gölgede ile cümle

gölgede kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bağdat' ta yazın sıcaklık gölgede 50 dereceye kadar çıkar.Vnitrozemí je horké, na Sahaře až 50 °C ve stínu.
Daha sonra gölgede kurumaya bırakırlar.Alespoň budeme bojovat ve stínu.
Ama bulutlara doğru yükselen Efes'teki tapınağı gördüğümde, diğerlerinin tümü gölgede kalmıştı.Dar când am văzut templul din Efes, celelalte minuni au dispărut ca în ceață."
Tek başına kral olduğu dönemlerde de annesinin otoritesi altında gölgede kalmıştır.După ce a devenit rege unic, a condus regatul sub regența mamei sale.
Tek başına kral olduğu dönemlerde de annesinin otoritesi altında gölgede kalmıştır.A király azonban nemcsak a nagyanyjának a gyámsága alatt állt.
Gölgeden hoşlanmaz.Varjossa se ei viihdy.
İmkan varsa önce gölgede kurutulduktan sonra güneşte bırakılır.Jos mahdollista, pidä aurinko takanasi.
Gölgede duruyorum.Στέκομαι στη σκιά.
Ama bulutlara doğru yükselen Efes'teki tapınağı gördüğümde, diğerlerinin tümü gölgede kalmıştı.Men da jeg så tempelet i Efesos stige opp i skyene, ble alle disse andre underverkene satt i skyggen.»
Gölgede iyi büyüyeme yapamaz, yetişmesi için nemli toprak gerekir.Tomat landak tidak memerlukan tanah yang sangat subur supaya dapat tumbuh dengan baik.
Generalin karşılığı "O takdirde gölgede dövüşeceğiz demektir" olmuştur.Một vị tướng của Leonidas đáp trả: "Vậy chúng tôi sẽ chiến đấu trong bóng tối!".
Gölgeden hoşlanmaz.日陰を好む。
Daha sonra gölgede kurumaya bırakırlar.その後は闇に姿を消す。
Gölgeden hoşlanmaz.討厭黑暗。
Gölgede iyi büyüyeme yapamaz, yetişmesi için nemli toprak gerekir.喜排水良好的土壤,可以生長在貧瘠的土壤中。
Anlamı; karanlık, gölgede kalan yer demektir.우둔: 지옥이라는 뜻이며, 검은 문 뒤에 있는 곳이다.
Ama bulutlara doğru yükselen Efes'teki tapınağı gördüğümde, diğerlerinin tümü gölgede kalmıştı.그러나 내가 구름 위에 치솟은 아르테미스의 집을 보았을 때, 그들 다른 불가사의들은 그 빛을 잃었다.
1990'da şehrin nüfusu 128.713'e ulaştı, bu durum county başkenti McKinney'i gölgede bıraktı.בשנת 1990 אוכלוסיית העיר מנתה 128,713 תושבים, מספר שגימד את אוכלוסיית מקיני (בירת מחוז קולין).
Son savaşta aldığı ağır yenilgi onun iç savaştaki başarılarını gölgede bıraktı.Katastrofalan ishod njegove konačne bitke zasjenio je sve njegove dosadašnje uspjehe.
Generalin karşılığı "O takdirde gölgede dövüşeceğiz demektir" olmuştur.Svojim vojnicima je govorio: "U borbi se ubija.
Gölgeden hoşlanmaz.Mėgsta šešėlį.
Son savaşta aldığı ağır yenilgi onun iç savaştaki başarılarını gölgede bıraktı.Ainult tema suurepärased tulemused lahingus hoidsid teda sõjaväevanglasse sattumast.
Bizi orada neler bekliyor? Gün ışığında +200, gölgede -200 derece sıcaklık.200 au soleil, -200 à l'ombre.
Bizi orada neler bekliyor? Gün ışığında +200, gölgede -200 derece sıcaklık.200 graus positivos ao sol, 200 negativos à sombra.
Bizi orada neler bekliyor? Gün ışığında +200, gölgede -200 derece sıcaklık.200 stopni w słońcu, minus 200 w cieniu.
Bizi orada neler bekliyor? Gün ışığında +200, gölgede -200 derece sıcaklık.45 градуса на слънце, минус 45 на сянка.
Bizi orada neler bekliyor? Gün ışığında +200, gölgede -200 derece sıcaklık.45 градуса на слънце, минус 45 на сянка.
Brütüs bir Roma heykelinin altında oturuyor, gölgede, elinde de kendi fermanı var.Brutus sitzt im Schatten, unter der Statue von Rom während er den Erlass in seiner Hand hält
Brütüs bir Roma heykelinin altında oturuyor, gölgede, elinde de kendi fermanı var.Tragický moment.
Brütüs bir Roma heykelinin altında oturuyor, gölgede, elinde de kendi fermanı var.Брут сидить у тіні, під статуєю риму. тримаючи у руці декрет.
Doğru pozisyonda olmalısınız ve doğru ışığı bulmalısınız, açıdan dolayı orası gölgede kalmamalı.전신 거울이라면 더 좋고요. 완벽한 조명 아래 완벽한 자세를 취해야 하잖아요.
Doğru pozisyonda olmalısınız ve doğru ışığı bulmalısınız, açıdan dolayı orası gölgede kalmamalı.Temos de encontrar a posição e a luz perfeitas e depois fica na sombra dado o ângulo em que estamos.
Doğru pozisyonda olmalısınız ve doğru ışığı bulmalısınız, açıdan dolayı orası gölgede kalmamalı.Trebuie să ai poziția perfectă, cu lumina perfectă care apoi e umbrită de unghiul în care ești.
Doğru pozisyonda olmalısınız ve doğru ışığı bulmalısınız, açıdan dolayı orası gölgede kalmamalı.Πρέπει να πάρεις την τέλεια στάση με τον τέλειο φωτισμό, που μετά κάνει σκιές έτσι που κάθεσαι.
Doğru pozisyonda olmalısınız ve doğru ışığı bulmalısınız, açıdan dolayı orası gölgede kalmamalı.Да заемеш идеалната поза, с идеалното осветление, което, обаче, прави сянка под ъгъл
Doğru pozisyonda olmalısınız ve doğru ışığı bulmalısınız, açıdan dolayı orası gölgede kalmamalı.Надо найти идеальную позу, угол обозрения с идеальным освещением, чтобы избежать теней.
Doğru pozisyonda olmalısınız ve doğru ışığı bulmalısınız, açıdan dolayı orası gölgede kalmamalı.רצוי באורך מלא. את צריכה למצוא את התנוחה המושלמת, עם האור המושלם, שמוחשך ברגע שאת משנה את הזווית שלך.
Doğru pozisyonda olmalısınız ve doğru ışığı bulmalısınız, açıdan dolayı orası gölgede kalmamalı.自分の影ができてしまう 顔をあげて背中を丸めクタクタよ"
Fırından satışları gölgede bırakıyorum.Dan penjualan kami mengalahkan semuanya.
Fırından satışları gölgede bırakıyorum.Estou a envergonhar a feira de bolos.
Fırından satışları gölgede bırakıyorum.Estoy avergonzando a los pasteleros.
Fırından satışları gölgede bırakıyorum.Fac vânzarea de panificație să se rușineze.
Fırından satışları gölgede bırakıyorum.Ich habe den Kuchenverkauf in den Schatten gestellt.
Fırından satışları gölgede bırakıyorum.Ik breng de schoolverkoop in verlegenheid.
Fırından satışları gölgede bırakıyorum.Je fais concurrence à la vente de gâteaux.
Fırından satışları gölgede bırakıyorum.Načrtujem prodajo pečenih izdelkov.
Fırından satışları gölgede bırakıyorum.Porban hagyjuk a süti árusokat.
Fırından satışları gölgede bırakıyorum.Sto facendo vergognare la vendita dei dolci.
Fırından satışları gölgede bırakıyorum.Tôi đang khiến bán bánh từ thiện trở nên xấu hổ.
Fırından satışları gölgede bırakıyorum.Zahanbíme i dobročinný prodej domácího pečiva.
Fırından satışları gölgede bırakıyorum.Ξεφτιλίζω τις πωλήσεις ειδών φούρνου.
Fırından satışları gölgede bırakıyorum.Мне стыдно, что мы не продаём выпечку.
Gün ışığında +200, gölgede -200 derece sıcaklık.100 grader varmt i solen, minus 130 i skyggen -
Gün ışığında +200, gölgede -200 derece sıcaklık.200 astetta lämmintä auringossa, miinus 200 varjossa-
Gün ışığında +200, gölgede -200 derece sıcaklık.200 darjah di bawah sinar matahari. Minus 200 di tempat teduh.
Gün ışığında +200, gölgede -200 derece sıcaklık.200 độ dưới ánh mặt trời, âm 200 trong bóng tối.
Gün ışığında +200, gölgede -200 derece sıcaklık.200 fok napon, mínusz 200 árnyékban.
Gün ışığında +200, gölgede -200 derece sıcaklık.200 Grad Celsius in der Sonne, minus 100 im Schatten.
Gün ışığında +200, gölgede -200 derece sıcaklık.200 graden in de zon, min 200 in de schaduw. Kloven met scherpe rotsen.
Gün ışığında +200, gölgede -200 derece sıcaklık.200 grados en el sol, -200 grados en la sombra.
İlgili Sayfalar