görünen ile cümle

görünen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Evet, parantez içleri çoktan değerlendirilmiş, bu yüzden biz hazır görünen 5 kere 4'ü yapabiliriz.Всередині дужок все вже "пораховано" то ж ми можемо розглядати це як 5*4(помножити)
Evet, parantez içleri çoktan değerlendirilmiş, bu yüzden biz hazır görünen 5 kere 4'ü yapabiliriz.وما بداخلها مقيم فعلياً 5×4
Evet, parantez içleri çoktan değerlendirilmiş, bu yüzden biz hazır görünen 5 kere 4'ü yapabiliriz.これは単に 5 かける 4 と見れば良いです. では左から右へと評価していきます.
Evimin karşısındaki ırmaktan görünen Çin'deki deniz ışıklar hariç.Jedinou výjimkou byla záplava světel, kterou jsme viděli přes řeku v Číně.
Evimin karşısındaki ırmaktan görünen Çin'deki deniz ışıklar hariç.lukuunottamatta valomerta Kiinassa, joen toisella puolella kotoani.
Evimin karşısındaki ırmaktan görünen Çin'deki deniz ışıklar hariç.Można było dostrzec jedynie światła docierające z Chin, zaraz zza drugiej strony rzeki koło mojego domu.
Evimin karşısındaki ırmaktan görünen Çin'deki deniz ışıklar hariç.Виждах само светлините от съседен Китай, идващи през близката река.
Evimin karşısındaki ırmaktan görünen바로 강 건너편에 있던
Evimin karşısındaki ırmaktan görünenפרט לים האורות של סין,
Evimin karşısındaki ırmaktan görünenبإستثناء بحر الأضواء في الصين
Evimin karşısındaki ırmaktan görünen私の家の川向こうは中国でした
Fakat daha dikkatli bakalım, o zaman, görünen şeyler iblisler, dünyadaki şeytanlar.Aber sehen wir genauer hin, und schon erscheinen die Dämonen, die Teufel in der Welt.
Fakat daha dikkatli bakalım, o zaman, görünen şeyler iblisler, dünyadaki şeytanlar.Ale když zaostříte, tak jako teď my, vyvstanou před vámi démoni, ďáblové tohto světa.
Fakat daha dikkatli bakalım, o zaman, görünen şeyler iblisler, dünyadaki şeytanlar.Ale pozrime sa hlbšie, a keď tak urobíme, objavia sa démoni, diabli tohto sveta.
Fakat daha dikkatli bakalım, o zaman, görünen şeyler iblisler, dünyadaki şeytanlar.Als we dieper kijken, verschijnen de demonen, de duivels in de wereld.
Fakat daha dikkatli bakalım, o zaman, görünen şeyler iblisler, dünyadaki şeytanlar.Dar haideţi să ne uităm mai adânc, şi pe măsură ce ne concentrăm, putem vedea demoni, demoni în această lume.
Fakat daha dikkatli bakalım, o zaman, görünen şeyler iblisler, dünyadaki şeytanlar.De nézzük csak meg jobban, és máris látjuk, hogy előtűnnek a démonok, a gonoszok a világban.
Fakat daha dikkatli bakalım, o zaman, görünen şeyler iblisler, dünyadaki şeytanlar.하지만 좀 더 깊이있게 관찰하면 바로 악마들의 모습을 볼 수 있죠.
Fakat daha dikkatli bakalım, o zaman, görünen şeyler iblisler, dünyadaki şeytanlar.Mais si nous regardons de plus près, ce qui apparaît ce sont les démons, les diables dans le monde.
Fakat daha dikkatli bakalım, o zaman, görünen şeyler iblisler, dünyadaki şeytanlar.Ma se guardiamo più in profondità appaiono i demoni, i demoni del mondo.
Fakat daha dikkatli bakalım, o zaman, görünen şeyler iblisler, dünyadaki şeytanlar.Mas observemos com um olhar penetrante, e ao fazê-lo, tornam-se aparentes os demónios, os diabos do mundo.
Fakat daha dikkatli bakalım, o zaman, görünen şeyler iblisler, dünyadaki şeytanlar.Men lad os se dybere, og som vi gør det, kommer dæmonerne, verdens djævle frem.
Fakat daha dikkatli bakalım, o zaman, görünen şeyler iblisler, dünyadaki şeytanlar.Mutta katsoessamme tarkemmin, esille tulevat demonit, maailman paholaiset.
Fakat daha dikkatli bakalım, o zaman, görünen şeyler iblisler, dünyadaki şeytanlar.Nhưng hãy nhìn sâu hơn nữa, và lúc đó, những gì xuất hiện là quỷ dữ, ác quỷ trên thế giới.
Fakat daha dikkatli bakalım, o zaman, görünen şeyler iblisler, dünyadaki şeytanlar.Pero miremos más cuidadosamente, y mientras lo hacemos lo que aparecen son demonios, los diablos del mundo.
Fakat daha dikkatli bakalım, o zaman, görünen şeyler iblisler, dünyadaki şeytanlar.Wpatrując się głębiej, dostrzegamy demony, zło tego świata.
Fakat daha dikkatli bakalım, o zaman, görünen şeyler iblisler, dünyadaki şeytanlar.Άλλα ας κοιτάξουμε πιο προσεκτικά. Καθώς το κάνουμε εμφανίζονται οι δαίμονες, το κακό στον κόσμο.
Fakat daha dikkatli bakalım, o zaman, görünen şeyler iblisler, dünyadaki şeytanlar.Але придивімося ближче, і бачимо, що у світі з'являються демони і чорти
Fakat daha dikkatli bakalım, o zaman, görünen şeyler iblisler, dünyadaki şeytanlar.Но если посмотреть ближе, появляются демоны, дьяволы мира.
Fakat daha dikkatli bakalım, o zaman, görünen şeyler iblisler, dünyadaki şeytanlar.Но нека погледнем по-задълбочено, и докато го правим, това се оказват демоните, дяволите в света.
Fakat daha dikkatli bakalım, o zaman, görünen şeyler iblisler, dünyadaki şeytanlar.אבל הבה ונתבונן היטב, ואז, מופיעים הדמונים, השדים שבעולם.
Fakat daha dikkatli bakalım, o zaman, görünen şeyler iblisler, dünyadaki şeytanlar.ولكن لنمعن النظر، وعندها، سنبدأ بملاحظة العفاريت والشياطين في العالم.
Fakat daha dikkatli bakalım, o zaman, görünen şeyler iblisler, dünyadaki şeytanlar.デーモンが見えてきます 悪魔の世界です これは私達に様々な事を暗示します
Fakat görünen o ki, bu fikrin gündelik yaşamda uygulanması çok da kolay değil.Aber wie sich herausstellt, lässt sich diese Idee nicht leicht auf das tägliche Leben anwenden
Fakat görünen o ki, bu fikrin gündelik yaşamda uygulanması çok da kolay değil.Ale jak se ukazuje, nelze tento postup snadno aplikovat v každodenním životě.
Fakat görünen o ki, bu fikrin gündelik yaşamda uygulanması çok da kolay değil.Ale ukazuje sa, že tento postup nie je jednoduché aplikovať v každodennom živote.
Fakat görünen o ki, bu fikrin gündelik yaşamda uygulanması çok da kolay değil.Dar se pare că aceasta nu este o idee foarte uşor de pus în practică în viaţa de zi cu zi.
Fakat görünen o ki, bu fikrin gündelik yaşamda uygulanması çok da kolay değil.De amint az kiderül, egyáltalán nem könnyű alkalmazni a mindennapi életben.
Fakat görünen o ki, bu fikrin gündelik yaşamda uygulanması çok da kolay değil.하지만, 실생활에 적용하게 되면 문제는 그리 간단하지가 않아집니다. 그래서 많은 미국인들이
Fakat görünen o ki, bu fikrin gündelik yaşamda uygulanması çok da kolay değil.Mais ce n'est pas si simple au quotidien. Voila pourquoi les Américains dépensent davantage --
Fakat görünen o ki, bu fikrin gündelik yaşamda uygulanması çok da kolay değil.Men det viser sig, at dette ikke er en særlig nem ide at anvende i hverdagen.
Fakat görünen o ki, bu fikrin gündelik yaşamda uygulanması çok da kolay değil.Pero resulta que esta idea no es tan fácil de aplicar en la vida cotidiana.
Fakat görünen o ki, bu fikrin gündelik yaşamda uygulanması çok da kolay değil.Toch blijkt het lang niet zo eenvoudig te zijn in het dagelijkse leven.
Fakat görünen o ki, bu fikrin gündelik yaşamda uygulanması çok da kolay değil.Αλλά όπως προκύπτει τελικά, δεν είναι και πολύ εύκολο να εφαρμοστεί αυτή η ιδέα στην καθημερινή ζωή.
Fakat görünen o ki, bu fikrin gündelik yaşamda uygulanması çok da kolay değil.В то же время, оказывается, что эта идея не очень проста в применении к повседневной жизни.
Fakat görünen o ki, bu fikrin gündelik yaşamda uygulanması çok da kolay değil.Но не е лесно да се приложи в ежедневието.
Fakat görünen o ki, bu fikrin gündelik yaşamda uygulanması çok da kolay değil.אבל מסתבר שלא קל בכלל להשתמש ברעיון הזה בחיי היום-יום. זאת הסיבה שאמריקאים משקיעים -
Fakat görünen o ki, bu fikrin gündelik yaşamda uygulanması çok da kolay değil.لكن وضح أنه، أن هذه ليست فكرة سهلة للتطبيق في الحياة اليومية. لهذا السبب ينفق الأمريكيون أكثر--
Fakat görünen o ki, bu fikrin gündelik yaşamda uygulanması çok da kolay değil.これがアメリカ人が他の娯楽を全部合わせたものより ギャンブルにお金を使う-いいえ
Fakat görünen o ki, çok da tutulmadı, insanlar bunu pek sevmedi.Ukázalo se, že směsi byly velmi nepopulární, lidé je nechtěli.
Fakat görünen o ki insanlar daha fazlasını duymaya istekli değiller, dinlemeye ya da paylaşmaya...Dar pare ca oamenii nu prea vor sa auda. Sau asculte.Sau sa incearce sa aiba un schimb.
Fakat görünen o ki insanlar daha fazlasını duymaya istekli değiller, dinlemeye ya da paylaşmaya...Die Leute wollen wohl nicht so viel hören, zuhören oder versuchen, sich auszutauschen.
Fakat görünen o ki insanlar daha fazlasını duymaya istekli değiller, dinlemeye ya da paylaşmaya...그런데 사람들은 그렇게 많이 듣고 싶어하지 않는 것 같습니다. 듣던지, 아니면 의견을 교환하던가요.
Fakat görünen o ki insanlar daha fazlasını duymaya istekli değiller, dinlemeye ya da paylaşmaya...Lecz wydaje się, że ludzie nie chcą za dużo słyszeć. Ani słuchać czy też wymieniać opinii.
Fakat görünen o ki insanlar daha fazlasını duymaya istekli değiller, dinlemeye ya da paylaşmaya...Maar het lijkt erop dat mensen niet willen horen, luisteren of uitwisselen.
Fakat görünen o ki insanlar daha fazlasını duymaya istekli değiller, dinlemeye ya da paylaşmaya...Mais on dirait que les gens ne veulent pas en entendre trop. Ou écouter. Ou essayer d'avoir un échange.
Fakat görünen o ki insanlar daha fazlasını duymaya istekli değiller, dinlemeye ya da paylaşmaya...Parece como si no quisieran oír sobre el tema. O escuchar, ni si quiera intercambiar ideas.
Fakat görünen o ki insanlar daha fazlasını duymaya istekli değiller, dinlemeye ya da paylaşmaya...Но, судя по всему, люди не очень хотят что-либо слышать. Или прислушаться. Или попытаться наладить контакт.
Fakat görünen o ki insanlar daha fazlasını duymaya istekli değiller, dinlemeye ya da paylaşmaya...אך נראה שאנשים לא רוצים לשמוע כל כך הרבה. או להקשיב. או לשוחח.
Fakat görünen o ki insanlar daha fazlasını duymaya istekli değiller, dinlemeye ya da paylaşmaya...لكن اعتقد أن الناس لا تريد أن تسمع الكثير . أو تنصت . أو تحاول أن تتبادل .

İlgili Sayfalar