göğe ile cümle
göğe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
O konuşan, her zaman göğe bakıyordu, ve bu Alice düşündüm kararlı nezaketsiz.明らかに無礼。 "しかし、おそらく彼はそれを助けることができない、"彼女はつぶやきました。"彼の目はそう非常にほぼ備えているから
Rab İsa, onlara bu sözleri söyledikten sonra göğe alındı ve Tanrının sağında oturdu.A tak Pán Ježiš, keď dohovoril s nimi, vzatý bol hore do neba, a sadol si po pravici Božej.
Rab İsa, onlara bu sözleri söyledikten sonra göğe alındı ve Tanrının sağında oturdu.A tak Pan przestawszy z nimi mówić, wzięty jest do nieba, i usiadł na prawicy Bożej.
Rab İsa, onlara bu sözleri söyledikten sonra göğe alındı ve Tanrının sağında oturdu.Az Úr azért, minekutána szólott vala nékik, felviteték a mennybe, és üle az Istennek jobbjára.
Rab İsa, onlara bu sözleri söyledikten sonra göğe alındı ve Tanrının sağında oturdu.Después que les habló, el Señor Jesús fue recibido arriba en el cielo y se sentó a la diestra de Dios
Rab İsa, onlara bu sözleri söyledikten sonra göğe alındı ve Tanrının sağında oturdu.Domnul Isus, după ce a vorbit cu ei, S'a înălţat la cer, şi a şezut la dreapta lui Dumnezeu.
Rab İsa, onlara bu sözleri söyledikten sonra göğe alındı ve Tanrının sağında oturdu.Ðức Chúa Jêsus phán như vậy rồi, thì được đem lên trời, ngồi bên hữu Ðức Chúa Trời.
Rab İsa, onlara bu sözleri söyledikten sonra göğe alındı ve Tanrının sağında oturdu.Ðức_Chúa_Jêsus phán như_vậy rồi , thì được đem lên trời , ngồi bên hữu Ðức_Chúa_Trời .
Rab İsa, onlara bu sözleri söyledikten sonra göğe alındı ve Tanrının sağında oturdu.Il Signore Gesù, dopo aver parlato con loro, fu assunto in cielo e sedette alla destra di Dio
Rab İsa, onlara bu sözleri söyledikten sonra göğe alındı ve Tanrının sağında oturdu.Když pak jim odmluvil Pán, vzhůru vzat jest do nebe, a sedí na pravici Boží.
Rab İsa, onlara bu sözleri söyledikten sonra göğe alındı ve Tanrının sağında oturdu.주 예수께서 말씀을 마치신 후에 하늘로 올리우사 하나님 우편에 앉으시니라
Rab İsa, onlara bu sözleri söyledikten sonra göğe alındı ve Tanrının sağında oturdu.Le Seigneur, après leur avoir parlé, fut enlevé au ciel, et il s`assit à la droite de Dieu.
Rab İsa, onlara bu sözleri söyledikten sonra göğe alındı ve Tanrının sağında oturdu.Nadat Hij met hen gesproken had, werd Jezus opgenomen in de hemel en ging aan de rechterhand van God zitten.
Rab İsa, onlara bu sözleri söyledikten sonra göğe alındı ve Tanrının sağında oturdu.Ora, o Senhor, depois de lhes ter falado, foi recebido no céu, e assentou-se � direita de Deus.
Rab İsa, onlara bu sözleri söyledikten sonra göğe alındı ve Tanrının sağında oturdu.Så blev Herren efter at han havde talt med dem, optagen til Himmelen og satte sig ved Guds højre Hånd.
Rab İsa, onlara bu sözleri söyledikten sonra göğe alındı ve Tanrının sağında oturdu.Setelah Tuhan Yesus berbicara dengan mereka, Ia diangkat ke surga. Di sana Ia memerintah bersama dengan Allah
Rab İsa, onlara bu sözleri söyledikten sonra göğe alındı ve Tanrının sağında oturdu.Ο μεν λοιπον Κυριος, αφου ελαλησεν προς αυτους, ανεληφθη εις τον ουρανον και εκαθισεν εκ δεξιων του Θεου.
Rab İsa, onlara bu sözleri söyledikten sonra göğe alındı ve Tanrının sağında oturdu.Господь же, після того, як промовив до них, вознїс ся на небо, й сїв по правиці в Бога.
Rab İsa, onlara bu sözleri söyledikten sonra göğe alındı ve Tanrının sağında oturdu.И так Господь, после беседования с ними, вознесся на небо и воссел одесную Бога.
Rab İsa, onlara bu sözleri söyledikten sonra göğe alındı ve Tanrının sağında oturdu.И тъй, след като им говори, Господ Исус се възнесе на небето, и седна отдясно на Бога.
Rab İsa, onlara bu sözleri söyledikten sonra göğe alındı ve Tanrının sağında oturdu.ויהי אחרי אשר דבר אתם האדון וינשא השמימה וישב לימין האלהים׃
Rab İsa, onlara bu sözleri söyledikten sonra göğe alındı ve Tanrının sağında oturdu.ثم ان الرب بعدما كلمهم ارتفع الى السماء وجلس عن يمين الله.
Rab İsa, onlara bu sözleri söyledikten sonra göğe alındı ve Tanrının sağında oturdu.主 耶 穌 和 他 們 說 完 了 話 、 後 來 被 接 到 天 上 、 坐 在 神 的 右 邊
Rab İsa, onlara bu sözleri söyledikten sonra göğe alındı ve Tanrının sağında oturdu.主耶穌 和 他 們說 完了話 、 後來 被 接到 天上 、 坐在 神 的 右邊
RAB Musaya, ‹‹Elini göğe doğru uzat›› dedi, ‹‹Mısırı hissedilebilir bir karanlık kaplasın.››I řekl Hospodin Mojžíšovi: Vztáhni ruku svou k nebi, a bude tma na zemi Egyptské, a makati ji budou.
RAB Musaya, ‹‹Elini göğe doğru uzat›› dedi, ‹‹Mısırı hissedilebilir bir karanlık kaplasın.››여호와께서 모세에게 이르시되 하늘을 향하여 네 손을 들어서 애굽 땅위에 흑암이 있게 하라 곧 더듬을 만한 흑암이리라
RAB Musaya, ‹‹Elini göğe doğru uzat›› dedi, ‹‹Mısırı hissedilebilir bir karanlık kaplasın.››TUHAN berkata kepada Musa, "Angkatlah tanganmu ke atas, maka tanah Mesir akan diliputi gelap gulita.
RAB Musaya, ‹‹Elini göğe doğru uzat›› dedi, ‹‹Mısırı hissedilebilir bir karanlık kaplasın.››И сказал Господь Моисею: простри руку твою к небу, и будет тьма на земле Египетской, осязаемая тьма.
RAB Musaya, ‹‹Elini göğe doğru uzat›› dedi, ‹‹Mısırı hissedilebilir bir karanlık kaplasın.››ויאמר יהוה אל משה נטה ידך על השמים ויהי חשך על ארץ מצרים וימש חשך׃
RAB Musaya, ‹‹Elini göğe doğru uzat›› dedi, ‹‹Mısırı hissedilebilir bir karanlık kaplasın.››ثم قال الرب لموسى مدّ يدك نحو السماء ليكون ظلام على ارض مصر. حتى يلمس الظلام.
RAB Musaya, ‹‹Elini göğe doğru uzat›› dedi, ‹‹Mısırı hissedilebilir bir karanlık kaplasın.››耶 和 華 對 摩 西 說 、 你 向 天 伸 杖 、 使 埃 及 地 黑 暗 、 這 黑 暗 似 乎 摸 得 著
RAB Musaya, ‹‹Elini göğe doğru uzat›› dedi, ‹‹Mısırı hissedilebilir bir karanlık kaplasın.››耶和華 對 摩西說 、 你 向 天 伸 杖 、 使 埃及 地 黑暗 、 這 黑暗 似乎 摸 得 著
Size, göğe doğru fışkıran buz kaynaklarından, mühtiş bir görüntü daha...Återigen, en faktisk bild av hur isfontänerna stiger upp mot rymden, helt fantastiskt.
Size, göğe doğru fışkıran buz kaynaklarından, mühtiş bir görüntü daha...Din nou, o fotografie reală a fântânilor de gheaţă care tâşnesc la suprafaţă in spaţiu, absolut frumoasă.
Size, göğe doğru fışkıran buz kaynaklarından, mühtiş bir görüntü daha...Esta ya es una imagen real del hielo elevándose hacia el espacio, absolutamente bellísimo.
Size, göğe doğru fışkıran buz kaynaklarından, mühtiş bir görüntü daha...Isto é mais uma imagem real das fontes de gelo erguendo-se no espaço, uma beleza espantosa.
Size, göğe doğru fışkıran buz kaynaklarından, mühtiş bir görüntü daha...이것도 얼음분수가 우주로 솟아오르는 것을 보여주고 있죠. 정말로 아름다운 사진입니다만
Size, göğe doğru fışkıran buz kaynaklarından, mühtiş bir görüntü daha...Opnieuw een reëel beeld van de in de ruimte opstijgende ijsfonteinen, buitengewoon mooi.
Size, göğe doğru fışkıran buz kaynaklarından, mühtiş bir görüntü daha...Szóval ez egy valódi fotó a jég szökőkutakról, ahogy az űrbe lövellnek, abszolút gyönyörű.
Size, göğe doğru fışkıran buz kaynaklarından, mühtiş bir görüntü daha...Takže tohle, zase, je opravdový obrázek fontánek ledu, zvedajících se do prostoru, absolutně nádherné.
Size, göğe doğru fışkıran buz kaynaklarından, mühtiş bir görüntü daha...Takže toto je skutočná fotografia ľadových gejzírov stúpajúcich do vesmíru, úplná nádhera.
Size, göğe doğru fışkıran buz kaynaklarından, mühtiş bir görüntü daha...To zdjęcie fontann wystrzeliwujących lód w przestrzeń kosmiczną, piękne.
Size, göğe doğru fışkıran buz kaynaklarından, mühtiş bir görüntü daha...Und dies also, nochmal, ist ein Realbild der Eisfontänen, die ins All aufragen, vollkommen schön.
Size, göğe doğru fışkıran buz kaynaklarından, mühtiş bir görüntü daha...Và tiếp đó, một lần nữa, bức ảnh thật về dòng sông băng bốc lên không gian thực sự là rất đẹp
Size, göğe doğru fışkıran buz kaynaklarından, mühtiş bir görüntü daha...И така, това отново е истинска снимка на ледените фонтани, издигащи се нагоре в космоса, абсолютно прекрасни.
Size, göğe doğru fışkıran buz kaynaklarından, mühtiş bir görüntü daha...И это, ещё раз, настоящая фотография ледяных фонтанов, поднимающихся в космос; очень красиво.
Size, göğe doğru fışkıran buz kaynaklarından, mühtiş bir görüntü daha...שוב, זוהי תמונה של מזרקות הקרח העולות אל פני השטח פשוט מקסים
Size, göğe doğru fışkıran buz kaynaklarından, mühtiş bir görüntü daha...و بهذه الطريقة ، مرة أخرى ، صورة حقيقية للينابيع الثلجية تتفجر نحو الفضاء غاية في الجمال
Size, göğe doğru fışkıran buz kaynaklarından, mühtiş bir görüntü daha...息をのむ美しさですが 太陽系に生命体が存在する最有力候補は
Sonra göğe bakarak içini çekti ve adama, ‹‹Effata››, yani ‹‹Açıl!›› dedi.Apoi, Şi -a ridicat ochii spre cer, a suspinat, şi a zis: ,,Efata``, adică: ,,Deschide-te!``
Sonra göğe bakarak içini çekti ve adama, ‹‹Effata››, yani ‹‹Açıl!›› dedi.A vzezřev k nebi, vzdechl, a řekl jemu: Effeta, to jest, otevři se.
Sonra göğe bakarak içini çekti ve adama, ‹‹Effata››, yani ‹‹Açıl!›› dedi.a vzhliadnuc do neba zavzdýchol a povedal mu: Efatha! čo je: Otvor sa!
Sonra göğe bakarak içini çekti ve adama, ‹‹Effata››, yani ‹‹Açıl!›› dedi.A wejrzawszy w niebo, westchnął i rzekł do niego: Efata! to jest, otwórz się.
Sonra göğe bakarak içini çekti ve adama, ‹‹Effata››, yani ‹‹Açıl!›› dedi.Daarna keek Hij naar de hemel en zei met een zucht: "Ga open."
Sonra göğe bakarak içini çekti ve adama, ‹‹Effata››, yani ‹‹Açıl!›› dedi.Ðoạn Ngài ngửa mặt lên trời, thở ra mà phán cùng người rằng: Ép-pha-ta! nghĩa là: Hãy mở ra!
Sonra göğe bakarak içini çekti ve adama, ‹‹Effata››, yani ‹‹Açıl!›› dedi.Ðoạn_Ngài ngửa mặt lên trời , thở ra mà phán cùng người rằng : Ép - pha-ta ! nghĩa_là : Hãy mở ra !
Sonra göğe bakarak içini çekti ve adama, ‹‹Effata››, yani ‹‹Açıl!›› dedi.e erguendo os olhos ao céu, suspirou e disse-lhe: Efatá; isto é Abre-te.
Sonra göğe bakarak içini çekti ve adama, ‹‹Effata››, yani ‹‹Açıl!›› dedi.És föltekintvén az égre, fohászkodék, és monda néki: Effata, azaz: nyilatkozzál meg.
Sonra göğe bakarak içini çekti ve adama, ‹‹Effata››, yani ‹‹Açıl!›› dedi.guardando quindi verso il cielo, emise un sospiro e disse: «Effatà» cioè: «Apriti!»
Sonra göğe bakarak içini çekti ve adama, ‹‹Effata››, yani ‹‹Açıl!›› dedi.in pogledavši na nebo, vzdihne in mu veli: Efata, to je: Odpri se!