görünen ile cümle
görünen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.Tampaknya memang benda yang dicari-cari hanya ada karena menghilang berkali-kali.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.Úgy tűnik, a vágy tárgya ismételt eltűnések során valósítja meg önmagát.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.Vaikuttaisi siltä, että esineestä tulee haluttu vasta kun se katoaa toistuvasti.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.Wydawać by się mogło, że obiekt pożądania wraca do życia tylko przez znikanie.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.Zdi se, da predmet poželenja postane to šele, ko večkrat zaporedoma izgine.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.Φαίνεται πως το αντικείμενο του πόθου αναγνωρίζεται μόνο όταν εξαφανίζεται επανειλημμένα.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.Здається, що об"єкт бажань існував лише завдяки своїм постійним зникненням.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.Изглежда, обектът на желание става такъв, само ако изчезва многократно.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.Такое впечатление, что этот объект желания становился независимым только когда постоянно исчезал.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.נראה כי מושא התשוקה בא מההעלמיות החוזרות שלו.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.سيبدو أن الشئ المرغوب فيه يأتي فقط ويبدو أن الهدف من رغبة لا يأتي إلا إلى جانبها من قبل الزوال مرارا وتكرارا.
Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.所有欲の対象として価値が高まることがわかります さて 僕は鷹像を手に入れました
Görünen o ki uçaktaki en güvenli koltuk hakkında bile konuşamayız.Aber jetzt können wir anscheinend nicht einmal mehr über den sichersten Platz in einem Flugzeug reden.
Görünen o ki uçaktaki en güvenli koltuk hakkında bile konuşamayız.Ale jak se zdá, teď ani nemůžeme mluvit o nejbezpečnějším místě, kde v letadle sedět.
Görünen o ki uçaktaki en güvenli koltuk hakkında bile konuşamayız.Dar acum se pare că n-avem voie să vorbim nici despre cel mai sigur loc dintr-un avion.
Görünen o ki uçaktaki en güvenli koltuk hakkında bile konuşamayız.De most már látszólag még arról sem beszélhetünk, melyik a legbiztonságosabb ülőhely a repülőgépen.
Görünen o ki uçaktaki en güvenli koltuk hakkında bile konuşamayız.이제는 우리가 비행기에서 좌석배치에 대해서도 말하면 안됩니다.
Görünen o ki uçaktaki en güvenli koltuk hakkında bile konuşamayız.Maar nu kunnen we zelfs niet praten over de veiligste zitplaats op een vliegtuig.
Görünen o ki uçaktaki en güvenli koltuk hakkında bile konuşamayız.Mais maintenant apparemment on ne peut même pas parler de l'endroit le plus sûr où s'asseoir dans un avion.
Görünen o ki uçaktaki en güvenli koltuk hakkında bile konuşamayız.Ma ora pare che non possiamo neanche parlare del posto più sicuro dove sederci in aereo.
Görünen o ki uçaktaki en güvenli koltuk hakkında bile konuşamayız.Mas agora, aparentemente, nem sequer podemos falar sobre o sítio mais seguro no avião para nos sentarmos.
Görünen o ki uçaktaki en güvenli koltuk hakkında bile konuşamayız.Najwidoczniej nie możemy dyskutować na temat najbezpieczniejszego miejsca w samolocie.
Görünen o ki uçaktaki en güvenli koltuk hakkında bile konuşamayız.Nhưng bây giờ có vẻ như đến chỗ ngồi an toàn nhất trên máy bay ta cũng chẳng được nói.
Görünen o ki uçaktaki en güvenli koltuk hakkında bile konuşamayız.Pero ahora, parece ser que no podemos ni hablar del sitio más seguro del avión.
Görünen o ki uçaktaki en güvenli koltuk hakkında bile konuşamayız.Tapi kini sepertinya kita bahkan tidak dapat berbicara tentang tempat yang paling aman di pesawat.
Görünen o ki uçaktaki en güvenli koltuk hakkında bile konuşamayız.Але тепер ми не можемо навіть поговорити про те, де найбезпечніші місця в літаку.
Görünen o ki uçaktaki en güvenli koltuk hakkında bile konuşamayız.Но вече очевидно не можем дори да говорим за най-безопасното място за сядане в самолета.
Görünen o ki uçaktaki en güvenli koltuk hakkında bile konuşamayız.Но теперь, похоже, нам даже нельзя поговорить о том, где безопаснее всего сидеть в самолёте.
Görünen o ki uçaktaki en güvenli koltuk hakkında bile konuşamayız.אך מסתבר שהיום אסור לנו לדבר אפילו על המקום שהכי בטוח לשבת בו במטוס.
Görünen o ki uçaktaki en güvenli koltuk hakkında bile konuşamayız.لكن الآن على ما يبدو أنه لا ينبغي علينا أن نتحدث عن المقعد الأكثر أمانا في الطائرة .
Görünen o ki uçaktaki en güvenli koltuk hakkında bile konuşamayız.話をすることもできないとはね 中東の方々そしてイスラム教徒の皆さん
Görünen o ki yağmalamadan geriye kalanlar.Det ser ud til at de var ude efter bytte.
Görünen o ki yağmalamadan geriye kalanlar.Eles buscam pilhagem, parece.
Görünen o ki yağmalamadan geriye kalanlar.Es scheint, als ob sie es auf irgendwelchen Plunder abgesehen hätten.
Görünen o ki yağmalamadan geriye kalanlar.Ils cherchaient du butin, on dirait.
Görünen o ki yağmalamadan geriye kalanlar.Ovat ryöstösaaliin perään.
Görünen o ki yağmalamadan geriye kalanlar.Parecen restos del pillaje.
Görünen o ki yağmalamadan geriye kalanlar.Stanno cercando un tesoro a quanto pare.
Görünen o ki yağmalamadan geriye kalanlar.Úgy látszik fosztogatnak.
Görünen o ki yağmalamadan geriye kalanlar.Verkar som om dom är på plundring.
Görünen o ki yağmalamadan geriye kalanlar.Zdaje się, że chodziło im o rabunek.
Görünen o ki yağmalamadan geriye kalanlar.Zdá sa, že boli za korisťou.
Görünen o ki yağmalamadan geriye kalanlar.Zdá se, že byli za kořistí.
Görünen o ki yağmalamadan geriye kalanlar.Ze zijn aan 't plunderen, schijnt het.
Görünen o ki yağmalamadan geriye kalanlar.Κυνηγούν λάφυρα φαίνεται.
Görünen o ki yağmalamadan geriye kalanlar.Кажется, они хотели пограбить.
Görünen o ki yağmalamadan geriye kalanlar.ガラクタばかりだ
Görünen o ki, yeni girişimler için dört tür pazar var.1つ目は既存市場です
Görünen o ki, yeni girişimler için dört tür pazar var.Sucede que en realidad hay cuatro tipos de mercado para las startup.
Görünen o ki, yeni girişimler için dört tür pazar var.І виходить, що для стартапів існуюють 4 типи ринків.
Görünen o ki, zamanımızı ne kadar verimli geçirebileceğimize ilişkin epey farkı görüşlerimiz var.Así, parecemos tener una diferencia genuina de opinión acerca de cómo usar provechosamente el tiempo.
Görünen o ki, zamanımızı ne kadar verimli geçirebileceğimize ilişkin epey farkı görüşlerimiz var.Dit is een oprecht meningsverschil over hoe we onze tijd optimaal moeten besteden.
Görünen o ki, zamanımızı ne kadar verimli geçirebileceğimize ilişkin epey farkı görüşlerimiz var.Donc, il apparait une vraie différence d'opinion sur la manière de mettre à profit son temps.
Görünen o ki, zamanımızı ne kadar verimli geçirebileceğimize ilişkin epey farkı görüşlerimiz var.그래서, 한 사람의 시간을 생산적으로 이용하는 방법에 관해서는 의견의 차이가 있는것처럼 보입니다.
Görünen o ki, zamanımızı ne kadar verimli geçirebileceğimize ilişkin epey farkı görüşlerimiz var.Máme tak dva skutečně rozdílné názory na to, jak užitečně využít svůj čas.
Görünen o ki, zamanımızı ne kadar verimli geçirebileceğimize ilişkin epey farkı görüşlerimiz var.Parece, assim, que temos uma genuína diferença de opinião sobre como usarmos proveitosamente o nosso tempo.
Görünen o ki, zamanımızı ne kadar verimli geçirebileceğimize ilişkin epey farkı görüşlerimiz var.S-ar putea spune că cei doi au o reală diferenţă de opinii privitoare la cum e mai bine să-ţi petreci timpul.
Görünen o ki, zamanımızı ne kadar verimli geçirebileceğimize ilişkin epey farkı görüşlerimiz var.Sembra che ci sia una vera divergenza di opinioni su come utilizzare proficuamente il proprio tempo.
Görünen o ki, zamanımızı ne kadar verimli geçirebileceğimize ilişkin epey farkı görüşlerimiz var.Tak więc, mamy do czynienia z głęboko odmienną opinią na temat tego jak spędzać swój wolny czas.
Görünen o ki, zamanımızı ne kadar verimli geçirebileceğimize ilişkin epey farkı görüşlerimiz var.Takže tu máme skutočne rozdielne názory na to, ako účelne tráviť svoj voľný čas.