Tom Mary'nin konuştuğu kadar iyi Fransızca konuşmaz.Tom doesn't speak French as well as Mary does.
Tom Mary kadar iyi Fransızca konuşmaz.Tom doesn't speak French as well as Mary.
Tom Mary'den çok daha iyi Fransızca konuşur.Tom speaks French much better than Mary.
Tom Mary kadar iyi Fransızca konuşabilmeyi diliyor.Tom wishes he could speak French as well as Mary.
Tom Mary'nin konuştuğu kadar iyi Fransızca konuşabilmeyi diliyor.Tom wishes he could speak French as well as Mary does.
Bu araba çarpışmaları önlemek için otomatik olarak fren yapar.This car brakes automatically to avoid collisions.
Tom mükemmel Fransızca konuşur, ama onun anadili Almanca'dır.Tom speaks perfect French, but his native language is German.
O bizimle Fransızca olarak konuşmaya çalıştı.He tried to talk to us in French.
Tatoeba, doğum yeri olan Fransa'da kültürel ve sosyal bir olay haline geldi.In France, its birthplace, Tatoeba became a cultural and social phenomenon.
Tom Fransızca biliyor mu?Does Tom speak French?
Tom Fransızca konuşabiliyor mu?Can Tom speak French?
Tom Fransızca konuşabilir mi?Can Tom speak French?
Tom Fransızcada daha iyi midir?Is Tom any good at French?
Tom bana Fransızca öğrenmek istediğini söyledi.Tom told me that he wanted to study French.
Tom Fransızca anlıyor gibi gözükmüyor.Tom doesn't seem to understand French.
Fransızca bilgim çok fazla bir yekün tutmaz.My knowledge of French doesn't amount to much.
Fransızcanı gerçekten geliştirmek istiyorsan, konuşulduğu bir ülkeye taşınmalısın.If you want to really improve your French, you should move to a country where it's spoken.
Fransızcanı gerçekten geliştirmek istiyorsan, onun konuşulduğu bir ülkeye taşınmalısın.If you want to really improve your French, you should move to a country where it's spoken.
Okuldayken daha sıkı Fransızca çalışsaydım, şimdi muhtemelen onda çok kötü olmazdım.If I'd studied French harder when I was in school, I'd probably not be so bad at it now.
Okulda üç yıl Fransızca öğrenmeme rağmen, onu konuşmada iyi değilim.Even though I studied French for three years in school, I'm not good at speaking it.
Fransızcada akıcı olmak için Fransızca konuşan bir ülkede yaşamak gerekli midir?Is it necessary to live in a French-speaking country to become fluent in French?
Tom okulda bütün günü Fransızca konuşarak geçirir ve evde sadece İngilizce konuşur.Tom spends all day speaking French at school and only speaks English at home.
Öğretmen üç ay içinde hepimizi akıcı Fransızca konuşturacağını iddia etti.The teacher claimed that he'd have us all speaking fluent French in three months.
O zaman Fransızca konuşabilseydim, başımı belaya sokmazdım.If I'd been able to speak French then, I wouldn't have gotten into trouble.
Bazı insanlar Fransızcanın dünyadaki en güzel dillerden biri olduğunu söylüyorlar.Some people say that French is one of the most beautiful languages in the world.
Fransızca çalışıyor olmalıyım ama siz arkadaşlarla takılmak daha eğlenceli.I should be studying French, but it's more fun hanging out with you guys.
İlk olarak, Tom Fransızcanın zor olduğunu düşündü ama onun kolay olduğunu düşünüyor.At first, Tom thought French was difficult, but now he thinks it's easy.
Tom her zaman Fransızca öğrenmek istemişti ve sonunda öğrenme fırsatını yakaladı.Tom had always wanted to study French and he finally got his chance to.
Yerli bir konuşucuyla Fransızca öğrenmek istiyorsan, lütfen benimle irtibat kur.If you'd like to study French with a native speaker, please contact me.
Uzun süredir Fransızcayı kullanmadım ve birçok kelime unuttum.I haven't used French in a long time and I've forgotten a lot of words.
Biraz Fransızca bilmeme rağmen, sanırım İngilizce konuşmalıyız.Even though I know a little French, I think we should speak in English.
O raporu Fransızcaya çevirmek üç saatten daha fazla zamanımı aldı.It took me more than three hours to translate that report into French.
Üç yıl Fransızca öğrendikten sonra, Tom onu oldukça iyi konuşabildi.After studying French for three years, Tom could speak it fairly well.
Fransızca öğrenmenin en iyi yolu Fransızca konuşan bir ülkede yaşamaktır.The best way to learn French is to live in a French-speaking country.
Bir yerli Fransızca konuşucu ile evlendikten sonra Fransızcam daha iyi oldu.My French got better after I got married to a native French speaker.
Tom herkese Fransızca konuşamadığını söylüyor fakat doğru değil.Tom tells everyone that he can't speak French, but that's not true.
Fransızca öğrenmeye henüz başladım, bu yüzden henüz çok iyi değilim.I've just started to learn French, so I'm not very good at it yet.
Uzun süredir Fransızca öğreniyorum ama henüz akıcı değilim.I've been studying French for a long time, but I'm not yet fluent.
Çoğunlukla yerli bir konuşucu ile Fransızca konuşma şansım yok.I don't often have a chance to speak French with a native speaker.
Öğretmen sınıfta sadece Fransızca konuşmamıza izin verirdi.The teacher would only allow us to speak French in the classroom.
Tom insanların iyi Fransızca konuşamadığını bilmelerini istemiyor.Tom doesn't like people to know that he can't speak French well.
John odaya girdiğinde Tom ve Mary Fransızca konuşuyorlardı.Tom and Mary were speaking in French when John entered the room.
Bu kitabın Fransızcaya hiç çevrilmediğinden oldukça eminim.I'm pretty sure this book has never been translated into French.
Tom otuz yaşına kadar Fransızca öğrenmeye başlamadı.Tom didn't begin to study French until he was thirty years old.
Öğretmen sınıfta Fransızca konuşmamıza izin vermedi.The teacher wouldn't allow us to speak French in the classroom.
Maalesef kendimi Fransızca ifade edemeyeceğim.I'm afraid I won't be able to make myself understood in French.
Bana İngilizcemde yardım edersen, sana Fransızcanda yardım ederim.I'll help you with your French, if you help me with my English.
Bunu Fransızcaya çevirmek için herhangi bir neden olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if there is any reason to translate this into French.
Kendimi Fransızca ifade etmede hâlâ zorlanıyorum.I still have difficulty in making myself understood in French.
Tom Fransızcayı iyi konuşur ama İngilizceyi konuştuğu kadar iyi değil.Tom speaks French well, but not as well as he speaks English.
Birisi benimle Fransızca konuştu ama onu anlayamadım.Someone spoke to me in French, but I couldn't understand him.
Tom Fransızca konuşmada sınıf arkadaşlarının herhangi birinden daha iyidir.Tom is better at speaking French than any of his classmates.
Tom Fransızcayı neredeyse İngilizceyi konuşabildiği kadar iyi konuşabilir.Tom can speak French almost as well as he can speak English.
Şimdiye kadar ilk kez Fransızca bir mektup yazdım.This is the first time I've ever written a letter in French.
Konuşulan Fransızcayla yazılan Fransızcadan daha çok ilgileniyorum.I'm more interested in spoken French than in written French.
Dün ilk kez Tom'la Fransızca konuştum.Yesterday was the first time I had spoken to Tom in French.
Tom sınıfımızda Fransızca konuşabilen tek öğrencidir.Tom is the only student in our class that can speak French.
Fransızcam mükemmel değil ama yeterince iyi iletişim kurabilirim.My French isn't perfect, but I can communicate well enough.
Keşke lisede Fransızca öğrenme fırsatım olsaydı.I wish I had had the chance to learn French in high school.
Onunla ilk karşılaştığımda Tom neredeyse hiç Fransızca konuşamadı.Tom could hardly speak French at all when I first met him.