Fransızcada Fransa'ya "France" denir.France is called "France" in French.
Belçika'ya Fransızcada "Belgique" denilir.Belgium is called "Belgique" in French.
Fransızcada İsviçre'ye "Suisse" denir.Switzerland is called "Suisse" in French.
Kamerun'a Fransızcada "Cameroun" denir.Cameroon is called "Cameroun" in French.
Orta Afrika Cumhuriyeti'ne Fransızca'da "République Centrafricaine" denir.The Central African Republic is called "République Centrafricaine" in French.
Çad'a Fransızcada "Tchad" denir.Chad is called "Tchad" in French.
Komorlara Fransızcada "Comores" denilir.The Comoros is called "Comores" in French.
Gine'ye Fransızcada "Guinée" denir.Guinea is called "Guinée" in French.
Birleşik Devletler'e Fransızcada " Etats-Unis" denir.The United States is called "Etats-Unis" in French.
Fransa, Batı Avrupa'nın en geniş ülkesidir.France is the largest country in Western Europe.
Onlar Cezayir'de buluştular ve Fransa'da tekrar bir araya geldiler.They met in Algeria and they met again in France.
O, Fransa'da araba satıyor.He sells cars in France.
Fransız ekmeği lezzetlidir.French bread is delicious.
Marie-France ve Joël iyi arkadaşlar.Marie-France and Joël are good friends.
Fransızcada nasıl bu kadar iyi olmayı başardınız?How did you get so good at French?
Böyle güzel Fransızca konuşmayı nasıl öğrendin?How did you learn to speak French so well?
Sorularımı Fransızca sormaya çalışıyorum.I am trying to ask my questions in French.
Tom'un Fransızcayı ne kadar iyi konuşabildiğine şaşırdım.I was impressed on how well Tom could speak French.
Fransızca konuşamıyor gibi davranmanın faydası yok.It's no use pretending that you can't speak French.
Bay Smith, İngilizce konuşsan iyi olur. Fransızcanı hiç anlayamıyorum.Mr Smith, better speak English. I can't understand your French at all.
Amerika Birleşik Devletlerinde Fransızca konuşmak istiyorsan Louisiana'ya git.If you want to speak in French in the United States, go to Louisiana.
Kanada'da Fransızca konuşan insanlar bulmak istiyorsan Quebec'e git.If you want to find people who speak French in Canada, go to Quebec.
Küçük bir kitapçıda Fransızca-İbranice bir sözlük buldum.I found a French-Hebrew dictionary at a small bookstore.
Tom, Fransızca biliyor gibi görünmüyor.Tom doesn't seem to know French.
"Tom, İngilizceye Fransızcadan ücretsiz çeviri yapacak." "Bunu bilmek güzel.""Tom will translate French into English for free." "That's good to know."
Benimle Fransızca konuşma.Don't speak French to me.
Frene bas.Hit the brakes.
Tom frenlere bastı.Tom slammed on the brakes.
Tom uzun bir zaman için Fransızca konuşmayı öğrenmeyi deniyordu.Tom has been trying to learn to speak French for a long time.
Tom Fransızca anlayamıyormuş gibi yapıyordu.Tom pretended he couldn't understand French.
Tom Fransızca anlamıyor gibi davrandı.Tom pretended not to understand French.
Hepiniz Fransızca konuşuyor musunuz?Do all of you speak French?
Bu kadar iyi Fransızca konuşabildiğini bilmiyordum.I didn't know that you could speak French so well.
Akıcı Fransızca konuşabildiğini söyleyen bir sınıf arkadaşım var.I have a classmate who says he can speak French fluently.
Fransızca konuşmayı bildiğini söylediğini sandım.I thought you said you knew how to speak French.
Fransızcada çok iyi değilim.I'm not very good at French.
Tom'un Fransızca konuşabileceğinden oldukça eminim.I'm pretty sure Tom can speak French.
Biri sana Fransızca öğretiyor mu?Is somebody teaching you French?
Tom'un Fransızcayı tam öğrenebileceğine inanmıyorum.We don't believe that Tom will be able to master French.
Fransızcam biraz körelmiş.My French is a little rusty.
Ebeveynlerimin her ikisi de Fransızca konuşabilir.Both of my parents can speak French.
Benim Fransız bir komşum var.I have a French neighbor.
Fransız şarkı söylüyor.The Frenchman sings.
Ben Tom'un çalıştığı aynı Fransızca öğretmeniyle çalışmak istiyorum.I want to study with the same French teacher that Tom is studying with.
Tom'un Fransızcayı Mary'den daha iyi konuşacağını düşündüm.I thought Tom would speak French better than Mary.
Duramıyorum. Frenler ...I can't stop. The brakes...
Eğer çalışmazsan gerçekten Fransızcada daha iyi olacağını bekleyemezsin.You can't really expect to get better at French if you don't study.
Tom hiç Fransızca konuşamaz.Tom can't speak any French.
Bunun Fransızcanı geliştirmen için bir fırsat olacağını düşündüm.I thought it would be an opportunity for you to improve your French.
Tom'un Fransızcada daha iyi olacağını düşündüm.I thought Tom would be better at French.
Ben senin Fransızca çalışmadığını söylediğini sandım.I thought you said you didn't speak French.
Senin Fransızcada kötü olduğunu söylediğini sanıyordum.I thought you said you were bad at French.
Fransızcayı Tom'dan daha iyi konuşacağını sanıyorum.I thought you'd speak French better than Tom.
Tom aslında çok Fransızca konuşmaz.Tom doesn't actually speak much French.
Erkek kardeşim Fransa'da çalışıyor.My brother works in France.
Neden Fransızca öğrenmeye başladın?Why did you start learning French?
Neden Fransızca okumaya başladın_Why did you start studying French?
O, konuşma dili Fransızcayı tazelemek için Fransa'ya seyahat etti.He traveled to France to brush up his colloquial French.
Kim Fransız usulü tost istiyor?Who wants French toast?
O, Fransa'da idi.She was in France.