Ana içeriğe geç
Sözlük

gökkubbe ile cümle

gökkubbe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
46
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Gökler Tanrının görkemini açıklamakta, Gökkubbe ellerinin eserini duyurmakta.(Przedniejszemu śpiewakowi psalm Dawidowy.)
Gökler Tanrının görkemini açıklamakta, Gökkubbe ellerinin eserini duyurmakta.Til Korherren. Salme af David Himlen forkynder Guds Ære, Hvælvingen kundgør hans Hænders værk.
Gökler Tanrının görkemini açıklamakta, Gökkubbe ellerinin eserini duyurmakta.Til sangmesteren; en salme av David.
Gökler Tanrının görkemini açıklamakta, Gökkubbe ellerinin eserini duyurmakta.Untuk pemimpin kor. Mazmur Daud
Gökler Tanrının görkemini açıklamakta, Gökkubbe ellerinin eserini duyurmakta.Veisuunjohtajalle; Daavidin virsi.
Gökler Tanrının görkemini açıklamakta, Gökkubbe ellerinin eserini duyurmakta.למנצח מזמור לדוד השמים מספרים כבוד אל ומעשה ידיו מגיד הרקיע׃
Gökler Tanrının görkemini açıklamakta, Gökkubbe ellerinin eserini duyurmakta.لامام المغنين. مزمور لداود‎. ‎السموات تحدث بمجد الله. والفلك يخبر بعمل يديه‎.
Gökler Tanrının görkemini açıklamakta, Gökkubbe ellerinin eserini duyurmakta.〔 大 衛 的 詩 、 交 與 伶 長 。 〕 諸 天 述 說 神 的 榮 耀 . 穹 蒼 傳 揚 他 的 手 段
Gökler Tanrının görkemini açıklamakta, Gökkubbe ellerinin eserini duyurmakta.〔 大衛 的 詩 、 交與 伶長 。 〕 諸天 述說神 的 榮耀 . 穹蒼傳揚 他 的 手段
Koyu bulutlar Ona engeldir, göremez, Gökkubbenin üzerinde dolaşır.›Ðám mây mịt mịt che phủ Ngài, nên Ngài chẳng thấy; Ngài bước đi trên bầu các từng trời.
Koyu bulutlar Ona engeldir, göremez, Gökkubbenin üzerinde dolaşır.›Ðám mây mịt mịt che_phủ Ngài , nên Ngài chẳng thấy ; Ngài bước_đi trên bầu các từng trời .
Koyu bulutlar Ona engeldir, göremez, Gökkubbenin üzerinde dolaşır.›Die Wolken sind die Vordecke, und er sieht nicht; er wandelt im Umkreis des Himmels."
Koyu bulutlar Ona engeldir, göremez, Gökkubbenin üzerinde dolaşır.›Grossas nuvens o encobrem, de modo que não pode ver; e ele passeia em volta da abóbada do céu.
Koyu bulutlar Ona engeldir, göremez, Gökkubbenin üzerinde dolaşır.›Îl înfăşoară norii, nu vede nimic, bolta cerească abea dacă o străbate!`
Koyu bulutlar Ona engeldir, göremez, Gökkubbenin üzerinde dolaşır.›빽빽한 구름이 그를 가리운즉 그가 보지 못하시고 궁창으로 걸어다니실 뿐이라 하는구나
Koyu bulutlar Ona engeldir, göremez, Gökkubbenin üzerinde dolaşır.›Las nubes le son un velo, y no puede ver, mientras se pasea por la bóveda del cielo.
Koyu bulutlar Ona engeldir, göremez, Gökkubbenin üzerinde dolaşır.›Le nubi gli fanno velo e non vede e sulla volta dei cieli passeggia»
Koyu bulutlar Ona engeldir, göremez, Gökkubbenin üzerinde dolaşır.›Les nuées l`enveloppent, et il ne voit rien; Il ne parcourt que la voûte des cieux.
Koyu bulutlar Ona engeldir, göremez, Gökkubbenin üzerinde dolaşır.›Molnen äro ju ett täckelse, så att han intet ser; och på himlarunden är det han har sin gång.»
Koyu bulutlar Ona engeldir, göremez, Gökkubbenin üzerinde dolaşır.›Oblačje Mu je ovoj, da ne vidi, in po okrožju nebes se izprehaja.
Koyu bulutlar Ona engeldir, göremez, Gökkubbenin üzerinde dolaşır.›Oblakové jsou skrýše jeho, tak že nevidí; nebo okršlek nebeský obchází.
Koyu bulutlar Ona engeldir, göremez, Gökkubbenin üzerinde dolaşır.›Oblaky sú mu skrýšou, takže nevidí a chodí sem a ta po okruhu nebies.
Koyu bulutlar Ona engeldir, göremez, Gökkubbenin üzerinde dolaşır.›Obłoki są skrytością jego, iż nie widzi, a po okręgu niebieskim przechadza się.
Koyu bulutlar Ona engeldir, göremez, Gökkubbenin üzerinde dolaşır.›Pilvet ovat hänellä verhona, niin ettei hän näe; ja taivaanrannalla hän käyskentelee.`
Koyu bulutlar Ona engeldir, göremez, Gökkubbenin üzerinde dolaşır.›Skyene er et dekke for ham, så han ikke ser noget, og på himmelens hvelving vandrer han.
Koyu bulutlar Ona engeldir, göremez, Gökkubbenin üzerinde dolaşır.›Skyerne skjuler ham, så han ej ser, på Himlens Runding går han!"
Koyu bulutlar Ona engeldir, göremez, Gökkubbenin üzerinde dolaşır.›Sûrû felhõk leplezik el õt és nem lát, és az ég körületén jár.
Koyu bulutlar Ona engeldir, göremez, Gökkubbenin üzerinde dolaşır.›Νεφη αποκρυπτουσιν αυτον, και δεν βλεπει, και τον γυρον του ουρανου διαπορευεται.
Koyu bulutlar Ona engeldir, göremez, Gökkubbenin üzerinde dolaşır.›Облака – завеса Его, так что Он не видит, а ходит только по небесному кругу.
Koyu bulutlar Ona engeldir, göremez, Gökkubbenin üzerinde dolaşır.›Облаци Го покриват, та не вижда: И ходи по свода небесен,
Koyu bulutlar Ona engeldir, göremez, Gökkubbenin üzerinde dolaşır.›עבים סתר לו ולא יראה וחוג שמים יתהלך׃
Koyu bulutlar Ona engeldir, göremez, Gökkubbenin üzerinde dolaşır.›السحاب ستر له فلا يرى وعلى دائرة السموات يتمشى.
Koyu bulutlar Ona engeldir, göremez, Gökkubbenin üzerinde dolaşır.›密 雲 將 他 遮 蓋 、 使 他 不 能 看 見 . 他 周 遊 穹 蒼
Koyu bulutlar Ona engeldir, göremez, Gökkubbenin üzerinde dolaşır.›密雲將 他 遮蓋 、 使 他 不 能 看見 . 他 周遊穹蒼
Ve öyle oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı.A Bôh učinil oblohu a oddelil vody, ktoré sú pod oblohou, od vôd, ktoré sú nad oblohou. A bolo tak.
Ve öyle oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı.하나님이 궁창을 만드사 궁창 아래의 물과 궁창 위의 물로 나뉘게 하시매 그대로 되니라
Ve öyle oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı.Ngài làm nên khoảng không, phân rẽ nước ở dưới khoảng không cách với nước ở trên khoảng không; thì có như vậy.
Ve öyle oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı.Och Gud gjorde fästet, och skilde vattnet under fästet från vattnet ovan fästet; och det skedde så.
Ve öyle oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı.Og således skete det: Gud gjorde Hvælvingen og skilte Vandet under Hvælvingen fra Vandet over Hvælvingen;
Ve öyle oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı.Zo maakte God de wolkenhemel, door de watermassa te verdelen tussen hemel en aarde.
Ve öyle oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı.И Бог направи простора; и раздели водата, която беше под простора
Ve öyle oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı.И создал Бог твердь, и отделил воду, которая подтвердью, от воды, которая над твердью. И стало так.
Ve öyle oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı.ויעש אלהים את הרקיע ויבדל בין המים אשר מתחת לרקיע ובין המים אשר מעל לרקיע ויהי כן׃
Ve öyle oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı.فعمل الله الجلد وفصل بين المياه التي تحت الجلد والمياه التي فوق الجلد. وكان كذلك.
Ve öyle oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı.神 就 造 出 空 氣 、 將 空 氣 以 下 的 水 、 空 氣 以 上 的 水 分 開 了 . 事 就 這 樣 成 了
Ve öyle oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı.神 就 造出 空氣 、 將空氣 以下 的 水 、 空氣 以上 的 水分 開 了 . 事 就 這樣 成了
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod