Onu görüşebilir misin?Can you meet him?
Onu görürsen, lütfen benim için ona selam söyle.In case you see him, please say hello to him for me.
Onu görürsen, ona selamlarımı ilet.In case you see him, give him my regards.
O, görüşünü söylesin.Let him have his say.
Onun o hikayesi pek olası görünmüyor.That story of his sounds very unlikely.
Onun büyükannesi sağlıklı görünüyor.His grandmother looks healthy.
Onun teyzesi genç görünüyor.His aunt looks young.
Annesi yaşına göre genç görünüyor.His mother looks young for her age.
Onun piyano çalışı şahane görünüyordu.His piano playing sounded fantastic.
Yanağındaki yara izi artık neredeyse görünmüyor.The scar on his cheek hardly shows now.
Onun görüşü önyargısızdır.His opinion is free from prejudice.
Onun görüşü önemsizdi.His opinion was unimportant.
Onun görüşü oldukça mantıklı.His view is quite logical.
Onun görüşleri değişkendir.His opinions are variable.
Görünüşüne aldandım.His appearance deceived me.
Onun görünüşü o kadar çok değişti ki sen onu iyi tanımayabilirsin.His appearance has changed so much that you may well not recognize him.
O varlıklı görünüyor fakat aslında değil.He looks wealthy, but actually he's not.
Görünüşe göre o şimdi kötü bir ruh hali içinde.From the look on his face, he is in a bad mood now.
Yüzündeki ifadeye bakılırsa, o başarmış görünüyor.Judging from the look on his face, it seems that he has succeeded.
Görüşünde bir mantık bulamıyorum.I find no logic in his argument.
Ben onun planında büyük bir tehlike görüyorum.I see a great danger in his plan.
Onun planı pratik değil görünüyor.His plan sounds impracticable.
Onun başyapıtı henüz görünmedi.His masterpiece has not appeared yet.
Onun sözü konuyla ilgisiz görünüyor.His remark seems to be off the point.
Onun görüşlerini harfiyen almayın.Don't take his remarks too literally.
Onun görüşü çok iyimser görünüyor.His view seems to be too optimistic.
Görüşleri benimkinden çok farklı.His ideas are quite different from mine.
Onun görüşlerini anlamaya çalıştım.I tried to sound out his views.
Karısı bana çirkin görünmüyor.His wife doesn't seem ugly to me.
Onun işi yabancı alıcılarla görüşmek.His job is to negotiate with foreign buyers.
Onun kız kardeşi genç görünüyor.His sister looks young.
Onun hatası için birkaç neden var gibi görünüyor.There seem to be several reasons for his failure.
Onun arabası yeni kadar iyi görünüyor.His car looks as good as new.
Onun amcası zengin görünüyordu.His uncle appeared rich.
Onun yeni filmi görülmeye değer.His new film is worth seeing.
Onun saçları sarı ve o genç görünüyor.His hair is blond and he looks young.
Onun sekreteri gerçeği biliyor gibi görünüyor.His secretary seems to know the truth.
Yüzünde ciddi bir görünüm vardı.He had a severe look on his face.
Onun raporu gerçek görünmüyor.His report does not sound true.
Onun kız kardeşi iyi bir aşçı gibi görünüyor.It seems that his sister is a good cook.
Görünüşünden onun hasta olduğunu anlayabiliyorum.I can see he is ill by his appearance.
Onun samimi görüşünü dinle.Listen to his candid opinion.
Onun görünüşüyle yeteneklerini bilemezsin.You can't know his merits by his appearance.
Hikayeyi sonuna kadar dinlemiş gibi görünüyor.He seems to have lost the thread of the story.
Onun hikayesi garip görünüyor.His story sounds strange.
Onun hikayesi düzmece görünebilir fakat her şeye rağmen gerçektir.His story may sound false, but it is true for all that.
O, mutlu gibi görünüyor.He seems to have been happy.
O mutlu görünüyor.He seems happy.
Mutlu görünüyor.He seems happy.
O, planı benimle görüşmek için ofisime kadar bütün yolu geldi.He came all the way to my office to discuss the plan with me.
O zengin gibi görünüyor.He seems to be rich.
O Çince eğitimi görüyor.He studies Chinese.
O bir telefon görüşmesi bekliyor.He is waiting for a telephone call.
Gece geç saatlere kadar görünmedi.He did not appear until late at night.
60 yaşından fazla olmasına rağmen o hala genç görünüyor.Though he is more than sixty years old, he looks young.
Hastaymış gibi görünüyordu.He looked as if he had been ill.
O, çok yorgun görünmüyor.He does not seem to be very tired.
O Ann'i tanıyor gibi görünüyor.He appears to know Ann.
O, iyi bir insan gibi görünüyor.He seems like a good person.
O, güzel bir arkadaş gibi görünüyor.He seems to be a nice fellow.