fedakarlık ile cümle

fedakarlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Erkek ve kadınlarımızın verdiği büyük fedakarlıkları bitmiş değil.Gli enormi sacrifici del nostri uomini e delle nostre donne non sono finiti.
Erkek ve kadınlarımızın verdiği büyük fedakarlıkları bitmiş değil.우리 국민의 엄청난 희생은 아직 완전히 끝나지 않았습니다.
Erkek ve kadınlarımızın verdiği büyük fedakarlıkları bitmiş değil.Les sacrifices énormes de nos hommes et femmes ne sont pas encore finis.
Erkek ve kadınlarımızın verdiği büyük fedakarlıkları bitmiş değil.しかし今夜、どのようにしてアフガニスタンでの戦争と軍事行動を完了するかお話しましょう。
Fedakarlık olmasa hediye olmaz.Μπορώ να φύγω; Ναι, Μαρία.
Fedakarlık yaptığın her şey için그동안 희생한 모든 것에 대해
Fedakarlık yaptığın her şey içinPer tutte le cose che hai sacrificato
Fedakarlık yaptığın her şey içinPor todas as coisas que sacrificaste
Fedakarlık yaptığın her şey içinPour toutes les choses que tu as sacrifié
Fedakarlık yaptığın her şey içinUntuk segala hal yang sudah kau korbankan
Fedakarlık yaptığın her şey içinبسبب جميع تلك الأشياء التي ضحيت بها
Fedakarlık yaptığın her şey içinもし、時間を巻き戻せたらどんなにいいことか
Hala bir takım borçlar olsa da Chris bir takım fedakarlıklar da yaparak bu filmi yapmayı başardı.Acum e încă în datorii, dar Chris a reuşit, prin propriul sacrificiu să monteze acest film.
Hala bir takım borçlar olsa da Chris bir takım fedakarlıklar da yaparak bu filmi yapmayı başardı.Ainda não pagou os custos, mas o Chris conseguiu, a suas expensas, fazer sair o filme.
Hala bir takım borçlar olsa da Chris bir takım fedakarlıklar da yaparak bu filmi yapmayı başardı.Aujourd'hui, Chris est toujours endetté, mais a réussi, par son propre sacrifice, à sortir ce film.
Hala bir takım borçlar olsa da Chris bir takım fedakarlıklar da yaparak bu filmi yapmayı başardı.Chris è ancora indebitato, ma grazie al suo sacrificio è stato possibile produrre questo film.
Hala bir takım borçlar olsa da Chris bir takım fedakarlıklar da yaparak bu filmi yapmayı başardı.Den är fortfarande skuldsatt, men Chris har lyckats, genom sitt eget uppoffrande, att få ut filmen.
Hala bir takım borçlar olsa da Chris bir takım fedakarlıklar da yaparak bu filmi yapmayı başardı.Den stadig i underskud, men Chris har klaret, gennem hans egen ofring, at få den her film ud.
Hala bir takım borçlar olsa da Chris bir takım fedakarlıklar da yaparak bu filmi yapmayı başardı.Je síce zadlžený, ale Chrisovi sa podarilo vlastnou obetavosťou dostať tento film na premietanie.
Hala bir takım borçlar olsa da Chris bir takım fedakarlıklar da yaparak bu filmi yapmayı başardı.이 영화를 만드는데 크리스씨의 희생이 뒤따랐습니다. 그에게 많은 신세를 지고 있어요.
Hala bir takım borçlar olsa da Chris bir takım fedakarlıklar da yaparak bu filmi yapmayı başardı.Még mindig tartozik, de Chris elérte, a saját áldozatai árán, hogy terjesszék a filmet.
Hala bir takım borçlar olsa da Chris bir takım fedakarlıklar da yaparak bu filmi yapmayı başardı.Obecnie jest pod kreską, lecz poświęcenie Chrisa pozwoliło stworzyć ten film.
Hala bir takım borçlar olsa da Chris bir takım fedakarlıklar da yaparak bu filmi yapmayı başardı.Todavía no la han rentabilizado, pero Chris ha conseguido con su sacrificio sacarla adelante.
Hala bir takım borçlar olsa da Chris bir takım fedakarlıklar da yaparak bu filmi yapmayı başardı.Zatím je pořád zadlužen, ale Chrisovi se povedlo, díky vlastní obětavosti, film vydat.
Hala bir takım borçlar olsa da Chris bir takım fedakarlıklar da yaparak bu filmi yapmayı başardı.Ακόμα είναι χρεωμένη, αλλά ο Κρις έχει καταφέρει με δική του θυσία, να προωθήσει την ταινία.
Hala bir takım borçlar olsa da Chris bir takım fedakarlıklar da yaparak bu filmi yapmayı başardı.Все още не се е отплатил, но Крис успя, чрез собствени жертви да направи филма.
Hala bir takım borçlar olsa da Chris bir takım fedakarlıklar da yaparak bu filmi yapmayı başardı.И теперь, до сих пор в долгах, но Крис смог, жертвуя многим, завершить этот фильм.
Hala bir takım borçlar olsa da Chris bir takım fedakarlıklar da yaparak bu filmi yapmayı başardı.הוא עדיין בחובות, אבל כריס הצליח, תוך הקרבה עצמית, להוציא את הסרט.
Hala bir takım borçlar olsa da Chris bir takım fedakarlıklar da yaparak bu filmi yapmayı başardı.مازال كريس يدين بتكلفة الفيلم، لكنه إستطاع عن طريق تضحيته الشخصية، أن ينشر بالفيلم.
Hala bir takım borçlar olsa da Chris bir takım fedakarlıklar da yaparak bu filmi yapmayı başardı.映画を世に出せました。 こうして私たちは
Hepimiz aynı botta değiliz ve bu da kimsenin kamu menfaati için fedakarlık yapmayacağı anlamına gelir.Chúng ta không cùng một con thuyền, nghĩa là không ai sẵn sàng hy sinh vì lí tưởng chung.
Hepimiz aynı botta değiliz ve bu da kimsenin kamu menfaati için fedakarlık yapmayacağı anlamına gelir.우리는 모두 같은 배에 타고 있지 않고 어느 누구도 공익을 위해 희생하고자 하지 않습니다.
Hepimiz aynı botta değiliz ve bu da kimsenin kamu menfaati için fedakarlık yapmayacağı anlamına gelir.Nem egy csónakban evezünk és ez azt jelenti, hogy senki sem hajlandó áldozatot hozni a közjó érdekében.
Hepimiz aynı botta değiliz ve bu da kimsenin kamu menfaati için fedakarlık yapmayacağı anlamına gelir.Nie płyniemy tą samą łódką, co oznacza, że nikt nie chce poświęcać się dla wspólnego dobra.
Hepimiz aynı botta değiliz ve bu da kimsenin kamu menfaati için fedakarlık yapmayacağı anlamına gelir.No estamos todos en el mismo barco, y eso significa que nadie está dispuesto a sacrificarse por el bien común.
Hepimiz aynı botta değiliz ve bu da kimsenin kamu menfaati için fedakarlık yapmayacağı anlamına gelir.Nu suntem toți în aceeași barcă, și asta înseamnă că nimeni nu e dispus să se sacrifice pentru binele comun.
Hepimiz aynı botta değiliz ve bu da kimsenin kamu menfaati için fedakarlık yapmayacağı anlamına gelir.We zitten niet in hetzelfde schuitje en dat betekent dat niemand iets over heeft voor het algemeen nut.
Hepimiz aynı botta değiliz ve bu da kimsenin kamu menfaati için fedakarlık yapmayacağı anlamına gelir.Wir sind nicht alle in einem Boot und das bedeutet, dass niemand sich für's Allgemeinwohl opfern will.
Hepimiz aynı botta değiliz ve bu da kimsenin kamu menfaati için fedakarlık yapmayacağı anlamına gelir.Мы не в одной лодке, а это значит, что никто не готов жертвовать собой ради общего блага.
Hepimiz aynı botta değiliz ve bu da kimsenin kamu menfaati için fedakarlık yapmayacağı anlamına gelir.במיוחד, זה הורס את האמון שלנו בזולת, את ההרגשה שכולנו באותה הסירה, כי ברור שזה לא כך.
Hepimiz aynı botta değiliz ve bu da kimsenin kamu menfaati için fedakarlık yapmayacağı anlamına gelir.نحن لسنا على متن نفس السفينة، و هذا يعني انه ليس من يريد التضحية للفائدة المشتركة.
Hepimiz aynı botta değiliz ve bu da kimsenin kamu menfaati için fedakarlık yapmayacağı anlamına gelir.つまり共通の利益のために 自らを犠牲にしたがる人はいないということです 左派勢力は30年にわたって この脅威を叫び続けてきました
Her değerli eylem bir çeşit fedakârlık gerektirir.A že každý přínosný čin vyžaduje určitou oběť.
Her değerli eylem bir çeşit fedakârlık gerektirir.Dan setiap tindakan yang bermanfaat akan memerlukan pengorbanan.
Her değerli eylem bir çeşit fedakârlık gerektirir.Dat elke waardevolle actie een zekere mate van opoffering vereist.
Her değerli eylem bir çeşit fedakârlık gerektirir.Et chaque action qui vaut la peine exige un niveau de sacrifice.
Her değerli eylem bir çeşit fedakârlık gerektirir.Jede Aktion, die es wert ist, bedarf eines gewissen Maßes an Opferbringung.
Her değerli eylem bir çeşit fedakârlık gerektirir.Każde istotne działanie wymaga poświęceń.
Her değerli eylem bir çeşit fedakârlık gerektirir.그리고 그 모든 가치있는 행위은 어느 정도의 희생을 요구합니다.
Her değerli eylem bir çeşit fedakârlık gerektirir.Och att varje värdefull handling kräver ett visst mått av uppoffring.
Her değerli eylem bir çeşit fedakârlık gerektirir.S hogy egy érdemleges cselekvés egy adag önfeláldozással is jár.
Her değerli eylem bir çeşit fedakârlık gerektirir.Şi că orice acţiune meritoasă necesită un anumit nivel de sacrificiu.
Her değerli eylem bir çeşit fedakârlık gerektirir.Y que cada acción valiosa requiere un nivel de sacrificio.
Her değerli eylem bir çeşit fedakârlık gerektirir.Και ότι κάθε αξιόλογη δράση απαιτεί ένα επίπεδο θυσίας.
Her değerli eylem bir çeşit fedakârlık gerektirir.И, че всяка достойна постъпка изисква някаква саможертва.
Her değerli eylem bir çeşit fedakârlık gerektirir.Каждое сто́ящее действие требует определённого самопожертвования.
Her değerli eylem bir çeşit fedakârlık gerektirir.Та кожна корисна дія потребує певного рівня пожертви.
Her değerli eylem bir çeşit fedakârlık gerektirir.ושכל פעולה ראויה לשמה מחייבת מידה של הקרבה.
Her değerli eylem bir çeşit fedakârlık gerektirir.今 私はこの身を余すところなく 動物達に捧げます
Her hediye bir fedakarlık demektir.Τα ταχτοποίησα όλα.

İlgili Sayfalar