görülmüş ile cümle
görülmüş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
En son 1924'te Everest dağının zirvesinin yakınlarında bulutların arasında kaybolurken görülmüştü.雲の中に消えていきました 彼がエベレストに登った最初の 人間かもしれない
Fakat bu düşünce her zaman gerçek dışı bir düşünce olarak görülmüştür.A utópia je tiež považovana za nereálnu.
Fakat bu düşünce her zaman gerçek dışı bir düşünce olarak görülmüştür.Dan Utopia juga dilihat sebagai sesuatu yang tidak realistis.
Fakat bu düşünce her zaman gerçek dışı bir düşünce olarak görülmüştür.E l'utopia è considerata come irrealistica.
Fakat bu düşünce her zaman gerçek dışı bir düşünce olarak görülmüştür.En een utopia wordt vaak gezien als onrealistisch.
Fakat bu düşünce her zaman gerçek dışı bir düşünce olarak görülmüştür.유토피아는 또한 비현실적인 것으로 보여지곤 하는데
Fakat bu düşünce her zaman gerçek dışı bir düşünce olarak görülmüştür.No quiero ser negativo sobre esto tal vez nosotros llegaremos un día a una sociedad utópica.
Fakat bu düşünce her zaman gerçek dışı bir düşünce olarak görülmüştür.Utopia este văzută ca fiind nerealistă.
Fakat bu düşünce her zaman gerçek dışı bir düşünce olarak görülmüştür.Utopia nie jest uważana za realistyczą wizję.
Fakat bu düşünce her zaman gerçek dışı bir düşünce olarak görülmüştür.Кто знает?
Fakat bu düşünce her zaman gerçek dışı bir düşünce olarak görülmüştür.و المجتمع المثالي ينظر إليه علي أنه غير واقعي
Farz edelim, mesela, ilk vaka Güney Asya'da görülmüş olsun.Asumamos, por ejemplo, que el primer caso ocurra en Asia del Sur.
Farz edelim, mesela, ilk vaka Güney Asya'da görülmüş olsun.자, 남아시아에서 질병이 처음 발생했다고 가정해 봅시다.
Farz edelim, mesela, ilk vaka Güney Asya'da görülmüş olsun.Laten we bijvoorbeeld aannemen dat het eerste geval in Zuid-Azië voorkomt.
Farz edelim, mesela, ilk vaka Güney Asya'da görülmüş olsun.Nehmen wir zum Beispiel an, dass der erste Fall in Südasien auftritt.
Farz edelim, mesela, ilk vaka Güney Asya'da görülmüş olsun.Să presupunem, de exemplu, că primul caz apare în Asia de sud.
Farz edelim, mesela, ilk vaka Güney Asya'da görülmüş olsun.Suponhamos, por exemplo, que o primeiro caso ocorre no sul da Ásia.
Farz edelim, mesela, ilk vaka Güney Asya'da görülmüş olsun.Supponiamo, per esempio, che il primo caso si verifichi in Asia meridionale
Farz edelim, mesela, ilk vaka Güney Asya'da görülmüş olsun.Supposons, par exemple, que le premier cas se déclare en Asie du Sud.
Farz edelim, mesela, ilk vaka Güney Asya'da görülmüş olsun.Załóżmy, na przykład, że pierwszy przypadek ma miejsce na południu Azji.
Farz edelim, mesela, ilk vaka Güney Asya'da görülmüş olsun.Нека да предположим, например, че първия случай ще се появи в южна Азия.
Farz edelim, mesela, ilk vaka Güney Asya'da görülmüş olsun.Предположим, что первый случай заболевания фиксируется, к примеру, в Южной Африке.
Farz edelim, mesela, ilk vaka Güney Asya'da görülmüş olsun.נניח, לדוגמה, שהמקרה הראשון מתרחש בדרום מזרח אסיה.
Farz edelim, mesela, ilk vaka Güney Asya'da görülmüş olsun.لنفرض، على سبيل المثال، أن أول حالة ظهرت في جنوب آسيا.
Farz edelim, mesela, ilk vaka Güney Asya'da görülmüş olsun.最初はゆっくりと広がります
GDO ile beslenen domuzlarda saglık ve büyüme problemleri görülmüs불임과 성장발육장애를 촉진하는 원인이 되는 GMO족발"문제"인데
GDO ile beslenen domuzlarda saglık ve büyüme problemleri görülmüsGMO Schweinefutter laut, das Unfruchtbarkeit und Wachstumsprobleme verursacht.
Genelde de bunu yaparız; bu uyarıların insanların yavaşlamalarını sağlamada çok etkili oldukları görülmüş.Általában meg is tesszük; tudjuk, hogy ezek a dolgok nagyon hatásosak, ha az emberek lelassításáról van szó.
Genelde de bunu yaparız; bu uyarıların insanların yavaşlamalarını sağlamada çok etkili oldukları görülmüş.보통은 다들 그러죠. 이런 방법은 사람들이 속도를 줄이게 하는데 꽤 효과적인 것으로 나타났습니다.
Genelde de bunu yaparız; bu uyarıların insanların yavaşlamalarını sağlamada çok etkili oldukları görülmüş.Φαίνεται ότι τούτα είναι αποτελεσματικά για να κάνουμε τον κόσμο να κόψει ταχύτητα.
Genelde de bunu yaparız; bu uyarıların insanların yavaşlamalarını sağlamada çok etkili oldukları görülmüş.Так мы и делаем. Такой способ показывает высокую эффективность, когда надо, чтобы люди ехали помедленнее.
Genelde de bunu yaparız; bu uyarıların insanların yavaşlamalarını sağlamada çok etkili oldukları görülmüş.ובדרך כלל זה מה שאנחנו עושים; הוכח שהדברים האלו די יעילים במושגים של האטת מהירות הנסיעה.
Genelde de bunu yaparız; bu uyarıların insanların yavaşlamalarını sağlamada çok etkili oldukları görülmüş.وبصورة عامة الناس يقومون بذلك .. ان هذه الامور تبدو فعالة جداً في جعل الاشخاص يغيرون من سلوكهم او تصرفاتهم
Genelde de bunu yaparız; bu uyarıların insanların yavaşlamalarını sağlamada çok etkili oldukları görülmüş.とても効果的と証明されてます。 5~10%ほど減速します。
Genelde de bunu yaparız; bu uyarıların insanların yavaşlamalarını sağlamada çok etkili oldukları görülmüş.而通常我哋都會咁樣做。呢類設備﹐通常都有效令到 司機將行車速度減慢。
Iran'da seçilen...Demokrasi için bir ümit olarak görülmüştü orta doğuda ve dünyanın etrafında.Fue considerado como "La esperanza de la democracia"... ...en Medio Oriente y en todo el mundo.
Iran'da seçilen...Demokrasi için bir ümit olarak görülmüştü orta doğuda ve dünyanın etrafında.Han betraktades som ett hopp för demokratin i Mellanöstern. Han var Time-Magazines "Man of the year".
Iran'da seçilen...Demokrasi için bir ümit olarak görülmüştü orta doğuda ve dünyanın etrafında.Han blev anset for at være demokratiets håb i mellemøsten og var årets mand i "Time."
Iran'da seçilen...Demokrasi için bir ümit olarak görülmüştü orta doğuda ve dünyanın etrafında.Он воспринимался как "надежда Демократии" на среднем востоке и во всём мире.
Iran'da seçilen...Demokrasi için bir ümit olarak görülmüştü orta doğuda ve dünyanın etrafında.Смяташе се за надеждата за демокрация в Близкия Изток и по света. Беше "Мъж на годината" на сп.
Iran'da seçilen...Demokrasi için bir ümit olarak görülmüştü orta doğuda ve dünyanın etrafında.وكان يـُـنظر إليه كــأمــل الديمقراطية في الشرق الأوسط وحول العالم, وكان رجل العام في مجلة التايم
Kaslan için şunu söyleyebiliriz: doğada sadece bir yada iki tane görülmüştür.A jeden nebo dva legři byli skutečně viděni v divoké přírodě.
Kaslan için şunu söyleyebiliriz: doğada sadece bir yada iki tane görülmüştür.Dan dalam kasus liger, sebenarnya ada satu atau dua ekor yang sudah terlihat di alam liar.
Kaslan için şunu söyleyebiliriz: doğada sadece bir yada iki tane görülmüştür.Dans le cas du ligre, il y en a un ou deux qu'on a en fait vu en liberté.
Kaslan için şunu söyleyebiliriz: doğada sadece bir yada iki tane görülmüştür.E nel caso del ligre, ne sono davvero stati avvistati uno o due allo stato selvatico.
Kaslan için şunu söyleyebiliriz: doğada sadece bir yada iki tane görülmüştür.E, no caso do "tigrão", foram vistos um ou dois exemplares em estado selvagem.
Kaslan için şunu söyleyebiliriz: doğada sadece bir yada iki tane görülmüştür.Er zijn al een paar lijgers waargenomen in het wild.
Kaslan için şunu söyleyebiliriz: doğada sadece bir yada iki tane görülmüştür.És ami a liger-t illeti, egy-két ilyet már láttak a vadonban is.
Kaslan için şunu söyleyebiliriz: doğada sadece bir yada iki tane görülmüştür.Iar în cazul ligrului, chiar au existat unul sau doi care au fost văzuți in sălbăticie.
Kaslan için şunu söyleyebiliriz: doğada sadece bir yada iki tane görülmüştür.Jeśli chodzi o lygrysa, widziano już kilka w naturalnym środowisku.
Kaslan için şunu söyleyebiliriz: doğada sadece bir yada iki tane görülmüştür.그리고 라이거의 경우, 야생에서도 하나나 둘 정도의 개체가 목격되어 왔습니다.
Kaslan için şunu söyleyebiliriz: doğada sadece bir yada iki tane görülmüştür.Und was den Liger betrifft, gab es tatsächlich schon ein oder zwei, die in der Wildnis gesehen wurden.
Kaslan için şunu söyleyebiliriz: doğada sadece bir yada iki tane görülmüştür.Và trong trường hợp con liger, người ta thực sự đã tìm thấy 1-2 con trong tự nhiên.
Kaslan için şunu söyleyebiliriz: doğada sadece bir yada iki tane görülmüştür.Y, en el caso del ligre, se han encontrado uno o dos en la Naturaleza.
Kaslan için şunu söyleyebiliriz: doğada sadece bir yada iki tane görülmüştür.Στην περίπτωση της λίγρης, έχουν εντοπιστεί ένα ή δύο τέτοια ζώα ελεύθερα στη φύση.
Kaslan için şunu söyleyebiliriz: doğada sadece bir yada iki tane görülmüştür.И в случая с лигъра, всъщност има един или два, които са били забелязани в дивата природа.
Kaslan için şunu söyleyebiliriz: doğada sadece bir yada iki tane görülmüştür.И одну или две особи лигра, уже видели на воле.
Kaslan için şunu söyleyebiliriz: doğada sadece bir yada iki tane görülmüştür.ובמקרה של הארינמר, אחד או שניים כאלה נצפו בפועל בטבע.
Kaslan için şunu söyleyebiliriz: doğada sadece bir yada iki tane görülmüştür.وفي حالة الأسد الببري، فقد تم مشاهدة واحد أو اثنان منها في البر.
Kaslan için şunu söyleyebiliriz: doğada sadece bir yada iki tane görülmüştür.野生の存在も確認されていますが ご覧のライガーは