göndermek ile cümle

göndermek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
13
ORT. KELİME
"Çünkü o nişanlanmasına yaşındayken gününde göndermek olacağını söyledi kamuya ilan etti."때문에 그녀는 약혼이 때 그녀가 하루에 보낼 것이라고 밝혔다 공개 선포.
"Çünkü o nişanlanmasına yaşındayken gününde göndermek olacağını söyledi kamuya ilan etti."Koska hän on sanonut, että hän lähettäisi sen sinä päivänä, kun kihlaus oli julkisesti julisti.
"Çünkü o nişanlanmasına yaşındayken gününde göndermek olacağını söyledi kamuya ilan etti."Mert azt mondta, hogy ő is küldje el a napon, amikor az eljegyzés volt nyilvánosan hirdetett.
"Çünkü o nişanlanmasına yaşındayken gününde göndermek olacağını söyledi kamuya ilan etti."Omdat ze heeft gezegd dat ze zou te sturen op de dag dat de verloving werd het openbaar afgekondigd.
"Çünkü o nişanlanmasına yaşındayken gününde göndermek olacağını söyledi kamuya ilan etti."Parce qu'elle a dit qu'elle allait l'envoyer le jour où les fiançailles a été publiquement proclamé.
"Çünkü o nişanlanmasına yaşındayken gününde göndermek olacağını söyledi kamuya ilan etti."Pentru că ea a spus că l-ar trimite în ziua în care a fost logodna proclamat public.
"Çünkü o nişanlanmasına yaşındayken gününde göndermek olacağını söyledi kamuya ilan etti."Perché lei ha detto che avrebbe mandato il giorno in cui il fidanzamento era pubblicamente proclamato.
"Çünkü o nişanlanmasına yaşındayken gününde göndermek olacağını söyledi kamuya ilan etti."Porque ela disse que iria enviá-lo no dia em que o noivado foi proclamada publicamente.
"Çünkü o nişanlanmasına yaşındayken gününde göndermek olacağını söyledi kamuya ilan etti."Porque ella ha dicho que lo iba a enviar en el día en que el compromiso era proclamó públicamente.
"Çünkü o nişanlanmasına yaşındayken gününde göndermek olacağını söyledi kamuya ilan etti."Pretože ona povedala, že by poslal ho na deň, kedy bolo zasnúbenie verejne vyhlásil.
"Çünkü o nişanlanmasına yaşındayken gününde göndermek olacağını söyledi kamuya ilan etti."Protože ona řekla, že by poslal ho na den, kdy bylo zasnoubení veřejně prohlásil.
"Çünkü o nişanlanmasına yaşındayken gününde göndermek olacağını söyledi kamuya ilan etti."Weil sie gesagt hat, sie würde es am Tag senden, wenn die Verlobung wurde öffentlich proklamiert.
"Çünkü o nişanlanmasına yaşındayken gününde göndermek olacağını söyledi kamuya ilan etti."Zato, ker ona je dejal, da bi ji ga pošljete na dan, ko je Zaroka je bila javno razglasili.
"Çünkü o nişanlanmasına yaşındayken gününde göndermek olacağını söyledi kamuya ilan etti."Επειδή έχει πει ότι θα το στείλει την ημέρα που ο αρραβώνας ήταν διακήρυξαν δημοσίως.
"Çünkü o nişanlanmasına yaşındayken gününde göndermek olacağını söyledi kamuya ilan etti."Защото тя каза, че тя ще го изпрати в деня, когато годежът е публично обявена.
"Çünkü o nişanlanmasına yaşındayken gününde göndermek olacağını söyledi kamuya ilan etti."Потому что она сказала, что она пошлет его на день, когда обручение было публично объявлено.
"Çünkü o nişanlanmasına yaşındayken gününde göndermek olacağını söyledi kamuya ilan etti."Тому що вона сказала, що вона пошле його на день, коли заручини було публічно оголошено.
"Çünkü o nişanlanmasına yaşındayken gününde göndermek olacağını söyledi kamuya ilan etti."כי היא אמרה שהיא תשלח אותו ביום שבו האירוסין היה הכריז בפומבי.
"Çünkü o nişanlanmasına yaşındayken gününde göndermek olacağını söyledi kamuya ilan etti."لأن لديها وقالت انها سترسل في اليوم عندما كانت خطوبة أعلنت علنا.
"Çünkü o nişanlanmasına yaşındayken gününde göndermek olacağını söyledi kamuya ilan etti.公に宣言。 それは次月曜日になる。"ああ、それから私達はまだ三日を持っている、"言った
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Car alors, je l'espère, tu ne veux pas le garder longtemps Mais le renvoyer.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Denn dann, so hoffe ich, wirst du ihn nicht lange, sondern senden ihn zurück.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.För då, hoppas jag, du skall inte hålla honom länge men skicka honom tillbaka.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.For så håber jeg, du vil ikke beholde ham længe, men sende ham tilbage.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.다음으로, 난 희망, 그대 시들고 오래 유지 그러나 돌려 보낼 수 없습니다.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.LADYキャピュレット[内。]ホー、娘!あなたは最高ですか?
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Mert akkor, remélem, te nem akarsz tartani vele hosszú, de küldje vissza.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Na to, mam nadzieję, Ty nie trzymać go długo, ale wysłać go z powrotem.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Para entonces, espero, tú no quieres tenerlo largo, pero lo envió de vuelta.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Pentru că atunci, sper, tu nu vei-l ţină mult timp, dar trimite-l înapoi.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Per allora, spero, tu non vuoi tenerlo a lungo, ma rimandarlo.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Pois então, eu espero, tu não queres mantê-lo longe Mas mandá-lo de volta.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Sau đó, tôi hy vọng, ngươi héo không giữ anh dài Nhưng gửi cho anh ta trở lại.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Sillä silloin, toivon, sinä et pidä häntä pitkään, mutta lähettää hänet takaisin.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Untuk itu, saya berharap, engkau akan tidak membuatnya lama Tapi mengirim dia kembali.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.U té, doufám, budeš se ho udržet dlouho, ale pošlete ho zpátky.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.U tej, dúfam, budeš sa ho udržať dlho, ale pošlite ho späť.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Want dan, hoop ik, gij zult niet lang houden hem maar sturen hem terug.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Za takrat, upam, ne boš ga obdržati dolgo pa ga poslali nazaj.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Για τότε, ελπίζω, θέλεις να τον κρατήσει καιρό, όμως, να τον στείλει πίσω.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Защото тогава, надявам се, ти не искаш да го задържат дълго, но го изпрати обратно.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Ибо тогда, надеюсь, ты не держать его долго, но отправить его обратно.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.כי אז, אני מקווה, שתאבה לא להשאיר אותו זמן רב, אבל לשלוח אותו בחזרה.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.لذلك ، آمل ، انت الذبول لا تبقي منه وقتا طويلا ولكن اعادته.
"Diye Çünkü o göndermek söyledi Günün bu nişan iken üzerinde kamuya ilan etti."Bởi vì cô ấy đã nói rằng cô sẽ gửi nó vào ngày khi hứa hôn được công khai tuyên bố.
"Diye Çünkü o göndermek söyledi Günün bu nişan iken üzerinde kamuya ilan etti."Bo ona powiedziała, że ​​ona wyśle to w dniu, kiedy zaręczyny było publicznie ogłoszone.
"Diye Çünkü o göndermek söyledi Günün bu nişan iken üzerinde kamuya ilan etti."Eftersom hon har sagt att hon skulle skicka det på den dag då trolovningen var proklamerade.
"Diye Çünkü o göndermek söyledi Günün bu nişan iken üzerinde kamuya ilan etti."Fordi hun har sagt, at hun ville sende den på den dag, hvor trolovelsen var offentligt proklameret.
"Diye Çünkü o göndermek söyledi Günün bu nişan iken üzerinde kamuya ilan etti."Karena dia telah mengatakan bahwa ia akan mengirim pada hari ketika pertunangan itu publik menyatakan.
"Diye Çünkü o göndermek söyledi Günün bu nişan iken üzerinde kamuya ilan etti."Ker ona je dejal, da bi ji poslali njej na dan, ko Zaroka je bila javno razglasili.
"Diye Çünkü o göndermek söyledi Günün bu nişan iken üzerinde kamuya ilan etti."Koska hän on sanonut, että hän antaisi se päivä, jolloin kihlaus oli julkisesti julisti.
"Diye Çünkü o göndermek söyledi Günün bu nişan iken üzerinde kamuya ilan etti."Mert azt mondta, hogy ő fogja küldeni azt a napot, amikor az eljegyzés volt nyilvánosan hirdette.
"Diye Çünkü o göndermek söyledi Günün bu nişan iken üzerinde kamuya ilan etti."Omdat ze heeft gezegd dat zij zou sturen het op de dag waarop de verloving werd openbaar afgekondigd.
"Diye Çünkü o göndermek söyledi Günün bu nişan iken üzerinde kamuya ilan etti."Parce qu'elle a dit qu'elle enverrait il le jour où les fiançailles a été publiquement proclamé.
"Diye Çünkü o göndermek söyledi Günün bu nişan iken üzerinde kamuya ilan etti."Pentru că ea a spus că va trimite aceasta în ziua când a fost logodna proclamat public.
"Diye Çünkü o göndermek söyledi Günün bu nişan iken üzerinde kamuya ilan etti."Perché lei ha detto che avrebbe mandato è il giorno in cui il fidanzamento è stato pubblicamente proclamata.
"Diye Çünkü o göndermek söyledi Günün bu nişan iken üzerinde kamuya ilan etti."Weil sie gesagt hat, sie werde senden es am Tag der Verlobung war öffentlich verkündet.
"Diye Çünkü o göndermek söyledi Günün bu nişan iken üzerinde kamuya ilan etti."Επειδή έχει πει ότι θα έστελνε ότι την ημέρα που ο αρραβώνας ήταν δημόσια διακήρυξη.
"Diye Çünkü o göndermek söyledi Günün bu nişan iken üzerinde kamuya ilan etti."Защото тя е казала, че ще изпрати то в деня, когато е годеж публично обявена.
"Diye Çünkü o göndermek söyledi Günün bu nişan iken üzerinde kamuya ilan etti."Потому что она сказала, что она пошлет его на день, когда обручение было публично объявлено.

İlgili Sayfalar