filmleri ile cümle
filmleri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
En sevdiğim filmleri çocuklarımla paylaşmaya bayılıyorum ve kızım dört yaşındaykenZelo rad gledam moje najljubše filme z mojimi otroci.
En sevdiğim filmleri çocuklarımla paylaşmaya bayılıyorum ve kızım dört yaşındaykenאני אוהב לחלוק את הסרטים האהובים עלי עם ילדיי וכשבתי הייתה בת ארבע,
En sevdiğim filmleri çocuklarımla paylaşmaya bayılıyorum ve kızım dört yaşındaykenأنا أحب مشاركة أطفالي مشاهدة الأفلام المفضلة لدي، وعندما كانت ابنتي في الرابعة من العمر ،
En sevdiğim filmleri çocuklarımla paylaşmaya bayılıyorum ve kızım dört yaşındayken娘が4歳の時 「オズの魔法使い」を見ました
Erkek-şiddetli filmlerin kızlar üzerindeki etkileri hakkında bir sürü iyi makale var ve onları okumalısınız.Der er meget god skrivning om indflydelsen som drenge-volds film har på piger, og man bør læse det.
Erkek-şiddetli filmlerin kızlar üzerindeki etkileri hakkında bir sürü iyi makale var ve onları okumalısınız.Er is veel moois geschreven over de impact van films met jongensgeweld op meisjes. Moet je lezen. Heel goed.
Erkek-şiddetli filmlerin kızlar üzerindeki etkileri hakkında bir sürü iyi makale var ve onları okumalısınız.남성 위주의 폭력적인 영화가 여자 아이들에게 끼치는 영향에 대한 좋은 글들이 많이 있는데, 여러분들이 꼭 읽어보셔야 합니다. 아주 좋아요.
Erkek-şiddetli filmlerin kızlar üzerindeki etkileri hakkında bir sürü iyi makale var ve onları okumalısınız.Veliko dobrega je napisanega o vplivu fantovskih nasilnih filmih na dekleta, kar preberite si.
Erkek-şiddetli filmlerin kızlar üzerindeki etkileri hakkında bir sürü iyi makale var ve onları okumalısınız.Багато написано про вплив, що мають "пацанські" стрічки з насильством на дівчат, і ви мусите це прочитати.
Erkek-şiddetli filmlerin kızlar üzerindeki etkileri hakkında bir sürü iyi makale var ve onları okumalısınız.テーマにした本は たくさんあります とても良いので お勧めします 反対に 男性が受ける影響について テーマにした本は 少ないのです
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Az okozókeresés folyamata abból a tényből származik, hogy szeretjük az ilyen filmeket.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Il nostro processo di agenticità viene dal fatto che possiamo goderci film come questi.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.우리의 행위자성 프로세스는 우리가 이런 영화들을 즐길 수 있다는 사실에서 기인하죠.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Naše "hledání činitelů" pramení z toho, že si dokážeme užít filmy jako jsou tyto.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Náš proces nosičnosti pochádza z faktu, že si užívame filmy ako tieto.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Nasza agentyfikacja jest następstwem faktu, że możemy dobrze się bawić oglądając tego typu filmy.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Notre process d'agenticité vient du fait que nous pouvons apprécier des films comme ceux là.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Nuestro proceso de agenticidad viene del hecho de que podemos disfrutar de estas películas.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.O nosso processo de agenticidade provém do facto de podermos apreciar esses filmes.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Ons agenticiteitsproces maakt dat we kunnen genieten van films als deze.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Procesul nostru prin care avem tendința să insuflăm modele vine din faptul că ne pot plăcea filme ca acestea.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Quá trình tác nhân hóa của chúng ta đến từ việc ta có thể cảm nhận những bộ phim như thế này.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Toimijahakuisuutemme johtuu siitä, että nautimme tällaisista elokuvista.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Unser Akteurhaftigkeits-Prozess kommt daher, dass wir Filme wie diese hier genießen können.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Vår agentivitet process kommer av det faktum att vi kan njuta av filmer som de här.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Vores 'agenticitet' process stammer fra det faktum at vi kan nyde film som denne.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.Процесът ни за уточняване на средствата произлиза от факта, че можем да се наслаждаваме на филми като тези.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.תהליך הסוכניות שלנו נובע מהעובדה שאנחנו יכולים להנות מסרטים כמו אלה.
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.عملية التوكل لدينا تأتي من واقع اننا نستمتع بافلام كهذه
Etkenlendirme sürecimiz buna benzer filmleri izlemekten keyif almamızdan kaynaklanıyor.こんな映画が面白いのです 要するに 状況が想像ができるので
Evet, T&A ağı. Sonra NC-17 (17 yaş üstü) filmleri ile ünlüT&A 네트워크입니다. 그렇죠. 그리고 미라맥스를 샀습니다.
Evet, T&A ağı. Sonra NC-17 (17 yaş üstü) filmleri ile ünlüטוב, רשת טי-אנד-איי. אח"כ היא רכשה את "מיראמקס",
Evet, T&A ağı. Sonra NC-17 (17 yaş üstü) filmleri ile ünlüحسناً، بعد ذلك أشترت شبكة T&A شركة ميراماكس،
Evet, T&A ağı. Sonra NC-17 (17 yaş üstü) filmleri ile ünlüその会社はNC-17視聴制限で知られていて
Fakat bizim filmlerimizde, insanlarımızın kendileriyle özdeşleştirebileceği hikayeler var.Dar filmele noastre sunt poveşti cu care oamenii se identifică.
Fakat bizim filmlerimizde, insanlarımızın kendileriyle özdeşleştirebileceği hikayeler var.그런데 놀리우드의 영화는 사람들끼리 서로 연결 되어 있는 이야기지요.
Fakat bizim filmlerimizde, insanlarımızın kendileriyle özdeşleştirebileceği hikayeler var.Lancelot Imasen: Aber unsere Filme, sie sind Geschichten, mit denen sich unsere Leute identifizieren können.
Fakat bizim filmlerimizde, insanlarımızın kendileriyle özdeşleştirebileceği hikayeler var.Lancelot Imasen: Onze films vertellen verhalen die herkenbaar zijn voor de mensen.
Fakat bizim filmlerimizde, insanlarımızın kendileriyle özdeşleştirebileceği hikayeler var.Ma i nostri films, rappresentano storie in cui la nostra gente può identificarsi
Fakat bizim filmlerimizde, insanlarımızın kendileriyle özdeşleştirebileceği hikayeler var.Mais dans nos films, il y a des histoires dans lesquelles les gens peuvent s'identifier.
Fakat bizim filmlerimizde, insanlarımızın kendileriyle özdeşleştirebileceği hikayeler var.Nasze filmy to historie, które przemawiają do widzów.
Fakat bizim filmlerimizde, insanlarımızın kendileriyle özdeşleştirebileceği hikayeler var.Pero nuestras películas son historias con las que nuestra gente se puede identificar.
Fakat bizim filmlerimizde, insanlarımızın kendileriyle özdeşleştirebileceği hikayeler var.Ланселот Имасен (продюсер и режиссёр): "Но в наших фильмах истории таких же людей, как и наши зрители.
Fakat bizim filmlerimizde, insanlarımızın kendileriyle özdeşleştirebileceği hikayeler var.Но нашите филми, те са истории, с които нашите хора могат да се свържат.
Fakat bizim filmlerimizde, insanlarımızın kendileriyle özdeşleştirebileceği hikayeler var.לאנשלוט אימאסן: אבל הסרטים שלנו, אלו סיפורים שאנשי עמנו יכולים לייחס לעצמם.
Fakat bizim filmlerimizde, insanlarımızın kendileriyle özdeşleştirebileceği hikayeler var.لكن أفلامنا, إنها أفلام يحس أهلنا بإنتمائها لهم
Fakat bizim filmlerimizde, insanlarımızın kendileriyle özdeşleştirebileceği hikayeler var.地元の人々が共感できる物語だ 地元の人々についての 彼らのための映画なんだ
Fakat bu filmlerin yarısı Hint filmleri.Aber die Hälfte davon waren aus Indien.
Fakat bu filmlerin yarısı Hint filmleri.Dar jumătate din ele sunt indiene.
Fakat bu filmlerin yarısı Hint filmleri.E la metà circa sono indiani
Fakat bu filmlerin yarısı Hint filmleri.그 중 절반이 인도에서 만들어진 것입니다.
Fakat bu filmlerin yarısı Hint filmleri.Maar de helft komt uit India.
Fakat bu filmlerin yarısı Hint filmleri.Mas metade deles são indianos.
Fakat bu filmlerin yarısı Hint filmleri.Nhưng phân nửa trong đó là phim Ấn Độ.
Fakat bu filmlerin yarısı Hint filmleri.No son tantas Pero la mitad de éstas son de la India.
Fakat bu filmlerin yarısı Hint filmleri.Połowa z nich to filmy indyjskie.
Fakat bu filmlerin yarısı Hint filmleri.Οι μισές από αυτές είναι Ινδικές.
Fakat bu filmlerin yarısı Hint filmleri.Але половина з них - індійські фільми.
Fakat bu filmlerin yarısı Hint filmleri.Но половината от тези са индийски.
Fakat bu filmlerin yarısı Hint filmleri.Половина из них были индийские.