O önümüzdeki hafta Fransa'ya gidiyor.She is going to France next week.
Babam Fransızca belgeyi Japoncaya çevirdi.Father translated the French document into Japanese.
Annem birkaç yıldır Fransızca öğreniyor.My mother has been learning French for several years.
Kız kardeşin hem İngilizce hem de Fransızca'ya hakimdir.My sister has a good command of both English and French.
Akiko'nun Fransa'da bazı arkadaşları var.Akiko has some friends in France.
Fransa cumhurbaşkanı gelecek ay Japonyayı ziyaret edecek.The French president is to visit Japan next month.
Gelecek yıl Fransızca eğitimi alacağım.I am taking French next year.
Bir Fransız, mesela, bir Rus şakasına gülmekte zorlanır.A Frenchman, for instance, might find it hard to laugh at a Russian joke.
General Franks fahri şövalyelik aldı.General Franks received an honorary knighthood.
Fred, karısının dırdırından çok rahatsız idi.Fred was very troubled by his wife's nagging.
Dört tip metal kullanarak belirli frekans rozansı bastırılır.By using four types of metal, specific frequency resonance is suppressed.
Açıkça öğretmen hem İngilizce hem de Fransızca anlayabiliyor.Obviously the teacher can understand both English and French.
Ben Fransız'ım.I am French.
Fransa'nın bayanları güzeldir.The women of France are beautiful.
Eğer önce frenleri tamir ederlerse arabayı alacağım.I'll only buy the car if they fix the brakes first.
Sawako Fransa'ya gitmek istiyor.Sawako wants to go to France.
Fransızca konuşabilir, üstelik akıcı biçimde.She can speak French and she speaks it fluently.
Impossible Fransızca değildir.Impossible is not French.
Fransızca sınıfı nasıldı?How was the French class?
Fred yüksek sesli müzik duyduğunda, rahatsız olur.When Fred hears loud music, he gets annoyed.
Romanları Fransızca olarak da yayınlanmaktadır.His novels also appear in French.
O, Fransızca kadar İspanyolca da konuşuyor.He speaks Spanish as well as French.
O bize Fransızca öğretir.She teaches us French.
Yalnızca Fransızca değil, İspanyolca da konuşuyor.He not only speaks French, but he speaks Spanish, too.
Aşar vergisi Fransız Eski rejiminin direklerinden biriydi.Tithe was one of the pillars of the French Ancien Régime.
1685 itibariyle Fransızların beşte dördü açıkça okuma yazma bilmiyordu.Four fifths of French were frankly illiterate towards 1685.
Kocası Fransız olan meslektaşım Paris'e gitti.The colleague whose husband is French has left for Paris.
Ruslar Fransız yollarını kopyalar, ancak daima elli yıl sonra.The Russians copy the French ways, but always fifty years later.
Bir Fransız filmi seyretmek istiyorsun, değil mi?You want to watch a French movie, don't you?
Lütfen bu Japonca metni Fransızcaya çevir.Please translate this Japanese text into French.
O Fransızca ve web tasarımı okuyor.He studies French and web design.
Fransızca konuşur musunuz?Do you speak French?
"impossible" kelimesi Fransız dilinde değil.The word "impossible" isn't in the French language.
Impossible Fransızca bir sözcük değildir.Impossible is not a French word.
Bu güvercin San Francisco'dan New York'a uçtu.This pigeon flew from San Francisco to New York.
Fransa'nın nüfusu nedir?What is the population of France?
O Fransa'daydı.He was in France.
Daha önce Fransa'da bulundun mu?Have you been to France before?
Bu kitap Fransızca yazıldığından okunması zordur.This book is difficult to read as it is written in French.
Frenleri ayarlayın.Adjust the brakes.
Fransa'ya gitmeden önce Fransızca çalışmaya karar verdik.Before going to France we decided to study French.
O Fransalıdır.He is from France.
Fransızca konuşmam ama onu biraz anlarım.I don't speak French, but I understand it a little.
Sen Fransa'dayken seni gerçekten çok özlemiştim.I really missed you when you were in France.
Kızımız bir Fransız'la evli.We have a daughter who is married to a Frenchman.
Fransız bir adamla evli bir kızımız var.We have a daughter who is married to a Frenchman.
25 harf uzunluğunda olan ' anticonstitutionnellement ' Fransızcada en uzun kelimedir.Being 25 letters long, 'anticonstitutionnellement' is the longest word in French.
Fransızca dili eş anlamlı sözcüklerce zengindir.The French language is rich in synonyms.
Ren, Fransa ve Almanya arasında akar.The Rhine flows between France and Germany.
Onların arabalarında "önce Irak sonra Fransa" diye okunan çıkartmalar vardı.They had stickers on their cars reading: "First Iraq then France".
Gemi San Francisco'ya bu gece varacak.The ship will arrive in San Francisco this evening.
Fransızcada işe yaramam.I'm useless at French.
O Fransalı.She is from France.
Onun ana dili Fransızcadır.French is his mother tongue.
O tek kelime Fransızca söyleyemez ama üstelik bir yerli gibi İngilizce konuşur.He can't say one word of French, but then again he speaks English like a native.
Tam yabancı dillerden söz ederken, Fransızca konuşur musun?Speaking of foreign languages, do you speak French?
O, modern Fransız edebiyatında ihtisas yaptı.He majored in modern French literature.
O, Fransa'nın modern tarihi hakkında bilgi sahibidir.He knows about the modern history of France.
Jessie Fransızcayı kötü; Almancayı daha da kötü konuşuyordu.Jessie spoke bad French and worse German.
Frak gömleği temiz ve kuru.The dress shirt is clean and dry.