Ana içeriğe geç
Sözlük

fr ile cümle

fr kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tom Fransızca dersinde Mary'nin arkasında oturur.Tom sits behind Mary in French class.
Fransa, Belçika, ABD, Almanya ve Avustralya soykırım işlemişti.France, Belgium, USA, Germany and Australia had committed genocides.
Tom senin onun konuştuğunu düşündüğünden daha iyi Fransızca konuşabilir.Tom can speak French better than you think he does.
Keşke Tom'un konuştuğu kadar iyi Fransızca konuşabilsem.I wish I could speak French as well as Tom does.
Fransızca öğretmeniniz kimdi?Who was your French teacher?
Tom senin Fransızcanın iyi olduğunu düşünüyor ama ben öyle olmadığını biliyorum.Tom thinks you're good at French, but I know you're not.
Tom ve Mary çocuklarıyla yalnızca fransızca konuşur.Tom and Mary only speak French to their children.
Tom ve Mary çocuklarıyla daha fazla fransızca konuşmamaya karar verdiler.Tom and Mary have decided not to talk to their children in French anymore.
Tom ve Mary artık çocuklarıyla Fransızca konuşmamaya karar verdi.Tom and Mary have decided not to talk to their children in French anymore.
Tom ve Mary çocuklarıyla fransızca konuşmama konusunda anlaştılar.Tom and Mary agreed not to talk to their children in French.
Çocuklarım Fransızca konuşmaz.My children don't speak French.
Muhtemelen Tom'dan daha iyi Fransızca konuşabileceğimi düşünüyorum.I think I can probably speak French better than Tom.
Fransızca konuşabildiğimi hiç iddia etmedim.I never claimed that I could speak French.
Fransızca Tom'un bildiği tek yabancı dildir.French is the only foreign language that Tom knows.
Fransızca şimdiye kadar okuduğum tek yabancı dildir.French is the only foreign language I've ever studied.
Berbat Fransızcam için özür dilerim. Ben hala başlangıç düzeyindeyim.I'm sorry for my terrible French. I'm still a beginner.
Mary Frozen filmini seviyor.Mary loves the movie Frozen.
Sonbaharda Fransa'ya bir iş gezim var.I have a business trip to France in the fall.
"Bracelet" İngilizce ve Fransızca'da aynı anlama gelmektedir."Bracelet" means the same thing in English that it does in French.
Tom Fransızcada gerçekten olduğundan daha iyi olduğunu düşündü.Tom thought he was better at French than he really was.
Tom Fransızcada gerçekten olduğundan daha iyi olduğunu düşünüyor.Tom thinks he's better at French than he really is.
Macar besteci Franz Liszt'in soyadı olan"Liszt", Macarcada "un" anlamına gelir."Liszt", the Hungarian composer Franz Liszt's family name, means "flour" in Hungarian.
Bu kitap henüz Fransızcaya çevrilmedi.This book hasn't yet been translated into French.
Fransızcam hâlâ çok iyi değil.My French still isn't very good.
Not Fransızca yazıldığı için onu okumam kolaydı.Since the note was written in French, it was easy for me to read.
Not Fransızca yazıldığı için okuyamadım.Since the note was written in French, I couldn't read it.
Tom Fransızca yazarken neredeyse hiç hata yapmaz.Tom almost never makes mistakes when writing in French.
Dün Fransızca yazılmış bir e-posta aldım.I got an email yesterday that was written in French.
Tom genellikle sana Fransızca mı yazar?Does Tom usually write to you in French?
Tom ve Meryem Fransa'daki hac yolu yürüyüşünün keyfini çıkarıyor.Tom and Mary are enjoying a walk along the pilgrims' trail in France.
Tom gerçekten Fransızca konuşabiliyor mu?Can Tom really speak French?
Fransızcamı ilerletmek istiyorum.I want to improve my French.
Bir süre Fransa'da yaşadım.I lived in France for some time.
Frank Sinatra'ya benziyorsun.You look like Frank Sinatra.
Tom'un çocuklarından hiçbiri Fransızca konuşamaz.None of Tom's children can speak French.
Tom'un çocukları Fransızca konuşamaz.Tom's children can't speak French.
Tom Fransızca çalışarak yaklaşık olarak günde bir saat harcar.Tom spends about an hour a day studying French.
Fransızca konuşmayı bilmediğine dair hiç bir fikrim yoktu.I had no idea you didn't know how to speak French.
Tom burada Fransızca konuşmayı bilmeyen tek kişi değil.Tom isn't the only one here who doesn't know how to speak French.
Tom ailemizde Fransızca konuşabilen tek kişi.Tom is the only one in our family who can speak French.
Neredeyse tüm Fransızcamı unuttum, fakat Almanca konuşabilirsin.I've forgotten almost all my French, but you can speak German.
Frenler çalışmıyor.The brakes don't work.
Onlar Fransız devriminden Marie Antoinette'in sorumlu olduğunu söylüyor.They say that Marie Antoinette was responsible for the French Revolution.
Çorbamda frenksoğanını severim ama salatamda değil.I like chives in my soup, but not in my salad.
Tom Fransızca bir şey anlamıyor.Tom doesn't understand anything of french.
Tom gerçekten Fransızcadan anlamıyor.Tom doesn't really understand French.
Fransızca öğrenmekle çok ilgileniyorum.I'm very interested in learning French.
Gerçekten Fransızca öğrenmek istiyorum.I really want to learn French.
Benim Fransızcam da oldukça köreldi.My French is pretty rusty, too.
Fransızca benim ana dilimdir.French is my native language.
Fransızca öğrenmesi zor mu?Is French hard to learn?
İkimiz de Fransızca konuşabiliriz.Both of us can speak French.
Fransızcada ona kadar saymayı biliyor musun?Do you know how to count to ten in French?
Ama niçin Fransızca bu kadar zor bir dil?But why is French such a difficult language?
İngilizce altyazılı Fransızca bir film izledim.I watched a movie in French with English subtitles.
O, Fransızca anlıyor.She understands French.
Fransızlar şarap içerler.The French drink wine.
İş için Paris'e gitmeden önce Fransızcamı geliştirmeye ihtiyacım var.Before I go to Paris for work, I need to improve my French.
Tom'un Fransızca bildiğine dair hiçbir fikrim yoktu.I had no idea that Tom knew how to speak French.
Tom Fransızca, İngilizce ve Almanca'da akıcıdır.Tom is fluent in French, English and German.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod