1771'de bir limanına deniz feneri yapıldı.1771-ben új hajóval bővítették.
Deniz feneri 1958 yılında restore edildi.Virran maine palautettiin 1958.
Deniz Kuvvetleri, deniz feneri de dahil olmak üzere, navigasyona yardım etmekten sorumludur.Merivoimiin kuuluu myös tukevia maavoimien yksiköitä laivaston lisäksi.
Ayrıca el feneri, patlayıcılar ve sağlık paketleri emrimizde.Kranaatinheitinkomppania, antaa kranaatinheitin-, viesti- ja mittauskoulutusta.
Deniz Kuvvetleri, deniz feneri de dahil olmak üzere, navigasyona yardım etmekten sorumludur.Το Πολεμικό Ναυτικό είναι επίσης υπεύθυνο για βοηθημάτων ναυσιπλοΐας, περιλαμβανόμενων των φάρων
Son Alman direnek noktası bugünkü deniz feneri civarında oluşturulmuştu.Η Βερίγγεια γέφυρα βρίσκονταν στο σημείο του σημερινού Βερίγγειου πορθμού.
Eğer fenerin pili biterse oyuncu saldırıya açık hale gelir.Αν το Pokémon πιαστεί με επιτυχία θα ανήκει πλέον στον παίκτη.
Doğu ucunda bir deniz feneri bulunur.Υπάρχει ένας φωτεινός ραδιοφάρος στα βόρεια.
Ayrıca bu adada Akliman feneri bulunmaktadır.På denne ø findes også et fyrtårn.
Katil öldürmeden önce, Ferrin ve Mageau'ya doğru el fenerini tuttu, sonrasında beş el ateş etti.Drapsmannen lyste inn i Mageaus og Ferrins øyne før han avfyrte totalt fem skudd mot dem.
İngiltere'de genel deniz feneri idaresi Corporation of Trinity House'tur.Fyrtårnet er drevet av det britiske selskapet Trinity House.
El feneri - Işık vermeye yarayan bir el aleti.Refleks (utstyr) – Et hjelpemiddel for å reflektere lys.
Sachs evinin önündeki feneri yakar ve sokak aydınlığa bürünür.Han tilbringer tiden foran datamaskinen på rommet sitt, med lysene av.
Ayvalık İskele (A) Feneri.Ukuran Lambang: a.
Şehirdeki pek çok parkta gerçekleştirilen ‘buz feneri park turu’ aktiviteleri vardır.Có biểu diễn đèn băng tại các công viên trong thành phố.
Adada 1922 yılında yapılmış bir deniz feneri bulunmaktadır.Ở giữa đảo có một ngọn đèn biển được xây dựng vào năm 1872.
Hızlı araçlarla Edge bir cetvel, pusula veya el feneri haline dönüşür.Với các công cụ nhanh chóng, Edge biến thành thước kẻ, la bàn hoặc đèn pin.
Ayrıca bu adada Akliman feneri bulunmaktadır.Trên đảo có một tháp hải đăng.
Ya yarı yoldayken feneri söndürürsen ne olacak?’ der.提灯がわりに照らしておくれか」と言う。
Ayvalık İskele (A) Feneri.うみへび座A:電波源。
Bu olaydan sadece Jack kurtulur ve yakınlardaki bir deniz fenerine gider.幸運にも生き延びたジャックは近くにあった灯台にたどり着く。
Adada 1922 yılında yapılmış bir deniz feneri bulunmaktadır.海岸には1922年(大正11年)に建てられた和田ノ鼻灯台がある。
Ayrıca el feneri, patlayıcılar ve sağlık paketleri emrimizde.他にレーザー砲及び機銃も装備。
Otomatik ve manuel torçlar el feneri benzeri yapılarda da üretilmektedir.尚、この腕部自体がマニピュレーターとしても機能する。
Deniz Kuvvetleri, deniz feneri de dahil olmak üzere, navigasyona yardım etmekten sorumludur.船団の船は、先導する護衛艦のランプを頼りに航行する。
Üstte bir el feneri var, menüden ya da navigasyon tuşuna iki kez basılarak açılır.1個閘口位於1號月台側,2個月台以跨線天橋連接。
Sinis yarimadasinda San Marco Burnu deniz feneri ^ İSTAT 31.12.2007) Oristano ili resmî websitesi (İtalyanca)ACF Fiorentina Report and Accounts on 31 December 2007 (이탈리아어) (이탈리아어/영어) ACF 피오렌티나 공식 웹사이트
Şubat 1890'da Soçi Feneri yapıldı.1890년 2월에는 소치 등대가 건설되었다.
Yaptığı fenerin sağlamlığına çok güveniyordu.파동으로 생각했던 빛이 입자라는 것을 보였다.
Tsurugi Burnu, 1871'de aydınlatmaya başlamış olan, Japonya'nın en eski batı tarzı deniz fenerine sahiptir.쓰루기 곶에는 1871년에 처음 불을 밝힌 일본에서 가장 오래된 서양식 등대가 있다.
Elinde bir el feneri ve 9mmlik Luger tabanca tutmaktaydı.둘은 가발을 쓰고 글록 9mm 권총으로 무장을 했고, 한명은 방탄 조끼를 착용하고 있었다.
Ya yarı yoldayken feneri söndürürsen ne olacak?’ der.ברגע שאהיה בחצי הדרך אתה תכבה את הפנס!".
Adada 1922 yılında yapılmış bir deniz feneri bulunmaktadır.Na jednom od otoka je 1874. godine izgrađen svjetionik.
Tamir Feneri Hasarlı taşıtları onarır - bunu kullanabilmek için taşıttan çıkmalısınız.Obloge vijenaca tarenica troše se u pogonu, pa ih je potrebno zamjenjivati.
Adada herhangi bir turistik tesis bulunmamakta sadece kuzey ucunda çakarlı deniz feneri bulunmaktadır.Na otoku nema skoro ničega osim svjetionika.
Ayrıca bu adada Akliman feneri bulunmaktadır.Na otoku se nalazi svjetionik.
Elinde bir el feneri ve 9mmlik Luger tabanca tutmaktaydı.Zbraň je radená medzi samopaly a používa náboje 9 mm Luger.
Ayrıca bu adada Akliman feneri bulunmaktadır.Na ostrove sa nachádza automatizovaný maják.
Lindesnes feneri en sık ziyaret edilen turistik yerlerindendir.Malá Fatra patrí medzi často navštevované turistické lokality.
Geri çekilmeyen anlatıcı bir süre bekler, ardından elindeki fenerin üzerini açmaya karar verir.Objektni žarek vpade na objekt, kjer se od njega odbija, nato pa odbita svetloba vpade na fotografsko ploščo.
Otomatik ve manuel torçlar el feneri benzeri yapılarda da üretilmektedir.Gorilniki za ročno in avtomatsko varjenje TIG so podobno sestavljeni.
Yaptığı fenerin sağlamlığına çok güveniyordu.Labai aktyviai stebėjo šviesulius.
Kuzey zirvesinde bir deniz feneri bulunur.Põhjatipul on tuletorn.
#AgainstAllGenocides etkinliğinde 500 dilek feneri Beyrut'un gökyüzüne salındı.#ZavarianStudentAssociationSe soltaron 500 linternas en el cielo de Beirut, en contra de todos los genocidios.
Alguada Deniz Feneri.Faro de Alguada
Alguada Deniz Feneri.Faro di Alguada
Alguada Deniz Feneri.Le phare Alguada
Alguada Deniz Feneri.Бёрдом (George W Bird):
Alguada Deniz Feneri.Alguada - latarnia morska
Alguada Deniz Feneri.منارة ألجوادا
Ayrıca ışıkları açıp kapayabileceğim bir anahtar aldım. Ve kırık bir el fenerinden yapılmış küçük bir meşale.Znalazłem przełącznik, żeby móc włączać i wyłączać światła oraz małą żarówkę z zepsutej latarki.
Ayrıca ışıkları açıp kapayabileceğim bir anahtar aldım. Ve kırık bir el fenerinden yapılmış küçük bir meşale.Намерих и прекъсвач, с който да пускам и спирам светлините, както и малко фенерче.
Bir de kocaman bir pili olan bir el feneri ve birkaç tane küçük hoparlör satın aldık.Am cumpărat o lanternă cu o baterie mare și mai multe difuzoare.
Bir de kocaman bir pili olan bir el feneri ve birkaç tane küçük hoparlör satın aldık.Compramos una linterna con una batería muy grande y un puñado de pequeńos altavoces.
Bir de kocaman bir pili olan bir el feneri ve birkaç tane küçük hoparlör satın aldık.그리고 큰 건전지가 들어가는 전등과 작은 스피커들을 구매했습니다.
Bir de kocaman bir pili olan bir el feneri ve birkaç tane küçük hoparlör satın aldık.Nous avons acheté une lampe de poche avec une très grosse batterie, et un tas de petits haut-parleurs.
Bir de kocaman bir pili olan bir el feneri ve birkaç tane küçük hoparlör satın aldık.Siamo andati a comprare una torcia con una grossa batteria e una serie di piccoli altoparlanti.
Bir de kocaman bir pili olan bir el feneri ve birkaç tane küçük hoparlör satın aldık.We kochten een zaklamp met een zeer grote batterij en een hoop kleine luidsprekers.
Bir de kocaman bir pili olan bir el feneri ve birkaç tane küçük hoparlör satın aldık.Πήγαμε και αγοράσαμε ένα φακό με μια πολύ μεγάλη μπαταρία και πολλά μικρά ηχεία.
Bir de kocaman bir pili olan bir el feneri ve birkaç tane küçük hoparlör satın aldık.Купихме и фенер с много голяма батерия и много малки говорители.