Ginkgo bir yaşayan fosildir.Der Ginkgo ist ein „lebendes Fossil“.
Dimorphodonun fosili İngiltere'de Mary Anning tarafından bulundu.Er wurde von Mary Anning in England entdeckt.
Sıklıkla, yaşayan fosil olarak anılırlar.Sie gilt daher als lebendes Fossil.
Çevresini kuşatan Red Deer River Valley'deki dinozor fosillerinin keşfiyle ünlüdür.Bekannt ist sie durch die Fossilien-Funde von Dinosauriern im umgebenden Red Deer River Valley.
Bilinen yaşayan fosil türlerinin en iyi örneklerinden biridir.Die Quastenflosser gelten als eines der bekanntesten Beispiele lebender Fossilien.
İlk therapsida fosilleri 1838 yılında Rusya'da ve 1845 yılında (Dicynodon) Güney Afrika'da bulunmuştur.Die ersten nicht-mammalen Therapsiden wurden 1838 in Russland und 1845 in Südafrika gefunden.
Atkuyrukları "yaşayan fosil" olarak nitelendirilir.Diese Art gilt daher als „Lebendes Fossil“.
Bulunan fosillerin oluşturduğu türe Homo neanderthalensis adı verilmiştir.Aus letzteren entwickelte sich der Homo neanderthalensis.
Fosiller Dünya’daki yaşamın bilinen en eski kanıtlarını sağlarlar.Chemofossilien liefern die ältesten Hinweise auf Leben auf der Erde.
Az sayıdaki diğer fosiller ise Chiapas ile Dominik kehribarlarında bulunmuştur.Drei Pithoi waren mit Keramik aus Zypern gefüllt.
Fosiller bu durumda litoloji biriminin fiziksel içeriği olarak düşünülür.Fossilien werden zunächst einmal als lithologisches Merkmal betrachtet.
Fosilleri Avrupa'da bulunmuş olmalıdır.Fossilien wurden in Argentinien gefunden.
3.2 milyon yıllık olan bu fosile Lucy adı verilmiştir.Ihr Alter wurde – wie das von Lucy – auf 3,2 Millionen Jahre datiert.
Bazı zoologlar familyada Eosen devirden, daha eski fosilleri hesaba katarlar.Manche Zoologen rechnen noch ältere Fossilien aus dem Eozän in diese Familie.
Bu bölgede çok sayıda fosil türü keşfedilmiştir.Auf dem Gemeindegebiet wurden viele Fossilien entdeckt.
Fosilleri Güney Amerika'da bulunmuş olmalıdır.Fossilien wurden in Südafrika gefunden.
Kömür dünyanın en zengin fosil yakıtıdır.Steinkohle ist der wichtigste Energieträger des Landes.
Daha az fosil yakitli araba kullanmak.Dynamisch gezeichneter Kleinwagen.
Bu fosil bir T-Rex fosilidir.Der Naturstoff ist L-Thyroxin .
Fosillere halen de rastlanılmaktadır.Wie Fossilien zu Fabelwesen wurden.
Fosilleri Marsh tarafından 1850´de bulundu.Münster hatte das Fossil jedoch bereits im Jahr 1840 entdeckt.
Mağaranın 1. ve 2. katları oluşumunu tamamlamış, fosilleşmiştir.Stuckdecken im ersten und zweiten Stock wurden freigelegt und ergänzt.
Fosil ilkel insan ayak izleri, 41-42 ayakkabı numarası büyüklüktedir.Auffällig ist die Schuhgröße 44 und die Abdrücke einer Gehhilfe.
100 den fazla iskelet fosili bulunmuştur ve bazıları neredeyse eksiksizdir.Noch etwa 100 Keller sind erhalten, wenn auch teilweise in einem schlechten Zustand.
Bunlar kolayca gerçek fosiller ile karıştırılabilir.Ils peuvent facilement être confondus avec de vrais fossiles.
Fosil kayıtları, Panthera cinsinin 2 ile 3,8 milyon yıl önce ortaya çıktığını göstermektedir.Les preuves fossiles estiment l'émergence du genre Panthera à 2 ou 3,8 millions d'années,.
Fosilleri bol olduğu için jeolojik ve bilimsel açıdan önemlidir.En raison de sa richesse en fossiles, il a une grande importance géologique et scientifique.
Fosilleri Afrika'da bulunmuş olmalıdır.Les fossiles ont été trouvés en Afrique.
İlham kaynakları Cuveri'in Paris'te fil kemiği fosilleri keşfiydi.Leur théorie fut inspirée par la découverte de Cuvier de fossiles d’éléphants à Paris.
Fosiller her yerde bulunabilir.Les bigophones sont présents partout.
Atkuyrukları "yaşayan fosil" olarak nitelendirilir.Comme les autres Acipenseriformes, il est considéré comme un « fossile vivant ».
Kısa sürede, burada bulunan fosil balıklar ilgisini çekti.Les poissons fossiles attirent bientôt son attention.
Yüzgeçayaklıların yaşayan 33 türü bulunur ve fosillerden 50'den fazla türü tanımlanmıştır.Il existe 33 espèces vivantes de pinnipèdes et plus de 50 espèces éteintes, décrites à partir de fossiles.
Doedicurusların fosilleri Kuzey Amerika ve Güney Amerika da özellikle Arjantin'de bulunmuştur.Des fossiles de D. clavicaudatus ont été retrouvés en Amérique du Nord et du Sud, en particulier en Argentine.
Henüz fosilleri bulunamamıştır.On n'en a pas trouvé de restes fossiles.
Fosilleri Asya'da bulunmuş olmalıdır.Ses restes fossiles ont été découverts en Asie, au Kirghizistan.
Bu canlıya dair fosiller Moğolistan'da Nemegt Formasyonu'nda bulunmuştur.Ses fossiles ont été trouvés dans la Formation de Nemegt en Mongolie.
Fosil ata türleri de bulunmuştur.On y trouve également des coraux fossilisés.
Fosil caviidler ilk olarak Güney Amerika'daki Miyosen çağının ortasında ortaya çıktı.Les fossiles datent du milieu de l'Oligocène au début du Miocène.
Ancak iki familyanında günümüze kadar bulunmuş olan en eski fosilleri aynı yaşlardadır.Deux terrains présentant les mêmes fossiles stratigraphiques sont du même âge.
Fosil Arjantin'in Patagonya bölgesinde bulunmuştur.Elle est située dans la région de Patagonie argentine.
Fakat büyük ve önemli fosiller burada bulundu.Il s'agit des syllabes accentuées et importantes.
Ancak bu bölgelerde 13 ile 7 milyon yıl öncesine ait fosil kalıntılara pek rastlanılmamaktadır.On a trouvé à ce jour très peu de fossiles d'hominidés datés entre 7 et 14 millions d'années en Afrique.
Fosil kalıntıları ilk olarak Palaeoloxodon antiquus falconeri olarak tanımlanmıştır.Palaeoloxodon antiquus Dessin de Palaeoloxodon antiquus.
Bu türün fosilleri Florida ve Meksika sınırlarında bulundu.Cette espèce se rencontre aux États-Unis en Floride et au Mexique.
Katı yakıtların en önemli olanları doğal katı yakıt olarak adlandırdığımız fosil kömürlerdir.Le gaz naturel est l'un des combustibles fossiles les moins polluants.
İlk fosil kalıntılarına İtalya'nın Olivola kazı alanında rastlanmış ve Panthera toscana adı verilmiştir.Los primeros restos fósiles fueron hallados en Olivola, Italia y nombrada como Panthera toscana.
Queensland'ın kuzeybatısındaki Riversleigh, Avustralya'nın en ünlü fosil sitesidir.Riversleigh, en el noroeste Queensland, es uno de los más renombrados sitios de fósiles de Australia.
Bilinen en eski ahtapot fosili günümüzden 296 milyon yıl önce yaşamış olan Pohlsepia'dır.El fósil de pulpo más antiguo que se conoce es Pohlsepia, que vivió hace 296 Ma.
Katı yakıtların en önemli olanları doğal katı yakıt olarak adlandırdığımız fosil kömürlerdir.Tal vez las formas de ventilación más conocidas son las chimeneas naturales denominadas fumadores negros.
2017'de fosil daha tamamlanmamıştır.En 2017, el fósil no había recibido preparación adicional.
Kısa sürede, burada bulunan fosil balıklar ilgisini çekti.Pronto los peces fósiles atraen su atención.
Bu canlıya dair fosiller Moğolistan'da Nemegt Formasyonu'nda bulunmuştur.Los fósiles se han encontrado en la Formación Nemegt en Mongolia.
Sıklıkla, yaşayan fosil olarak anılırlar.Se encuentran a menudo como fósiles.
Bunlar kolayca gerçek fosiller ile karıştırılabilir.Pueden confundirse fácilmente con las Hormigas Aladas.
Fosilleri Asya'da bulunmuş olmalıdır.Sus restos fósiles fueron encontrados en Asia Central.
Bulunan bu fosil, bilim dünyasında bir sansasyon yaratmıştır.El descubrimiento de este animal causó sensación en el mundo de la ciencia.
Fosilleri Avrupa'da bulunmuş olmalıdır.Sus fósiles se han hallado en Argentina.
Henüz fosilleri bulunamamıştır.Aún no se conocían los metales.
Bu on bir fosilin çoğu tüy izleri barındırmaktadır.La mayoría de los once fósiles incluyen impresiones de plumas.