Belki flüt konusu... flüt dağıtımı konusu sizlere önemsiz gelmiştir.Флейтите може да изглеждат... разпределението на флейти може да изглежда тривиален случай.
Belki flüt konusu... flüt dağıtımı konusu sizlere önemsiz gelmiştir.עכשיו, חלילים יכולים להראות...חלוקת החלילים יכולים להראות כמקרה קל ערך.
Belki flüt konusu... flüt dağıtımı konusu sizlere önemsiz gelmiştir.الآن، ربما تبدو المزامير...توزيع المزامير ربما تبدو قضية ساذجة.
Belki flüt konusu... flüt dağıtımı konusu sizlere önemsiz gelmiştir.取るに足りない問題のように思える 次に 正義に関する議論の
Bir flütçüye işaret verir.A pokynul flétnistovi asi takto.
Bir flütçüye işaret verir.En hij een fluitspeler een aanwijzing gaf als deze.
Bir flütçüye işaret verir.Ia memberikan tanda ke pemain flute seperti ini.
Bir flütçüye işaret verir.Iar el introduce un flautist așa.
Bir flütçüye işaret verir.Így inti be az egyik fuvolást.
Bir flütçüye işaret verir.Il fait un signe à un flûtiste comme ceci.
Bir flütçüye işaret verir.플루트 연주자에게 이렇게 신호를 주었지요.
Bir flütçüye işaret verir.Le está dando la entrada a un flautista así.
Bir flütçüye işaret verir.Und er gibt einem Flötisten seinen Einsatz, ungefähr so.
Bir flütçüye işaret verir.Wskazuje na flecistę o tak.
Bir flütçüye işaret verir.Καθοδηγεί έναν φλαουτίστα κάπως έτσι.
Bir flütçüye işaret verir.И прави на флейтиста ето такъв знак.
Bir flütçüye işaret verir.Однажды, дирижируя оркестром в Лондоне, он довольно долго подавал флейтисту вот такие знаки.
Bir flütçüye işaret verir.והוא נותן סימן כניסה לחלילן באופן כזה.
Bir flütçüye işaret verir.ويشير الى عازف "فلوت" هكذا
Bir flütçüye işaret verir.フルート奏者はどうしたらいいのか全然分りませんでした (笑)
Chris Anderson: Flütten golf sahasına ve eşcinsel evliliğe. Dahice bir bağlantı kurdun.Từ những cây sáo đến đường golf đến hôn nhân đồng giới, một kết nối tuyệt vời.
Chris Anderson: Flütten golf sahasına ve eşcinsel evliliğe. Dahice bir bağlantı kurdun.От флейт к полям для гольфа, и далее к однополым бракам - гениальная цепочка.
Chris Anderson: Flütten golf sahasına ve eşcinsel evliliğe.De las flautas a los campos de golf y al matrimonio del mismo sexo.
Chris Anderson: Flütten golf sahasına ve eşcinsel evliliğe.Des flûtes aux parcours de golf aux mariages homosexuels.
Chris Anderson: Flütten golf sahasına ve eşcinsel evliliğe.Van fluiten via golfbanen naar het homo-huwelijk.
Chris Anderson: Flütten golf sahasına ve eşcinsel evliliğe.Από τα φλάουτα στα αμαξάκια του γκόλφ και στο γάμο ομοφυλόφιλων.
Chris Anderson: Flütten golf sahasına ve eşcinsel evliliğe.От флейти през голф игрища, до еднополови бракове.
Çok zor, kamu yararı ve onları çekmek için ne kadar zor inanmak istiyorum eski çocuk flutter.Ai creada cat de dificil a fost să interesul publicului şi să le ia o flutter pe baiat.
Çok zor, kamu yararı ve onları çekmek için ne kadar zor inanmak istiyorum eski çocuk flutter.Az ember alig hinné, milyen nehéz volt érdeklődés az állami és azokat hogy egy flutter a fiú.
Çok zor, kamu yararı ve onları çekmek için ne kadar zor inanmak istiyorum eski çocuk flutter.By ste len ťažko veriť tomu, aké ťažké bolo získať záujem verejnosti a urobiť je vziať flutter na chlapca.
Çok zor, kamu yararı ve onları çekmek için ne kadar zor inanmak istiyorum eski çocuk flutter.당신은 거의 대중에게 관심과 그들을 만들어 그것이 얼마나 어려운 믿지 않을거야 오래된 소년에 대한 플러터.
Çok zor, kamu yararı ve onları çekmek için ne kadar zor inanmak istiyorum eski çocuk flutter.Můžete si věřit, jak těžké to bylo na zájem veřejnosti a učinit je vzít flutter na chlapce.
Çok zor, kamu yararı ve onları çekmek için ne kadar zor inanmak istiyorum eski çocuk flutter.Sinun tuskin uskoa, kuinka vaikeaa oli kiinnostusta yleisön ja ne kestää flutter on poika.
Çok zor, kamu yararı ve onları çekmek için ne kadar zor inanmak istiyorum eski çocuk flutter.Ti bi težko verjeti, kako težko se je bilo zanimanje javnosti in da jih bo undulacija na dečka.
Çok zor, kamu yararı ve onları çekmek için ne kadar zor inanmak istiyorum eski çocuk flutter.Ви б повірити, як важко було зацікавити громадськість і змусити їх прийняти флаттера на хлопчика.
Çok zor, kamu yararı ve onları çekmek için ne kadar zor inanmak istiyorum eski çocuk flutter.Вы бы поверить, как трудно было заинтересовать общественность и заставить их принять флаттера на мальчика.
Çok zor, kamu yararı ve onları çekmek için ne kadar zor inanmak istiyorum eski çocuk flutter.Човек би си едва ли вярват, колко трудно е било в интерес на обществото и да ги вземат трептене на момче.
Çok zor, kamu yararı ve onları çekmek için ne kadar zor inanmak istiyorum eski çocuk flutter.كنت بالكاد نرى مدى صعوبة هو المصلحة العامة وجعلها تأخذ ترفرف على صبي يبلغ من العمر.
Çok zor, kamu yararı ve onları çekmek için ne kadar zor inanmak istiyorum eski çocuk flutter.古い男の子でフラッター。 今週末に私たちは私たちのリストに載っていた唯一の名前は、デリカテッセンストアキーパーwas
Demek ki, flütten golf arabasına, oradan eşcinsel evliliği gibi hararetli tartışmalara konu olan her şeyde플룻과 골프 카트의 경우에서와 격렬한 논쟁의 대상이 되고 있는 동성 결혼과 같은 문제에서 조차
Demek ki, flütten golf arabasına, oradan eşcinsel evliliği gibi hararetli tartışmalara konu olan her şeydeTakže ať už se jedná o flétny, golfové vozíky nebo dokonce vytrvale probírané téma stejnopohlavních svazků,
Demek ki, flütten golf arabasına, oradan eşcinsel evliliği gibi hararetli tartışmalara konu olan her şeydeVậy thì với sáo, với xe golf, và thậm chí với một vấn đề được bàn cãi nảy lửa như hôn nhân đồng giới,
Demek ki, flütten golf arabasına, oradan eşcinsel evliliği gibi hararetli tartışmalara konu olan her şeydeW przypadku fletów, wózków golfowych, i nawet tak zaciekłych sporów jak w przypadku małżeństw homoseksulanych
Demek ki, flütten golf arabasına, oradan eşcinsel evliliği gibi hararetli tartışmalara konu olan her şeydeЗначи, и при флейтите, и при количките за голф, дори и при яростно оспорван въпрос като еднополов брак,
Demek ki, flütten golf arabasına, oradan eşcinsel evliliği gibi hararetli tartışmalara konu olan her şeydeכך שעם חלילים, עם עגלות גולף, ואפילו עם שאלות חריפות הנמצאות במחלוקת כיום כמו נישואים חד-מיניים,
Demek ki, flütten golf arabasına, oradan eşcinsel evliliği gibi hararetli tartışmalara konu olan her şeydeإذاً مع المزامير، مع عربات الغولف، وحتى مع مسألة حامية الوطيس مثل زواج المثليين،
Demek ki, flütten golf arabasına, oradan eşcinsel evliliği gibi hararetli tartışmalara konu olan her şeydeそして 同性婚のような 非常に難しい問題についても アリストテレスは指摘している
(Dinleyici: En iyi flüt çalana verelim.)(Audiencia: los mejores flautistas)
(Dinleyici: En iyi flüt çalana verelim.)(청중 : 제일 잘하는 연주자에게 줍니다.)
(Dinleyici: En iyi flüt çalana verelim.)(קהל: נגני החליל הטובים ביותר.)
(Dinleyici: En iyi flüt çalana verelim.)(أحد الحضور: أفضل لاعب مزمار.)
(Dinleyici: En iyi flüt çalana verelim.)サンデル:一番上手な人 (観客:一番下手な人は)
En iyi çalana en iyi flütü verirsek, daha güzel bir müzik dinleriz.Ascolteremmo musica migliore se i flauti migliori andassero ai flautisti più bravi.
En iyi çalana en iyi flütü verirsek, daha güzel bir müzik dinleriz.Jobb zenét fogunk hallani, ha a legjobb furulyákat a legjobb furulyások kapják.
En iyi çalana en iyi flütü verirsek, daha güzel bir müzik dinleriz.Kita akan mendengar musik yang lebih bagus jika seruling terbaik diberikan kepada pemain seruling terbaik.
En iyi çalana en iyi flütü verirsek, daha güzel bir müzik dinleriz.가장 좋은 플룻을 최고의 연주자에게 주었을 때 우린 더 나은 음악을 듣게 될 겁니다.
En iyi çalana en iyi flütü verirsek, daha güzel bir müzik dinleriz.Muzyka będzie lepsza jeżeli najlepsze flety dostaną najlepsi muzycy.
En iyi çalana en iyi flütü verirsek, daha güzel bir müzik dinleriz.On entend de la meilleure musique si les meilleures flûtes vont aux meilleurs flûtistes.
En iyi çalana en iyi flütü verirsek, daha güzel bir müzik dinleriz.Ouviríamos melhor música se as melhores flautas fossem para os melhores tocadores de flauta.
En iyi çalana en iyi flütü verirsek, daha güzel bir müzik dinleriz.Ta được nghe nhạc hay hơn nếu sáo tốt nhất được cho người thổi giỏi nhất.