görüyor ile cümle

görüyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Firavun, seni mahvolmuş biri olarak görüyorum!"I truly think, O Pharaoh, your days are done."
Senden daha az para ve çocuğa sahip olduğumu görüyor olabilirsin amaThough you see me poorer in wealth and children than you,
"Korkmayın," dedi, "Ben sizinle birlikteyim; görüyorum ve işitiyorum."(The Lord) said: "Be not afraid. I am verily with you, and I hear and see.
Sadece yapmış olduklarınızın karşılığını görüyorsunuz.And be rewarded but only for what you had done,
Ben benimle gönderilen şeyi size duyuruyorum; fakat sizin cahil bir toplum olduğunuzu görüyorum."I only convey to you what I have been sent with. But I see you are a foolish people."
Gizemlerin bilgisine mi sahiptir ki (geleceği) görüyor?Has he knowledge of the Unknown that he perceives everything?
Onların hiç bir kalıntısını görüyor musun?Do you see any trace of them?
Onlar onu uzak görüyorlar.They surely take it to be far away,
"Ey Şuayb! Söylediklerinin çoğunu anlamıyor ve doğrusu seni aramızda güçsüz görüyoruz.They said, “O Shuaib!
Buyurdu: "Korkmayın! Ben sizinle beraberim; işitiyorum, görüyorum."He said, “Do not fear – I am with you, All Hearing and All Seeing.”
Bir kez daha bak! Bir çatlaklık, bir uyuşmazlık görüyor musun?Therefore lift your gaze – do you see any cracks?
Doğrusu ben seni de halkını da besbelli bir sapıklık içinde görüyorum!” demişti.Indeed I find you and your people in open error.”
Allah ne yaptıklarını görüyor.God sees the things they do.
Onları niçin kovayım?) Fakat ben sizi, cahillik eden bir kavim görüyorum.But I see you are an ignorant people.
Onlardan biri dedi ki: "Ben düşümde şarap sıktığımı görüyorum."Said one of them, 'I dreamed that I was pressing grapes.
Öteki de: "Ben de, görüyorum ki başımın üstünde ekmek taşıyorum, kuşlar ondan yiyor.Said the other, 'I dreamed that I was carrying on my head bread, that birds were eating of.
Bir sûre indirildiğinde, bazısı bazısına bakar (ve): "Sizi bir kimse görüyor mu?" (der.)And whenever a sura is sent down, they look one at another: 'Does anyone see you?'
Söylediklerinin birçoğunu anlamıyoruz. Ve biz seni aramızda zayıf bir adam olarak görüyoruz.They said, 'Shuaib, we do not understand much of what thou sayest.
Bunun yorumunu bize haber ver. Çünkü biz seni güzel davrananlardan görüyoruz, dedi.Tell us its interpretation; we see that thou art of the good-doers.'
Onlar elbette Rablerine kavuşacaklar. Fakat ben de sizi cahillik eden bir kavim görüyorum."But I see you are an ignorant people.
Bize bunun yorumunu haber ver. Çünkü biz seni iyilik edenlerden görüyoruz."Tell us its interpretation; we see that thou art of the good-doers.'
Ne zaman bir sure inse, "Kimse sizi görüyor mu," diye bakışırlar.And whenever a sura is sent down, they look one at another: 'Does anyone see you?'
Bunların yorumunu bize bildir. Seni iyilerden görüyoruz."Tell us its interpretation; we see that thou art of the good-doers.'
Allah yaptıklarını görüyor.And Allah is Beholder of that which they Work.
Bir sure indirildiği zaman: "Sizi birisi görüyor mu?" diye birbirine bakar, sonra sıvışırlar.And whenever a Surah is sent down they look on at each other as though saying: observeth you anyone?
Bir sure inince, "Sizi bir kimse görüyor mu?" diye birbirlerine bakarlar, sonra dönüp giderler.And whenever a Surah is sent down they look on at each other as though saying: observeth you anyone?
Allah, onların yaptıklarını görüyor.And Allah is Beholder of that which they Work.
O her şeyi işitiyor, hepsini görüyor.He is the Hearer, the Knower.
Allah yaptıklarını hakkıyla görüyor.And Allah is Beholder of that which they Work.
Onları (inananları), gözleriyle kendilerinin iki katı olarak görüyorlardı.And Allah aideth with His succour whomsoever He will.
Sonra yine çokları kör, sağır kesildiler. Allah yaptıklarını görüyor.And Allah is the All-Seer of what they do.
Peki ama neden arlandıkları şeyleri Allah'a layık görüyorlar?)And unto themselves what they desire;
Çünkü ben sizin görmediğinizi görüyorum, ben Allah'tan da korkuyorum" dedi.Verily! I see what you see not.
Onlar gerçekten Rablerine kavuşacaklar. Ancak ben sizi, cahillik etmekte olan bir kavim görüyorum.Surely, they are going to meet their Lord, but I see that you are a people that are ignorant.
Doğrusu biz senin iyi davrananlardan olduğunu görüyoruz" dediler.Indeed we think that you are one of the Muhsinun (good-doers - see V. 2:112)."
Ben sizin görmediklerinizi görüyorum, ben Allah'tan korkarım.I see what you see not. Verily!
Çünkü onlar Rablerine varacaklar. Ama sizin cehalete batmış bir toplum olduğunuzu görüyorum."Surely, they are going to meet their Lord, but I see that you are a people that are ignorant.
Sakın aşırılık edip azmayın! O, yapmakta olduklarınızı görüyor.Verily, He is All-Seer of what you do.
Ayrıca yedi yeşil başak, yedi de kuru başak görüyorum.O notables!
Allah odur ki, gökleri direksiz yükseltmiştir; görüyorsunuz onları...Allah is He Who raised the heavens without any pillars that you can see.
O, kullarını görüyor, onlardan haber alıyor.Verily, He is Ever All-Knower, All-Seer of His slaves.
Zira biz seni, iyilik edenlerden görüyoruz.Indeed we think that you are one of the Muhsinun (good-doers - see V. 2:112)."
Sonra yine onların çoğu kör, sağır kesildiler. Allah, onların yaptıklarını görüyor.And Allah is the All-Seer of what they do.
Ben sizin göremeyeceğiniz şeyler görüyorum ve ben Allah'dan korkarım.I see what you see not. Verily!
Gerçekten de biz seni iyilik edenlerden görüyoruz."Indeed we think that you are one of the Muhsinun (good-doers - see V. 2:112)."
ALLAH yaptıklarınızı Görüyor.And Allah is All-Seer of what you do.
Allah yolunda çarpışanları, kafa gözleriyle kendilerinin iki katı görüyorlardı.They saw them with their own eyes twice their number.
Sen, toprağı huşû halinde boynu bükük görüyorsun ya, işte o da Allah'ın ayetlerindendir.And of His signs is that you see the land still.
O kâfirler Müslümanları, bizzat gözleriyle kendilerinin iki misli görüyorlardı.They saw them with their own eyes twice their number.
Doğrusu biz seni içimizde zayıf biri görüyoruz.Indeed we see you weak in our midst.
Söylediklerinin çoğunu anlamıyor ve doğrusu seni aramızda güçsüz görüyoruz.We do not understand much of what you say.
Ve biz seni aramızda zayıf bir adam olarak görüyoruz.Indeed we see you weak in our midst.
O, yapmakta olduklarınızı görüyor.For certainly He is aware of all what you do.
Söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz ve içimizde seni cidden zayıf (aciz) görüyoruz!We do not understand much of what you say. Indeed we see you weak in our midst.
Ayrıca seni içimizde çok zayıf biri olarak görüyoruz.Indeed we see you weak in our midst.
O Rabbine dönecek! Zira Rabbi, devamlı sûrette onun yaptıklarını görüyor, tek tek kontrol ediyordu.But no; (how would he not revert)?
Üstelik biz, seni aramızda güçsüz görüyoruz.Indeed we see you weak in our midst.
Kral dedi ki: "Düşümde yedi semiz inek görüyorum.And the king said: Lo!
Kuşkusuz, ben, yaptıklarınızı görüyorum.I am Seer of what ye do.
Zira ben sizi hayır (ve bolluk) içinde görüyorum.Lo! I see you well-to-do, and lo!

İlgili Sayfalar