göcen ile cümle
göcen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu bir göcen midir?Is this a cat?
İçe göçene immigrant, dışa göçene emigrant denir.The individual relocating would be considered an Immigrant in their new country.
Üreme döneminden sonra eylül ayında Çin'in doğusuna göçen kuşlar Mart ayında geri dönerler.After breeding, the storks migrate to eastern China in September and return in March.
Avramla birlikte göçen Lutun da davarları, sığırları, çadırları vardı.Lot also, who went with Abram, had flocks, and herds, and tents.
Biz onu, cehennem ateşini bir andırma ve çöllerde konup göçenlere bir fayda olarak halkettik.We have made it as a reminder and convenience for the needy.
Sonradan inanıp göçen ve sizinle beraber savaşanlar da sizdendir.And those who believed afterwards and migrated and strove along with you: they belong to you.
Yunan pizzası 1954'te Arnavutluk'tan Connecticut'a göçen Yunanlar tarafından icat edilmiştir.Greek pizza was invented by a Greek from Albania in Connecticut in 1954.
Yemen’den göçen Yahudilerin birçoğu, Bezalel’insanatçıları oldu.Viele Binnenvertriebene im Jemen waren für humanitäre Organisationen schwer zu erreichen.
Teksas’tan Florida’ya göçen Bush, 1999-2007 arasında 43. Florida valisi olarak görev yapmıştır.Jeb Bush, gouverneur de la Floride de 1999 à 2007.
Orta Dünya'da "Edain"i (Batı'ya göçen ilk insanlar) ilk gören kişidir.Il est l'un des premiers à voir dans le Tiers état la « nation ».
Toplu olarak göçen bir kısım köylüler şu anda öte köy denilen mevkiye yerleşmiştir.Dans un futur lointain… Des humains s’installèrent sur une planète appelée Io.
Birçok kanunla, İsrail, göçen Filistinlilerin geri dönmesini engelledi.Israel aceptó, en principio, permitir el regreso de un número de refugiados palestinos.
Bunların bir kısmına Roma topraklarından göçenler yerleşti.Una parte de estas tierras sería asignada a colonos romanos.
Üreme döneminden sonra eylül ayında Çin'in doğusuna göçen kuşlar Mart ayında geri dönerler.Dopo la riproduzione, le cicogne migrano verso la Cina orientale in settembre e ritornano a marzo.
Bunların bir kısmına Roma topraklarından göçenler yerleşti.Da più parti arrivano i nuovi abitanti di Roma.
1970'li yıllarda Anavatan'a göçenler de olmuştur.وجاءت مجموعة أخرى من الهنود من أوغندا خلال السبعينيات.
İçe göçene immigrant, dışa göçene emigrant denir.عرفوا بعد إذن باسم مهاجر، والعملية التهجير.
Genellikle Aksaray ve civar illere göçen halk, geçimini inşaat sektöründe çalışarak elde etmektedir.فهو عملية مهمة ويومية غالبًا يستخدمها الناس في محاولة للقيام بما هو صحيح.
İçe göçene immigrant, dışa göçene emigrant denir.Para o lugar de onde ele saiu o migrante é um emigrante.
Deliorman'dan Gaziantep'e göçen bir ailenin çocuğuydu.Um dos meninos que viviam com Gaspard.
Sonraları kabilesini bırakıp şehre göçen Many Lightnings ve Mary Nancy Eastman'ın oğludur.Filho do Dakota Many Lightnings e a mestiça Mary Nancy Eastman, que morreu quando ele nasceu.
İçe göçene immigrant, dışa göçene emigrant denir.Iemand die migreert wordt een migrant genoemd.
İçe göçene immigrant, dışa göçene emigrant denir.Liczy się go wzorem: Imigranci minus Emigranci.
Son yıllarda Yamaçlı Köyü' nden yazları yaylaya hayvancılık yapmak için göçenler olmaktadır.Z ciekawostek można dodać iż niegdyś latem na obszar wyspy przewożono bydło celem wypasu.
Yani oradan oraya sürekli göçen bir topluluktan bahsetmiyoruz.Тому й не заселялись безкраї простори постійними землеробами.
(Bu mahalleler, eski Kurugöl'den göçen insanlardan oluşmuştur.)(Tento svaz byl složen vesměs z bývalých legionářů. )
Pomaklar Bulgaristan'dan göçen halktır.Belgie se bojí imigrační vlny.
Birçok kanunla, İsrail, göçen Filistinlilerin geri dönmesini engelledi.Izrael naproti tomu schválil zákony znemožňující návrat palestinských uprchlíků zpět do jejich domovů.
Özellikle İstanbul, Ankara'ya sosyal ve ekonomik nedenlerle göçenlerin sayısı oldukça fazladır.Széles körű volt a szociális és politikai elégedetlenség különösen Horvátországban.
Üreme döneminden sonra eylül ayında Çin'in doğusuna göçen kuşlar Mart ayında geri dönerler.A törpegém vonuló madár, Magyarországról szeptemberben indul Dél-Afrikába, ahonnan csak májusban tér vissza.
Göçenlerin büyük çoğunluğu Balıkesir'e gitmektedir.Useimmat sen asukkaat ovat kalastajia.
İçe göçene immigrant, dışa göçene emigrant denir.Personerne, der udvandrer, betegnes udvandrere eller emigranter.
Göçenlerin büyük çoğunluğu Balıkesir'e gitmektedir.Mesteparten av fisken går direkte til konsum.
İçe göçene immigrant, dışa göçene emigrant denir.Internt fordreven person er betegnelsen på noen som er på flukt i eget land.
İçe göçene immigrant, dışa göçene emigrant denir.Orang yang melakukan emigrasi disebut emigran.
Birleşik Krallık, Saint Helena ve Şili'den göçenler neticesinde nüfusun azalması önlenmektedir.Nhập cư từ Anh Quốc, đảo Saint Helena, và Chile giúp đảo ngược hiện tượng suy giảm dân số.
Nebilerle resullerle,batında konup göçen, Resulu Kibriya ile zahirde Hak yol açan.期年、郡中大治、部使者以聞、帝奨嘆久之、即遣使賜以上尊。
Işınlı mahallesinde 1. dünya savaşı sırasında Gürpınar ilçesine göçenler olmuştur.第一次大戦中に掘られたトンネルが見える。
Eskiden yaylaya göçen köylüler konakladıkları yerlere bir isim vermişler.地名はかつてこの地方を治めていたクマン人にちなむ。
İçe göçene immigrant, dışa göçene emigrant denir.這敵人是來自外界的事物-移民。
İçe göçene immigrant, dışa göçene emigrant denir.이민온 사람이나 간 사람을 이민자(移民者)라고 한다.
(Bu mahalleler, eski Kurugöl'den göçen insanlardan oluşmuştur.)(למעט תפילת הכוהנים, שמקורה עתיק).
Pomaklar Bulgaristan'dan göçen halktır.Летящи крепости над България.
Avramla birlikte göçen Lutun da davarları, sığırları, çadırları vardı.Ale aj Lot, ktorý išiel s Abramom, mal drobný dobytok, hovädá a stány.
Avramla birlikte göçen Lutun da davarları, sığırları, çadırları vardı.A tudi Lot, ki je šel z Abramom, je imel črede ovac in goved in šatore.
Avramla birlikte göçen Lutun da davarları, sığırları, çadırları vardı.E também Ló, que ia com Abrão, tinha rebanhos, gado e tendas.
Avramla birlikte göçen Lutun da davarları, sığırları, çadırları vardı.Ja myöskin Lootilla, joka vaelsi Abramin kanssa, oli pikkukarjaa, raavaskarjaa ja telttoja.
Avramla birlikte göçen Lutun da davarları, sığırları, çadırları vardı.아브람의 일행 롯도 양과 소와 장막이 있으므로
Avramla birlikte göçen Lutun da davarları, sığırları, çadırları vardı.Lot aber, der mit Abram zog, der hatte auch Schafe und Rinder und Hütten.
Avramla birlikte göçen Lutun da davarları, sığırları, çadırları vardı.Lot, care călătorea împreună cu Avram, avea şi el oi, boi şi corturi.
Avramla birlikte göçen Lutun da davarları, sığırları, çadırları vardı.Lot had net als Abram veel vee en tenten voor zichzelf en zijn dienaren.
Avramla birlikte göçen Lutun da davarları, sığırları, çadırları vardı.Lot juga mempunyai keluarga dan hamba-hamba serta domba, kambing dan sapi
Avramla birlikte göçen Lutun da davarları, sığırları, çadırları vardı.Lótnak is pedig, a ki Ábrámmal jár vala, valának juhai, ökrei és sátorai.
Avramla birlikte göçen Lutun da davarları, sığırları, çadırları vardı.Lot, qui voyageait avec Abram, avait aussi des brebis, des boeufs et des tentes.
Avramla birlikte göçen Lutun da davarları, sığırları, çadırları vardı.Ma anche Lot, che andava con Abram, aveva greggi e armenti e tende
Avramla birlikte göçen Lutun da davarları, sığırları, çadırları vardı.Men Lot, som drog med Abram, hade också får och fäkreatur och tält.
Avramla birlikte göçen Lutun da davarları, sığırları, çadırları vardı.Men også Lot, som drog med Abram, hadde småfe og storfe og telt.
Avramla birlikte göçen Lutun da davarları, sığırları, çadırları vardı.Og Lot, der drog med Abram, ejede ligeledes Småkvæg, Hornkvæg og Telte.
Avramla birlikte göçen Lutun da davarları, sığırları, çadırları vardı.Také i Lot, kterýž s Abramem chodil, měl ovce a voly i stany.
Avramla birlikte göçen Lutun da davarları, sığırları, çadırları vardı.Także Lot, który chodził z Abramem, miał owce, i woły i namioty.