Ana içeriğe geç
Sözlük

fer ile cümle

fer kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tom spor çantasını yere koydu ve sonra onun fermuarını açtı.Tom put his duffel bag down on the ground, and then unzipped it.
"Berlin'in merkezindeki bu büyük kule nedir?" "O, Fernsehturm'dur!""What's this big tower in the center of Berlin?" "It's the Fernsehturm!"
Ferahlamak için bana bir dakika ver.Give me a minute to freshen up.
Giysimin fermuarını kapatmama yardım et.Help me zip up my dress.
Yüzlerce lise öğrencisini taşıyan bir feribot Güney Kore'de battı.A ferry carrying hundreds of high school students sank in South Korea.
Girdikten sonra çadırın fermuarını kapatmayı unutma.Don't forget to close the fly of the tent after you enter.
" O bir Ferrari mi yoksa Lamborghini mi?" "O bir Maserati.""Is that a Ferrari or a Lamborghini?" "It's a Maserati."
Tom feribotu bekliyor.Tom is waiting for the ferry.
Tom yolcuları nehirden feribotla geçirdi.Tom ferried the passengers across the river.
Tom pantolonunun fermuarını açtı.Tom unzipped his pants.
Tom ceketinin fermuarını çekti.Tom zipped up his jacket.
Büyük bir Güney Kore feribotu battığında pek çok insan öldü.Many people died when a large South Korean ferry sank.
Tom Meryem'i ferahlatmak istedi.Tom wanted to comfort Mary.
Tebdilimekânda ferahlık vardır.A change of scenery would provide comfort.
Bu böyle bir ferahlık.This is such a relief.
Mavi bir Ferrari hayal edebiliyor musun?Can you imagine a blue Ferrari?
Tom haklarından feragat etti.Tom waived his rights.
Feribotla geleceğim.I'll come by ferry.
Maaşımdan feragat ediyorum.I voluntarily give up my salary.
Son feribot ne zaman?When's the last ferry?
Ben, suitleri ferah, kanapeleri geniş sandviçleri bol buldum.I found the suites capacious, the sofas commodious, the sandwiches copious.
Tom ferahlatıcı, dürüst ve iyi bir genç adam.Tom is refreshing, honest and a good young man.
Bu ferahlatıcı bir değişiklik.This is a refreshing change of pace.
Almanya Avrupa'nın en büyük ve en ferah ekonomisi.Germany is Europe's largest and most prosperous economy.
Onun ferahlatıcı olduğunu düşündüm.I thought it was refreshing.
Odadaki bir ayna duvar bir ferahlık yanılsaması yaratır.A mirror wall in the room creates an illusion of spaciousness.
Tom'un dairesi ferahtır.Tom's apartment is spacious.
Tom, bana yardım et. Fermuar sıkıştı.Tom, help me. The zipper's stuck.
Elbisemin fermuarını yukarı çekebilir misin?Can you zip up my dress?
Lütfen elbisemin fermuarını kapatır mısın?Could you please zip up my dress?
Giysimi fermuarlatamıyorum.I can't get my dress zipped up.
Bu ferahlatıcı değil mi?Isn't this refreshing?
Nehir kenarı boyunca ferahlatıcı bir yürüyüş yaptı.He took a refreshing walk along the riverside.
Tom fermuarını çekerek çantasını kapattı.Tom zipped his bag shut.
Videonun başında birkaç feragatname vardı.There were multiple disclaimers at the start of the video.
Onu çok ferahlatıcı buluyorum.I find that very refreshing.
"Dün feribotu gördüğümüzü düşünmüyor musun?" "Evet.""Don't you think we saw the ferry yesterday?" "Yeah."
Sami ve Leyla, Ferit'i ıssız bir çiftliğe götürdüler.Sami and Layla drove Farid to a deserted farm.
Leyla'nın bir Bentley'i vardı. Kocasının ise bir Ferrari.Layla had a Bentley. Her husband, a Ferrari.
Leyla, Sami'yi bir Ferrari satın aldı.Layla bought Sami a Ferrari.
Sami, Ferit'ten Leyla'yı kontrol etmeye gitmesini istedi.Sami asked Farid to go check on Layla.
Sami, Ferit'i garajda asılı buldu.Sami found Farid hanging in the garage.
Sami hem Ferit'i hem de onun karısını öldürdü.Sami killed both Farid and his wife.
Sami çaresizce Ferit'i sakinleştirmeye çalıştı.Sami desperately tried to calm Farid down.
Sami, Ferit'in kız kardeşi Leyla ile evlendi.Sami was married to Farid's sister, Layla.
Sami, Ferit'in en iyi adamıydı.Sami was Farid's best man.
Sami, Ferit'in geçmişi hakkında Leyla'yı bilgilendirdi.Sami informed Layla of Farid's past.
Sami, Ferit'in eski kayınbiraderidirSami is Farid's former brother-in-law.
Sami, Ferit'in üniversite arkadaşıydı.Sami was Farid's college friend.
Sami hapishanede Ferit ile tanıştı.Sami met Farid in jail.
Sami hapishanede Ferit'le karşılaştı.Sami met Farid in jail.
Birçok Ferisi ve Sadduki, Vaftizci Yahya'nın vaftizine geldi.Many Pharisees and Sadducees came to the baptism of John the Baptist.
Sami, Ferit'in grup arkadaşıydı.Sami was Farid's bandmate.
Sami, Ferit ve Leyla'yla yaşıyordu.Sami lived with Farid and Layla.
Tom, jüride yargılanma hakkından feragat etmek istemiyor.Tom does not want to waive his right to a jury trial.
Sami, Ferit'in yeni ortağıydı.Sami was Farid's new associate.
Sami sadece bir kişi için çalışır. Ferit Bekir.Sami works only for one person and it's Farid Bakir.
Sami Ferit'i camiye davet etti.Sami invited Farid into the mosque.
Su ferahlatıcıdır.The water is refreshing.
Sami, Ferit'in karısıyla yatıyor.Sami is sleeping with Farid's wife.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod