Ana içeriğe geç
Sözlük

göle ile cümle

göle kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Hepsi gölde ve hiç kimse göle girmiyor.ואף אחד לא נכנס לאגם
Hepsi gölde ve hiç kimse göle girmiyor.ولم يكن احد يدخل للبحث عنها في المستنقع
Hepsi gölde ve hiç kimse göle girmiyor.それで私は池に入って つま先でボールを拾い上げました
Her gün öğle vaktinde kampçılar yüzer havuzların bulunduğu bir gölete giderlerdi.Cứ đến trưa, bọn trẻ trong trại hè chạy ra hồ chơi, ở đó có cầu nổi.
Her gün öğle vaktinde kampçılar yüzer havuzların bulunduğu bir gölete giderlerdi.En iedere middag gingen de kampeerders naar een vijver waar ze drijvende dokken hadden.
Her gün öğle vaktinde kampçılar yüzer havuzların bulunduğu bir gölete giderlerdi.Każdego dnia w południe obozowicze chadzali nad staw.
Her gün öğle vaktinde kampçılar yüzer havuzların bulunduğu bir gölete giderlerdi.매일 점심때 캠프참가자들은 떠있는 선착장이 있는 연못에 갔습니다.
Her gün öğle vaktinde kampçılar yüzer havuzların bulunduğu bir gölete giderlerdi.Minden nap délben a táborozók egy tavacskához mentek, ahol úszó stégek voltak.
Her gün öğle vaktinde kampçılar yüzer havuzların bulunduğu bir gölete giderlerdi.Şi la prânz, în fiecare zi, copiii mergeau la un lac, unde aveau docuri plutitoare.
Her gün öğle vaktinde kampçılar yüzer havuzların bulunduğu bir gölete giderlerdi.Todos os dias, ao meio-dia, os campistas iam para uma lagoa, onde havia pontões flutuantes.
Her gün öğle vaktinde kampçılar yüzer havuzların bulunduğu bir gölete giderlerdi.Und jeden Tag zu Mittag gingen die Camper zu einem großen Teich, wo sie Schwimmdocks hatten.
Her gün öğle vaktinde kampçılar yüzer havuzların bulunduğu bir gölete giderlerdi.Y todos los días a mediodía todos íbamos a un laguito donde tenían muelles flotantes.
Her gün öğle vaktinde kampçılar yüzer havuzların bulunduğu bir gölete giderlerdi.По пладне всеки ден лагеруващите ходеха на едно езеро, където имаха плаващи докове.
Her gün öğle vaktinde kampçılar yüzer havuzların bulunduğu bir gölete giderlerdi.ובכל יום בצהריים החניכים היו הולכים לאגם, שבו היו מזחים צפים.
Her gün öğle vaktinde kampçılar yüzer havuzların bulunduğu bir gölete giderlerdi.وفي ظهيرة كل يوم يذهب المخيمون إلى البحيرة بجانب دكة القوارب.
Her gün öğle vaktinde kampçılar yüzer havuzların bulunduğu bir gölete giderlerdi.みんなで池に行きます 浮きドックがあり そこから水に飛び込むのです
İsa kalkıp rüzgarı azarladı, göle, ‹‹Sus, sakin ol!›› dedi. Rüzgar dindi, ortalık sütliman oldu.A prebudiac sa pokarhal vietor a povedal moru: Mlč, umĺkni! A prestal vietor, a nastalo veľké ticho.
İsa kalkıp rüzgarı azarladı, göle, ‹‹Sus, sakin ol!›› dedi. Rüzgar dindi, ortalık sütliman oldu.Destatosi, sgridò il vento e disse al mare: «Taci, calmati!». Il vento cessò e vi fu grande bonaccia
İsa kalkıp rüzgarı azarladı, göle, ‹‹Sus, sakin ol!›› dedi. Rüzgar dindi, ortalık sütliman oldu.In prebudivši se, zapreti vetru in reče morju: Umolkni, pomiri se! In preneha veter, in nastane velika tihota.
İsa kalkıp rüzgarı azarladı, göle, ‹‹Sus, sakin ol!›› dedi. Rüzgar dindi, ortalık sütliman oldu.I probudiv se, přimluvil větru a řekl moři: Umlkni a upokoj se. I přestal vítr, a stalo se utišení veliké.
İsa kalkıp rüzgarı azarladı, göle, ‹‹Sus, sakin ol!›› dedi. Rüzgar dindi, ortalık sütliman oldu.예수께서 깨어 바람을 꾸짖으시며 바다더러 이르시되 잠잠하라 고요하라 하시니 바람이 그치고 아주 잔잔하여 지더라
İsa kalkıp rüzgarı azarladı, göle, ‹‹Sus, sakin ol!›› dedi. Rüzgar dindi, ortalık sütliman oldu.Ngài bèn thức dậy, quở gió và phán cùng biển rằng: Hãy êm đi, lặng đi! Gió liền dứt và đều yên lặng như tờ.
İsa kalkıp rüzgarı azarladı, göle, ‹‹Sus, sakin ol!›› dedi. Rüzgar dindi, ortalık sütliman oldu.И, встав, Он запретил ветру и сказал морю: умолкни, перестань. И ветер утих, и сделалась великая тишина.
İsa kalkıp rüzgarı azarladı, göle, ‹‹Sus, sakin ol!›› dedi. Rüzgar dindi, ortalık sütliman oldu.І вставши, погрозив вітрові, і рече до моря: Мовчи, перестань! І втих вітер, і настала тишина велика.
İsa kalkıp rüzgarı azarladı, göle, ‹‹Sus, sakin ol!›› dedi. Rüzgar dindi, ortalık sütliman oldu.ויעור ויגער ברוח ויאמר אל הים הס ודם ותשך הרוח ותהי דממה גדולה׃
İsa kalkıp rüzgarı azarladı, göle, ‹‹Sus, sakin ol!›› dedi. Rüzgar dindi, ortalık sütliman oldu.فقام وانتهر الريح وقال للبحر اسكت. ابكم. فسكنت الريح وصار هدوء عظيم.
İsa kalkıp rüzgarı azarladı, göle, ‹‹Sus, sakin ol!›› dedi. Rüzgar dindi, ortalık sütliman oldu.耶 穌 醒 了 . 斥 責 風 、 向 海 說 、 住 了 罷 、 靜 了 罷 . 風 就 止 住 、 大 大 的 平 靜 了
İsa kalkıp rüzgarı azarladı, göle, ‹‹Sus, sakin ol!›› dedi. Rüzgar dindi, ortalık sütliman oldu.耶穌醒 了 . 斥責風 、 向海 說 、 住 了 罷 、 靜了罷.風就 止住 、 大大 的 平靜了
"Kardeşin kendisini göle atsa , aynısını senin de yapmam gerekmez.""Ce n'est pas parce que ta soeur saute dans le lac, que tu dois la suivre".
"Kardeşin kendisini göle atsa , aynısını senin de yapmam gerekmez.""Chỉ vì chị con nhảy xuống hồ không có nghĩa là con cũng phải làm thế"
"Kardeşin kendisini göle atsa , aynısını senin de yapmam gerekmez.""Csak azért, mert a húgod tóba ugrik, neked nem kell utánaugranod."
"Kardeşin kendisini göle atsa , aynısını senin de yapmam gerekmez.""Dat je zusje in het water springt, betekent niet dat jij dat ook moet doen."
"Kardeşin kendisini göle atsa , aynısını senin de yapmam gerekmez.""Jak twoja siostra skoczy do jeziora, to ty też skoczysz?"
"Kardeşin kendisini göle atsa , aynısını senin de yapmam gerekmez.""누나가 호수에서 뛸수 있다고 해서 너가 그럴수 있다는 의미는 아니다"
"Kardeşin kendisini göle atsa , aynısını senin de yapmam gerekmez.""Lá porque a tua mergulha no lago tu não tens de mergulhar."
"Kardeşin kendisini göle atsa , aynısını senin de yapmam gerekmez.""Neskákej do jezera jenom proto, že to udělala tvá sestra."
"Kardeşin kendisini göle atsa , aynısını senin de yapmam gerekmez.""Numai pentru că sora ta sare în lac nu înseamnă că şi tu trebuie să sari."
"Kardeşin kendisini göle atsa , aynısını senin de yapmam gerekmez.""Nur weil deine Schwester in den See springt, musst du das nicht auch tun."
"Kardeşin kendisini göle atsa , aynısını senin de yapmam gerekmez.""Se tua sorella si butta giù dal ponte non sei costretto a farlo anche tu."
"Kardeşin kendisini göle atsa , aynısını senin de yapmam gerekmez.""Sólo porque tu hermana brinque en el lago no significa que tú debas hacer lo mismo"
"Kardeşin kendisini göle atsa , aynısını senin de yapmam gerekmez.""Απλώς επειδή η αδελφή σου βουτάει στη λίμνη, δε σημαίνει ότι πρέπει να το κάνεις κι εσύ".
"Kardeşin kendisini göle atsa , aynısını senin de yapmam gerekmez.""Если твоя сестра прыгает в озеро, это еще не значит, что ты должен делать то же самое."
"Kardeşin kendisini göle atsa , aynısını senin de yapmam gerekmez.""Това, че сестра ти скача в езерото, не значи, че и ти трябва да го правиш."
"Kardeşin kendisini göle atsa , aynısını senin de yapmam gerekmez.""רק בגלל שאחותך קופצת לאגם לא אומר שגם אתה צריך."
"Kardeşin kendisini göle atsa , aynısını senin de yapmam gerekmez.""فقط لأن أختك تقفز في البحيرة لا يعني أنك يجب عليك أن تفعل ذلك أيضاً."
"Kardeşin kendisini göle atsa , aynısını senin de yapmam gerekmez."実際は皆そうします いつも人の後に続くのです
Kendi göletimiz.C'est notre propre étang.
Kendi göletimiz.E' il nostro stagno personale.
Kendi göletimiz."É o nosso próprio charco.
Kendi göletimiz.Es ist ja unser privater Teich.
Kendi göletimiz.Este lacul nostru.
Kendi göletimiz.Het is onze vijver.
Kendi göletimiz.Ini kolam kita sendiri.
Kendi göletimiz. İşte böyle oluyor" dedim.Es nuestro estanque y así es como pasa."
Kendi göletimiz. İşte böyle oluyor" dedim.우리만의 연못이지. 그리고 그렇게 일어나는 거야."
Kendi göletimiz. İşte böyle oluyor" dedim.Това е нашето собствено езерце и ето така се случва."
Kendi göletimiz. İşte böyle oluyor" dedim.הבריכה הזו היא רק שלנו. וכך זה קורה".
Kendi göletimiz. İşte böyle oluyor" dedim.إنها البركة الخاصة بنا. وذلك هو ما يحدث."
Kendi göletimiz. İşte böyle oluyor" dedim.すると彼女は「どうやって卵を受精させるの?」
Kendi göletimiz.Je to naše vlastní jezírko.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod