Ernst Mach (18 Şubat, 1838 – 19 Şubat, 1916) Avusturya-Çek kökenli fizikçi ve felsefeci.Ernst Mach (18. helmikuuta 1838 – 19. helmikuuta 1916) oli itävaltalais-tšekkiläinen fyysikko ja filosofi.
1930) 2002 - Robert Nozick, Amerikan felsefeci (d.1930) 2002 – Robert Nozick, yhdysvaltalainen filosofi (s.
1909) 17 Eylül – Karl Popper, Avusturya kökenli Britanyalı felsefeci (d.1909) 17. syyskuuta – Sir Karl Popper, itävaltalais-englantilainen filosofi (s.
1940 yılında Alman şair ve felsefeci Heinrich Blücher ile evlendi.Το 1940, παντρεύτηκε τον Γερμανό ποιητή και μαρξιστή φιλόσοφο, Heinrich Blücher, ιδρυτικό μέλος του KPD.
1588 - Thomas Hobbes, İngiliz felsefeci (ö.1588 - Thomas Hobbes, engelsk filosof (død 1679).
1965) 11 Şubat – Hans-Georg Gadamer, Alman felsefeci (ö.11. februar – Hans-Georg Gadamer, tysk filosof (død 2002).
Aydınlanmış Felsefeciler.Tapte illusjoner.
Jean-Paul Sartre ve Martin Heidegger etkilendiği felsefecilerdendi.Det er særlig Martin Heidegger og Jean-Paul Sartre som bruker begrepet.
1940 yılında Alman şair ve felsefeci Heinrich Blücher ile evlendi.Pada 1940, ia menikah dengan penyair dan filsuf Jerman Heinrich Blücher.
Ernst Mach (18 Şubat, 1838 – 19 Şubat, 1916) Avusturya-Çek kökenli fizikçi ve felsefeci.Ernst Mach (diucapkan ) (18 Februari 1838 - 19 Februari 1916) adalah seorang fisikawan dan filsuf Austria.
1872) 1820 - Herbert Spencer, İngiliz felsefeci (ö.1872) 1820 - Herbert Spencer, fisuf Inggris (w.
Allah'ın sıfatlarını inkâr eden felsefecilerin mesleği Ta'til olarak adlandırılır.Dengan demikian, mereka yang menolak karunia Allah ini menanggung kematian dalam perselisihan mereka.
Bunlar bir zamanlar matematik felsefecilerinin başlıca uğraşı alanıydı.Ini adalah salah satu dari banyak perkara yang diperhatikan di dalam filsafat matematika.
1821) 1903 - Herbert Spencer, İngiliz felsefeci (d.1821) 1903 – Herbert Spencer, triết gia người Anh (s.
1973) 1900 - Erich Fromm, Amerikalı psikoanalizci ve toplum felsefecisi (ö.1943) 1900 - Erich Fromm, nhà phân tích tâm lý người Đức (m.
Allah'ın sıfatlarını inkâr eden felsefecilerin mesleği Ta'til olarak adlandırılır.アッラーの名を唱えながら、平安の上にない者は、アッラーではなく、アッラーと名付けた 他の神々を拝む者である。
"Feminist Felsefeciler: Kendi Sözleriyle" .エペソ書は、「妻たちよ。
11 Şubat 1994), Avusturyalı filozof ve bilim felsefecisi.2월 11일 - 오스트리아의 과학 철학자 파울 파이어아벤트.
Muattıla, Allah'ın sıfatlarını inkâr eden felsefecilerin i'tikatlarına verilen ad.그러므로 하나님을 따라서 하나님의 사고를 사색하는 계시의존사색(啓示依存思索)만이 그의 지켜나아갈 궤도라고 한다.
Ernst Mach (18 Şubat, 1838 – 19 Şubat, 1916) Avusturya-Çek kökenli fizikçi ve felsefeci.ארנסט מאך (בגרמנית: Ernst Mach; 18 בפברואר 1838 - 19 בפברואר 1916) היה פיזיקאי ופילוסוף אוסטרי-צ'כי.
Frye 2007-2008 yılında Phi Beta Kappa Cemiyeti’nin Doğal Felsefecisi seçildi.בין השנים 2007 - 2008 היא הוזמנה להרצות בפני אגודת פיא בטא קפה (Phi Beta Kappa).
Jean-Paul Sartre ve Martin Heidegger etkilendiği felsefecilerdendi.ראה בז'אן פול סארטר את מורו המחשבתי.
Bilim felsefecileri hiçbir şeyi mutlak bir kesinlikle bilmediğimizi iddia etmektedirler.חלק מהפליביליסטים טוענים כי וודאות מוחלטת על כל סוג של ידע היא בלתי אפשרית.
Siyaset Felsefesi: Siyaset felsefecileri olması gerekeni inceleyen düşünürlerdir.Политическа философия – фокусира се върху изучаването на политическата философия.
Ernst Mach (18 Şubat, 1838 – 19 Şubat, 1916) Avusturya-Çek kökenli fizikçi ve felsefeci.Ernst Mach (Brno, 18. veljače 1838. - München, 19. veljače 1916.), austrijski fizičar i filozof.
Rudolf Eisler (7 Ocak 1873, Viyana - 13 Aralık 1926), Alman Yahudi felsefeci.Rudolf Eisler (* 7. január 1873, Viedeň, Rakúsko – † 13. december 1926, Viedeň) bol rakúsky filozof.
Bunlar bir zamanlar matematik felsefecilerinin başlıca uğraşı alanıydı.Včasih so predstavljali glavnino študija filozofov matematike.
1940 yılında Alman şair ve felsefeci Heinrich Blücher ile evlendi.Leta 1940 se je poročila z nemškim pesnikom in marksističnim filozofom Heinrichom Blücherjem.
Thomas Samuel Kuhn (18 Temmuz 1922 - 17 Haziran 1996), Amerikalı, fizikçi, tarihçi ve bilim felsefecisi.Thomas Samuel Kuhn (18. juuli 1922 – 17. juuni 1996) oli ameerika teadusloolane ja teadusfilosoof.
Ama aslında, ahlak felsefecisiydi ve neden ahlaksal olduğumuz konusunda haklıydı.Ale v skutočnosti bol filozof morálky, a mal pravdu v tom, prečo sme morálni.
Ama aslında, ahlak felsefecisiydi ve neden ahlaksal olduğumuz konusunda haklıydı.Byl to ve skutečnosti moralitní filozof, a v tom, proč jsme morální, měl pravdu.
Ama aslında, ahlak felsefecisiydi ve neden ahlaksal olduğumuz konusunda haklıydı.Dar el era un filozof al moralei și teoria sa a moralității era corectă.
Ama aslında, ahlak felsefecisiydi ve neden ahlaksal olduğumuz konusunda haklıydı.De ő tulajdonképpen morálfilozófus volt, és igaza volt abban, hogy miért vagyunk morálisak.
Ama aslında, ahlak felsefecisiydi ve neden ahlaksal olduğumuz konusunda haklıydı.하지만 그는, 사실, 도덕적인 철학자였고, 우리가 왜 도덕적인지에 대해서 옳았음을 보여주었죠
Ama aslında, ahlak felsefecisiydi ve neden ahlaksal olduğumuz konusunda haklıydı.Maar hij was eigenlijk moraalfilosoof. Hij had gelijk over waarom we moreel zijn.
Ama aslında, ahlak felsefecisiydi ve neden ahlaksal olduğumuz konusunda haklıydı.Ma era, di fatto, un filosofo morale, e aveva ragione sul perché siamo morali.
Ama aslında, ahlak felsefecisiydi ve neden ahlaksal olduğumuz konusunda haklıydı.Mas ele era, de facto, um filósofo moral, e ele estava certo quanto à razão por que somos morais.
Ama aslında, ahlak felsefecisiydi ve neden ahlaksal olduğumuz konusunda haklıydı.Men han var i virkeligheden en moralsk filosof, og han havde ret om hvorfor vi er moralske.
Ama aslında, ahlak felsefecisiydi ve neden ahlaksal olduğumuz konusunda haklıydı.Mutta hän oli tosiasiassa moraalifilosofi ja hän oli oikeassa siitä miksi olemme moraalisia.
Ama aslında, ahlak felsefecisiydi ve neden ahlaksal olduğumuz konusunda haklıydı.Namun pada dasarnya dia seorang filsuf moral dan dia benar tentang mengapa ktia bermoral.
Ama aslında, ahlak felsefecisiydi ve neden ahlaksal olduğumuz konusunda haklıydı.Smith fue, de hecho, un filósofo moral y tenía razón en que somos morales.
Ama aslında, ahlak felsefecisiydi ve neden ahlaksal olduğumuz konusunda haklıydı.Tatsächlich war er aber ein Moralphilosoph und er wusste, warum wir moralisch handeln.
Ama aslında, ahlak felsefecisiydi ve neden ahlaksal olduğumuz konusunda haklıydı.Ήταν κατά βάθος, ένας ηθικός φιλόσοφος και είχε δίκιο για τους λόγους που είμαστε ηθικοί.
Ama aslında, ahlak felsefecisiydi ve neden ahlaksal olduğumuz konusunda haklıydı.Но он был, на самом деле, философом-моралистом, и он был прав по поводу того, почему мы существа нравственные.
Ama aslında, ahlak felsefecisiydi ve neden ahlaksal olduğumuz konusunda haklıydı.Но той, фактически, е философ на морала, и е прав по въпроса защо сме морални.
Ama aslında, ahlak felsefecisiydi ve neden ahlaksal olduğumuz konusunda haklıydı.Однак насправді, він був філософом моралістом та був цілком правий в тому, що ми моральні істоти.
Ama aslında, ahlak felsefecisiydi ve neden ahlaksal olduğumuz konusunda haklıydı.אבל למעשה הוא היה פילוסוף של מוסר, והוא צדק אודות מדוע אנו מוסריים.
Ama aslında, ahlak felsefecisiydi ve neden ahlaksal olduğumuz konusunda haklıydı.道徳的である理由について考えていたのです それに関わる分子を発見したところです
Ama felsefecilerin sorunu şuydu ki bilim hakkında konuşmaları gerekirken felsefe yapmaya devam ediyorlardı.Dar problema cu filosofii este că ei filozofau când ar fi trebuit să "ştiinţifieze".
Ama felsefecilerin sorunu şuydu ki bilim hakkında konuşmaları gerekirken felsefe yapmaya devam ediyorlardı.하지만 그 철학자들의 문제점은 과학적으로 생각해야 하는 것조차도 심각하게 철학적이었다는 것이었습니다.
Ama felsefecilerin sorunu şuydu ki bilim hakkında konuşmaları gerekirken felsefe yapmaya devam ediyorlardı.Maar het probleem met filosofen is dat zij filosoferen als ze zouden moeten 'wetenschapperen'.
Ama felsefecilerin sorunu şuydu ki bilim hakkında konuşmaları gerekirken felsefe yapmaya devam ediyorlardı.Ma il problema con i filosofi è che stavano filosofeggiando mentre in realtà avrebbero dovuto scient-izzare.
Ama felsefecilerin sorunu şuydu ki bilim hakkında konuşmaları gerekirken felsefe yapmaya devam ediyorlardı.Mais l'ennui avec les philosophes, c'est qu'ils philosophaient lorsqu'ils auraient dû faire de la science.
Ama felsefecilerin sorunu şuydu ki bilim hakkında konuşmaları gerekirken felsefe yapmaya devam ediyorlardı.Men problemet med filosoferna är att de filosoferade när de borde ha vetenskap-ifierat.
Ama felsefecilerin sorunu şuydu ki bilim hakkında konuşmaları gerekirken felsefe yapmaya devam ediyorlardı.Άλλα το πρόβλημα με τους φιλοσόφους είναι ότι φιλοσοφούσαν όταν έπρεπε να "επιστημούσαν".
Ama felsefecilerin sorunu şuydu ki bilim hakkında konuşmaları gerekirken felsefe yapmaya devam ediyorlardı.Але проблема з філософами в тому, що вони філософствують, замість того, щоб підійти з наукової точки зору.
Ama felsefecilerin sorunu şuydu ki bilim hakkında konuşmaları gerekirken felsefe yapmaya devam ediyorlardı.Но проблема с философами в том, что они философствуют там, где они должны опираться на научные знания.
Ama felsefecilerin sorunu şuydu ki bilim hakkında konuşmaları gerekirken felsefe yapmaya devam ediyorlardı.Но проблемът с философите е, че те философстват вместо да се базират на науката.
Ama felsefecilerin sorunu şuydu ki bilim hakkında konuşmaları gerekirken felsefe yapmaya devam ediyorlardı.אבל הבעיה עם הפילוסופים הוא שהם התפלספו בזמן שהם היו צריכים "להתמדען".
Ama felsefecilerin sorunu şuydu ki bilim hakkında konuşmaları gerekirken felsefe yapmaya devam ediyorlardı.ولكن المشلكة مع هؤلاء الفلاسفة هم انهما كانوا يفلسفون الامور كثيراً بدلا من ان يسلكوا منحى علمياً في النقاش