gölgede ile cümle
gölgede kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Christine tüm gün gölgede kaldı, çünkü güneş yanığı olmak istemiyordu.Christine stayed in the shade all day, because she didn't want to get a sunburn.
Gölgede duruyorum.I'm standing in the shade.
Biz gölgede biraz dinlendik.We had a rest in the shade.
Bahçe hâlâ gölgede.The garden is still in shadow.
Gölgede biraz dinlenelim.Let's take a rest in the shade.
Gölgede durun.Keep in the shade.
Tom Mary'yi içki içmede gölgede bırakır.Tom drank Mary under the table.
Bugün hava çok sıcak; gölgede 45 ° C.Today is very hot; it is 45 °C in the shade.
Burada kuşlar bile gölgede kalıyorlar!Even the birds are staying in the shade here!
Gidelim ve gölgede oturalım.Let's go and sit in the shade.
Gölgede oturalım.Let's sit in the shade.
Arabayı gölgede park et.Park the car in the shade.
İyi bir ağaca yaklaşan kendini iyi bir gölgede bulur.He who approaches a good tree will find himself in good shade.
Gölgede yürümelisin.You should walk in the shade.
Gölgede yatıyoruz.We're lying in the shade.
Tom gölgede oturdu.Tom sat in the shade.
Sami okulda başarılı olarak kardeşlerini gölgede bırakmayı arzu ediyordu.Sami hoped to outshine his siblings by doing well at school.
Sıcaklık gölgede 30 dereceyi geçiyor.The temperature exceeds 30 degrees in the shade.
Gölgede Kalan İzler ve Gölgeleşen BizlerGölgede Kalan İzler ve Gölgeleşen Bizler (in Turkish).
1990'da şehrin nüfusu 128.713'e ulaştı, bu durum county başkenti McKinney'i gölgede bıraktı.By 1990, the population reached 128,713, dwarfing the county seat of McKinney.
Suetonius'a göre Agrippina kadınsı yanlarıyla diğerlerini gölgede bıraktı.According to Suetonius, Agrippina won out through her feminine wiles.
"Kuz" gölgede kalan anlamına gelmektedir.The word "Kagé" means the Shadow.
Bu gibi taze otları, gölgede 24 saat kuruttuktan sonra hayvanlara vermelidir.This protocol causes the animal to ovulate 24 hours later.
Brütüs bir Roma heykelinin altında oturuyor, gölgede, elinde de kendi fermanı var.Brutus sits in shadow, under a statue of Rome, holding his edict in his hand.
Gün ışığında +200, gölgede -200 derece sıcaklık.Two hundred degrees in the sunlight. Minus 200 in the shade.
Işıktan ve gölgeden oluşur.It's made of light and shadow.
Fırından satışları gölgede bırakıyorum.I'm putting the bake sale to shame.
St Peter'ın arkasında, Hz. İsa'yı görüyoruz, kolunu ileri uzatmış, yüzünün bir kısmı gölgede kalmış.And behind him, half obscured, facing us is Christ with his arm outstretched.
Kafenin sahibi Riza, gölgede oturup sigara ve kahvesinin keyfini çıkarıyordu.The owner, Riza, sat in the shade, smoking a cigarette and sipping coffee.
Ocak ayında ortalama sıcaklık -2.5 °C, Temmuz ayında ise gölgede +22 °C'dir.Average temperature in January is -2.5 C°, and in July it is +22 C° in the shadow.
Tam güneşte veya kısmi gölgede iyi drene edilmiş topraklarda büyür.Grows in well-drained soils in full sun or partial shade.
Nihai 1889 versiyonu, çalışmanın önceki tüm versiyonlarını gölgede bıraktı.His eventual 1889 version upstaged all the previous versions of the work.
Çok uzun boylu ve kaslı, etrafındaki herkesi kolayca gölgede bırakan bir görünüme sahiptir.He is very tall and muscular, easily dwarfing everyone around him.
Üç numaraya kadar yükselen ilk albümünü gölgede bıraktı. [2]It eclipsed her debut album, which peaked at number three.[152]
Batı Avrupa'dan, yaklaşık %15-30 oranında gölgede kalmış gibi görünüyordu.From Western Europe it appeared to be around 15-30% eclipsed.
Tam veya kısmi gölgede korunaklı bir yer gerektirir.It requires a sheltered spot in full or partial shade.
Uzun yıllar boyunca genellikle Çar'a eşit, hatta onu gölgede bırakan baskın bir siyasi figürdü.For many years, he was a dominant political figure, often equaling or even overshadowing the Tsar.
Daha sonra gölgede kurumaya bırakırlar.Später mündet er in die Werse.
Aksine eğer güzel sesiniz yoksa sahnede ne yaparsanız yapın gölgede kalırsınız.S'il ne fait pas beau, quelles que soient les autres conditions, je reste au lit.
Gölgeden hoşlanmaz.Il affectionne l'ombre.
Daha sonra gölgede kurumaya bırakırlar.Néanmoins, ils obéissent à Im dans l'ombre.
Dişi durumlar Ağustos ayında toplanır ve gölgede kurutulur.Il parait en août et déferle sur les ondes.
Gücü ve karizması o kadar etkili olmuştur ki Kont Dooku'yu bile gölgede bırakmıştır.Era una Jedi Oscura y una de los acólitos sensibles a la Fuerza del Conde Dooku durante las Guerras Clon.
Gölgeden hoşlanmaz.Любит тень.
2001 yılında bu gölgede 2,15 milyondan fazla insan yaşamaktaydı (Alberta nüfusunun %72'si).В 2001 численность населения коридора Калгари — Эдмонтон была 2,15 миллиона человек (72 % населения Альберты).
Danişmendliler Beyliği; Anadolu Selçukluları'nı gölgede bırakarak Anadolu'nun en güçlü Türk devleti olmuştur.والذي أخذ يرسم سياسة لتدمير قوة الماراثا، أقوى الممالك الهندية.
Bu eserinin edineceği ün, öteki bütün çalışmalarını gölgede bırakacaktı.Outras obras dele decoram o resto da capela.
Güne düştüm, güne düştüm Gölgeden güne düştüm Felek!Maldito seja o dia em que me levantei E então não vos vi feia!
Son savaşta aldığı ağır yenilgi onun iç savaştaki başarılarını gölgede bıraktı.Sua derrota fatídica acabou obscurecendo seus feitos anteriores em guerra.
İmkan varsa önce gölgede kurutulduktan sonra güneşte bırakılır.Geef dat wij het, Nadat de sluier verwijderd is, in de hemel zullen aanschouwen.
Daha sonra gölgede kurumaya bırakırlar.Hierna trad hij in de schaduw.
İmkan varsa önce gölgede kurutulduktan sonra güneşte bırakılır.Jeśli to możliwe, miej Słońce za sobą.
Daha sonra gölgede kurumaya bırakırlar.Później zgniata ją na czole.
Dişi durumlar Ağustos ayında toplanır ve gölgede kurutulur.Młode osobniki pokazują się w sierpniu i zimują w glebie.
Tek başına kral olduğu dönemlerde de annesinin otoritesi altında gölgede kalmıştır.Jag lever i hans befallnings skugga.
"Tuncay Güney: James Bond'u bile gölgede bıraktım".Kai Martin och Stick! har besjungit "Johanna i Brunnsparken".
Daha sonra gölgede kurumaya bırakırlar.Сушать негайно в тіні.
Anlamı; karanlık, gölgede kalan yer demektir.За вікном щось відбувається, вони бачать тінь.
Tek başına kral olduğu dönemlerde de annesinin otoritesi altında gölgede kalmıştır.Водночас уся влада зберегалася в його матері.
İkinci yüzyıılda Claudius'la doğum günü aynı olan Pertinax'ın kutlamaları Claudius'u gölgede bıraktı.Koncem 2. století zastínil výročí jeho narození císař Pertinax, mající shodný den narozenin jako Claudius.
İlgili Sayfalar