filmleri ile cümle

filmleri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Çocuk filmlerinin bununla ilgisi olduğunu da düşünmüyorum.لا أعتقد أن الأفلام الموجهة تجاه الذكور تتحمل أي مسؤولية في ذلك
Çocuk filmlerinin bununla ilgisi olduğunu da düşünmüyorum.音楽ビデオや ポルノグラフィーが
Çünkü bu sadece konuştuğumuz bazı korsan filmlerin kuramsal satış fiyatı değil Gerçek bir ekonomik kayıp.Tu ne gre le za hipotetično maloprodajno vrednost piratiziranih filmov, temveč za dejanske gospodarske izgube.
Çünkü bu sadece konuştuğumuz bazı korsan filmlerin kuramsal satış fiyatı değil그 이유는, 이건 단순히 불법복제한 영화의 추정한 소매값만 이야기하는 것이 아니라
Çünkü bu sadece konuştuğumuz bazı korsan filmlerin kuramsal satış fiyatı değilמפני שזה לא רק ערך צרכני היפוטטי של סרטים פירטיים שאנחנו מדברים עליו,
Çünkü bu sadece konuştuğumuz bazı korsan filmlerin kuramsal satış fiyatı değilفهو ليس مجرد قيمة افتراضية لبيع الأفلام المقرصنة بالتجزئة
Çünkü bu sadece konuştuğumuz bazı korsan filmlerin kuramsal satış fiyatı değilただの想定額というわけではなく 現実の経済的損失を表すからです
Dedi ki, "Dave, röntgen filmlerini inceledim evdeki bilgisayarın ekranında."A spus, "Dave, m-am uitat la radiografie pe ecranul computerului meu de acasă."
Dedi ki, "Dave, röntgen filmlerini inceledim evdeki bilgisayarın ekranında.""Dave, mám tvůj rentgen na počítači doma." "Rameno bude v pořádku, ale máš něco na plíci."
Dedi ki, "Dave, röntgen filmlerini inceledim evdeki bilgisayarın ekranında.""Dave, obejrzałem Twoje zdjęcie rentgenowskie na ekranie komputera w domu".
Dedi ki, "Dave, röntgen filmlerini inceledim evdeki bilgisayarın ekranında."그는 "Dave, 제가 집 컴퓨터에서 X-ray 이미지를 열었습니다."라고 말했죠.
Dedi ki, "Dave, röntgen filmlerini inceledim evdeki bilgisayarın ekranında."Dia berkata, "Dave, saya melihat gambar rontgenmu di layar komputer di rumah saya."
Dedi ki, "Dave, röntgen filmlerini inceledim evdeki bilgisayarın ekranında."Ele disse, "Dave, eu coloquei o seu raio-X no écran do computador em casa."
Dedi ki, "Dave, röntgen filmlerini inceledim evdeki bilgisayarın ekranında."Er sagte: "Dave, ich habe das Röntgenbild auf meinem Computerbildschirm zu Hause."
Dedi ki, "Dave, röntgen filmlerini inceledim evdeki bilgisayarın ekranında."Han sa, "Dave, jag tog fram din röntgenbild på min dator här hemma."
Dedi ki, "Dave, röntgen filmlerini inceledim evdeki bilgisayarın ekranında."Hij zei: 'Dave, ik bekeek het röntgenbeeld op het scherm van de computer thuis."
Dedi ki, "Dave, röntgen filmlerini inceledim evdeki bilgisayarın ekranında."Il a dit, "Dave, j'ai affiché la radio sur l'écran de mon ordinateur à la maison."
Dedi ki, "Dave, röntgen filmlerini inceledim evdeki bilgisayarın ekranında."Mi disse, "Dave, ho rivisto la tua radiografia sul monitor del computer di casa."
Dedi ki, "Dave, röntgen filmlerini inceledim evdeki bilgisayarın ekranında."Y dijo: "Dave, tengo la placa de rayos-X en la pantalla del computador de mi casa".
Dedi ki, "Dave, röntgen filmlerini inceledim evdeki bilgisayarın ekranında."Είπε, "Dave, ανέβασα την ακτινογραφία στην οθόνη του υπολογιστή στο σπίτι."
Dedi ki, "Dave, röntgen filmlerini inceledim evdeki bilgisayarın ekranında.""Дейв, прегледах рентгеновите ти снимки на компютърния екран в къщи."
Dedi ki, "Dave, röntgen filmlerini inceledim evdeki bilgisayarın ekranında."Он сказал: "Дэйв, я пересмотрел твой снимок дома на экране компьютера.
Dedi ki, "Dave, röntgen filmlerini inceledim evdeki bilgisayarın ekranında."הוא אמר, "דייב, קיבלתי את תמונת הרנטגן במסך במחשב בביתי."
Dedi ki, "Dave, röntgen filmlerini inceledim evdeki bilgisayarın ekranında."قال لي " داف لقد رأيت الأشعة السينية على شاشة الكومبيوتر فى منزلي ".
Dedi ki, "Dave, röntgen filmlerini inceledim evdeki bilgisayarın ekranında."と彼が言いました。 「肩は異常ないよ。しかし、デイブ、
Dolayısıyla, bu filmlerin piyasası daha büyüktür.Also ist der Markt für diese Filme größer.
Dolayısıyla, bu filmlerin piyasası daha büyüktür.Assim, o mercado desses filmes é maior.
Dolayısıyla, bu filmlerin piyasası daha büyüktür.Deci piaţa pentru acele filme este mai largă.
Dolayısıyla, bu filmlerin piyasası daha büyüktür.Dus is de markt voor deze films groter.
Dolayısıyla, bu filmlerin piyasası daha büyüktür.Jadi pasar untuk film-film seperti itu lebih besar.
Dolayısıyla, bu filmlerin piyasası daha büyüktür.따라서 액션 영화 시장이 더 큽니다.
Dolayısıyla, bu filmlerin piyasası daha büyüktür.Le marché pour ces films est donc plus grand.
Dolayısıyla, bu filmlerin piyasası daha büyüktür.Marknaden för dessa filmer är större.
Dolayısıyla, bu filmlerin piyasası daha büyüktür.Por tanto el mercado para esas películas es mayor.
Dolayısıyla, bu filmlerin piyasası daha büyüktür.Quindi, il mercato per quei film è più ampio.
Dolayısıyla, bu filmlerin piyasası daha büyüktür.Tehát a piac azon filmek számára nagyobb.
Dolayısıyla, bu filmlerin piyasası daha büyüktür.Trh pro tento druh filmů je větší.
Dolayısıyla, bu filmlerin piyasası daha büyüktür.Więc rynek na te filmy jest większy.
Dolayısıyla, bu filmlerin piyasası daha büyüktür.Έτσι η αγορά για αυτές τις ταινίες είναι μεγαλύτερη.
Dolayısıyla, bu filmlerin piyasası daha büyüktür.Затова пазарът за тези филми е по-голям.
Dolayısıyla, bu filmlerin piyasası daha büyüktür.Поэтому рынок больше для такого кино.
Dolayısıyla, bu filmlerin piyasası daha büyüktür.Тож ринок для цих фільмів більший.
Dolayısıyla, bu filmlerin piyasası daha büyüktür.ולכן, השוק לסרטים האלה גדול יותר.
Dolayısıyla, bu filmlerin piyasası daha büyüktür.لذلك فالسوق لتلك الأفلام أكبر.
Dolayısıyla, bu filmlerin piyasası daha büyüktür.より多くの投資が行われ、
Eğer dünyanın heryerinde sinema salonlarını dünya çapında filmleri yansıttığımız mekanları düşlerseniz.그래서 만약 여러분이 이 날을 상상한다면, 여러분이 전세계의 극장들과 우리가 영화를 찍었던 장소들을 가지는 날을 상상한다면.
Eğer dünyanın heryerinde sinema salonlarını dünya çapında filmleri yansıttığımız mekanları düşlerseniz.Quindi se voi immaginate questo giorno in cui in tutto il mondo ci sono teatri e posti dove proiettiamo film.
Eğer dünyanın heryerinde sinema salonlarını dünya çapında filmleri yansıttığımız mekanları düşlerseniz.Ако си представите този ден, когато всички по света в кинотеатри и места, където се прожектират филми.
Eğer dünyanın heryerinde sinema salonlarını dünya çapında filmleri yansıttığımız mekanları düşlerseniz.אז אם תדמיינו את היום הזה מסביב לעולם יש לכם אולמות מסביב לעולם ומקומות להקרין סרטים.
Eğer dünyanın heryerinde sinema salonlarını dünya çapında filmleri yansıttığımız mekanları düşlerseniz.إذا إن تخيلتم هذا اليوم عندما الجميع حول العالم يأتونكم إلى المسارح من كل العالم ومن مناطق حيث نعرض الأفلام.
Eğer dünyanın heryerinde sinema salonlarını dünya çapında filmleri yansıttığımız mekanları düşlerseniz.映画館以外でも行うことができます 例えば
Ekranı bölme efekti ise Carrie de dahil olmak üzere Brian De Palma filmlerindeki tekniğe dayanır.Hiệu ứng chiếu phim phân màn là kỹ xảo từng được Brian De Palma sử dụng để phân cảnh phim, ví dụ như Carrie.
Ekranı bölme efekti ise Carrie de dahil olmak üzere Brian De Palma filmlerindeki tekniğe dayanır.La tecnica di dividere lo schermo è ripresa da Brian De Palma, che l'ha usata in vari film fra cui Carrie.
Ekranı bölme efekti ise Carrie de dahil olmak üzere Brian De Palma filmlerindeki tekniğe dayanır.zaś efekt podzielonego ekranu z dzieł Briana de Palmy, choćby z "Carrie".
En sevdiğim filmleri çocuklarımla paylaşmaya bayılıyorum ve kızım dört yaşındaykenAdor să mă uit la filmele preferate cu copiii mei.
En sevdiğim filmleri çocuklarımla paylaşmaya bayılıyorum ve kızım dört yaşındaykenIch liebe es, meine eigenen Lieblingsfilme mit meinen Kindern anzuschauen.
En sevdiğim filmleri çocuklarımla paylaşmaya bayılıyorum ve kızım dört yaşındaykenIk deel mijn favoriete films graag met mijn kinderen.
En sevdiğim filmleri çocuklarımla paylaşmaya bayılıyorum ve kızım dört yaşındayken저는 아이들과 제가 좋아하는 영화를 함께 보는 것을 매우 좋아합니다. 제 딸이 네 살일 때
En sevdiğim filmleri çocuklarımla paylaşmaya bayılıyorum ve kızım dört yaşındaykenRád sa delím o svoje obľúbené filmy s mojimi deťmi.
En sevdiğim filmleri çocuklarımla paylaşmaya bayılıyorum ve kızım dört yaşındaykenSaya senang menonton film-film favority saya bersama anak-anak saya.

İlgili Sayfalar