Vücudunuzun her bir parçası farklı frekanslarda titreşmekte.Todas as partes do vosso corpo estão a vibrar em diferentes frequências.
Vücudunuzun her bir parçası farklı frekanslarda titreşmekte.Κάθε μέρος του σώματος σας δονείται σε διαφορετικές συχνότητες.
Vücudunuzun her bir parçası farklı frekanslarda titreşmekte.Всяка част от тялото ви вибрира на различни честоти.
Vücudunuzun her bir parçası farklı frekanslarda titreşmekte.Каждая часть вашего тела вибрирует с разными частотами.
Vücudunuzun her bir parçası farklı frekanslarda titreşmekte.Кожна частина вашого тіла коливається на різних частотах.
Vücudunuzun her bir parçası farklı frekanslarda titreşmekte.כל חלק בגופכם רוטט בתדירות שונה.
Vücudunuzun her bir parçası farklı frekanslarda titreşmekte.وكل جزء من اجسادكم ينبض بتردد مختلف
Vücudunuzun her bir parçası farklı frekanslarda titreşmekte.いわば、みなさんは和音と言えるでしょう
Watson aslında doğa tarafından oluşan çok düşük frekanslı radyo yayınlarını dinliyordu.In realtà Watson sentiva delle emissioni radio dalla frequenza molto bassa causate dalla natura.
Watson aslında doğa tarafından oluşan çok düşük frekanslı radyo yayınlarını dinliyordu.O que Watson ouvia, de facto, eram emissões de rádio de baixa frequência causadas pela natureza.
Watson aslında doğa tarafından oluşan çok düşük frekanslı radyo yayınlarını dinliyordu.Thực tế là Watson đã nghe thấy bức xạ sóng vô tuyến tần số thấp gây ra bởi tự nhiên.
Watson aslında doğa tarafından oluşan çok düşük frekanslı radyo yayınlarını dinliyordu.Watson asculta de fapt emisiuni radio de frecvență foarte joasă cauzate de natură.
Watson aslında doğa tarafından oluşan çok düşük frekanslı radyo yayınlarını dinliyordu.Watson de hecho escuchaba emisiones de radio de muy baja frecuencia causadas por la Naturaleza.
Watson aslında doğa tarafından oluşan çok düşük frekanslı radyo yayınlarını dinliyordu.Watson écoutait en fait des émissions d'ondes radios de très faible fréquence causées par la nature.
Watson aslında doğa tarafından oluşan çok düşük frekanslı radyo yayınlarını dinliyordu.Watson hörte die Niedrigfrequenzradiowellen, die von der Natur stammten.
Watson aslında doğa tarafından oluşan çok düşük frekanslı radyo yayınlarını dinliyordu.Watson은 사실 자연이 만들어낸 아주 낮은 진동수의 전파방출을 듣고 있었던 것입니다.
Watson aslında doğa tarafından oluşan çok düşük frekanslı radyo yayınlarını dinliyordu.Watson luisterde naar radio-uitzendingen op zeer lage frequentie die door de natuur werden veroorzaakt.
Watson aslında doğa tarafından oluşan çok düşük frekanslı radyo yayınlarını dinliyordu.Watson lyssnade faktiskt på väldigt lågfrekvent radiostrålning orsakad av naturen.
Watson aslında doğa tarafından oluşan çok düşük frekanslı radyo yayınlarını dinliyordu.Watson sebenarnya mendengarkan pancaran gelombang radio berfrekuensi sangat rendah yang bersumber dari alam.
Watson aslında doğa tarafından oluşan çok düşük frekanslı radyo yayınlarını dinliyordu.Watson tulajdonképpen a természet okozta nagyon alacsony frekvenciájú rádiójeleket hallgatta.
Watson aslında doğa tarafından oluşan çok düşük frekanslı radyo yayınlarını dinliyordu.Watson ve skutečnosti naslouchal velmi nízkofrekvenčnímu radiovému vysílání majícímu původ v přírodě.
Watson aslında doğa tarafından oluşan çok düşük frekanslı radyo yayınlarını dinliyordu.Watson v skutočnosti počúval veľmi nízkofrekvenčné rádiové vysielanie, ktoré bolo spôsobené prírodou.
Watson aslında doğa tarafından oluşan çok düşük frekanslı radyo yayınlarını dinliyordu.Watson w rzeczywistości słuchał fal radiowych o bardzo niskiej częstotliwości, wytworzonych przez naturę.
Watson aslında doğa tarafından oluşan çok düşük frekanslı radyo yayınlarını dinliyordu.Στην πραγματικότητα ο Γουάτσον άκουγε ραδιοσήματα χαμηλών συχνοτήτων που προέρχονταν από τη φύση.
Watson aslında doğa tarafından oluşan çok düşük frekanslı radyo yayınlarını dinliyordu.На самом деле, Уотсон услышал очень низко-частотные радиоизлучения, производимые природой.
Watson aslında doğa tarafından oluşan çok düşük frekanslı radyo yayınlarını dinliyordu.Насправді Уотсон почув дуже низькочастотні радіовипромінювання, створені природою.
Watson aslında doğa tarafından oluşan çok düşük frekanslı radyo yayınlarını dinliyordu.Уотсън всъщност е слушал радио емисии с много ниска честота, причинени от природата.
Watson aslında doğa tarafından oluşan çok düşük frekanslı radyo yayınlarını dinliyordu.ווטסון למעשה הקשיב לפליטות רדיו בעלות תדר נמוך מאוד שנוצרו על-ידיי הטבע.
Watson aslında doğa tarafından oluşan çok düşük frekanslı radyo yayınlarını dinliyordu.في الحقيقة, كان واتسون يستمع إلى موجات راديو قليلة التردد سببتها الطبيعة.
Watson aslında doğa tarafından oluşan çok düşük frekanslı radyo yayınlarını dinliyordu.自然に起こる非常に低い周波 のラジオ波を聞いていたのです 一部のパチパチといった音は光です
Yani, bir yankı frekansına her vurmamızda, duran bir dalga ve ateşin sinüs eğrilerini elde ederiz.Jede Resonanzfrequenz erzeugt eine stehende Welle und diese aufstrebende Sinuskurve aus Feuer.
Yani, bir yankı frekansına her vurmamızda, duran bir dalga ve ateşin sinüs eğrilerini elde ederiz.Khi ta mở nhạc có tần số vang, lửa cháy theo hướng thẳng đứng với đỉnh uốn lượn hình biểu đồ sin
Yani, bir yankı frekansına her vurmamızda, duran bir dalga ve ateşin sinüs eğrilerini elde ederiz.Sempre que atingimos uma frequência ressonante dá-se uma onda estacionária e uma onda sinusoidal de fogo.
Yani, bir yankı frekansına her vurmamızda, duran bir dalga ve ateşin sinüs eğrilerini elde ederiz.공명 주파수를 보낼 때마다 정상파가 생기고 불의 모양이 새로운 사인(Sine)곡선을 만들게 됩니다.
Yani, bir yankı frekansına her vurmamızda, duran bir dalga ve ateşin sinüs eğrilerini elde ederiz.Tehát, minden rezonáló frekvencia egy állóhullámot és a lángcsóvák emergens szinuszgörbéjét eredményezi.
Yani, bir yankı frekansına her vurmamızda, duran bir dalga ve ateşin sinüs eğrilerini elde ederiz.Zwiększając częstotliwość rezonansową otrzymujemy stojącą falę oraz wyłaniającą się sinusoidę ognia.
Yani, bir yankı frekansına her vurmamızda, duran bir dalga ve ateşin sinüs eğrilerini elde ederiz.Η αλλαγή συχνότητας προκαλεί ένα στάσιμο κύμα κι αναγκάζει τη φλόγα να σχηματίσει ημιτονοειδή καμπύλη.
Yani, bir yankı frekansına her vurmamızda, duran bir dalga ve ateşin sinüs eğrilerini elde ederiz.Натыкаясь на резонирующую частоту, мы получаем устойчивую волну и новую синусоиду огня.
Yani, bir yankı frekansına her vurmamızda, duran bir dalga ve ateşin sinüs eğrilerini elde ederiz.Отже, щоразу коли ми включаємо резонансну частоту, з"являється стояча хвиля і нову синусоїду вогню
Yani, bir yankı frekansına her vurmamızda, duran bir dalga ve ateşin sinüs eğrilerini elde ederiz.כל פעם שאנחנו מגיעים לתדר התהודה אנחנו מקבלים גל עומד ואת גל הסינוס הזה שנוצר על ידי האש.
Yani, bir yankı frekansına her vurmamızda, duran bir dalga ve ateşin sinüs eğrilerini elde ederiz.كلّ مرّة نصيب فيها تردّدا رنّانا، نتحصّل على موجة صاعدة و هذا يتسبّب في وجود انحناءات بالنّيران.
Yani, bir yankı frekansına her vurmamızda, duran bir dalga ve ateşin sinüs eğrilerini elde ederiz.炎のサイン曲線が表れます 室内なので もう消しましょう
Yani bu durumda hız, dalga boyu çarpı frekansa eşit olur. -Also ist v = lambda * f
Yani bu durumda hız, dalga boyu çarpı frekansa eşit olur. -Takže rychlost se rovná vlnová délka krát frekvence.
Yani bu durumda hız, dalga boyu çarpı frekansa eşit olur. -И скоростта е равна на дължината на вълната, умножена по честотата.
Yani bu durumda hız, dalga boyu çarpı frekansa eşit olur. -אז, המהירות שווה לאורך הגל כפול התדירות.
Yani bu durumda hız, dalga boyu çarpı frekansa eşit olur. -إذن السرعة هي الطول الموجي ضرب التردد
Yani fenotipleri bu. Küçük b, küçük b genotipinin frekansı bu. -Dit is de frequentie van de genotype kleine letter b, kleine letter b, toch?
Yani fenotipleri bu. Küçük b, küçük b genotipinin frekansı bu. -وهذا تكرار نمطهم الجينى bb,
Yani hızın formülü dalga boyu bölü periyottur. - 1 bölü periyotun frekansa eşit olduğunu söylemiştim. -המהירות היא אורך הגל חלקי זמן המחזור. אמרתי שהתדירות שווה ל- 1 חלקי זמן המחזור.
Yani hızın formülü dalga boyu bölü periyottur. - 1 bölü periyotun frekansa eşit olduğunu söylemiştim. -السرعة هي الطول الموجي على الزمن الدوري . حسنا قلت قبل قليل بأن 1 على الزمن الدوري هو
Yani, sesin hızını ölçmek için, tek bilmeniz gereken frekansı.Cosi', per misurare la velocita' del suono, tutto cio' che dovete sapere e' la frequenza.
Yani, sesin hızını ölçmek için, tek bilmeniz gereken frekansı.Entonces para medir la velocidad del sonido, todo lo que necesito saber es la frecuencia.
Yani, sesin hızını ölçmek için, tek bilmeniz gereken frekansı. Evet, bu kadar kolay.Asa ca, pentru a masura viteza sunetului, tot ce trebuie sa fac e sa ii stiu frecventa.Bine , asta e usor.
Yani, sesin hızını ölçmek için, tek bilmeniz gereken frekansı. Evet, bu kadar kolay.Assim, para medirmos a velocidade do som, basta sabermos a sua frequência e isso é fácil.
Yani, sesin hızını ölçmek için, tek bilmeniz gereken frekansı. Evet, bu kadar kolay.Da bi torej izmerili hitrost zvoka, je vse, kar rabimo vedeti, njegova frekvenca.
Yani, sesin hızını ölçmek için, tek bilmeniz gereken frekansı. Evet, bu kadar kolay.Donc pour mesurer la vitesse du son, tout ce dont j'ai besoin, c'est de connaître sa fréquence.
Yani, sesin hızını ölçmek için, tek bilmeniz gereken frekansı. Evet, bu kadar kolay.Έτσι, για να μετρήσουμε την Ταχύτητα του Ήχου, αυτό που έχουμε να κάνουμε είναι να γνωρίζουμε τη Συχνότητα.
Yani, sesin hızını ölçmek için, tek bilmeniz gereken frekansı.그래서 소리의 속도를 측정하기 위해서, 내가 했던 것은, 주파수를 아는 일이었죠. 음, 그건 쉬워요.
Yani, sesin hızını ölçmek için, tek bilmeniz gereken frekansı.Om de snelheid van geluid te meten, heb ik alleen de frequentie nodig.