Adam Moskova'yı görüyor.The man is visiting Moscow.
Ne olduğunu görünce gitmeye karar verdik.Upon seeing what was happening, we decided to leave.
Itoh adlı bir kişi sizinle görüşmek istiyor.A person named Itoh wants to meet you.
Bay Itoh adında bir adam sizinle görüşmek istiyor.A man named Mr. Itoh wants to meet you.
Onun hikayesi gerçek görünüyor.His story sounds true.
Beni ağabeyimle karıştırmış görünüyorsun.You seem to have mistaken me for my older brother.
Ken cana yakın bir kişi gibi görünüyor.Ken seems to be a friendly person.
Ken dost canlısı bir kişi olarak görünüyor.Ken appears to be a friendly person.
Fuji Dağ'ı buradan görülebilir.Mt. Fuji can be seen from here.
Şunu görüyor musun?Can you see that?
Komşular posta kutusunun boşaltılmadığını görüyorlar.The neighbours see that the mailbox hasn't been emptied.
O, hoş görünen bir çaydanlık!That's a nice-looking teapot!
Görünüşe göre bu civarda bir iki tane Müslüman restoranı var.It looks like there's a few Muslim restaurants around here.
Ufukta bir tekne görüyor musun?Do you see a boat on the horizon?
Yarın görüşürüz.See you tomorrow.
Görünüşe göre, otobüs geç kaldı.Apparently, the bus is late.
Görüyorsun, insanlar zaman yaratmaz; eğer başarsaydık onu asla tüketmezdik.You see, humans don't create time; if we did we'd never run out of it.
Yamanaka yaşına göre genç görünüyor.Yamanaka looks young for his age.
O emlakçı ile daha düşük bir fiyatı görüştü.He negotiated a lower price with the real estate agent.
Bir sürü insan onu tanıyor gibi görünüyor.It looks like a ton of people know her.
O genç görünüyor, ama o aslında senden daha yaşlıdır.She looks young, but she's actually older than you are.
Tamamen Asyalı gibi görünmesine rağmen Takahaşi'nin melez olduğunu duydum.Although Takahashi looks completely Asian, I've heard he's of mixed blood.
Dilin siyah olursa, muhtemelen bir doktorla görüşmelisin.If your tongue turns black, you should probably see a doctor.
Kendi görüşüme göre, Twitter kuşu dünyamızdaki en kötü kuştur.In my opinion, Twitter bird is the most evil bird in our world.
Görüşmelerden sonra iki taraf, anlaşmazlık konusunda bir uzlaşmaya vardılar.After much negotiation, the two sides in the dispute reached a compromise.
Kaplıcalarda bir bardak şarap içerken bunu görüşelim.Let's discuss this over a glass of wine in the hot springs.
Yağmur yağacak gibi görünüyor.It looks like it's going to rain.
O kuş tüyü yastık pahalı görünüyor.That down pillow looks expensive.
Bir tuzağa düştük gibi görünüyor.It looks like we fell into a trap.
Sosyal ağlarda zararsız bir kişi gibi görünen bir katil olabilir.There may be a killer who looks harmless in any social network.
Sanırım biraz dinlenmelisin. Solgun görünüyorsun.I think you should rest a bit. You look pale.
Dünya'nın Ay'dan görüntüsü, 20. yüzyılın ikonik resimlerinden birisidir.The view of the Earth from the Moon is one of the iconic images of the 20th century.
Dünyanın Ay'dan görünümü, 20. yüzyılın simgesel görüntülerinden biridir.The view of the Earth from the Moon is one of the iconic images of the 20th century.
Neden o çok somurtkan görünüyor?Why does he look so black?
İnsanları görünüşle yargılama.Don't judge people by appearance.
Bu iyi bir fikir gibi görünüyordu.It seemed like a good idea.
O, birbiri ardına görüşlerini değiştirir.He changes his opinions one after another.
Oldukça büyük bir müze gibi görünüyor.Looks like that's a pretty big museum.
Şu anda Tatoeba'da iki binin üzerinde Uygurca cümle var gibi görünüyor.It looks like there are now over two thousand Uyghur sentences on Tatoeba!
Onlar Amerikalılar gibi görünmüyor.They don't seem to be Americans.
Hava açacak gibi görünüyor.It looks like it'll be clearing up.
Bu herkesin sahip olduğu bir yetenek gibi görünüyor.It looks like it's an ability that everyone has.
Beni kız kardeşimle karıştırdı gibi görünüyor.It seems that he mistook me for my sister.
Kitap raflarımı tekrar cilalamak zorunda kalacağım gibi görünüyor.It looks like I'm going to have to varnish my bookshelves again.
Onun evinin yanında oturuyorum fakat onu nadir görüyorum.I live near her house, but I seldom see her.
Gökyüzünde hiçbir yıldız görülemez.No stars could be seen in the sky.
Hasta görünüyordu.She looked ill.
Derinleşen ekonomik krizin görünürde bir sonu var mı?Is there any end in sight to the deepening economic crisis?
Onunla görülmek istemiyorum.I don't want to be seen with him.
O sanki günlerce yemek yememiş gibi görünüyordu.She looked as if she hadn't eaten in days.
Ayrılmayacaklar gibi görünüyor.It sounds like they're not going to leave.
Biraz dinleneceğim gibi görünmüyor.It doesn't sound like I will get any rest.
Kaşgar'a gidecek gibi görünüyor.It sounds like he is going to Kashgar.
Bugün çalışacaksın gibi görünmüyor.It doesn't sound like you'll be working today.
Bir telefon görüşmesi yapmak için elimi cebime koydum ve bozuk para aradım.In order to make a phone call, I put my hand in my pocket and searched for a coin.
Cumartesi günü de dersiniz olacak gibi görünüyor.It sounds like you will have class on Saturday as well.
O Çince öğrenimi görüyor.He's studying Chinese.
O yalan söyleyen insanları hor görüyor.She despises people who lie.
Uzun zaman önce terkedilmiş küçük kasaba zamanla donmuş gibi görünüyor.The small town, abandoned long ago, seems frozen in time.
Onlar sonuçtan memnun gibi görünüyorlar.It looks like they're satisfied with the result.