Gece görüşü, düşük ışık altında görme yeteneği.Μικροσκόπηση σε πολωμένο φως.
Üçüncü yol, bireyci sağ ekonomi politikalarıyla solun sosyal adalet görüşünün bir sentezidir.Το κόμμα συνδυάζει οικονομικές αρχές της αριστεράς με κοινωνικές αρχές της δεξιάς.
Bu görüşün başka yazarlarca da onaylandığı görülüyor.Την ίδια άποψη έχουν υποστηρίξει πολλοί ακόμη συγγραφείς.
Arkadaşının bu konudaki uzman görüşüne başvurmak istemektedir.Εκεί χρειάζεται η γνώμη του ειδικού.
Descartes'in görüşünü benimseyenlere 'kartezyen' denir.Η κατεύθυνση της σκέψης, την οποία ο Καρτέσιος επηρέασε, ονομάζεται καρτεσιανισμός.
Benimle saat iki buçukta görüşün.Συναντήστε με στις 2:30.
Avukatlarımla görüşüp bu cümlenin daha açık biçimde ifade edilmesinin gerekli olup olmadığına bakacağım."Jeg vil tale med vores advokat og se om den sætning skal præciseres."
Ardından Catelyn Stark (Michelle Fairley) ile görüşür.Der er genkender han Lady Catelyn Stark (Michelle Fairley) i forklædning.
Antropologlar alet kullanımının insanın evriminde çok önemli bir aşama olduğu görüşündedir.Antrolopoger mener at brugen af redskaber var et vigtigt trin i den menneskelige evolution.
Kirilov'la görüşür.Opgør med Kierkegaard.
Avukatı ile görüşür ve mahkemeyi erteletir.Han tager til retssagen og giver sig tilkende.
Materyalizmin tarih konusundaki bu görüşüne tarihsel materyalizm denir.Studierne af historieskrivningens historie kaldes for historiografi.
Bu sonuçlardan sonra ksenon gazının anestetik olarak kullanılabileceği görüşüne vardı.Ud fra hans resultater konkluderede han, at xenon kunne bruges som en narkose.
Ama başka kitaplar ve tarihçiler ise farklı yerlere fetih düzenleyeceği görüşündeydi.Andre historikere forsøgte dog at henlægge dets beliggenhed til et andet sted.
Bu Locke'un görüşü olarak bilinir.Kendes kun fra Lokes skænderi.
Muhafazakâr görüşün temsilcisi olmuştur.Han er en eftertragtet foredragsholder.
Tarih yazarları giderilmesi olanaksız bir kayıp olduğu görüşünde birleşmektedir.Denne beslutning betragter historikerne som en stor spildt mulighed.
Yasa burada görüşüldükten sonra federal konseye gönderilir.Efter beslutning sendes loven til udtalelse i Forbundsrådet.
Yeni baraj inşaat projeleri görüşülmektedir.Planlægning af nyt kirkebyggeri startes.
Diğer yazarlardan ayrılan özelliği, kendi içinde iki karşıt görüşü veya duyguyu aynı anda barındırabilmesiydi.En følelse af ambivalens opstår når man samtidig har to modstridende følelser eller holdninger.
Tekrar görüşürler.Mere kommer.
Mitsuhirato ile görüşür.Interview med Miyamoto.
Yeniden Daisy ile görüşür ve ona aşık olur.Hun begynder at komme sammen med Ricky og forelsker sig i ham.
Kalan ülkelerin euroyu kullanmaya ne zaman geçeceği ekonomik durumlar görüşüldüğünde karara bağlanacaktır.De øvrige EU-lande skal indføre euroen, når de opfylder kravene.
Ancak gerçekte bu kişinin başkası olduğu görüşü de bulunmaktadır.Men der er nogen andre, de er sådan en bande.
Gotō Shōjirō ve Etō Shimpei, bu görüşü desteklemiştir.Visse fortolkninger af Bhagavad Gita og Shri Rudram støtter dette synspunkt.
Brennan'ın siyasi görüşü muhafazakarlıktır.Politisk var Raben konservativ.
List, Adam Smith'in işgücü verimliğinin ulusal refahın temeli olduğu görüşünü doğru buluyordu.Det var en betydelig ændring af Adam Smith's tanker om at bestemme udbudsprisen.
Liberalizm, bireysel özgürlük üzerine kurulan bir siyasi felsefe veya dünya görüşüdür.Individualisme er en etisk, politisk og social filosofi som omhandler individuel frihed.
Birbirimizi iyi tanıyoruz ve sürekli görüşüyoruz.Men efterhånden lærer de hinanden bedre at kende.
Bu görüşü eserlerine de yansımıştır.Hans handlinger afspejlede disse holdninger.
(Başka bir hayatta görüşürüz birader!)«Levva livet» – (fra Levva livet!)
Bu aynı zamanda Stratford karşıtları'nın da görüşüdür (Ogburn 1988, 631).Dette er også oppfatningen til «anti-Stratfordianere» (Ogburn 1988, 631).
Bu görüşü benimseyenlerin çoğu işçi sınıfındandır.Mesteparten av klubbens supportere er fra arbeiderklassen.
Buna aynı zamanda dünya görüşü de denilir.Stedet heter da også Utsikten.
Bu sonuçlardan sonra ksenon gazının anestetik olarak kullanılabileceği görüşüne vardı.Ut fra sine resultater så han at xenon kunne brukes som anestetikum.
Herkes kendi görüşüne göre durumu anlatır.Enhver får gjøre seg opp sin egen mening.
Tekrar görüşürler.Nå møttes de igjen.
Ancak gerçekte bu kişinin başkası olduğu görüşü de bulunmaktadır.Det er også kjent at det bare fantes én person med den tittelen.
Horthy'nin oğlu Miklós Horthy, bu arada Sovyet temsilcilerle görüşüyordu.Han kidnappet Horthys sønn Miklós Horthy jr., som var på vei for å forhandle om våpenhvile med Sovjetunionen.
Aparmak fiilinin anlamı da bu görüşü desteklemektedir.Konklusjonene fra «Algemene Rekenkamer» støtter hans mening.
Yıl sonundaki görüşmeden somut bir sonuç çıkmayınca, sonraki yılda tekrar görüşülmek üzere ertelendi.Før saken skulle behandles på ny året etter hadde Høyre snudd.
2025'te şartlı tahliye olabileceği görüşülecektir ve eğer olursa 78 yaşında tekrar özgür kalabilecektir.Han vil ha mulighetene for prøveløslatelse i 2046, når han er 65 år gammel.
21 Şubat 1940'ta Hitler, harekatı yönetmekle görevlendireceği general Nikolaus von Falkenhorst’la görüşür.Den 21. februar ble kommandoen for operasjonen gitt til general Nikolaus von Falkenhorst.
Hakikat görüşümüz şu an nesnelleşme büyüsü altındadır.Nå er Awesome Truth splittet opp.
Bu, aynı zamanda pek çok Budistin de ortak görüşüdür.Bestod også av mange kommunister og lignende.
Bu iki uç görüşün dışında üçüncü ve daha olumlu bir görüş de bulunmaktadır.Disse to grafene viser henholdsvis negativ og positiv skjevhet i to sannsynlighetsfordelinger:
Her politik görüşün negatif sonuçlar getirmesinden korkuluyordu.Alle regioner står i fare for å oppleve negative virkninger.
Muhafazakâr görüşün temsilcisi olmuştur.Han var eksponent for den reformorienterte oppfatning.
Blake Wayne malikanesine gider ve Bruce ile görüşür.Hovedpersonen Blakey reiser dit for å besøke en syk venninne.
Makale, herhangi bir konuda, bir görüşü, bir düşünceyi savunmak ve kanıtlamak için yazılan yazılara denir.Vi er ærlige, personlige og subjektive i hva vi skriver, sier og viser frem.
Darius hakimiyetinde, tapınağın tekrar inşa edilmesi görüşünü destekleyen Zekeriya ortaya çıktı.Under Dareios’ tid ble også Sakarja opp, sentrert på gjenoppbyggingen av tempelet.
Liberalizm, bireysel özgürlük üzerine kurulan bir siyasi felsefe veya dünya görüşüdür.Individualisme er en etisk, politisk og sosial filosofi som vektlegger individuell frihet.
Tekrar görüşürler.Ketemu Lagi.
Susan şu anki davranışını yeniden değerlendirir ve Edward ile görüşür.Susan mengevaluasi kembali perilaku dirinya saat ini dan menghubungi Edward.
Diaz filmin bir festival filmi olmadığı görüşündeydi.Menurut Diaz, film ini tidak dibuat untuk suatu festival film.
Vesalius insan kadavraları üzerindeki çalışmalarıyla, Galen’in anatomi görüşündeki sorunları ortaya koymuştur.Karya dari Vesalius tentang mayat manusia mendapat masalah dengan pandangan anatomi Galenic.
Bu gözlem evrenin Kopernikçi görüşünü desteklemekteydi.Pengamatan ini sangat penting pada saat itu karena mendukung pandangan alam semesta menurut Kopernikus.
Kirilov'la görüşür.Dia kemudian battled Kirigi.
Onun bu görüşü, üç olasılığı içermektedir.Dalam menyikapi pembicaraan tersebut, terdapat 3 pendapat.