fotoğrafçı ile cümle

fotoğrafçı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Bana göre, fotoğrafı yapan fotoğrafçı değildir, sizsiniz.Podľa môjho názoru to nie je fotograf, kto fotku vytvára, ste to vy všetci.
Bana göre, fotoğrafı yapan fotoğrafçı değildir, sizsiniz.Po moje ni fotograf tisti, ki naredi fotografijo, vi ste.
Bana göre, fotoğrafı yapan fotoğrafçı değildir, sizsiniz.Quan điểm của tôi không phải người chụp hình làm nên bức hình, đó là bạn.
Bana göre, fotoğrafı yapan fotoğrafçı değildir, sizsiniz.Véleményem szerint nem a fényképész az aki a fényképet elkészíti, hanem Önök.
Bana göre, fotoğrafı yapan fotoğrafçı değildir, sizsiniz.Według mnie, to nie fotograf robi zdjęcie, tylko my.
Bana göre, fotoğrafı yapan fotoğrafçı değildir, sizsiniz.Z mého pohledu to není fotograf, kdo vytváří fotografii, ale jste to vy.
Bana göre, fotoğrafı yapan fotoğrafçı değildir, sizsiniz.Είμαι της άποψης ότι, δεν είναι ο φωτογράφος που δημιουργεί μια φωτογραφία, αλλά εμείς.
Bana göre, fotoğrafı yapan fotoğrafçı değildir, sizsiniz.На мою думку, це не фотограф створює фотографію, це - ви.
Bana göre, fotoğrafı yapan fotoğrafçı değildir, sizsiniz.По-моему, не фотограф создает фотографию, а вы.
Bana göre, fotoğrafı yapan fotoğrafçı değildir, sizsiniz.Според мен, не фотографът прави снимката, а вие.
Bana göre, fotoğrafı yapan fotoğrafçı değildir, sizsiniz.לדעתי, לא הצלם הוא היוצר את התמונה, זה אתם.
Bana göre, fotoğrafı yapan fotoğrafçı değildir, sizsiniz.من وجهة نظري .. المصور لا يصنع الصورة انما أنتم الذين تصنوعنها
Bana göre, fotoğrafı yapan fotoğrafçı değildir, sizsiniz.あなたなのです それぞれの写真に
Bana göre ise, fotoğrafçılık doğru zamanda doğru yerde olmaktan daha fazlasıydı.Bagi saya fotografi adalah tentang berada di tempat yang tepat pada waktu yang tepat.
Bana göre ise, fotoğrafçılık doğru zamanda doğru yerde olmaktan daha fazlasıydı.Eu sentia que a fotografia tinha mais que ver com o estar no lugar certo, no momento certo.
Bana göre ise, fotoğrafçılık doğru zamanda doğru yerde olmaktan daha fazlasıydı.Für mich schien es bei der Fotografie also eher darum zu gehen, am richtigen Ort zur richtigen Zeit zu sein.
Bana göre ise, fotoğrafçılık doğru zamanda doğru yerde olmaktan daha fazlasıydı.Ja som mal pocit akoby fotografovanie bolo skôr o tom, byť v správny čas na správnom mieste.
Bana göre ise, fotoğrafçılık doğru zamanda doğru yerde olmaktan daha fazlasıydı.그래서 제게 사진술은 맞는 장소, 맞는 시간에 있는 것에 가까웠습니다.
Bana göre ise, fotoğrafçılık doğru zamanda doğru yerde olmaktan daha fazlasıydı.Nên nhiếp ảnh với tôi như là thiên về việc có mặt đúng chỗ, đúng thời điểm.
Bana göre ise, fotoğrafçılık doğru zamanda doğru yerde olmaktan daha fazlasıydı.Para mí la fotografía tenía más que ver con estar en el lugar correcto, en el momento indicado.
Bana göre ise, fotoğrafçılık doğru zamanda doğru yerde olmaktan daha fazlasıydı.Pentru mine deci, fotografia consta mai mult în a fi în locul potrivit la momentul potrivit.
Bana göre ise, fotoğrafçılık doğru zamanda doğru yerde olmaktan daha fazlasıydı.Pour moi c'était comme si la photographie consistait à se trouver au bon endroit au bon moment.
Bana göre ise, fotoğrafçılık doğru zamanda doğru yerde olmaktan daha fazlasıydı.Så för mig så kändes det som att fota handlade mer om att vara på rätt ställe vid rätt tidpunkt
Bana göre ise, fotoğrafçılık doğru zamanda doğru yerde olmaktan daha fazlasıydı.Számomra a fényképezés inkább arról szólt, hogy a jó időben legyél a jó helyen.
Bana göre ise, fotoğrafçılık doğru zamanda doğru yerde olmaktan daha fazlasıydı.Takže fotografování se pro mne stalo uměním být ve správnou chvíli na správném místě.
Bana göre ise, fotoğrafçılık doğru zamanda doğru yerde olmaktan daha fazlasıydı.Voor mij was het alsof fotografie meer gaat over op de juiste plaats zijn op het juiste moment.
Bana göre ise, fotoğrafçılık doğru zamanda doğru yerde olmaktan daha fazlasıydı.Według mnie to tak, jakby fotografia polegała na tym, żeby znaleźć się we właściwym miejscu i czasie.
Bana göre ise, fotoğrafçılık doğru zamanda doğru yerde olmaktan daha fazlasıydı.Zato sem vedno imel občutek, da fotografija zahteva, da se nahajaš na pravem mestu ob pravem času.
Bana göre ise, fotoğrafçılık doğru zamanda doğru yerde olmaktan daha fazlasıydı.Οπότε ένιωθα ότι η φωτογραφία είχε να κάνει περισσότερο με το να είσαι στο σωστό μέρος τη σωστή στιγμή.
Bana göre ise, fotoğrafçılık doğru zamanda doğru yerde olmaktan daha fazlasıydı.Поэтому для меня фотография была удачей оказаться в нужном месте в нужное время.
Bana göre ise, fotoğrafçılık doğru zamanda doğru yerde olmaktan daha fazlasıydı.Тому я вирішив, що мистецтво фотографії - у тому, щоб опинитися у потрібному місці в потрібний час.
Bana göre ise, fotoğrafçılık doğru zamanda doğru yerde olmaktan daha fazlasıydı.אז בשבילי זה הרגיש כאילו צילום הוא יותר להיות בזמן הנכון במקום הנכון.
Bana göre ise, fotoğrafçılık doğru zamanda doğru yerde olmaktan daha fazlasıydı.لذلك بالنسبة لي التصوير كان يعتمد أكثر على التواجد في المكان المناسب في الوقت المناسب
Bana göre ise, fotoğrafçılık doğru zamanda doğru yerde olmaktan daha fazlasıydı.しかるべき時にしかるべき場所にいるということが大部分で 誰にでもできることに思えたのです
Bana göre ise, fotoğrafçılık doğru zamanda doğru yerde olmaktan daha fazlasıydı.所以,對於我來講,攝影更多嘅系關於 在對嘅時間出現系對嘅地方。
Başta geleneksel Çin ve Japon sanatı olmak üzere, tabii ki fotoğrafçılık,Ich bin sehr stark von der traditionellen Chinesischen und Japanischen Kunst beeinflusst.
Başta geleneksel Çin ve Japon sanatı olmak üzere, tabii ki fotoğrafçılık,저는 중국과 일본 아트로부터 많은 영향을 받았다고 할 수 있습니다. 물론 포토그래피와,
Başta geleneksel Çin ve Japon sanatı olmak üzere, tabii ki fotoğrafçılık,Me ha influido mucho el arte tradicional chino y japonés, la fotografía, por supuesto,
Başta geleneksel Çin ve Japon sanatı olmak üzere, tabii ki fotoğrafçılık,もちろん、写真にも ルネッサンスの 巨匠たちの絵画にも
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.Ajattelin avustajan mieltymys valokuvausta, ja hänen temppu häviämässä kellariin.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.Aku memikirkan kesukaan asisten untuk fotografi, dan trik-nya menghilang ke gudang bawah tanah.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.Azt hittem, az asszisztens kedvelem a fotózás, és a trükk az eltűnő a pincébe.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.Eu pensei de carinho do assistente de fotografia, e seu truque de desaparecer para o porão.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.Ho pensato di simpatia dell'assistente per la fotografia, e il suo trucco di sparire in cantina.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.Ik dacht aan genegenheid van de assistent voor de fotografie, en zijn truc van verdwijnende in de kelder.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.Jag tänkte på assistentens förkärlek för fotografering, och hans trick med försvinnande i källaren.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.Jeg tænkte på assistent forkærlighed for fotografering, og hans trick med at forsvinde i kælderen.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.Je pensais que d'affection de l'assistant pour la photographie, et son tour de disparaître dans la cave.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.나는 사진을위한 보조의 욕망의 생각, 그리고 사라지는 그의 트릭
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.M-am gîndit duioşie asistent pentru fotografie, şi truc său de dispariţie în pivniţă.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.Myślałem o asystenta zamiłowanie do fotografii, a jego sztuczki znikania do piwnicy.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.Myslel som, že na asistenta láska k fotografovaniu a jeho trik miznúce do pivnice.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.Pensé en la afición de la asistente de fotografía, y su truco de desaparecer en el sótano.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.Sem mislil ljubček asistent za fotografijo, in njegov trik izginjajočih v klet.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.Tôi nghĩ đến yêu thích của trợ lý cho nhiếp ảnh, và lừa của ông biến mất vào hầm.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.Vzpomněl jsem si na asistenta láska k fotografování a jeho trik mizející do sklepa.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.Σκέφτηκα αγάπη του βοηθού για τη φωτογραφία, και τέχνασμα του εξαφάνιση στο κελάρι.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.Мислех, че на привързаност на Асистента за фотография и трик на изчезващ в мазето.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.Я думав про ніжність помічника до фотографії, і його трюк зникаючої в підвал.
Ben fotoğrafçılık için asistanın düşkünlük, düşünce ve yokoluşunu onun hile kiler içine.Я думал о нежности помощника к фотографии, и его трюк исчезающей в подвал.

İlgili Sayfalar