Melinda French Gates:Мелинда Френч Гейтс:
Melinda French Gates:Мелінда Френч Гейтс:
Önceden iki hardal vardı. French'inki ve Gulden'inkiFörr fanns det två sorters senap, French's och Gulden's.
Önceden iki hardal vardı. French'inki ve Gulden'inkiHavia duas marcas de mostarda, a French's e a Gulden's.
Önceden iki hardal vardı. French'inki ve Gulden'inkiKét fajta mustár volt a piacon: a French's és a Gulden's.
Önceden iki hardal vardı. French'inki ve Gulden'inki기존의 머스터드는 프랑스풍과 네덜란드풍으로 나뉘어 있었습니다.
Önceden iki hardal vardı. French'inki ve Gulden'inkiפעם, היו שני סוגי חרדל. פרנץ וגולדן.
Önceden iki hardal vardı. French'inki ve Gulden'inkiكان هناك نوعان من المسطردة فرينشز و جولدنز .
Önceden iki hardal vardı. French'inki ve Gulden'inki黄色いマスタードです
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Avevo la patente da poco, ero in autostrada e ho visto accendersi gli stop della macchina davanti a me.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Bila sem mladi voznik na avtocesti in pri avtu pred mano sem videla, da so se prižgale zavorne luči.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Byla jsem mladá řidička na dálnici a uviděla jsem, jak se brzdová světla auta přede mnou rozsvítila.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Byłam jeszcze młodym kierowcą. Jechałam autostradą gdy gość przede mną włączył światła stopu.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Eram o tînără şoferiţă pe autostradă, şi am văzut că maşina din faţa mea frânează,
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Era uma jovem condutora na autoestrada, e vi as luzes do travão do carro da frente acenderem.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Hồi tôi còn là tay lái non trên đại lộ, tôi thấy chiếc xe đằng trước đã bật đèn phanh.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Ich war jung. Ich fuhr auf der Autobahn, als das Auto vor mir plötzlich bremste.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Ik had net mijn rijbewijs en reed op de snelweg. Ik zag dat de auto voor me remde.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Kezdő sofőrként autópályán vezettem, és láttam, ahogy az előttem lévő autónak kigyullad a féklámpája.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.저는 어린 편에 속하는 운전자였고, 고속도로를 운전하고 있었습니다. 그때, 자동차 한대가 제 앞에 있었고 저는 그차의 후미등이 켜지는 것을 봤죠.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Saya adalah pengemudi muda di jalan tol, dan saya melihat lampu rem mobil di depan saya menyala.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Ήμουν νέα οδηγός σε εθνική οδό και στο προπορευόμενο αυτοκίνητο είδα να ανάβουν τα φώτα των φρένων.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Бях млада шофьорка на магистралата и видях, че на колата пред мен ѝ светнаха стоповете.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Я тогда ещё была неопытным водителем и ехала по шоссе, и у машины впереди меня включились тормозные фонари.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.הייתי נהגת צעירה, בכביש המהיר, והרכב שנסע מולי - ראיתי את אורות הבלמים שלו נדלקים.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.كنت سائقة شابة على الطريق السريع رأيت ضوء المكابح على السيارة التي كانت أمامي
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.前の車のブレーキランプが 光ったのが見えたので こんなことを思いました 「減速するのね
PapeeteCity in French PolynesiaCity in French Polynesia
PapeeteCity in French PolynesiaPapeeteCity in French Polynesia
PapeeteCity in French PolynesiaPapeeteCity in French Polynesia
PapeeteCity in French PolynesiaPapeeteCity in French Polynesia
PapeeteCity in French PolynesiaPapeeteCity in French Polynesia
PapeeteCity in French PolynesiaPapeeteCity in French Polynesia
PapeeteCity in French PolynesiaPapeeteCity in French Polynesia
PapeeteCity in French PolynesiaPapeeteCity in French Polynesia
PapeeteCity in French PolynesiaPapeeteCity in French Polynesia
PapeeteCity in French PolynesiaPapeeteCity in French Polynesia
PapeeteCity in French PolynesiaPapeeteCity in French Polynesia
PapeeteCity in French PolynesiaPapeeteCity in French Polynesia
PapeeteCity in French PolynesiaPapeeteCity in French Polynesia
PapeeteCity in French PolynesiaPapeeteCity name (optional, probably does not need a translation)
PapeeteCity in French PolynesiaPapeeteCity name (optional, probably does not need a translation)
PapeeteCity in French PolynesiaPapeeteCity name (optional, probably does not need a translation)
PapeeteCity in French PolynesiaPapeeteCity name (optional, probably does not need a translation)
PapeeteCity in French PolynesiaΠαπίτηCity name (optional, probably does not need a translation)
PapeeteCity in French PolynesiaПапеетеCity in French Polynesia
PapeeteCity in French PolynesiaПапеэтеCity name (optional, probably does not need a translation)
PapeeteCity in French PolynesiaكوكبCity name (optional, probably does not need a translation)
PapeeteCity in French PolynesiaパペーテCity in French Polynesia
Sıtma, sarı humma ve ekvator frengisinde başarısız olduk.Abbiamo fallito contro la malaria, la febbre gialla e la framboesia.
Sıtma, sarı humma ve ekvator frengisinde başarısız olduk.Am dat greș împotriva malariei, frigurilor galbene și a framboesiei.
Sıtma, sarı humma ve ekvator frengisinde başarısız olduk.Falhámos contra a malária, a febre amarela e a bouba.
Sıtma, sarı humma ve ekvator frengisinde başarısız olduk.Fallamos en contra de la malaria, la fiebre amarilla y la frambesia (pian).
Sıtma, sarı humma ve ekvator frengisinde başarısız olduk.말라리아, 황열병, 매종 퇴치는 실패 했었죠.
Sıtma, sarı humma ve ekvator frengisinde başarısız olduk.Nous avons échoué contre le paludisme, la fièvre jaune et le pian.
Sıtma, sarı humma ve ekvator frengisinde başarısız olduk.Przegraliśmy z malarią, żółtą febrą i frambezją.
Sıtma, sarı humma ve ekvator frengisinde başarısız olduk.We mislukten tegen malaria, gele koorts en framboesia.
Sıtma, sarı humma ve ekvator frengisinde başarısız olduk.Wir scheiterten gegen Malaria, Gelbfieber und Frambösie.
Sıtma, sarı humma ve ekvator frengisinde başarısız olduk.Мы провалились в случае с малярией, жёлтой лихорадкой и тропической гранулёмой.
Sıtma, sarı humma ve ekvator frengisinde başarısız olduk.Провалихме се срещу маларията, жълтата треска и фрамбезията.