Onun yanında bulunan bazı Ferisiler bu sözleri işitince, ‹‹Yoksa biz de mi körüz?›› diye sordular.Al oír esto, algunos de los fariseos que estaban con él le dijeron: --¿Acaso somos nosotros también ciegos
Onun yanında bulunan bazı Ferisiler bu sözleri işitince, ‹‹Yoksa biz de mi körüz?›› diye sordular.A počuli to niektorí z farizeov, ktorí boli s ním, a povedali mu: Či sme azda aj my slepí?
Onun yanında bulunan bazı Ferisiler bu sözleri işitince, ‹‹Yoksa biz de mi körüz?›› diye sordular.Enkele Farizeeërs die erbij stonden, vroegen: "Zijn wij soms ook blind?"
Onun yanında bulunan bazı Ferisiler bu sözleri işitince, ‹‹Yoksa biz de mi körüz?›› diye sordular.És hallák ezeket némely farizeusok, a kik vele valának, és mondának néki: Avagy mi is vakok vagyunk-é?
Onun yanında bulunan bazı Ferisiler bu sözleri işitince, ‹‹Yoksa biz de mi körüz?›› diye sordular.I slyšeli to někteří z farizeů, kteříž s ním byli, a řekli jemu: Zdali i my slepí jsme?
Onun yanında bulunan bazı Ferisiler bu sözleri işitince, ‹‹Yoksa biz de mi körüz?›› diye sordular.I usłyszeli to niektórzy z Faryzeuszów, którzy byli z nim, i rzekli mu: Izali i my ślepymi jesteśmy?
Onun yanında bulunan bazı Ferisiler bu sözleri işitince, ‹‹Yoksa biz de mi körüz?›› diye sordular.바리새인 중에 예수와 함께 있던 자들이 이 말씀을 듣고 가로되 우리도 소경인가
Onun yanında bulunan bazı Ferisiler bu sözleri işitince, ‹‹Yoksa biz de mi körüz?›› diye sordular.Mấy người Pha-ri-si bên cạnh Ngài nghe điều đó, thì nói với Ngài rằng: Còn chúng ta cũng là kẻ mù chăng?
Onun yanında bulunan bazı Ferisiler bu sözleri işitince, ‹‹Yoksa biz de mi körüz?›› diye sordular.Mấy người Pha-ri-si bên_cạnh Ngài nghe điều đó , thì nói với Ngài rằng : Còn chúng_ta cũng là kẻ mù chăng ?
Onun yanında bulunan bazı Ferisiler bu sözleri işitince, ‹‹Yoksa biz de mi körüz?›› diye sordular.När några fariséer som voro i hans närhet hörde detta, sade de till honom: »Äro då kanske också vi blinda?»
Onun yanında bulunan bazı Ferisiler bu sözleri işitince, ‹‹Yoksa biz de mi körüz?›› diye sordular.Nogen av fariseerne, som var sammen med ham, hørte dette og sa til ham: Kanskje vi også er blinde?
Onun yanında bulunan bazı Ferisiler bu sözleri işitince, ‹‹Yoksa biz de mi körüz?›› diye sordular.Nogle af Farisæerne, som vare hos. ham, hørte dette, og de sagde til ham: "Mon også vi ere blinde?"
Onun yanında bulunan bazı Ferisiler bu sözleri işitince, ‹‹Yoksa biz de mi körüz?›› diye sordular.Und solches hörten etliche der Pharisäer, die bei ihm waren, und sprachen zu ihm: Sind wir denn auch blind?
Onun yanında bulunan bazı Ferisiler bu sözleri işitince, ‹‹Yoksa biz de mi körüz?›› diye sordular.Unii din Fariseii cari erau lîngă el, cînd au auzit aceste vorbe, I-au zis: ,,Doar n'om fi şi noi orbi!``
Onun yanında bulunan bazı Ferisiler bu sözleri işitince, ‹‹Yoksa biz de mi körüz?›› diye sordular.Και ηκουσαν ταυτα οσοι εκ των Φαρισαιων ησαν μετ' αυτου, και ειπον προς αυτον Μηπως και ημεις ειμεθα τυφλοι;
Onun yanında bulunan bazı Ferisiler bu sözleri işitince, ‹‹Yoksa biz de mi körüz?›› diye sordular.І почули се деякі з Фарисеїв, що були з Ним, і казали Йому: То й ми слїпі ?
Onun yanında bulunan bazı Ferisiler bu sözleri işitince, ‹‹Yoksa biz de mi körüz?›› diye sordular.Като рече това, тя се обърна назад и видя Исуса, че стои, но не позна, че беше Исус.
Onun yanında bulunan bazı Ferisiler bu sözleri işitince, ‹‹Yoksa biz de mi körüz?›› diye sordular.Услышав это, некоторые из фарисеев, бывших с Ним,сказали Ему: неужели и мы слепы?
Onun yanında bulunan bazı Ferisiler bu sözleri işitince, ‹‹Yoksa biz de mi körüz?›› diye sordular.ואשר היו עמו מן הפרושים שמעו דבריו ויאמרו אליו הגם אנחנו עורים׃
Onun yanında bulunan bazı Ferisiler bu sözleri işitince, ‹‹Yoksa biz de mi körüz?›› diye sordular.فسمع هذا الذين كانوا معه من الفريسيين وقالوا له ألعلنا نحن ايضا عميان.
Onun yanında bulunan bazı Ferisiler bu sözleri işitince, ‹‹Yoksa biz de mi körüz?›› diye sordular.同 他 在 那 裡 的 法 利 賽 人 、 聽 見 這 話 、 就 說 、 難 道 我 們 也 瞎 了 眼 麼
Onun yanında bulunan bazı Ferisiler bu sözleri işitince, ‹‹Yoksa biz de mi körüz?›› diye sordular.同 他 在 那裡 的 法利 賽人 、 聽見 這話 、 就說 、 難道 我 們 也 瞎了 眼麼
Para için dostlarını satan adamın Çocuklarının gözünün feri söner.Als iemand zich laat omkopen om zijn vrienden aan te klagen, zullen zijn kinderen blind door het leven gaan.
Para için dostlarını satan adamın Çocuklarının gözünün feri söner.Če kdo ponuja prijatelje v plen, otrokom njegovim morajo oči shirati.
Para için dostlarını satan adamın Çocuklarının gözünün feri söner.Cine dă pe prieteni să fie prădaţi, copiilor aceluia li se vor topi ochii.
Para için dostlarını satan adamın Çocuklarının gözünün feri söner.Come chi invita gli amici a parte del suo pranzo, mentre gli occhi dei suoi figli languiscono
Para için dostlarını satan adamın Çocuklarının gözünün feri söner.den, der forråder Venner til Plyndring, hans Sønners Øjne hentæres.
Para için dostlarını satan adamın Çocuklarının gözünün feri söner.Den som förråder sina vänner till plundring, på hans barn skola ögonen försmäkta.
Para için dostlarını satan adamın Çocuklarının gözünün feri söner.Den som forråder venner, så de blir til bytte*, hans barns øine skal tæres bort. / {* for sine forfølgere.}
Para için dostlarını satan adamın Çocuklarının gözünün feri söner.Es rühmt wohl einer seinen Freunden die Ausbeute; aber seiner Kinder Augen werden verschmachten.
Para için dostlarını satan adamın Çocuklarının gözünün feri söner.Kdož pochlebuje bližním, oči synů jeho zhynou.
Para için dostlarını satan adamın Çocuklarının gözünün feri söner.친구를 지적하여 해를 받게 한 자의 자식들은 눈이 멀지니라
Para için dostlarını satan adamın Çocuklarının gözünün feri söner.Kto pochlebia przyjaciołom, oczy synów jego ustaną.
Para için dostlarını satan adamın Çocuklarının gözünün feri söner.Kto za podiel oznámi blížnych, toho synov oči sa zatmejú.
Para için dostlarını satan adamın Çocuklarının gözünün feri söner.Los que por recompensa denuncian a sus amigos, aun los ojos de sus hijos desfallecerán
Para için dostlarını satan adamın Çocuklarının gözünün feri söner.Menurut pepatah, siapa mengadukan teman demi keuntungan, anak-anaknya sendiri akan menerima pembalasan
Para için dostlarını satan adamın Çocuklarının gözünün feri söner.Người nào nộp bằng hữu mình cho bị cướp, Mắt của con cái nó sẽ bị hao mòn.
Para için dostlarını satan adamın Çocuklarının gözünün feri söner.Người nào nộp bằng_hữu mình cho bị cướp , Mắt của con_cái nó sẽ bị hao_mòn .
Para için dostlarını satan adamın Çocuklarının gözünün feri söner.On invite ses amis au partage du butin, Et l`on a des enfants dont les yeux se consument.
Para için dostlarını satan adamın Çocuklarının gözünün feri söner.Példabeszéddé tõn engem a népek elõtt, és ijesztõvé lettem elõttök.
Para için dostlarını satan adamın Çocuklarının gözünün feri söner.Quem entrega os seus amigos como presa, os olhos de seus filhos desfalecerão.
Para için dostlarını satan adamın Çocuklarının gözünün feri söner.Ystäviä kutsutaan osajaolle, mutta omilta lapsilta raukeavat silmät.
Para için dostlarını satan adamın Çocuklarının gözünün feri söner.Του λαλουντος με απατην προς τους φιλους, και οι οφθαλμοι των τεκνων αυτου θελουσι τηκεσθαι.
Para için dostlarını satan adamın Çocuklarının gözünün feri söner.Който заради плячка предава приятели - Очите на чадата му ще изтекат.
Para için dostlarını satan adamın Çocuklarının gözünün feri söner.Кто обрекает друзей своих в добычу, у детей того глаза истают.
Para için dostlarını satan adamın Çocuklarının gözünün feri söner.לחלק יגיד רעים ועיני בניו תכלנה׃
Para için dostlarını satan adamın Çocuklarının gözünün feri söner.الذي يسلم الاصحاب للسلب تتلف عيون بنيه.
Para için dostlarını satan adamın Çocuklarının gözünün feri söner.控 告 他 的 朋 友 、 以 朋 友 為 可 搶 奪 的 、 連 他 兒 女 的 眼 睛 、 也 要 失 明
Para için dostlarını satan adamın Çocuklarının gözünün feri söner.控告 他 的 朋友 、 以 朋友 為 可 搶奪 的 、 連 他 兒 女的 眼睛 、 也 要 失明
Parayı seven Ferisiler bütün bu sözleri duyunca İsayla alay etmeye başladılar.Allt detta hörde nu fariséerna, som voro penningkära, och de drevo då gäck med honom.
Parayı seven Ferisiler bütün bu sözleri duyunca İsayla alay etmeye başladılar.A počúvali to všetko aj farizeovia, ktorí mali radi peniaze, a posmievali sa mu.
Parayı seven Ferisiler bütün bu sözleri duyunca İsayla alay etmeye başladılar.A słuchali tego wszystkiego i Faryzeuszowie, którzy byli łakomi, i naśmiewali się z niego.
Parayı seven Ferisiler bütün bu sözleri duyunca İsayla alay etmeye başladılar.Das alles hörten die Pharisäer auch, und waren geizig, und spotteten sein.
Parayı seven Ferisiler bütün bu sözleri duyunca İsayla alay etmeye başladılar.De Farizeeërs, die als gierig bekend stonden, lieten duidelijk merken dat zij dit bespottelijk vonden.
Parayı seven Ferisiler bütün bu sözleri duyunca İsayla alay etmeye başladılar.Fariseerne, som var pengekjære, hørte på alt dette, og de spottet ham.
Parayı seven Ferisiler bütün bu sözleri duyunca İsayla alay etmeye başladılar.Fariseii, cari erau iubitori de bani, ascultau şi ei toate lucrurile acestea, şi îşi băteau joc de El.
Parayı seven Ferisiler bütün bu sözleri duyunca İsayla alay etmeye başladılar.Hallák pedig mindezeket a farizeusok is, kik pénzszeretõk valának; és csúfolák õt.
Parayı seven Ferisiler bütün bu sözleri duyunca İsayla alay etmeye başladılar.I farisei, che erano attaccati al denaro, ascoltavano tutte queste cose e si beffavano di lui
Parayı seven Ferisiler bütün bu sözleri duyunca İsayla alay etmeye başladılar.바리새인들은 돈을 좋아하는 자라 이 모든 것을 듣고 비웃거늘
Parayı seven Ferisiler bütün bu sözleri duyunca İsayla alay etmeye başladılar.Les pharisiens, qui étaient avares, écoutaient aussi tout cela, et ils se moquaient de lui.