Ana içeriğe geç
Sözlük

fincan ile cümle

fincan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Fincanını mutfağa getir.Bring your cup to the kitchen.
O sizin fincan değil.That is not your cup.
Tom, kendini uyanık tutmak için birkaç fincan kahve içti.So as to keep himself awake, Tom drunk a few cups of coffee.
Bir fincan sıcak kahveye ne dersin?How about a cup of hot coffee?
Bir fincan kahveye ne dersin?How about a cup of coffee?
Komşunun kedisi süt fincanını zemin karoları üzerine döktü.The neighbor's cat spilled its cup of milk on the floor tiles.
Şehirde bir arkadaşla karşılaştım ve onunla bir kafede bir fincan kahve içtim.I met a friend in town, and I drank a cup of coffee with her in a café.
Fincan yere düştü, param parça oldu.The cup fell to the ground, shattering to pieces.
Bir fincan daha kahve istiyorum.I want another cup of coffee.
O, bir fincan kahvenin önünde bir masada tek başına oturdu.She sat alone at a table in front of a cup of coffee.
Kaç fincan kahve içtin?How many cups of coffee did you drink?
O bir fincan daha kahve içmek istiyor.He would like to have another cup of coffee.
O fincan keki yiyecek misin?Are you going to eat that cupcake?
"İşte bir dolar. Git ve bir fincan kahve al." "Bu yeterli değil.""Here's a dollar. Go and buy a cup of coffee." "That's not enough."
"Sana bir fincan kahve getireyim." "Bunu takdir ediyorum.""Let me get you a cup of coffee." "I'd appreciate that."
"Bana bir fincan kahve getirir misin?" "Memnuniyetle, canım.""Would you get me a cup of coffee?" "With pleasure, my dear."
"Bana bir fincan kahve getirir misin?" "Elbette. Memnuniyetle.""Would you get me a cup of coffee?" "Sure. I'd be glad to."
Tom Mary'ye bir fincan uzattı.Tom handed Mary a cup.
İçeri gelmek ve bir fincan kahve içmek ister misin?Would you like to come in and have a cup of coffee?
Sana bir fincan kahve getirmemi ister misin?Would you like me to get you a cup of coffee?
Bir fincan kahvenin seni daha iyi hissettirebileceğini düşündüm.I thought a cup of coffee might make you feel better.
Bir fincan kahve almaya gidelim ve konuşalım.Let's go get a cup of coffee and talk.
Bir fincan kahve içelim.Let's get a cup of coffee.
Lütfen bir fincan kahve istiyorum.I'd like a cup of coffee, please.
Bir fincan kahve istiyorum ve onu şimdi istiyorum.I want a cup of coffee and I want it now.
Tom, Mary'nin ona bir fincan kahve getirmesini istedi.Tom wanted Mary to bring him a cup of coffee.
Bir fincan kahve almaya gitmek ve konuşmak ister misin?Do you want to go get a cup of coffee and talk?
Bütün istediğim bir fincan kahve ve bir parça tost.All I want is a cup of coffee and a piece of toast.
Bir fincan kahve almak için benimle gelmek istemediğinden emin misin?Are you sure you don't want to come with me to get a cup of coffee?
Birinin patronun fincanını kullandığını ve kim olduğunu çok iyi bildiğimizi düşünüyoruz.We think someone, and we know very well who, used the boss's cup.
Fincan boştu.The cup was empty.
Sana bir fincan kahve alabilir miyim?Can I get you a cup of coffee?
Neden içeri gelmiyorsun ve bir fincan kahve içmiyorsun?Why don't you come in and have a cup of coffee?
Fincanım nerede?Where's my cup?
Bu fincanlar porselen mi?Are these cups porcelain?
Bir çörek ve bir fincan kahve aldım.I had a donut and a cup of coffee.
Yaklaşık dört fincan beyaz un ile bir tutam tuzu karıştır.Mix about four cups of white flour with a pinch of salt.
Sadece bir fincan kahve yaptım.I just made a pot of coffee.
Tom ve Mary birlikte bir fincan kahve içti.Tom and Mary had a cup of coffee together.
Lütfen bana bir fincan kahve daha ver.Please give me another cup of coffee.
Tom satış makinesinden bir fincan kahve aldı.Tom bought a cup of coffee from a vending machine.
Tom bir fincan kahve almak için mutfağa gitti.Tom went to the kitchen to get a cup of coffee.
Tom, o bir yudum alırken Mary için fincanı tuttu.Tom held the cup for Mary as she took a sip.
Sana bir fincan kahve daha getireceğim.I'll bring you another cup of coffee.
Tom dolaptan bir fincan çıkardı.Tom took a cup out of the cabinet.
Sana bir fincan çay yapacağım.I'll make you a cup of tea.
Tom kendine bir fincan kahve ve bir çörek aldı.Tom helped himself to a cup of coffee and a donut.
Tom kalktı ve bir fincan kahve almak için mutfağa gitti.Tom got up and walked into the kitchen to get a cup of coffee.
Tom kahve fincanını aldı ve onu içmeye başladı.Tom picked up his coffee cup and started drinking out of it.
Tom bir fincan kahve taşıyarak salona geldi.Tom came into the lounge, carrying a cup of coffee.
Tom Mary'nin önüne bir fincan kahve koydu.Tom put a cup of coffee down in front of Mary.
Tom kahve fincanını aldı ve bir yudum aldı.Tom picked up his coffee cup and took a sip.
Tom fincanı aldı ve içmeye başladı.Tom picked up the cup and started to drink.
Tom ve Mary bir fincan kahve içerken sohbet etti.Tom and Mary talked over a cup of coffee.
Tom Mary'ye bir fincan kahve önerdi.Tom offered Mary a cup of coffee.
Tom Mary'ye bir fincan kahve teklif etti.Tom offered Mary a cup of coffee.
Tom Mary'ye bir fincan kahve sundu.Tom offered Mary a cup of coffee.
Tom kahve fincanını yere bıraktı.Tom put his coffee cup down.
Tom bir fincan kahve sipariş etti.Tom ordered a cup of coffee.
Tom fincanı düşürdü.Tom dropped the cup.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod