Ana içeriğe geç
Sözlük

göç etmek ile cümle

göç etmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Avustralya'ya göç etmek istiyorum.I want to emigrate to Australia.
Köyün gençleri iş imkanı olmayınca büyük şehirlere göç etmek zorunda kalmıştır.Township youths were unable to find jobs easily.
Deprem, pek çok kişiyi bölgeyi terk edip Amerika Birleşik Devletleri'ne göç etmek zorunda bıraktı.The earthquake forced hundreds of people to leave the country for the United States.
Bazı tatlı ve tuzlu su balıkları da göç etmektedirler.There were also fresh and salt water fish ponds.
İsrail'e göç etmek zorunda kaldı.He emigrated to Israel.
Her yıl yaklaşık olarak 5-10 hane göç etmek zorunda bırakılmaktadır.It is thought to affect around five to ten families a year.
Kasaba halkı özellikle İskandinav Ülkelerine göç etmektedir.Northern European expatriates in Pakistan primarily consist of Scandinavian communities.
Köy halkı gittikçe Marmaris'e doğru göç etmektedir.The 21st century is seeing more and more people moving into Villeray.
Sovyetler Birliğinden Norveçe göç etmek nasıldı?How was it to move from the Soviet Union and come to Norway?
Avrupalı'ları, Katolik'leri ve Musevi'leri göç etmekten alıkoyacak şekilde tasarlanmıştı.Eastern Europeans, Catholics and Jews, basically, um.
Sırp öğrencilerin çoğu göç etmek istiyorMajority of Serbian students want to emigrate
Kosova’da gençlerin yarısı göç etmek istiyorHalf of youth in Kosovo seek emigration
Bazı tatlı ve tuzlu su balıkları da göç etmektedirler.Auch bei Räucherfisch gibt es Salz- und auch Süßwasserfische.
Gençlerin %51’i dışarıya göç etmek istemektedir.Von diesen wünschen sich nur noch 51 % Kinder.
Sağ kalan yerlilerin çoğu doğuya göç etmek durumunda kaldı.Viele Indianer blieben tatsächlich im Osten.
İsrail'e göç etmek zorunda kaldı.Er emigrierte nach Israel.
Her yıl yaklaşık olarak 5-10 hane göç etmek zorunda bırakılmaktadır.Täglich melden sich fünf bis zehn Personen.
Netice itibarıyla köy halkı göç etmektedir.Aus Angst gehorchten die Dorfbewohner.
Genç kuşak, iş bulmak amacıyla Merkez ilçeye göç etmektedir.Les plus humbles émigrent pour trouver du travail.
Bunlar arasında Afrika'dan göç etmekte olanlar da bulunmaktadır.Rares sont ceux qui arrivent directement d'Afrique.
Bazı tatlı ve tuzlu su balıkları da göç etmektedirler.Les nombreux lacs et cours d'eau fournissent des poissons d'eau douce.
İsrail'e göç etmek zorunda kaldı.Elle a été importé en Israël.
İsrail'e göç etmek zorunda kaldı.Se marchó a vivir a Israel.
Sosyal ve ekonomik bozulma: Baraj alanındaki insanlar başka alanlara göç etmek zorunda kalmaktadır.Extracción socioeconómica: los hofjes se destinaban a los más pobres.
Kalıcı göç; yerleşmek amacıyla göç etmek.Campo de refugiados: asentamiento temporal construido para recibir refugiados.
Bazı tatlı ve tuzlu su balıkları da göç etmektedirler.Peces de Acuario de Agua Dulce y Marinos.
Her yıl yaklaşık olarak 5-10 hane göç etmek zorunda bırakılmaktadır.Oggigiorno solo 5-10 persone vi abitano tutto l'anno.
Bazı tatlı ve tuzlu su balıkları da göç etmektedirler.I numerosi laghi e i corsi d'acqua forniscono pesce d'acqua dolce.
Gençlerin %51’i dışarıya göç etmek istemektedir.Il 51% sosteneva i diritti di adozione.
Govinda da henüz bir Buda olamamıştır ve diğer yandaşlarıyla birlikte Buda’nın yanına göç etmektedir.Говинда ещё не стал буддой, но всё ещё следует Учению вместе с другими приверженцами Будды Гаутамы.
İsrail'e göç etmek zorunda kaldı.Эмигрировал в Израиль.
Kalıcı göç; yerleşmek amacıyla göç etmek.Permanent residence (англ.), Just Landed.
Gençlerin %51’i dışarıya göç etmek istemektedir.كان 51% منهم يؤيدون حقوق التبني.
Bazı tatlı ve tuzlu su balıkları da göç etmektedirler.Aquário de Peixes de água doce e marinha.
Her yıl yaklaşık olarak 5-10 hane göç etmek zorunda bırakılmaktadır.In totaal worden per jaar zo'n vijf tot tien legsels geproduceerd.
Bazı tatlı ve tuzlu su balıkları da göç etmektedirler.Er komen hier zout-, brak- en zoetwatervissen voor.
Kalıcı göç; yerleşmek amacıyla göç etmek.Duurzaam bouwen is bouwen met duurzaamheid als doel.
Köyün gençleri iş imkanı olmayınca büyük şehirlere göç etmek zorunda kalmıştır.De jeugd trekt naar de grote steden bij gebrek aan werk.
Genç kuşak, iş bulmak amacıyla Merkez ilçeye göç etmektedir.Op zoek naar werk trekt de jeugd naar elders.
Fakat sonrasında ailesi ile birlikte İstanbul'a göç etmek zorunda kaldı.Maar toen moest hij met zijn gezin naar Istanbul emigreren.
Yazın köy halkı, 20 Mayıs tarihinden itibaren köye ait olan yaylalara göç etmektedir.Wojska te stacjonowały wokół tej miejscowości od 20 maja.
2004 yılından bu yana 1000 kadar Şabak, şiddet olayları nedeniyle köylerinden göç etmek zorunda kalmıştır.Do połowy 2007 roku, tysiące uchodźców opuściło obozy.
Bulgaristan'dan Türkiye'ye göç etmek zorunda kalan bir ailenin öyküsü anlatmaktadır.Jego rodzina pochodzi z Turcji, która wyemigrowała z Bułgarii.
Ekonomik nedenlerle, köyün büyük kısmı büyük şehirlere göç etmek zorunda kalmıştır.Ze względu na potrzeby wojny znaczna ich część musiała pozostawać w swych osiedlach.
1922 yılında 13 yaşındayken Yunanistan'a amcasının yanına göç etmek zorunda kaldı.W 1982 w wieku 13 lat wyemigrowała z rodzicami do RFN.
2004 yılından bu yana 1000 kadar Şabak, şiddet olayları nedeniyle köylerinden göç etmek zorunda kalmıştır.I mitten av 2004 tvingades 25 000 kongoleser fly sina hem på grund av dessa stridigheter.
Her yıl yaklaşık olarak 5-10 hane göç etmek zorunda bırakılmaktadır.I Sverige föds årligen omkring 5-10 barn med syndromet.
Sağ kalan yerlilerin çoğu doğuya göç etmek durumunda kaldı.Většina přeživšího lidu poté odešla na východ.
Her yıl yaklaşık olarak 5-10 hane göç etmek zorunda bırakılmaktadır.Každoročně je obměněno 5-10 souprav.
Yaşadığı hayattan kurtulup bir kente göç etmek için para biriktirmeye çalışır.În loc să facă acest lucru, ea fuge din oraș cu banii.
Bu sebeple genç nüfus, diğer şehirlere göç etmek zorunda kalmaktadır.Astfel, polonezii au fost nevoiți să se stabilească cu traiul în alte orașe.
Temsilciler tarafından Yahudilerin göç etmek için kayıt olmaları teşvik edildi.El a fost șocat când a realizat că trupele evreiești organizau expulzări.
İsrail'e göç etmek zorunda kaldı.Ulterior a fost forțat să emigreze în Israel.
Ölümlerle başa çıkılamayınca köy göç etmek zorunda kalmıştır.A pusztulás után el kellett települnie a falunak.
Bazı tatlı ve tuzlu su balıkları da göç etmektedirler.Alueella elää sekä suolaisen että makean veden kalalajeja.
İsrail'e göç etmek zorunda kaldı.Han ble utvist fra Israel.
Bazı tatlı ve tuzlu su balıkları da göç etmektedirler.Nó cũng là một cá nổi và cá nước ngọt.
Bunlar arasında Afrika'dan göç etmekte olanlar da bulunmaktadır.Đây là những thứ mà ngay cả Việt Nam còn không có.
Bazı tatlı ve tuzlu su balıkları da göç etmektedirler.一部に淡水魚・汽水魚も含む。
Ülkenin yerlileri vatanında göç etmek zorunda kalmıştır.土人の家 原住民の住処。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod