Bunun çok fazla sorun olmadığını umuyorum.I hope it wasn't too much trouble.
Ben ondan daha fazlasını yapmak niyetindeyim.I intend to do more than that.
Daha fazla param yok.I don't have any more money.
Fazla uyumuyorum zaten.I don't sleep much anyway.
Ben daha fazla bir şey söylemene gerek olduğunu sanmıyorum.I don't think you need to say anything more.
Daha fazla test istemiyorum.I don't want any more tests.
Şu anda fazla vaktim yok.I just don't have much time.
Daha fazla zamana ihtiyacım var. Ayrıca biraz nakite ihtiyacım var.I need more time. I also need some cash.
Daha fazla egzersiz yapmam gerekiyor.I need to exercise more.
Sizi bu gece daha fazla rahatsız etmeyeceğim.I won't bother you anymore tonight.
Söyleyecek daha fazla bir şeyim yok.I've got nothing more to say.
Az önce Tom'un daha fazla acı çekmesini izleyemedim.I just couldn't watch Tom suffer anymore.
O, nükleer enerjini kötülükleri üzerine bir saatten daha fazla nutuk çekti.He held forth for more than an hour on the evils of nuclear power.
Umarım Tom çok fazla yaklaşmaz.I just hope Tom doesn't get too close.
Sadece biraz daha fazla zamana ihtiyacım var.I just need a little more time.
Benim sadece Tom ile daha fazla zamana ihtiyacım var.I just need more time with Tom.
Sadece daha fazla zamana ihtiyacım var.I just need more time.
Sadece daha fazla yere ihtiyacım vardı.I just needed more room.
Neredeyse üç bin dolardan fazla para harcadım.I just spent over three thousand dollars.
Ben çok fazla biliyordum.I knew too much.
Daha fazlasını yapabileceğimi biliyorum.I know I can do more.
Ben senin düşündüğünden daha fazlasını biliyorum.I know more than you think.
Daha fazla yağa ihtiyacım var.I need more butter.
Daha fazla yardıma ihtiyacım var.I need more help.
Daha fazla bilgiye ihtiyacım var.I need more information.
Daha fazla yere ihtiyacım var.I need more room.
Bundan daha fazlasına ihtiyacım var.I need more than that.
Daha fazla ayrıntı bilmem gerekiyor.I need to know more details.
Daha fazla ayrıntı bilmeliyim.I need to know more details.
Daha fazlasını bilmem gerekiyor.I need to know more.
Daha fazlasını bilmeliyim.I need to know more.
Biraz daha fazla zamana ihtiyacım vardı.I needed a little extra time.
Asla fazla uyumam.I never oversleep.
Çok fazla sipariş verdim. Onun hepsini yiyebileceğimi sanmıyorum.I ordered way too much. I don't think I can eat it all.
Keşke çalışmak için daha fazla zamanım olsa.I wish I could have more time to study.
Çok fazla seçeneğim yok gerçekten, öyle mi?I really don't have much choice, do I?
Tom daha fazla şey söylemek istedi ama söyleyemedi.Tom wanted to say more, but he couldn't.
Tom çok fazla para istiyor.Tom wants way too much money.
Ben sadece yemek pişirmekten daha fazlasını yapabilirim.I can do more than just cook.
Tom'a niçin çok fazla para verdiğini bilmiyorum.I don't know why you gave Tom so much money.
Çok fazla fırsatı kaçırdım.I've missed out on so much.
Çok fazla çalıştım.I've worked very hard.
Artık gerçekten çok fazla önemli değil.It doesn't really matter much anymore.
Fransızca öğrenme birçok insanın düşündüğünden daha fazla zaman alır.Learning French takes longer than most people think.
Bu bize fazla zaman bırakmaz.That doesn't leave us much time.
Bu iş birkaç saatten daha fazla almamalı.This job shouldn't take more than a couple of hours.
Çok fazla söyledim.I said too much.
Tom'un bildiğinden daha fazlasını gördüm.I saw more than Tom knows.
Tom'un gördüğümü düşündüğünden daha fazlasını gördüm.I saw more than Tom thought I saw.
Belki Tom'un daha fazla uyumasına izin vermeliyim.I should probably let Tom sleep a little longer.
Yeni bir ayakkabıyla asla fazla yürümemeliydim.I should've never walked so much in a new pair of shoes.
Çok fazla içmemeliydim.I shouldn't have drunk so much.
Hâlâ çok fazla pratiğe ihtiyacım var.I still need a lot of practice.
Daha fazla beklememeni öneriyorum.I suggest that you not wait any longer.
Sanırım herkes benim biraz çok fazla titiz olduğumu düşünüyor.I suppose everyone thinks I'm being a little too picky.
Sanırım çok fazla soru sordum.I suppose I asked too many questions.
Sanırım biraz daha fazla bekleyebilirdim.I suppose I could wait a little longer.
Sanırım beni çok fazla sevmemenin nedeni bu.I suppose that's why you don't like me so much.
Tom'un daha fazlasını bildiğinden kuşkulanıyorum.I suspect Tom knows more.
Tom'la Mary ile konuştuğumdan daha fazla konuşurum.I talk to Tom more than I talk to Mary.