Finansal hizmetlerin maliyetleri her ülkede yükseliyor.Costs of financial services are rising in every country.
Rusya büyük finansal zorluklarla karşılaşıyor.Russia is facing great financial difficulties.
Rusya büyük finansal zorluklarla karşı karşıyadır.Russia is facing great financial difficulties.
Başarılı bir iş dikkatli finansal yönetim üzerine inşa edilmiştir.A successful business is built on careful financial management.
Sektör, hükümetin finansmanına büyük ölçüde bağımlıdır.The industry is heavily dependent on government funding.
Projenin finansman maliyeti çok yüksekti.The cost of financing of the project was very high.
Tokyo, bildiğiniz gibi,dünyanın finans merkezlerinden biridir.Tokyo, as you know, is one of the financial centers of the world.
Modern finans giderek karmaşık ve sofistike hale geliyor.Modern finance is becoming increasingly complicated and sophisticated.
Ben uluslararası finansta bir kariyer peşinde koşmayı planlıyorum.I plan to pursue a career in international finance.
Bir bütçe açığını finanse etmek için ortak bir yöntem tahviller çıkarmaktır.A common way to finance a budget deficit is to issue bonds.
Finansal desteği durdurmaya karar verdik.We decided to cease financial support.
Hükümet finansal sorunla ilgilenmek zorunda kalacak.The government will have to deal with the financial problem.
Onun projesi hibeler tarafından finanse edildi.His project was funded by grants.
O, proje üzerinde yaptığı kaybı finanse etmek için erkek kardeşinden borç aldı.He borrowed from his brother to finance the loss he made on the project.
Bir finans uzmanı olduğunu iddia etti.He claimed to be an expert in finance.
O evini finanse etmek için bankadan ödünç para aldı.He borrowed money from the bank to finance his home.
Finansal zorluk çekiyorlar.They are suffering financial difficulties.
Zürich büyük bir finansal merkez olarak kabul edilir.Zürich is considered to be a major financial hub.
Zürih önemli bir finans merkezi olarak kabul edilir.Zurich is considered to be a major financial hub.
Finansal sorunlarımız ciddi.Our financial problems are serious.
Bu programın finansmanı aşağıdaki sponsorlar tarafından sağlanmıştır.Funding for this program was provided by the following sponsors.
Tom finans alanında bir uzman olduğunu iddia etti.Tom claimed to be an expert in finance.
Tom, Mary ve John'un finansal durumlarını tartışmalarını dinlememeye çalıştı.Tom tried not to listen to Mary and John discussing their financial situation.
Ben finansmanımı üç eşit parçaya böldüm.I divided my funding into three equal parts.
Almanya finansal kriz tarafından çarpıldı.Germany was hit hard by the financial crisis.
Öğrencilerin çoğu sanayiden çok finansla ilgileniyor.Most of the students are interested in finance more than industry.
Hükümet eğitimi daha bol miktarda finanse etmeli.The government should finance education more abundantly.
Tom bir finansal analist.Tom is a financial analyst.
O bir finansal dahi.He's a financial wizard.
Kanadalı sağlık sistemi, vergi gelirleriyle finanse edilir.The Canadian health care system is paid for by tax revenue.
Onların kampanyaları hükümet tarafından finanse ediliyor.Their campaigns are financed by the government.
Seçim kampanyasını finanse etme şansı yoktur.There's no chance of him financing his electoral campaign.
Bizim finansmanın tümünü kaybettik.We lost all of our funding.
Finansal görünümler mükemmel.The financial prospects are excellent.
Yüksek lisans eğitimini finanse etmek için çeşitli yollar vardır.There are several ways to fund postgraduate study.
Tom büyük bir finans kurumu için çalışıyor.Tom works for a large financial institution.
Savaşı finanse etmek için tahvil ihraç edilmektedir.In order to finance the war, bonds are issued.
Biz finansmanımızı kaybettik.We've lost our funding.
Finansal yardım alacak mıyım?Will I receive financial aid?
Finans kaynağınız neresi?Where's the funding coming from?
O, finansal açıdan sadece kendini değil ailesini de mahvetti.He has financially ruined not only himself but his family.
Ben bir finans uzmanı değilim.I'm not a financial expert.
Liza ve Marco'nun finansal sorunları yok.Liza and Marco have no financial problems.
Tom'un bir finans derecesi vardır.Tom has a degree in finance.
Çalışmalarım annem tarafından finanse edilir.My studies are financed by my mother.
Devlet finansmanı nerededir?Where is the government funding?
Ben bir finansal uzmanım.I'm a financial expert.
Tom bağımlılığını finanse etmek için Tom birkaç kredi kartını çaldı.Tom stole several credit cards to fund his addiction.
Tüm finansal sistem yakında çökecek mi?Will the entire financial system collapse soon?
Fadıl, Leyla'nın kaçışını finanse etti.Fadil financed Layla's escape.
Yüksek finans dünyasına hoş geldiniz.Welcome to the world of high finance.
Sanırım evrende sonsuz sayıda finansal kriz var.I suppose that in the universe there is an infinite number of financial crises.
Tom finans danışmanı.Tom is a financial advisor.
Projeyi kim finanse ediyor?Who's funding the project?
Mary, özel derslerini ingilizce olarak verir, böylece çalışmalarını finanse edebilir.Mary gives private tuition in English, so that she can finance her studies.
Finansman düzenlenene kadar projeyi arka planda tutmak zorunda kaldılar.They had to put that project on the backburner until financing was arranged.
Tom finansal bir danışman.Tom is a financial adviser.
Lord Carnarvon, Tutankhamun'un mezarının kazısını finanse etti.Lord Carnarvon financed the excavation of Tutankhamun's tomb.
Tom tekrar finansal problemler yaşıyor.Tom is having financial problems again.
Finansal danışman tutmayı düşünüyorum.I'm thinking of hiring a financial consultant.