Ana içeriğe geç
Sözlük

fr ile cümle

fr kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Sekiz yıldır Fransızca çalışıyor.He has been studying French for eight years.
O bir Amerikalı değil ama bir Fransızdır.He is not an American but a Frenchman.
Fransızca romanın çevirisi onun üç aydan daha fazla süresini aldı.The translation of the French novel took him more than three months.
Kitabı Fransızcadan İngilizceye çevirdi.He translated the book from French into English.
O, Fransızcayı Almancaya tercih eder.He prefers French to German.
Fransızcayı Almancaya tercih eder.He prefers French to German.
O,Fransa'da bulundu.He has been to France.
O, Fransa'da bulunmadı.He has not been to France.
O, Fransa'nın başkenti Paris'e gitti.He went to Paris, which is the capital of France.
Fransa'ya gitmeye karar verdi.He decided to go to France.
Fransa'yı üç kez ziyaret etti.He has visited France three times.
O, Fransa'nın modern tarihini bilir.He is acquainted with the modern history of France.
Fransızca hakkında iyi bir okuma bilgisi var.He has a good reading knowledge of French.
O, Fransızca anlar.He understands French.
O Fransızcaya hakim.He has a good command of French.
O, Fransızcada akıcıdır.He is fluent in French.
Fransızca yazılan bir kitabı okuyabildi.He managed to read a book written in French.
O, Fransızcaya hakim olmaya çalıştı.He tried to master French.
O, hiç Fransızca bilmez.He doesn't know French at all.
Fransızca bilmediğini yanıtladı.He answered that he knew no French.
O ne Fransızca ne de Almanca bilir.He knows neither French nor German.
O Fransızca da konuşabilir.He can also speak French.
O, Fransızcayı iyi konuşamıyordu.He could not speak French well.
İyi bir Fransızca bilgisi var.He has a good knowledge of French.
O, Fransızca öğretebilir.He is capable of teaching French.
Fransızca öğrenmeye niyetlidir.He has been intent on learning French.
Fransızca eğitimi almak için Paris'e gitti.He went to Paris to study French.
Ona Fransızca öğretildi ve bir sözlük verildi.He was taught French and given a dictionary.
O, Fransızcayı iyi konuşabilir.He can speak French well.
O, Fransızcayı İngilizceden çok daha fazla bilir.He knows French, much more English.
Yazmak şöyle dursun, Fransızca'yı okuyamaz bile.He can't read French, much less write it.
Fransızcayı Japoncaya çevirdi.He translated French into Japanese.
Fransızca öğrenmek için gayret etti.He tried to learn French.
O, Fransızca çalışacak.He will study French.
O, Fransızca konuşmaz, ben de.He doesn't speak French, neither do I.
O Fransızca konuşur.He speaks French.
O, Fransızcayı hem konuşur hemde yazar.He both speaks and writes French.
Fransızcayı arada hatalar yapmadan konuşamıyor.He cannot speak French without making a few mistakes.
O Fransızca konuşabilirdi.He could speak French.
O Fransızca konuşabilir mi?Can he speak French?
O, Fransızca ve açıkça görülüyor ki İngilizce konuşabilir.He can speak French, and obviously English.
Aksanından anlayabildiğim kadarıyla o bir Fransızdı.He was a Frenchman, as I discovered from his accent.
Fransız edebiyatına aşinadır.He is well acquainted with French literature.
O, fren pedaline bastı.He pressed the brake pedal.
Daha iyi bir maaş alabilmek için Fransızca öğreniyor.He's learning French so he can get a better salary.
O, hem İngilizce hem Fransızca konuşabilir.He can speak both English and French.
O, İngilizce konuşabilir, Fransızca da.He can speak English, and French as well.
O hem Fransızca hem de İngilizce konuşuyor.He speaks French as well as English.
İngilizce ve Fransızca konuşabilir.He can speak English and French.
O, hem İngilizce hem de Fransızca öğretebilir.He is capable of teaching both English and French.
O hem İngilizce hem de Fransızca öğretme yeteneğine sahiptir.He is capable of teaching both English and French.
O, hem İngilizce hem de Fransızca konuşmaz.He doesn't speak either English or French.
İngilizce ve Fransızcanın yanı sıra, Almanca konuşabilir.He can speak German, not to mention English and French.
O, İngilizce ve Fransızca konuşur.He speaks English and French.
O sadece İngilizce değil aynı zamanda Fransızca da konuşur.He can speak not only English but also French.
O, İngilizce konuşmamak için Fransızca konuşur.He speaks French, not to speak of English.
O, hem İngilizceyi hem de Fransızcayı çok iyi konuşabilmektedir.He can speak both English and French very well.
Hem İngilizce hem de Fransızca konuşur.He speaks both English and French.
Ne İngilizce ne de Fransızca konuşabilir.He can speak neither English nor French.
O, Fransızca şöyle dursun, İngilizce bilmiyor.He does not know English, much less French.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod