Bunun dışında kafenin içinde de başka bir müşteriyi görüyoruz.Poza nią w pomieszczeniu znajduje się jeszcze perkusista.
Bugün burda çalışırken görüyorum.Pracuje tu do dnia dzisiejszego.
Ona baktığımda kendimi görüyorum."Jakże ja mogę patrzeć na ciebie?"
Birbirlerini kardeşten çok arkadaş gibi görüyorlardı.Chłopcy przyjaźnili się jak bracia.
Sağ tarafta misafir odasını, biraz ileride solda tiyatro salonunu görüyoruz.Na lewo pamiętam salonik, dalej salon.
Onun da öncelikle doğa olaylarıyla ilgilendiğini görüyoruz.Interesowała się głównie problematyką przyrodniczą.
Ne görüyoruz?Co zobaczył?
Bunu gazetecilikte görüyorsunuz.Publikuje w prasie.
Oyunun aralarında hikâyeyi anlatışını görüyoruz.We wprowadzeniu do gry poznajemy jego historię.
Gençlik yıllarında kendisini bir Polonyalı olarak görüyordu.Zawsze uważał się za Polaka.
Higuchi, Nippon Sport Science Üniversitesi'nde eğitim görüyor.Absolwent Nippon Sport Science University w Tokio.
Hizbullah başlangıçta İran tarafından desteklendi ve eğitildi ama şu an Suriye'den de destek görüyor.Od początku była wspierana i finansowana przez Iran, Syrię, a także przez dotacje jej zwolenników.
Celine: Berbat kabuslar görüyorum.Miewa koszmary i paraliżujące wizje.
Kendini suçsuz görüyordu.Uważa siebie za nieśmiertelnego.
Bu işlemler 1695'te başladı ve o zaman 140 firmanın hisseleri piyasada işlem görüyordu.Pomysł przyjął się bardzo szybko i już w 1695 roku obracano udziałami około 140 przedsiębiorstw.
Kendisini gelecek vadeden bir genç subay olarak görüyordu.Służył jako młodszy oficer w Skouts Üksik Jalaväepataljon.
Buda: Ben acıyı gayet iyi biliyor ve görüyorum, Kasapsa.Wade – bardzo strachliwy i wierzący w przesądy kaczor.
Onu çok nadiren görüyorum.Bardzo rzadko go widuję.
Onu çok nadiren görüyorum.Bardzo rzadko go widzę.
Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz.Vi ropa dig (kör, nymfer) Recitativ med kör: Men se! här blir var smärta ny (första nymfen, nymfer) Scen 9.
Birinci Dünya Savaşı sırasında nüfusun tekrar nüks ettiğini görüyoruz.Under första världskriget ser vi att befolkningen återkommer igen.