Bu ATP fosfat grupları geliyor.Fosfátové skupiny pocházejí z těch dvou ATP.
Bu ATP fosfat grupları geliyor.Kelompok-kelompok fosfat berasal dari ATP yang.
Bu ATP fosfat grupları geliyor.Les groupes de phosphate sont en provenance de ces ATP.
Bu ATP fosfat grupları geliyor.Los grupos de fosfato provienen de estos ATPs.
Bu ATP fosfat grupları geliyor.Os fosfatos vêm dos ATPs.
Bu ATP fosfat grupları geliyor.Te grupy fosforanowe pochodzą ze zużytych cząsteczek ATP.
Bu ATP fosfat grupları geliyor.Η φωσφορική ομάδα προέρχεται από αυτά τα ΑΤΡ.
Bu ATP fosfat grupları geliyor.Фосфатните групи идват от тези молекули АТФ.
Bu ATP fosfat grupları geliyor.Фосфатні групи беруться із цих АТФ.
Bu ATP fosfat grupları geliyor.הנה כתוב כאן.
Bu ATP fosfat grupları geliyor.مجموعات الفوسفات قادمون من تلك أتبس.
Bu bana bu polenin aslında fosilleştiğini söylüyor.Asta îmi spune că acest polen a fost, de fapt, fosilizat.
Bu bana bu polenin aslında fosilleştiğini söylüyor.Ceci me montre qu'il s'agit d'un pollen fossilisé.
Bu bana bu polenin aslında fosilleştiğini söylüyor.Das sagt mir, dass dieser Pollen sogar versteinert war.
Bu bana bu polenin aslında fosilleştiğini söylüyor.Dat vertelt me dat dit stuifmeel een fossiel is.
Bu bana bu polenin aslında fosilleştiğini söylüyor.Díky čemuž můžu poznat, že tento pyl byl zkamenělí.
Bu bana bu polenin aslında fosilleştiğini söylüyor.Eso me dice que el grano de polen está fosilizado.
Bu bana bu polenin aslında fosilleştiğini söylüyor.Ez elárulja nekem, hogy ez a pollen megkövesedett.
Bu bana bu polenin aslında fosilleştiğini söylüyor.Isto diz-me que na verdade isto é pólen fossilizado.
Bu bana bu polenin aslında fosilleştiğini söylüyor.Itu menunjukkan bahwa serbuk sari ini telah menjadi fosil.
Bu bana bu polenin aslında fosilleştiğini söylüyor.그것은 이 꽃가루들이 실제로 화석화 되버린다는 것을 말해줍니다.
Bu bana bu polenin aslında fosilleştiğini söylüyor.Nó cho tôi biết hạt phấn này là hóa thạch.
Bu bana bu polenin aslında fosilleştiğini söylüyor.Questo mi dice che si tratta di un polline fossile.
Bu bana bu polenin aslında fosilleştiğini söylüyor.Stąd wiadomo, że ten pyłek to skamielina.
Bu bana bu polenin aslında fosilleştiğini söylüyor.To mi hovorí, že tento peľ bol skamenený.
Bu bana bu polenin aslında fosilleştiğini söylüyor.Αυτό μου λέει ότι αυτή η γύρη είναι απολιθωμένη.
Bu bana bu polenin aslında fosilleştiğini söylüyor.Для меня это свидетельствует о том, что данное зёрнышко было окаменелым.
Bu bana bu polenin aslında fosilleştiğini söylüyor.Това ми говори, че всъщност това е било вкаменелост, този цветен прашец.
Bu bana bu polenin aslında fosilleştiğini söylüyor.וזה אומר לי שהאבקה הזו מאובנת.
Bu bana bu polenin aslında fosilleştiğini söylüyor.وهذا يخبرنا أن حبة اللقاح تلك متحضرة .. وحبة اللقاح
Bu bana bu polenin aslında fosilleştiğini söylüyor.そして 光栄なことに
Bu bilgiyi elimizde kaç mol moleküler fosfor olduğunu bulmak için kullanabiliriz.Takže využijeme tuto informaci a zjistíme, kolik máme molů molekul fosforu.
Bu bilgiyi elimizde kaç mol moleküler fosfor olduğunu bulmak için kullanabiliriz.Teraz, korzystając z tych wszystkich informacji, możemy obliczyć ile moli fosforu mamy.
Bu bilgiyi elimizde kaç mol moleküler fosfor olduğunu bulmak için kullanabiliriz.Тепер я використаю цю інформацію щоб порахувати скільки молей молекулярного фосфору ми маємо.
Bu bilgiyi elimizde kaç mol moleküler fosfor olduğunu bulmak için kullanabiliriz.נשתמש בתוצאה הזאת, כדי לחשב כמה מולים יש ברשותנו.
Bu da fosfogliseraldehit. İkisi de aynı moleküller sadece farklı isimler.Esto es fosfogliceraldehido, son la misma molécula solamente con nombres diferentes .
Bu da fosfogliseraldehit. İkisi de aynı moleküller sadece farklı isimler.Ini adalah fosfogliseraldehida Mereka adalah sama persis molekul, nama hanya berbeda.
Bu da fosfogliseraldehit.PGAL은 인글리세르알데하이드입니다.
Bu da fosfogliseraldehit.To jest aldehyd 3-fosfoglicerynowy.
Bu da fosfogliseraldehit.Също се нарича и фосфоглицералдехид.
Bu da hidrojen yoğunluğunda bir fark yaratıyor. Sonrasında, kemiozmoz ile fosforilasyon oluyor. .Це створює градієнт іонів водню і, завдяки хеміосмосу, забезпечує можливість фосфорилювання.
Bu enzim ayırmaya yarar Bir fosfat kopardığında şekli değişirТе са разпръснати наоколо.
Bu fosforlar kansere yol açabiliyor.Acest fosfor poate cauza cancer.
Bu fosforlar kansere yol açabiliyor.Ces phosphores peuvent même causer le cancer.
Bu fosforlar kansere yol açabiliyor.Chất phốt-pho này thậm chí có thể gây ung thư.
Bu fosforlar kansere yol açabiliyor.Deze fosfordeeltjes kunnen zelfs kanker veroorzaken.
Bu fosforlar kansere yol açabiliyor.Diese Stoffe können sogar krebserregend sein.
Bu fosforlar kansere yol açabiliyor.Estos fósforos pueden incluso provocar cáncer.
Bu fosforlar kansere yol açabiliyor.Fosforany mogą być rakotwórcze.
Bu fosforlar kansere yol açabiliyor.암을 유발할 수도 있는 물질입니다.
Bu fosforlar kansere yol açabiliyor.Queste sostanze possono persino causare il cancro.
Bu fosforlar kansere yol açabiliyor.Αυτός ο φώσφορος μπορεί να προκαλέσει ακόμη και καρκίνο.
Bu fosforlar kansere yol açabiliyor.Эти фосфаты даже могут стать причиной рака.
Bu fosforlar kansere yol açabiliyor.הזרחנים הללו יכול אף לגרום לסרטן.
Bu fosforlar kansere yol açabiliyor.يمكن لهذه فوسفورات أن تسبّب حتى السرطان.
Bu fosforlar kansere yol açabiliyor.この作品を作るために
Bu fosilin önemini özetleyecek olursak, şunu söyleyebiliriz.For at opsummere betydningen af dette fossil, kan vi sige det følgende.
Bu fosilin önemini özetleyecek olursak, şunu söyleyebiliriz.Istotność tej skamieliny można podsumować następująco. Istotność tej skamieliny można podsumować następująco.
Bu fosilin önemini özetleyecek olursak, şunu söyleyebiliriz.Kaiken kaikkiaan tämän fossiilin merkittävyydestä voidaan todeta seuraavaa:
Bu fosilin önemini özetleyecek olursak, şunu söyleyebiliriz.요약하자면, 이 화석의 의의는 다음과 같습니다